Somuncu Baba

KÜLTÜR VE SANATIMIZDAKİ KUR’ÂN İZLERİ

Kur’ân, Allah kelamıdır. Yüce Yaratıcı, mutlak güç ve kudretiyle evrende en geniş yetki ve söz sahibi olandır. Evrende her şey Yüce Allah’ın imzasını taşır, Onun varlığına ve sonsuz kudretine tanıklık eder. Aynı şekilde O’nun insanlara ulaştırdığı son kitap Kur’ân’da çok yönlü, kapsamlı ve engin manalar yüklü eşsiz lafızlarıyla, ona inansın inanmasın, onu okuyan herkesi etkilemiştir ve etkilemeye de devam etmektedir. Bu anlamda Kur’ân düşündüren, dikkat çeken, okuyanları hayretlere düşüren, değerlendiren, yönlendiren, düzelten, düzenleyen, değiştiren, yetiştiren ve etkileyen bir Kitaptır. Onun bu etkinliği, her alanda kendisini gösterir.

Kur’ân’ın kendisini okuyan insanların kültür dünyalarını nasıl etkilediğini Fârûkî şöyle ifade eder:

“Tarihte hiçbir kitap, etnik bakımdan farklı milyonlarca insanın hayatında Kur’ân gibi böylesine derin, dinî, entelektüel, kültürel, ahlakî, sosyal, iktisadî ve siyasî değişikliklere yol açmamıştır... Gelişiyle birlikte Kur’ân Arapçası, dilin kelime hazinesi, sentaksı, grameri, belagat ve fesahat açılarından Arap dilinin standardı haline gelmiştir. Herkes ona edebî kompozisyon ve mükemmelliğin en üstün kriter gözüyle bakmıştır. O, her yazar ve hatibin yol göstericisi olmuştur. İfade tarzı, hitabı, teşbihleri, tasvirleri, mecazları, tabirleri ve estetik yapıları günlük konuşmanın parçaları haline gelmiş; herhangi bir edebî kompozisyonu süslemek için tezyin aracı olarak kullanılmışlardır... Kur’ân’ın bütün Müslümanların kültürünü ve daha ziyade edebiyatını etkilemiş olması çok tabidir. Öyle ki, Kur’ân Arap dünyasındaki Hıristiyan ve Yahudilerin edebiyatını etkilemiştir. Arapça konuşmayan ülkelerin insanları ise, Müslüman olduklarında Kur’ân’ın ve daha sonra ortaya çıkan dinî ilimlerin dillerini, kendi dillerine uyarlamışlardır... Bu dillerin kültürleri de aynı şekilde, aynı değerleri ve yapıları taşıyacak şekilde Müslüman kültürlerine dönüşmüştür. Bu Müslüman dillerinden her biri bazen kelime hazinelerinin yarısına kadar ulaşan çok sayıda yeni kelime ve kavramları kazanmıştır. Herkes Arapça Kur’ân’ın içine yerleştirilmiş düşünce ve anlayış kategorilerini, değerleri ve kaideleri, takva ve faziletin, iyilik ve güzelliğin kriterleri ve prensipleri adapte etti...[1]

Aslında Allah kelamı Kur’ân bir bütündür. Ondan tam anlamıyla istifade edebilmek, bütüncül bir yaklaşımla onu okuyup anlamak ve gereklerini yerine getirmekle mümkündür. Ne var ki Kur’ân’ın muhatapları her seviyedeki tüm insanlardır. Farklı seviyelerde bulunan her insanın Kur’ân’ı bütünüyle okuyup anlaması her zaman mümkün olmayabilir. Bu durumda herkes ondan yararlanabildiği kadar yararlanmaya gayret edecek, okuyabildiği kadar okuyacak ve anlayabildiği kadar anlayacaktır. Zaten Kur’ân’ın kendisi “Kur’ân’dan kolayınıza geleni okuyun..”[2] buyurmuştur. İşte kendisini Kur’ân’ın muhatabı kabul eden her Müslüman gücü nispetinde ondan bir şeyler okuyup anlamaya ve ezberlemeye çalışmıştır. Ona muhatap olan insanların ondan etkilenme şekli de farklı farklı olmuştur. Bazen ondan bir sure yahut bir tek ayet bile insanları etkilemeye yetmiştir. Ondan bir tek ayeti duyup Müslüman olanlar olmuştur. İnsanlar ilgi duydukları alanlara, yetişme tarzlarına, seviyelerine göre onun farklı ayetlerinden farklı şekillerde etkilenmişlerdir. İşte bu durum Kur’ân’ın bazı sure ve ayetlerinin diğer sure ve ayetlerinden daha fazla öne çıkmasına yol açmıştır. Bunda Hz. Peygamberin @ bir kısım yönlendirmelerinin de etkisi olmuştur. Sözgelimi O @, namazın her rekatında Fatiha suresini okumayı emrederken, bazı Kur’ân ayet ve surelerini çeşitli şekillerde niteleyerek Müslümanlar tarafından onların daha çok okunmasını sağlamıştır. Fatiha, Bakara, Alu Imran, Kehf, Yasin, Dühân, Rahman, Mülk, Nebe’, Zilzâl, Kafirûn, İhlas, Felak, Nâs sureleri ile, Bakara suresi 155, 285-286. ayetleri, Haşr suresinin son üç ayeti bunların başında gelir.[3] Nitekim İmam Şafi de Asr suresiyle ilgili olarak “İnsanlar bu sureyi iyice bir düşünüp anlasalardı, o onlara fazlasıyla yeterdi”[4] diyerek bu surenin kapsamlı ve özlü bir sure olduğuna dikkat çekmiştir.

Hz. Peygamberin hadisleriyle ilgili olarak da benzer değerlendirmeler yapılmıştır. Örnek olarak Ebû Davûd, Hz. Peygamberin şu dört hadisi  kişiye yeter, demiştir: “Ameller ancak niyetlere göredir..”, “Sizden biri, kendisi için arzu ettiğini, kardeşi için de istemedikçe gerçek mümin olamaz.”, “Lüzumsuz şeyleri terk etmesi, kişinin müslümanlığının güzelliğindendir.”, “Helal bellidir, haram da bellidir..”[5]

Allah’ın kelamı Kur’ân’dan tam anlamıyla yararlanmak, onu bir bütün olarak ele alıp okumak ve incelemekle mümkündür elbet. Ne var ki, onu bir bütün olarak okuyup anlamak, her insan için her zaman mümkün olmayabilir. Öte yandan her insanın uyarıcısı, onu etkileyip kendine getiren yahut kendinden geçiren püf noktası / şifresi / kodu farklı olabilir. Kimi insan peygamberden etkilenmez, ama peygambere inanmış bir başka insandan etkilenebilir. Kiminin yola gelmesi asil bir kişi ile olur, kimininki ise sıradan bir insan ile. Kimi insan, bütünüyle evren ayetleri içerisinde yüzer ama onlardan hiç etkilenmez, yeri ve sırası geldiğinde ise ondan küçük bir ayet onu kendinden geçirmeye yeter artar bile. Kimilerini büyük bir başarı ve nimet etkiler, kimilerini ise bir büyük bela ve musibet. Kimi bir Kur’ân suresinden etkilenir, kimi de bir tek ayetle kendinden geçer. Bunun içindir ki Peygamberimiz bazı arkadaşlarına kişiye özel mesajlar vermiştir. Örneğin o, kimine diline, beline sahip ol derken, kimine cömert olmasını tavsiye etmiş, kimine cihad et derken, kimine de anne-babasına bakmasını salık vermiştir.

Peygamberimiz kendisi başta olmak üzere pek çok Müslüman Kur’ân’ın bir tek ayetini okuyarak sabahladıkları kaynaklarımızda yer almıştır.

Gazâlî’nin de dediği gibi, bu ve benzeri ayetler, okuyanlarını çokça etkilediklerinden, iyice düşünüp daha derin anlamlar çıkarabilmek için zevkle, tekrar tekrar okunmuştur. Dikkatle incelenirse, bu ayetlerin evrensel inanç ve ahlâk ilkelerini veciz bir şekilde dile getiren, Ahiret inancını zinde tutan ifadeler olduğu görülür.

Öte yandan Kur’ân okuma teknikleri, ilk dönemden itibaren kişilere göre değişiklik arzetmiştir. Hz. Peygamber hayatta iken Kur’ân inmeye devam ettiğinden, Müslümanların elinde tertip edilmiş bir mushaf yoktu. Dolayısıyla herkes ezberleyebildiği yahut yazabildiği ayetleri okumaktaydı. Nitekim bir defasında Peygamberimiz @ Hz. Ebubekir’i sessizce, Hz. Ömer’i de sesli olarak Kur’ân okurken görmüştü. Orada bulunan Bilal Habeşî’yi de değişik surelerden farklı ayetleri okumakta olduğunu görmüş ve ona niçin böyle yaptığını sormuştu. Hz. Bilal, “Güzel kokuyu güzel kokuyla karıştırıyorum” diye cevap vermişti. Bunun üzerine Peygamberimiz @ “Hepiniz güzel ve doğru yaptınız”[6] buyurarak onların Kur’ân okuyuşlarını tasvip etmiştir.

Öte yandan Peygamberimizin bazı sure ve ayetlerin faziletleriyle ilgili yönlendirici sözleri, bu sure ve ayetlerin diğerlerine oranla daha çok okunup yazılarak gündemde kalmasına neden olmuştur. İlim adamlarımız da bazı Kur’ân ayetlerini muhteva ve lafız özelliklerine bakarak farklı şekillerde nitelendirmişlerdir. Örneğin “Ayet-i Kürsî” diye bilinen Bakara suresi 255. ayeti Kur’ân’ın en büyük ayeti sayılmış ve bu kutlu ayet her fırsatta sıkça okunarak ve hemen her yere yazılarak gündemde tutulmuştur. Aynı şekilde Fatiha suresi Kur’ân’ın anası (Ümmü’l-Kur’ân), İhlâs suresi Kur’ân’ın üçte biri (Sülüsü’l-Kur’ân), Yasîn suresi Kur’ân’ın kalbi (Kalbü’l-Kur’ân) sayılmıştır.

HAT LEVHALARIMIZA YANSIYAN KUR’ÂN MESAJLARI

Kur’ân, açık olarak canlı resmi ve heykel yapmayı yasaklamamıştır.[7] Ancak bu konuda Hz. Peygamberden gelen bazı hadisler, canlı resim ve heykel yapmayı yasaklamıştır. İbn Dakîk el-Îd bu yasağın, İslam’ın ilk dönemlerinde putperestleri puta tapmaktan vazgeçirmek için getirilmiş olduğunu, ama bu yasağın artık geçerli olmadığını söyler. Aslında bu yasaklamada bir sınırlamanın olduğu ve sanatın değil putperestlik ve ona benzemenin hedeflendiği aşikârdır. Nitekim tarihin çeşitli dönemlerinde Müslümanların bu yasağa tam olarak uymadıkları da bir vakıadır. Fakat bu konuda yasaklayıcı görüşler, resim ve heykelciliğin pek fazla gelişmemesine neden olmuş; ama bunun yerine ‘Hat/Güzel yazı Sanatı’ yaygınlaşmıştır.

İslam sanat anlayışında Müslüman, sanata aldanmaz. Çünkü ona göre sanat hedef değil araçtır.[8] Asıl sanatkar da Allah’tır. Kukla oyununda olduğu gibi ipler tamamıyla Allah’ın elindedir.[9]

İslam Sanatında önemli bir yeri olan ve daha çok Müslümanlara has bir sanat dalı olarak gelişen yazı sanatı, aslında bir nevi sözün resmidir. Yazı yalnızca düşünceyi anlatmakla kalmaz, insanî duyguları da anlatan bir dil ve bir resimdir. Hat, sanatkârı hattatların sanatlarını sergiledikleri ve herkese hitap edecek şekilde ev, işyeri ve cami gibi yerlere asılan hat levhalarının hammaddesini de büyük ölçüde Kur’ân ayetleri oluşturmuştur. Hattatlarımız bu yazılarında, hayatın hemen her alanı ilgili, her seviyede her insana mesaj verici, özlü pek çok ayeti seçmiştir. Yüce Allah, Hz. Peygamber ve genel dinî prensiplerle ilgili ayetler bunların başında gelir.

Kültürümüzde çok önemli bir yer tutan Hat Sanatındaki ayetler koleksiyonunu biz, alt başlıklar altında sunmayı uygun gördük. Elbette bu koleksiyon, bizim burada derlediklerimizden ibaret değildir.

1.Yüce Allah İle İlgili Ayetler

Kur’ân-ı Kerim’de isim ve sıfatlarıyla Yüce Allah’ı tanıtan, O’nu hatırlatan, O’nun büyüklüğüne ve sayısız nimetlerine dikkat çeken pek çok ayet yer alır. İşte onlardan bir çoğu ya bütün olarak ya da bir bölümüyle hat levhalarımıza taşınmıştır.

“Doğrusu o mektup Süleyman'dandır, rahman ve rahîm olan Allah'ın adıyladır."[10]

“Bu, Rabbimin lütfundandır.”[11]

“Allah'ın nimetini saymaya kalksanız, onu sayamazsınız. Hakikaten Allah çok bağışlayan, pek esirgeyendir.”[12]

“Öyle ise siz beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin; sakın bana nankörlük etmeyin!”[13]

“Nur üzerine nurdur..”[14]

“O sizi tertemiz temizlemek ister..”[15]

   “Kullarıma, benim, çok bağışlayıcı ve pek esirgeyici olduğumu haber ver.”[16]

   “Allah, emrini yerine getirmeye kadirdir.”[17]

            “Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.”[18]

“Halbuki asıl üstünlük, ancak Allah'ın, Peygamberinin ve müminlerindir. Fakat münafıklar bunu bilmezler.”[19]

“Allah en hayırlı koruyucudur. O, acıyanların en merhametlisidir.”[20]

“Onlara karşı Allah sana yeter. O işitendir, bilendir.”[21]

   “Her şeyin mülkü kendi elinde olan Allah'ın şanı ne kadar yücedir! Siz de O'na döndürüleceksiniz.”[22]

“..Allah'a sımsıkı sarılın. O, sizin Mevlâ’nızdır. Ne güzel Mevlâ’dır, ne güzel yardımcıdır!..”[23]

Bu ayetler, bizlere Yüce Allah’ın en anlamlı ve en kapsamlı şekilde tanıtan, bize O’nu ve bize bahşettiği sayısız nimetlerini hatırlatan ve bizden O’nun istediği kullar olmamızı isteyen, bu noktada bize bir takım sorumluluklar yükleyen cümlelerdir. Tarih boyunca Allah’ı inkâr eden bunca insan yanında; Allah’a inandığını söyleyen pek çok insanın, Yüce Allah’ı eksik ve yanlış tanıyıp O’na layık olmadığı sıfatlar yakıştırdığı göz önünde bulundurulduğunda, Allah’ı doğru ve kapsamlı bir biçimde tanıtan bu gerçeklerin insanlık için ne kadar önemli olduğu kendiliğinden ortaya çıkar. İşte bu öneme binaen seçilen bu ayetler hat levhaları vasıtasıyla, sürekli gözler önünde tutulmak istenmiştir.

2. Peygamberler ve Hz. Peygamberle @ İlgili Ayetler

“Biz, ‘Ey ateş, İbrahim için serinlik ve esenlik ol!’ dedik.”[24]

 “Orada (Mekke’de) apaçık belgeler, (ayrıca) İbrahim'in makamı vardır..”[25]

 “Andolsun biz Lokman'a hikmet verdik.”[26]

 “Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.”[27]

 “ Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”[28]

 “Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.”[29]

 “Attığında sen atmadın, ama Allah attı..”[30]

“Kur’ân'ı sana farz kılan Allah, elbette seni dönülecek yere döndürecektir..”[31]

 “Şahid olarak Allah yeter. Muhammed Allah’ın Rasülüdür.”[32]

 “Benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi de müjdeleyici olarak geldim..”[33]

 “Kim Allah ve Rasûlüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.”[34]

 “Kim Rasûl'e itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur..”[35]

“Allah ve melekleri, Peygambere çok salât ederler. Ey müminler! Siz de ona salavât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.”[36]

Ayetlerde, Hz. İbrahim peygamber ve Hz. Lokman ile ilgili ayetlerin yanısıra, daha çok son peygamber Hz. Muhammed ile ilgili, onu tanıtan, onun yüce ahlakına dikkat çeken, onun Allah’ın elçisi olduğunu vurgulayan, ona itaat edilmesi gerektiğini belirten ve ona karşı görevlerin başında onu sevgi-saygı ve övgüyle anmanın geldiğini bildiren ayetler yer almıştır. Levhalar aracılığıyla sürekli gündemde tutulmaya çalışılan bu ayetlerle, insanlara Peygamber hatırlatılmış ve ona karşı görevlere dikkat çekilmiştir.

3. Kur’ân’la İlgili Ayetler

“Hakikatte o Levh-i mahfuzda bulunan şerefli Kur’ân'dır.”[37]

 “Doğrusu Kur’ân'ı biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.”[38]

 “Dikkat edin, kalpler ancak Allah'ın Zikriyle huzur bulur.”[39]

Bu ayetlerde Kur’ân’ın eşsizliği, O’nun gönüllere huzur veren, doyuran, yatıştıran Allah kelamı olduğu ve diğer kutsal kitapların aksine bozulmadan, her hangi bir değişikliğe uğramadan bize ulaştığı vurgulanmış ve bu şekilde insanlar Kur’ân’a yönlendirilmeye çalışılmıştır.

4. İlimle İlgili Ayetler

“Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen birisi vardır.”[40]

 “Kulları içinden ancak âlimler, Allah'tan (gereğince) korkar. Şüphesiz Allah, daima üstündür, çok bağışlayandır.”[41]

“De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür.”[42]

Ayetlerde, ilim öğrenmenin önemi, fazileti, dünya ve ahirette insana kazandıracağı meziyetlere dikkat çekilerek insanlar, ilim sahibi olmaya, ilimle uğraşmaya, ilim adamlarının değerini anlayıp onlara saygı duymaya ve eğitim öğretim işinde herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğine vurgu yapılmıştır.

5. Genel Ahlâk Kurallarıyla İlgili Ayetler

“İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır![43]

 “Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınz, O'ndan en çok korkanınızdır.”[44]

 “De ki: Herkes, kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar. Bu durumda kimin doğru bir yol tuttuğunu Rabb’iniz en iyi bilendir.”[45]

 “Doğrusu iyilikler kötülükleri giderir.”[46]

 “Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça birre/iyiye eremezsiniz.”[47]

“İyilik ve takva üzere yardımlaşın..”[48]

“Rabbinizin bağışına ve takvâ sahipleri için hazırlanmış olup genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşuşun!”[49]

“İşte onlar, iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar.”[50]

“Ey iman edenler! Rükû edin; secdeye kapanın; Rabbinize ibadet edin; hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.”[51]

“Allah size, insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.”[52]

“..İş hakkında onlara danış..”[53]

“Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi saf bağlayarak savaşanları sever.”[54]

“Doğrusu O, israfçıları sevmez.”[55]

“İman edip iyi işler yapanlara ne mutlu! Varılacak güzel yurt da onlar içindir.”[56]

“..Ateşin içine atılan mı daha iyidir, yoksa kıyamet günü güvenle gelen mi? Dilediğinizi yapın! Kuşkusuz O, yaptıklarınızı görmektedir.”[57]

“Çünkü Allah, sakınanlar ve her halükarda güzel davranışlarda bulunanlarla beraberdir.”[58]

“Akıbet takvanındır.”[59]

Bu ayetlerle de pek temel ve evrensel ahlak ilkelerine dikkat çekilmiş, pek çok insanın içerisine düşebileceği yanlışlara işaret edilerek onlar uyarılmıştır.

6. Dua Örnekleri Sunan Ayetler

“Mâşâallah! (Allah dilediği olur) Kuvvet yalnız Allah'ındır..”[60]

“Benim başarmam ancak Allah’ın yardımı iledir.”[61]

“Ben işimi Allah'a havale ediyorum.”[62]

“ Rabbim! Beni bereketli bir yere indir. Sen, iskân edenlerin en hayırlısısın.”[63]

“De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.”[64]

“Rabbi ona hüsnü kabul gösterdi..”[65]

“O inkâr edenler Zikr'i (Kur’ân'ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi. Hâla da (kin ve hasetlerinden:) ‘Hiç şüphe yok o bir delidir’ derler.”[66]

Bu örneklerle insanın duasız olamayacağı gerçeğine vurgu yapılarak en güzel ve en anlamlı dua örnekleri gözler önüne serilmeye çalışılmıştır.

7. Ölüm ve Ahiretle İlgili ayetler

“Yer yüzünde bulunan her canlı yok olacak. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacak.”[67]

“O'nun zatından başka her şey yok olacaktır.”[68]

“Her canı ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz.”[69]

“Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler.”[70]

“Herkes kazandığı karşısında bir rehindir.”[71]

“İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey midir?”[72]

“O gün, ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah'a kalb-i selîm (temiz bir kalp) ile gelenler hariç.”[73]

“Onlar için, kapıları yalnızca kendilerine açılmış Adn cennetleri vardır.”[74]

“O, Allah'ın has kullarının içtikleri ve akıttıkça akıttıkları bir pınardır.”[75]

“Onlara merhametli Rabbin söylediği selam vardır.”[76]

“Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et!”[77]

Görüldüğü üzere hat levhaları için seçilen ayetler, öncelikle hattatı çokça etkileyen, biraz da yazı estetiğine/istife uygun düşen kelimelerden oluşan, itikat esaslarıyla ve günlük hayatla ilgili çarpıcı mesajlar veren, her insanın kulağına küpe olması gereken, emir, öğüt, vecize mahiyetinde cümlelerden oluşmaktadır. Bizim güzel dinimiz ve köklü kültürümüzle bağlılığımızın göstergesi olan bu levhalar, dün olduğu gibi bugün de ev, işyeri, salon, okul ve camilerimizi süslemeye devam edecektir. Önemli olan ise bu levhaları anlayarak, düşünerek ve üzerinde yazılı hakikatlerin gereği yerine getirilerek okunmasıdır.

 


 

[1] İ. Râci el- Fârûkî, İslam Kültür Atlası, s, 372.

[2] 73 Müzzemmil 20. Bu cümle ayette iki kere tekrarlanmıştır.

[3] Bu konudaki rivayetler için bkz. Suyûtî, el-İtkân, II, 192-198.

[4] Bkz. İbn Kesîr, Tefsîr, IV, 547.

[5] Bkz. Ali en-Nâsıf, et-Tâc, I, 52. Yine çeşitli ilim adamları tarafından 40 Hadis başta olmak üzer, 100 Hadis, 1000 Hadis, Seçme Hadisler gibi çeşitli koleksiyonlar oluşturulmuştur.

[6] Beyhakî, Sünenü’l-Kübrâ, III, 11; GazâIî, İhyâü Ulûmiddîn, I, 432.

[7] Hatta “Cinler, Süleyman için, o ne dilerse, mabetler, heykeller, büyük havuzlara benzer çanaklar ve taşınması güç kazanlar yaparlardı”  (34 Sebe’ 13) ayetinden resim yapmanın caizliği bile çıkarılmıştır. Bkz. Suyûtî, İklîl, s, 215. Mevdûdî, ayetteki ‘timsallerin put heykel olmayıp, bina ve eşyaların süslemesinde kullanılan manzara resimleri, çiçekli düzenlemeler gibi çeşitli dekorasyonlar olabileceğini söyler. Bkz. Mevdûdî, Tefhîmü’l-Kur’ân,  IV, 505.

[8] Nitekim şair bu hususu şöyle dile getirir: Anladım işi sanat Allah’ı aramakmış/ Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış. Necip Fazıl, Çile, s, 33.

[9] Bkz. Lois Massıgnon, “İslam Halklarının Sanatsal Yaratım Yöntemleri”, Sanat Dünyamız, Sayı, 73, s, 41-43.

[10] 27 Neml 30.

[11] 27 Neml 40.

[12] 16 Nahl 18.

[13] 2 Bakara 152.

[14] 24 Nur 35.

[15] 33 Ahzab 33.

[16] 15 Hıcr 49.

[17] 12 Yusuf 21.

[18] 2 Bakara 20, 106, 109, 148, 259, 284..

[19] 63 Münafikun 6.

[20] 12 Yusuf 64.

[21] 2 Bakara 137.

[22] 36 Yasîn 83.

[23] 22 Hac 78.

[24] 21 Enbiya 69.

[25] 3 Alu Imran 97. 

[26] 31 Lokman 12.

[27] 33 Ahzab 45.

[28] 21 Enbiya 107.

[29] 68 Kalem 4.

[30] 8 Enfal 17.

[31] 28 Kasas 85.

[32] 48 Fetih 37-38.

[33] 61 Saff 6.

[34] 33 Ahzab 71.

[35] 4 Nisa 80.

[36] 33 Ahzab 56.

[37] 85 Burûc 21-22.

[38] 15 Hıcr 9.

[39] 13 Ra’d 28.

[40] 12 Yusuf 76.

[41] 35 Fatır 28.

[42] 39 Zümer 9.

[43] 75 Kıyame 36.

[44] 49 Hucurat 13.

[45] 17 İsra 84.

[46] 11 Hûd 114.

[47] 3 Alu Imran 92.

[48]  5 Maide 2.

[49] 3 Alu Imran 133.

[50] 23 Müminûn 61.

[51] 22 Hac 77.

[52] 4 Nisa 58.

[53] 3 Alu Imran 159.

[54] 61 Saff 5.

[55] 6 Enam 141; 7 Araf 31.

[56] 13 Ra’d 29.

[57] 41 Fussılet 40.

[58] 16 Nahl 128.

[59] 20 Taha 132.

[60] 18 Kehf 39.

[61] 11 Hud 88. 

[62] 40 Ğâfir 44.

[63] 23 Müminûn 29.

[64] 6 Enam 162.

[65] 3 Alu Imran 37.

[66] 68 Kalem 51.

[67] 55 Rahman 26-27.

[68] 28 Kasas 88.

[69] 29 Ankebût 57.

[70] 7 Arâf 34; 10 Yûnus 49; 16 Nahl 61.

[71] 52 Tûr 21.

[72] 55 Rahman 60.

[73] 26 Şuara 88-89.

[74] 38 Sâd 50.

[75] 76 İnsan 6.

[76] 36 Yasin 58.

[77] 15 Hıcr 99. Bu ayetlerin yazıldığı yerler, onları yazan hattatlar ve özellikle hat levhalarına niçin yazıldığı konusunda geniş bilgi için bkz Ali Akpınar, Kültür Dünyamızdaki Kur’ân Motifleri, Kitapkent, Konya, 2004.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile