Somuncu Baba

GELECEĞİN SAHİPLERİ GÖNÜL MEYVELERİMİZ VE BİZ

Prof. Dr. Ali AKPINAR*

Çocukluk dönemi, her insanın yaşadığı bir dönemdir. Çocuk sahibi olmak insanda var olan fıtrî bir tutkudur.

Çocuk, insanın gönül meyvesidir, göz aydınlığıdır.[1] Çocuk, insan neslinin devam etmesini sağlayan ve ölümlü insanın ölümsüzleşme tutkusunu kısmen gerçekleştiren şeydir. Bu itibarla çocuk hem temelimiz, hem de geleceğimizdir. Çocuklar, Yüce Allah’ın üzerimizdeki nimetlerin en büyüğü ve O’nun bizdeki emanetleridir.

Çocuk anne baba için fitne, yani sınav aracıdır[2]. Nice insan için çocuk, dünya ve ahirette cennet vesilesi olur. Kimi insan için ise çocuk, derttir, tasadır, pişmanlık ve nedamettir. Çocukları sayesinde hidayete eren salih insanlar vardır; yine çocukları sebebiyle yoldan çıkan, günaha düşen insanlar vardır. Kısaca çocuk insanın cenneti de olabilir, cehennemi de.

Şeytan, Adem’e secde etmeyerek İlahî emre baş kaldırınca, Allah’tan kendisine süre verilmesini/ömür istedi.[3] Adem ile Havva ise, yasak meyveden yiyince Allah’tan kendilerine çocuk vermesini istediler.[4] İki istek de kabul edildi. Şeytanın bu isteği onun azgınlığını ve azgınları artırdı. Adem ile Havva’nın isteği ise hem iyilerin hem de kötülerin yetişmesini sağladı.

İnsanlar, çoğu zaman çocukları için yaşarlar, çocukları için pek çok şeye katlanırlar. Çocuk sevgisinin insanda yaptıramayacağı şey yoktur. Evlat acısı da onulmaz yaralardan biridir.

Kur’ân’ın Çocukları ve Kur’ân Çocukları

Dinî düşüncenin oluşumunda Kur'ân ayetlerinde anlatılan konu ve olaylar ile onların sunuluş şeklinin çok önemli bir yerinin olduğu açıktır. Kur'ân-ı Kerim'in çeşitli ayetlerinde, anne-baba ve çocuk ilişkileri üzerinde durulur. Önce genel olarak çocuğun yaratılış evreleri anlatılır[5], çocuk müjdesiyle ilgili ayetlere yer verilir[6] ve çocukları öldürmenin büyük bir günah olduğuna dikkat çekilir[7]. Daha sonra anne babanın çocuk ile nasıl şirke düştükleri anlatılır[8]. Çocuğun fitne/sınav aracı olduğuna vurgu yapılır.[9] Ardından Hz. Adem'in çocuklarının hikayesi anlatılır[10]. Daha sonra Hz. Nuh'un inanmayan oğlundan bahsedilerek onun, Nuh ailesinden olmadığı vurgulanarak helaki anlatılır[11]. Yine Kur'ân'da Hz. İbrahim'in babasına karşı yaptığı dinî uyarılar ve onun için yaptığı dualar yer alır[12]. Yanı sıra Lokman'ın oğluna tavsiyeleri Kur’ân’da önemli bir yer tutar[13]. Ahiretle ilgili ayetlerde ise, bir yandan cennetliklerin cennette zürriyetleriyle beraber olacakları anlatılır[14], diğer yandan da kişinin evladından ve ana-babasından kaçacağından bahsedilir[15] Cehennem azabına karşı, inkarcı anne babaya çocukların bir yarar sağamayacağı üzerinde durulur.[16]

Kur'ân, Hz. Adem'in itaatkar ve isyankar oğullarından bahseder.. Hz. İsmail ve Hz. Meryem gibi Allah'a adanmış çocuklardan bahseder.. Hz. Yusuf, Hz. Yahya, Hz. İsa gibi daha çocukken kendilerine hikmet verilmiş tertemiz çocuklardan bahseder.. Hz. Nuh'un isyankar oğlunun hazin sonunu anlatır Kur'ân. Bir de ölmesi, yaşamasından daha hayırlı olan çocuktan bahseder..[17] Hayırlı çocuklar, insanlığa sunulmuş iyilik örnekleri kahramanlardır. Kur’ân’ın muhataplarına düşen, bu güzel insanları doğru bir şekilde tanımak ve onlar gibi olmaya çalışmaktır. Kötüleri görüp onların düştükleri durumlara düşmemek için tedbir almaktır.

Temellerimiz ve geleceğimiz olan çocuklarımızın yetişmelerinde, zararlı alışkanlıklardan korunmalarında, onların yararlı bir birey olarak toplumda yer almalarında aile ve dinin önemi büyüktür.

Çocuk erkek olsun kız olsun çocuktur, gönül meyvesidir, göz aydınlığıdır. Peygamberimiz, çocuğu olana, oğlan mı kız mı diye sormaz, organları tamam mı diye sorar; tamam cevabını alınca Allah’a hamdederdi. Peygamberimiz kendi çocuklarını da sever, diğer çocukları da severdi. Çocukların hepsiyle ilgilenir, onları öper, okşar ve hediyeler verirdi. O, namaz kılarken torunları üstüne çıkardı, Onun mescidinde ağlayan küçük çocuklar vardı. O, asla bir çocuğu dövmemiş ve ona sert davranmamıştı.

İnsan Yetiştirme Sanatının Baş Kahramanları: Anne ve Babalar

Peygamberler başta olmak üzere Hz. Mevlana, Yunus Emre gibi değerleri değer yapan insan yetiştirmeleridir. Çocuğun neşvü nema bulduğu yer olan Ana Rahmi, Yüce Allah’ın Rahman ve Rahîm isimlerinden alınmadır. Bir insana hayat vermek tüm insanlığa hayat vermek; bir insanı itlaf etmek de tüm insanlığı itlaf etmek gibidir. Bir çocuğu ziyan etmek de tüm insanlığı ziyan etmek demektir. Çünkü ziyan edilen çocuğun zararı, hem kendisine, hem ailesine ve hem de tüm herkesedir. Bu gerçeğe rağmen günümüzde insan yetiştirme demek olan annelik küçümsenmektedir. Oysa annelik, en kutsal ve saygın bir meslektir. Kur’ân “Sakın açlık korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin..”[18]buyurur. Bu yasak, çocuğu ana karnında iken öldürmeyi de içine alır, doğumundan sonra çocuğu İslam’dan uzak olarak büyümesini sağlayarak manen onu katletmeyi de içine alır. Bugün bir kısım anne baba, soframıza bir el daha gelmesin diye çocuklarını daha dünya gelmeden öldürmekte; bir kısmı da dünyalık peşinde koşacağım diye çocuklarının terbiye ve eğitimine gereken önemi vermemektedir. Oysa anne baba olarak bizler, çocuklarımıza para kazanmanın yollarını öğrettiğimiz gibi, Allah’ın rızasını ve cenneti kazanmanın yollarını da öğretmeliyiz.

Elli yıl sonra uğruna çok şeyimizi verdiğimi evimiz, arabamız, eşyalarımızdan bahsedilmeyecektir; ama arkamızda bıraktığımız çocuklarımız bizim hayırla yahut şerle anılmamızı sağlayacaklardır. Öteki dünyada da çocuklarımız ya bizlerin cennete girmesine vesile olacak, yahut onlar bizi cehenneme sürükleyenler olacaktır.

Sünnet, çocukların eğitim öğretiminde konuşma yaşını esas alır. Çocuğun eğitimi evlilikle başlar, ana rahminde devam eder. Doğduktan sonra kulağına ezan kamet okuma, güzel isim verme, helal lokma ve diğer uygulamalarla sürer gider. Çocuğun dünyaya gelir gelmez duyacağı ilk sesle (ezan-kamet), çocuğa ilk öğretilen cümleler onun kişiliğinin oluşmasına etki eder. Peygamberimiz yedi yaşından itibaren çocuklara namazı emretmiş, ümmetine de bunu öğütlemiştir. Bunun için yedi yaşından önce çocuk namazla tanışmalıdır. Zira namaz, başlı başına bir okuldur.

Kendisi bir yetim ve öksüz olarak büyüyen Hz. Peygamber, bir yetim ve öksüz hâmisi ve babasıdır. Bu konuda da onun hayatından alınacak pek çok örnek vardır. Hz. Hatice ve Ümmü Seleme gibi çocuklu dul hanımlarla evlenen Hz. Peygamber, aynı zamanda üvey babalık da yapmıştır.

Kur’ân ve Sünnet yetim çocukların haklarına sıkça vurgu yapmıştır. Yetim kavramı, babasını yahut annesini kaybeden çocuklar yanında; anne babasının ayrılığı yahut sefahate düşmeleri nedeniyle ortada kalmış, yalnızlığa itilmiş, bakımı, eğitim ve terbiyesi ihmal edilmiş çocukların hepsini içerisine alır. Bugün toplumumuzda analı babalı oldukları halde, ilgisizlik ve sahipsizlik yahut yanlış yerlere yönlendirme yüzünden öksüz ve yetim konumunda nice çocuk vardır. İman ve İslam adamları eğitimciler, kendi çocuklarına sahip çıktıkları gibi, bu çocuklara da sahip ıkmalıdırlar.

Kur’ân’da Salih evlat ve zürriyetin ıslahı için dualar yer almıştır. Sözlü duaların fiilî dualarla desteklenmesi gerekir. Bu yüzden anne babanın öncelikle çocuklarının Salih evlatlar olmaları için gerekenleri yapıp sonra dua etmeleri gerekir.

Memleketimizde kanun maddeleri değişiyor, yeni maddeler belirleniyor. Bu değişiklikler yapılırken toplumun gelenek ve görenekleri, inançları, maslahat ve ihtiyaçları da gözetilmelidir.

Çocuklarla ilgili gündeme gelen yeni meseleler, batının ve diğer erklerin baskısıyla değil; kendi kaynaklarımız ve bilimsel veriler ışığında ele alınıp değerlendirilmelidir.

Bugün yetmiş milyon nüfusumuzun yetmiş bin kadarı  hükümlü ve tutuklu olarak içerde yatmaktadır. Türkiye’de çocuk suçları, mal aleyhine işlenen suçlarda yoğunlaşmaktadır. Bu da ekonomik sıkıntılardan ve toplumsal doyumsuzluklardan kaynaklanmaktadır. Dindar insanların çocuklarında ve dindar çocuklarda suç işleme oranı en aza inmektedir. Çocuklarda suç oranının azalmasında onlara sahip çıkılması, onlara iyi bir din eğitimin aldırılması, onların boş zamanlarının iyi bir şekilde değerlendirilmesi gibi sebepler önemli rol oynamaktadır.

Almanya gibi gelişmiş ülkelerde “Sosyal İlahiyatçılar”, sosyal hizmet kurumlarıyla işbirliği içerisinde çalışıyorlar. Ülkemizde de bu tip çalışmalara ihtiyaç vardır. Çocuk Esirgeme Kurumu, bakıma muhtaç çocukları kurum yerine, aile koruması altına verilmesi uygulamasına geçiyor ve çocukların yedi yaşına kadar kurum bakımına alınmasını uygun bulmuyor. Bu uygulama da çocuğun yetişmesinde sıcak aile ortamının ne kadar önemli ve gerekli olduğunu ortaya koyuyor. Bu yüzden anne babalar, aile yuvalarını basit ve sıradan sebepler yüzünden yıkmaktan şiddetle kaçınmalıdırlar. Unutulmasın ki bir yuvanın yıkılması, yalnızca kadın erkeği değil; o yuvada yetişen goncaları, körpecik yavruları da derinden üzmekte, onları karamsarlıklara duçar etmektedir. Bu yüzden dinimizde boşanma/yuva yıkma, Allah’ın en sevmediği şeylerden sayılmıştır.

Günümüz çocuk ve insan sorunları İslamsızlığın sorunlarıdır. İnsanın Üç K (Kafa, Kalp ve Karnı) ve Üç D si (Duygu, Düşünce ve Davranışı) sağlıklı bir şekilde giderilmezse sorunlar kaçınılmaz olacaktır.

Sonuç olarak temennimiz, sorunsuz bir gelecek için, sorunsuz bir nesil ve sorunsuz bir dünya için ilgili ve yetkililer bu çığlıkları duyar ve gerekenleri yaparlar.

 


* C.Ü. İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi e-mail:Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

[1] "Rabbimiz, bize gönül ve göz aydınlığı olacak  eşler ve çocuklar lutfeyle ve bizi  korunanlara önder yap! Derler”. 25/74.

[2] “Bilin ki mallarınız ve çocuklarınız birer fitne/sınav aracıdır. Büyük mükâfât ise Allah katındadır.” 8/28. “Ey inananlar, eşlerinizden ve çocuklarınızdan bazıları size düşmandır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görür, bağışlarsanız muhakkak ki Allâh da bağışlayandır, esirgeyendir .” 64/14.

[3] “İblis dedi: ‘Bari bana insanların tekrar dirilecekleri güne kadar süre ver’." 7/14.

[4] “O'dur ki sizi bir tek nefisten yarattı, gönlü ısınsın diye ondan eşini var eti; eşini sarıp örtünce/eşiyle birleşince eşi, hafif bir yük yüklendi, onu gezdirdi. Yükü ağırlaşınca ikisi beraber Rableri Allah'a dua ettiler: ‘Eğer bize iyi, güzel bir çocuk verirsen elbette şükredenlerden oluruz!’ dediler.” 7/189.

[5] 22/5, 40/67.

[6] 15/13, 19/12, 50, 21/90, 25/74, 28/9, 37/101, 51/29.

[7] 6/140, 151, 17/31, 60/12.

[8] 7/189-191.

[9] 8/28, 63/9, 64/14.

[10] 5/2731.

[11] 11/45-47.

[12] 6/74, 9/114, 19/42, 21/52, 26/86, 37/85, 43/26, 60/4.

[13] 31/13-19.

[14] “Onlar Adn cennetlerine girerler. Babalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlar da kendileriyle beraber olur. Melekler de her kapıdan yanlarına varırlar:”13/23, “Rabbimiz, onları ve babalarından, eşlerinden, çocuklarından iyi olan kimseleri onlara söz verdiğin Adn cennetlerine sok. Şüphesiz, üstün olan, hüküm ve hikmet sâhibi olan sensin sen!” 40/8.

[15] “Çarpınca kulakları sağır eden o gürültü geldiği zaman.. İşte o gün kişi kaçar: kardeşinden, anasından, babasından, eşinden ve oğullarından.” 80/33-36.

[16] 3/10, 58/17, 60/3.

[17] 18/60-82.

[18] 6/140, 151, 17/31, 60/12.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile