Makaleler

Yazdır

Hz. Peygamber ve Çocuk

. Hutbe


"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun.."[1]

Muhterem Müminler!

Peygamberimiz Hz. Muhammed, her konuda olduğu gibi, geleceğin sahipleri çocuklar konusunda da en güzel örnekleri bizlere sunmuştur.

Peygamberimiz s.a.v, çocukları sever, onlara selam verir, onlarla ilgilenir, onlara değer verir, onlara dua eder, onları öper-koklar, onlarla şakalaşır ve onlarla oynaşırdı. Sizlere sunacağım şu birkaç örnek onun tüm çocuklara olan ilgi ve sevgisini anlatmaya yeter mahiyettedir:

Daha süt çağında iken ölen oğlu İbrahim'in ölümüne ağlamış ve bunun sebebini şöyle açıklamıştır: "Bu bir merhamet göstergesidir. Gözümüz yaşarır, gönlümüz mahzun olur. Ama asla Rabbimizi razı etmeyecek söz söylemeyiz. Ey İbrahim, senin ayrılığın gerçekten bizleri mahzun etti."[2]

Torunları Hasan ve Hüseyin hakkında şöyle buyurmuştur: "Allahım ben o ikisini seviyorum, Sen de sev, onları seveni de sev."[3] "Hasan ve Hüseyin'i seven beni sevmiş, onlara kin tutan bana kin tutmuş olur."[4] "Onlar benim dünyada öpüp kokladığım iki reyhanımdır."[5]

"Ey ehl-i beyt! Allah sizden sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor"[6] ayeti inince Peygamberimiz Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hasan ve Hüseyin'i elbisesiyle bürüyüp şöyle buyurmuştur: "Allahım, bunlar benim ehl-i beytimdir. Bunlardan günah kirini gider ve bunları tertemiz yap."[7] Bunu gören eşi Hz. Ümmü Seleme, "Ben ve kızım ne olacağız, deyince Peygamberimiz "Sen de kızın da ehl-i beyittensiniz"[8] buyurarak eşine ve üvey kızına iltifat etmiştir.

Torunu olan ve Hz. Osman-Rukayye çiftinden olma Abdullah'ı altı yaşında horoz gagalamıştı. Çocuk hastalanıp Hicretin 4. yılında ölmüştü. Cenaze namazını Peygamberimiz kıldırmış, mezar taşını dikmiş ve sonra şöyle buyurmuştu: "Yüce Allah, kullarından merhametli ve yufka yürekli olanlara rahmet eder."[9]

Çocuklarına ve Torunlarına atalarının isimlerini (Abdullah, İbrahim, Fatıma,..) koymuş, onları en güzel şekilde yetiştirmiş, onlarla her zaman özel ilgilenmiş, onlara bol bol dua etmiştir. Hz. Fatıma gelin olduktan sonra altı ay kadar evine uğrayarak onları namaza kaldırmıştır.[10] Çünkü O, “Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et.”[11] emrinin muhatabıydı.

Hicretin 8. senesinde Mariye'den bir oğlu dünyaya gelmiş ona da atası İbrahim’in adını koymuştur.

Değerli müminler! Önderimiz ve Örneğimiz Hz. Muhammed, yalnızca kendi çocuklarına değil genel olarak tüm çocuklara karşı sevgi, şefkat ve ilgi göstermiştir:

Yıllarca onun hizmetinde bulunan Enes b. Malik, "Ben ev halkına Hz. Peygamberden daha şefkatli olan birini görmedim" der.[12]

Namaz kılarken torunlarından biri sırtına çıkmış, bu yüzden namazı biraz uzatmıştı.[13] Bir defasında namazını kısa tutmuş ve sebebinin soranlara “Bir çocuk ağlaması duydum ve annesi üzülmesin diye namazı kısa tuttum”[14] buyurmuştur. Görüldüğü üzere peygamberimizin mescidine erkeklerin yanında çocuklu hanımlar da devam ediyordu. Çünkü camiye ve cemaate alıştırmak için çocukların camiye gelmeleri son derece önemli ve gerekli idi.

O, her zaman çocukları kucağına almış öpüp okşamıştır. On tane çocuğu olduğu halde hiç birisini alıp öpmediğini söyleyen bir çöl arabına, “Merhamet etmeyene merhamet edilmez. Allah kalbinden merhameti söküp almışsa ben ne yapabilirim!”[15] buyurmuştu.

"Çocuğu olan çocuklaşsın"[16] diyen peygamberimiz onların seviyelerine inerek çocuklarla ilgilenmiş, onları dinlemiş, onlara değer vermiş, onların problemleriyle yakından ilgilenmiştir. Şu bir tek örnek bu konuda bize çok büyük dersler sunmaktadır:

Hurma ağacını taşlayan bir çocuğa, Yavrucuğum ağacı niçin taşladın? Diye sormuş, çocuk Açtım, yemek istiyordum deyince, Yavrucuğum bir daha ağacı taşlama, altına düşenlerden ye buyurmuş ve başını okşayarak çocuğa dua etmişti.[17] Bu uygulamasıyla O, önce çocuğu dinleyip yanlışın nedenini araştırmış, problem için çözüm yolları önermiş, söz ve fiiliyle şefkatle olaya yaklaşmış ve dua ederek çocuğa manevi takviyede bulunmuştur.

O halde ey müminler!

Geleceğimizi kendilerine emanet edecek olduğumuz çocuklarımıza sahip çıkalım, onlara değer verelim, onları en güzel şekilde yetiştirelim. İman ve İslam hırsızlarına karşı onları eğitelim. Allah, peygamber, Kur’ân ve insan sevgisiyle, temel dini bilgilerle onları donatalım. Onları sevelim, onlara şefkat ve merhamet gösterelim. Hayatında asla bir çocuk, kadın ve hizmetli dövmemiş olan bir peygamberin ümmeti olduğumuzu unutmayalım. Unutmayalım ki gelecek İslam’ın ve İslam’a sahip çıkanlarındır. Öyleyse yarının büyüklerini geleceğe İslam ile hazırlayalım. Çocuklarımıza dünyada para kazanmanın yollarını öğrettiğimiz gibi, ahirette cenneti kazanmanın yollarını da öğretelim.


[1] 66 Tahrim 6.

[2] Buharî, Cenâiz 44; Müslim, Fedâil 62; Ebû Davûd, Cenâiz 28.

[3] Buharî, Libas 60; Müslim, Fedâilü's-Sahabe 57-59; İbn Mace, Mukaddime 11; Tirmizî, Menakıb 30; Ahmed, II, 249.

[4] Ahmed, II, 288, 531.

[5] Buharî, Fedailü's-Sahabe 22, Edeb 18; Tirmizî, Menakıb 30.

[6] 33 Ahzab 33.

[7] Taberî, Tefsîr, XXII, 6-8; Ahmed, V, 292.

[8] Aişe A. Bint Şâtî, Rasulullahın Annesi ve Hanımları, (Çeviren: İsmail Kaya), Konya, 1987,, II, 139.

[9] Köksal, İslam Tarihi, XI, 133.

[10] Taberî, Tefsîr, XXII, 6.

[11] 20 Taha 132.

[12] Müslim, IV, 1808 Köksal, age, XV, 565-568.

[13] Nesâî, İftitah 83.

[14] Nesâî, Kıble 35.

[15] Buharî, Edeb 22.

[16] Deylemî, II, 136/b, İ. Mıhled, Ahbâru’s-Sıgâr, s, 135.

[17] İbn Mace, Ticarât 67; Ebu Davud, Cihad 85.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile