Ramazan

Yazdır

Kur'ân'da Adı Geçen Tek Ay: Ramazan

. Ramazan

Yukarda da söylediğimiz gibi Kur'ân-ı Kerimde on iki aydan dört tanesinin haram ay olduğu, ayların isimleri zikredilmeden bildirilir.[1] O aylardan sadece bir tanesinin adı açıkça geçer Kur'ân'da. O da Ramazan Ayıdır.

"O Ramazan ayı ki, insanlara hidayet rehberi olan, doğru yola götüren, hakkı batıldan ayıran parlak delillerle dolu Kur'ân onda indi.."[2]

Şimdi bu on iki ayın içerisinden özellikle Ramazan ayının seçilip anılmasının hikmetlerini anlamaya çalışalım:

Ramazan, yakma anlamına RaMeZa kelimesinin mastarıdır. Aylara isim verildiği sırada bu ay sıcak günlere denk geldiği için bu isim verilmiştir. Oruc ibadetinin bu ayda farz kılındığı düşünülerek orucun açlık ve susuzluk sebebiyle insanı yaktığı için veya oruçlunun günahlarını yaktığı için bu ismin verildiği de söylenmiştir.[3]

Aslında bu ayın özellikle Kur'ân’da anılış sebebini ayet açıklamaktadır. Şöyle ki, Kur'ân o ayda inmiştir. Buna göre, bu ayın Kur'ân’da anılması ve oruç ibadetinin özellikle o ayda farz kılınması Kur'ân'ın o ayda inmiş olmasındandır.[4]

Kur'ân'ın o ayda inmesi, Kur'ân'ın Ramazan ayında toptan dünya semasına inmesi veya bu ayda inmeye başlaması olarak anlaşılmıştır. Kaynaklarımız Kur'ân'ın dışındaki diğer kutsal suhuf ve kitapların da bu ayda indiğinden bahsederler.[5]

Kur'ân, Allah'a rağmen değil, Allah'a göre yaşayan, O'nun emirlerini tutup yasaklarından kaçınan müttakîler için hidayet rehberidir.[6] Kur'ân öncesi dönemdeki tevhid ehline de farz kılınması sebebiyle evrensel bir ibadet olan oruç ibadetinin nihai gayesi de takvaya ulaşmaktır. "Ey iman edenler! Takvaya eresiniz diye, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de oruç farz kılındı."[7] Demek ki oruc ibadetinin hedefi ile Kur'ân'ın iniş hedefi örtüşmektedir. İşte oruç ve Kur'ân Ramazan ayını Kur'ânda anılmaya değer kılmıştır.

 Bu yüzden diyoruz ki, Kur'ân-ı Kerimde Ramazan ayının özel bir yeri olduğu gibi, müslümanın hayatında da bu ayın ayrı bir yeri olmalıdır. Bu diğer ayları ihmal etmek, önemsememek, müslümanlığı Ramazanda hatırlamak anlamına gelmez.

 Nitekim hepimiz için en güzel hayat modelleri sunan Peygamberimiz @ günlük namazlarını kılardı, ama Ramazanda bu namazlarına teravih namazlarını da eklerdi. Diğer aylarda oruç tutardı, ama Ramazan tümüyle Onun oruç ayı idi. O cömertti, Ramazan ayında daha cömertti. Onun, zahidane bir hayatı vardı; ama o, Ramazanda daha bir zahiddi. Çünkü bu ay Onun itikaf ayı idi.[8] O, sürekli Kuran okur ve Kur'ân’lı bir hayat yaşardı, ama Ramazanda daha çok Kur'ân okurdu. Nitekim Onun vahiy meleği ile karşılıklı Kur'ân okuyup ezberini sağladıkları ay da Ramazandı.[9]

Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz:

Allah'ın bize emanet ettiği en önemli nimetlerden biri de zamandır. Tüm dilimleriyle zaman değerlidir ama, zamanı onun sahibinin ölçüleri doğrultusunda geçirmekle biz kendimize (zamanlarımıza) değer kazandırmış ve tükettiğimiz zamanı lehimize şahit tutmuş oluruz.

 Zaman dilimleri içerisinde bazı zamanların özel bir yeri vardır. Bu yüzden onlar, çok daha iyi değerlendirilmelidir. Ramazan ayı da bu özel zamanların başında gelir. Bu aya değer kazandıran Kur'ân’dır. Ama Kur'ân, bu ayda hayatımızı yönlendiren bir rehber olursa o zaman Ramazan ile değerlenmiş oluruz. Ramazan, Kur'ân rehberliğinde değerlendirilecek bir hayata bizi hazırlayan bir okul olmalıdır. Ramazan orucu da, yaşayacağımız tüm aylarımızda Allah'ın yasaklarından uzak kalma antrenmanı olmalı bizim için. İşte bu yüzden, Kur'ân’ın yeryüzüne inmeye başladığı bu ayda biz de, Kur'ân’ı hayatımıza indirmeliyiz. O'nu okuyarak, doğru bir biçimde anlayıp gereklerini yaşayarak tabi ki. Ve biz Kur'ân’la yaşayarak, ömrümüzün tüm aylarını ve anlarını Ramazanlaştırabiliriz.

Ve son çağrımız: Gel ey Kur'ân ayı Ramazan gel bize, gir hayatımıza! Kur'ân’ınla in, hayatımızın tüm alanlarına. Mescidlerimize gel! Evlerimize gel! işyerlerimize gel! Caddelerimize gel! Orucunla, Kur'ân’ınla, Teravihinle, İtikafınla ve tüm güzelliklerinle gel! Tıpkı Muhammede indiğin gibi ve Ona geldiğin gibi. "Allahım! Receb ve Şabanı bize bereketli kıl ve kavuştur bizi Kur'ânın gölgesinde yaşayacağımız nice Ramazanlara!" 

[1] "Do€rusu Allah kat›nda aylar›n say›s› on ikidir. Gökleri ve yeri yaratt›€› günkü Allah'›n yaz›s›nda bunlardan dördü haram aylard›r..." 9 Tevbe 36. [2] 2 Bakara 185. [3] Zemahflerî, Tefsîr, I, 336.

[4] Ayet "Kur'ân o ayda indi" diye anlafl›ld›€› gibi "o ay hakk›nda, orucla ilgili Kur'ân ayeti indi" diye de anlafl›lm›flt›r. Bkz. Zemahflerî, Tefsîr, I, 336; Beyzavî, Tefsir, I, 259-260 (Mecmua'n›n içerisinde).

[5] Ramazan'›n ilk gecesi Suhuf-u ‹brahim, alt›nc› gece Tevrat, 23. gece ‹ncil, 17 veya 27. gece de Kur'ân inmifltir. Bkz. Râzî, Tefsir, V, 84; Kurtub^›, Tefsir, II, 298; Beyzavi, Hâzin Tefsir, I,260 (Mecmua'n›n içerisinde); Hamidullah Muhammed, ‹slam Peygamberi, II, 853; Keskio€lu Osman, K. Kerim Bilgileri, 31-32.

[6] 2 Bakara 2. [7] 2 Bakara 183.

[8] Hz.Peygamber, kendisine peygamberlik gelmeden önce H›ra ma€aras›nda münzevi bir hayat yaflard›. Ama Kur'an ayetlerinin inmeye bafllamas›yla O, H›radan toplum içerisine indi ve tebli€ görevini sürdürdü. Fakat O, insanlardan ve dünya nimetlerinin cazibesinden geçici bir süre de olsa uzak kalmay› tamamen ihmal etmedi. Bu sefer halk›n içinde, mescidinde O, Ramazan›n son on gününü itikafla geçirirdi.

[9] Cibrîl, her Ramazan Peygamberimize gelir ve o ana kadar inen ayetleri karfl›l›kl› okurlard›. "Arza" diye isimlendirilen bu karfl›l›kl› okuma (mukabele) Peygamberimizin vefat edece€i sene iki defa tekrarlanm›flt›. Bkz. Buhari, Bedü'l-Vahy 5, Fedâilü'l-Kur'ân 7; Müslim, Fedâil 50; Zerkeflî, el-Bürhân, I, 232; ‹bnü'l-Esîr, en-Nihâye, III, 212; Bilmen Ö. Nasuhi, Büyük Tefsir Tarihi, I, 21.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile