Yazdır

Yeni Bir Yıl, Yeni Bir Sayfa

. Memleket

Zaman, üzerimizdeki Allah'ın büyük nimetlerinden biridir. Zaman bizde emanettir. Tüm emanetler gibi zaman emanetini de yerli yerince kullanmakla yükümlüyüz biz.

Zamanın asıl sahibi Allah Teâlâdır. Bu yüzden biz, zamanı zaman sahibinin istekleri doğrultusunda geçirirsek değerlendirmiş ve değerlendirdiğimiz zamanla kendimize değer kazandırmış oluruz.

Eskiler, zamanın sahibi Allah'ın istekleri doğrultusunda geçirilmeyen anları ömürlerinden saymamışlardır. Tüketilen zamanların ömürden sayılabilmesi için, onların O'nun ölçüleri doğrultusunda geçirilmesi gerekir. O'nun ölçüleri doğrultusunda geçirilmeyen her an israf edilmiş demektir. İsraf edilen bir zaman parçası ise ömürden sayılamayacağından bize bir değer kazandırmaz. Üstelik o zamanlar birer yük ve vebal getirirler bize.

Nitekim hadisde şöyle buyurulmuştur:

"Her yeni gün ve gece şöyle seslenir: Ey insanoğlu! Ben yeni bir ânım. Yaptığın işler konusunda senin şahidinim. Öyleyse beni hayır işleyerek iyi değerlendir ki lehine şahitlik edeyim. Çünkü ben bir daha geri gelmeyeceğim."

Ölçüsüzlükler içerisinde geçirilen zamanlarda, suçlu olan zamanın kendisi değil o zamanı hoyratça tüketenlerdir. Ama bu gerçeği göz ardı eden nice nankör insan, kötülükleri kendileri işlerler sonra da "ne yapalım zaman kötü / zaman bozuk, zaman bunu gerektiriyor.." diyerek zamanı suçlarlar. Tıpkı İmam Şafi'nin dediği gibi:

"Bütün ayıplar bizde olduğu halde hep zamanı kınarız. Gerçekte ise zamanın hiç suçu yok, tüm suçlar bizdedir. Haksız yere zamanın sahibine hicivler düzeriz sürekli. Zaman dile gelse, kim bilir bizim için neler söylerdi! bir kurt bile kendi cinsini yemezken, canavarlaşan bizler rahatlıkla birbirimizi yiyebiliyoruz!."

Bu yüzden Peygamberimiz "Zaman sövmeyiniz, zamanı kınamayınız, çünkü zamanın sahibi Yüce Allah'tır" buyurur.

Kur'ân, gece ve gündüzün sürelerini düzenleyenin Allah olduğunu bildirerek zamanın asıl sahibine dikkat çeker. Zamanın sahibi olarak Allah Teâlâyı kabullenmek ise, onu O'nun ölçüleri doğrultusunda kullanmakla mümkün olur. Zamanlar, Allah'ın ölçüleri doğrultusunda geçirilmezse, onun gerçek sahibi olan Yüce Allah’a karşı nankörlük ve ihanet edilmiş olur.

Bu yüzden Kur'ân'da zamanın dilimlerine (asr, gece, gündüz, kuşluk vakti gibi) yemin edilerek zamanın önemine dikkat çekilmiştir. Zira zaman, insanın en çok aldandığı şeylerden biridir. Fahreddin Razî'nin zikrettiği şu olay, zaman konusunda insanın aldanışını anlatması bakımından ilginçtir:

Yüce Allah'ın 'asr'a yemin edişini Bağdat çarşısında gördüğüm buz satıcısının durumu ile daha iyi anladım. Adam, güneşin yakıcı sıcağı altında tablasına buzları koymuş dolaşıyordu. Eriyen buzlar adamın üzerine damlıyor ve onu ıslatıyordu. Adam şöyle bağırıyordu: 'Buz alarak sermayesi eriyip tükenen adamı kurtaracak yok mu?'

Gerçekten zaman da buz gibi eriyip geçiyor. Ömür sermayesi, her geçen gün azalıp tükeniyor. Her geçen gün, bizi biraz daha ölüme yaklaştırıyor. Geçen günler, üzerimizde izler bırakarak akıp gidiyor. Saçlarımıza karlar yağıyor, yüzümüz kırışıyor, organlarımız eskiyor.

Zamanın uzunluğu yahut kısalığı, izafî ve değişken. Bakış açısına göre, dolu dolu yaşanışına yahut boş şeyler uğruna heder edilişine göre değişir. Nitekim Kur'ân, Yüce Allah katında elli bin yıllık bir günden (70/4) ve bin yıllık bir günden (22/47, 32/5) bahseder. Üç yüz küsür yıl mağarada uyutulduktan sonra uyandırılan Mağara ehli, bir gün yahut yarım gün uyuduklarını söylerler (18/19). Yine bir mucize eseri yüz yıl uyutulup uyandırılan adam, bir gün kadar uyuduğunu söyler (2/259). Diriliş gününde de insanlar, dünyada bir gün kadar kaldıklarını söyleyecekler. (20/104, 23/113)

Bütün bunlara rağmen zamanın kıymetini bilmeyen ve onu gereksiz şekilde harcayıp heder eden insan, kendisine verilen ömrü hep azımsar ve kendisine bin yıl yahut daha fazla ömür verilmesini ister (2/96). Oysa, önemli olan kendisine verilen ömrü, en güzel şekilde değerlendirmektir. Zamanı değerlendiremeyenlere, uzun sürelerin verilmesi bir anlam ifade etmez. Hz. Peygamber "Çoğu insanın aldandığı iki nimetin, sağlık ve boş vakit olduğunu" söyleyerek buna dikkat çeker.

İşte bir sene göz açıp kapayıncaya kadarki bir anda tükendi, gerilerde kaldı ve işte yeni bir sene geldi. Bir yaş daha büyüdük zannediyoruz, oysa ömrümüz bir sene daha kısalmış oldu. Sonbaharda dökülen yapraklar gibi, düşen takvim yaprakları, bizden bir şeyler aldı götürdü. Kopardığımız her takvim yaprağı, bize tanınan bir fırsatın elimizden çıkmasıydı aslında.

O halde yeni bir seneye girerken, geçmişin muhasebesini yapalım, geleceğe kendimizi hazırlayalım ve hayatımızda yeni bir sayfa açalım. Geçmişte yaptığımız hatalar için pişmanlık duyup tekrar onları yapmamaya karar verelim. Yaptığımız yanlışları örtsün diye onlara karşılık iyilik ve güzellikler yapalım. Yeni bir yıla eriştirdiği için Yüce Yaratanımıza teşekkürler edelim. Hayır ve güzelliklerle yeni senemizi dolu dolu yaşayalım. Öyle bereketli bir hayat yaşayalım ki, geride bıraktığımız zamanlar, dünya ve ahirette pişmanlık sebebimiz olmasın.

Sağlıcakla kalın efendim.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile