Yazdır

O'nun Olmak ve O'nunla Olmak

. Hacc

Karşılaşılan her türlü musibet karşısında okunan bir ayetimiz var, istirca ayeti. Meâli şöyle: Doğrusu biz, Allah'a aidiz ve O'na döneceğiz. (2/156) Biz Allah'tan geldik ve O'na döneceğiz, diye de tercüme edilebilir. Evet biz, her şeyimizle O'na aidiz, O'ndan geldik ve her şeyimiz O'nun. Biz hiç yoktuk, var olmamızı diledi, varlık aleminde adımız okunur olduk. Herhangi bir varlık olabilirdik, ama O, bizim en şerefli varlık olmamızı diledik ve insan olarak dünyaya geldik.

Bize mükemmel bir ruh ve beden dünyası bahşetti. Ruhumuzu da donattı, fiziğimizi de. Ve biz bütün bunlara karşılık O'na hiçbir şey ödemedik. Sonra O'nun bize bahşettiği akıl ve duyu organları sayesinde bir çok şey kazandık. Malımız mülkümüz oldu, makamımız konumumuz oldu, eşimiz dostumuz oldu. Ama sonuçta bunların hepsi O'nun lütfu ve kereminin bizdeki yansımaları.

Herkes için geçerli ve değişmez olan bu gerçeği bu şekilde tespit ettikten sonra, O'na ait olanları O'nun yolunda kullanmak ve O'nun uğruna feda etmeyi konuşalım biraz da.

Her bir şeyi bize veren O, bu sefer verdiklerini bizden satın almak istiyor, önce şöyle genel bir çağrıda bulunuyor: "Ey inananlar! Sizi, elemli bir azaptan kurtaracak bir ticareti size haber vereyim mi? Allah'a ve peygamberine iman edersiniz, Allah yolunda mallarınız ve canlarınızla cihad edersiniz. Bilirseniz, işte bu sizin için çok daha hayırlıdır." (61/10-11)

Sonra şöyle buyuruyor: "Allah, müminlerden mallarını ve canlarını, cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar, Allah yolunda savaşırlar, ölürler ve öldürülürler.." (9/111)

Dikkat edilirse iki ayette de bir ticaretten söz ediliyor. Bir alım satım, hem de karlı bir alış veriş. Yüce Allah, soyut şeyleri anlatırken; kullar için çok cazip olan ticaret, alış veriş, kar zarar gibi hayatın içinden seçtiği somut kavramları kullanıyor. Öyle bir alış veriş ki, alıcı durumunda olan Yüce Allah, satıcı durumunda olan ise müminler. Mallarını ve canlarını satışa çıkarıyorlar. Karşılık ise cennet, işte gerçek anlamda kazanç bu.

Nitekim, bir sahabî şehid olurken şöyle haykırıyordu: "Kazandım vallahi!"

Aslında, malı ve canı da bize veren Yüce Allah'tır. O, lutf u keremiyle bizlere bahşettiği bu nimetleri, bizden geri almak istiyor, hem de biçilmez pahalarla. Malın asıl sahibi, emaneten verdiğini, çok büyük pahalarla satın almak istiyor. Bu, Yüce Allah'a özgü bir alış veriş. Hem de çok karlı ve cazip bir ticaret.

İşte kurban bayramında bunları düşünmek gerek. Kurban kesenler de kesemeyenler de bunları düşünmeli. O'nun olmanın hesabını yapmalı, malımız ve canımızla ne kadar O'nun olduğumuzu test etmeli. Elbette gücü yetenler kurban kesmeli/kesecekler; ama gücü yetmeyenler için de kurban, bir şeyleri O'na feda etmeye vesile olmalı, O'nun uğruna candan ve maldan geçmeye hazır olmalı. İşte ancak o zaman toplum olarak kurban, O'nun oluşumuzun ve O'na yakın oluşumuzun bir göstergesi olacaktır.

Tıpkı "Ben Rabbime gidiyorum/ O'na göç ediyorum" (29/26) diyen İbrahim gibi; O'nun olmayan yollardan ayrılmalı, O'nun tasvip etmediği düşüncelerden sıyrılmalı; O'nun beğenmediği eylemlerden uzaklaşmalı. Alıcılarımızı O'na çevirmeliyiz. Gönlümüzle, sözümüz ve eylemimizle O'na dönmeliyiz. O'nu düşünmeli, O'nu anmalı, O'nu söylemeli, O'nun için sevmeli, O'nun için söylemeli, O'nun için işlemeli, O'nun için nefret etmeliyiz.

Kurban, kendisinden bize yadigar kalan İbrahim peygamber gibi olmalı. Gönlümüzü Rahmana, beynimizi irfana, dilimizi burhana, malımızı ihvana, canımızı nirana, oğlumuzu kurbana sunabilmeliyiz. İşte böyleleri için kurban, kurbiyet olacaktır. Kurbiyet, yani Yaratıcıya yakın olma; O'ndan gayri şeylerden uzak olmayı beraberinde getirecektir. Bu ise, bu yolda kararlılık ve fedakarlıkla mümkündür.

Yoksa kurban, yalnızca kan akıtmak, et yemek değildir. "O kestiğiniz hayvanların ne etleri, ne de kanları Allah'a ulaşır. Ama O'na sizin takvanız ulaşır.." (22/37)

Kurban, gönüllerimize, beyinlerimize, dillerimize, eylemlerimize, mallarımıza, zamanlarımıza, evlerimize, nefislerimize ve nesillerimize bereketler getirsin. Bayramınız mübarek olsun. Ne mutlu, kurbanla kurbiyete erenlere; masivadan uzaklaşıp Allah'a yaklaşanlara.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile