Yazdır

Bela ve Tasa Günü/Yeri Kerbela

. Memleket

Aslında yerlerin ve zamanların bir suçu yok; asıl suç, o yer ve zamanları hoyratça kullananların. İmam Şafii'nin dediği gibi: Biz insanlar yok mu, biz insanlar. Kötülükleri biz işleriz, sonra da suçu yer ve zamana atarız.. Hiçbir vahşi hayvan bile kendi cinsini yemezken, biz insanlarız birbirini yiyen..

Kerbü bela da öyle. Bela- tasa yeri ve günü. O yeri ve günü bela ve tasaya sebep olacak olayların günü ve yeri yapanlardır, asıl suçlu. Yoksa yerlerin ve zamanların herhangi bir uğursuzluğu ve kötülüğü olmaz.

Kerbela, Allah ve Ahiret inancının zayıflamasıyla, makam ve mevki hırsının insanlara neleri yaptırabileceğini gösteren acılı bir hatıra.

Kerbela, Hz. Peygamber'in "Allah'a isyan konusunda hiç kimseye itaat edilmez. İtaat, ancak hayırda ve haktadı." ilkesini göz ardı etmenin acı faturasıdır.

Hicretin 61. yılı. Daha Peygamberimiz dünyadan göçeli elli yıl kadar olmuş. Bir tarafta zalimlere boyun eğmeyi bir Peygamber torunu olarak kendine yakıştıramayan diriliş ve eylem adamı Hz. Hüseyin; diğer tarafta itaati, körü körüne boyun eğme olarak algılamış, dünyalık ve ikbal peşinde olan Müslümanlar.

Bir tarafta Iraklılardan aldığı binlerce davet mektubunun manevi baskısıyla yollara çıkan Hz. Hüseyin ve ailesi; diğer tarafta savaş niyeti olmayan bir büyük aileyi susuz çöllerde kuşatıp acımasızca doğramayı görev bilen Yezid askerleri.

Bir tarafta, kendisine yardım ve destek vaat edenlerin kaypaklığını gördükten sonra, komutana, "Beni bırak Medine'ye geri döneyim; yahut izin ver serhadlere gideyim ve Allah yolunda savaşayım; yahut aç yolumu Şam'a gidip Yezid ile bizzat görüşeyim. Kardeş kanı dökülmesin" diyen Peygamber torunu. Diğer taraftan makamı için aldığı emri yerine getirmekten başka bir şeyi düşünmeyen komutan Ömer b. Sa'd. Kendisi cennetlik olduğu müjdelenen on kişiden biri olan Hz. Sa'd b. Ebi Vakkas'ın oğlu. Öyle baba, böyle oğul işte.

Bir tarafta savaş niyeti hiç olmayan, bu yüzden de yanına sadece kadın-kız, çocuk ve yakınlarını alan Hz. Hüseyin; karşı tarafta ise altı bin kişilik bir ordu.

Ve sonuç, Hz. Peygamberin cennet güllerinden bir gül diye nitelediği Hz. Hüseyin 72 yakını ile birlikte şehid ediliyor. Kerbela olayı, bununla bitmiyor tabi ki. Bu olayla birlikte Ehl-i Beyte lanet okuyanların karşısında, Ehl-i Beyti aşırı şekilde kutsayan pek çok mezhep, fırka ve grup doğuyor ve Müslümanlar arasında kardeş kavgası kesintisiz sürüyor ve Müslüman kanı ve göz yaşı akmaya devam ediyor.

Bugün bize düşen, Kerbela olayında yer almış olan insanları yargılamak değildir. Onların işi ve hesabı Yüce Allah'a kalmıştır artık. Bize düşen ise, olaydan ders almak, benzer olayların yaşanmaması için tedbirler almaktır. Unutmayalım ki bizden öncekiler, yaptıklarından sorumludurlar elbette. Ama onlar yaşadıklarını bizim için de yaşamışlar, bizim ders ve ibret almamız için yaşamışlardır. Biz böyle görmeli ve değerlendirmeliyiz, geçmişte yaşananları.

Aksi takdirde, yaşananlardan ibret almazsak, kardeş kanı akmaya devam edecektir. Nitekim tarih boyunca hep öyle olmuştur. Müslümanların kendilerine yaptığını, düşmanları yapmamıştır. Ve Müslümanlar, kendi aralarındaki ayrılık ve gayrılık yüzünden kaybetmişlerdir hep. İbret alsanıza, ey özü temiz olanlar, ey akıl ve basiret sahipleri!

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile