Yazdır

Hayatımızdaki Tekrarlar

. Memleket

Yeni yürümeye başlayan çocuk, düşe kalka yürüme denemeleri yapar. Tekrar tekrar yürümeye çalışır. Neden? Daha düzgün yürüyebilmek için tabi ki.

İlkokulun ilk günlerinde, sayfalar dolusu çizgi çizeriz, harfleri tekrar tekrar yazarız, neden? En doğru çizgiyi çizebilmek ve harfleri en güzel bir biçimde yazabilmek için. Buna göre sonraki çizdiğimiz çizgi, bir öncekinden daha düzgün ve daha güzel olmalı.

Tıpkı bunun gibi, hayatımızda pek çok şeyi deneme yanılma yoluyla, tekrarlaya tekrarlaya  öğreniriz. Öğrenmenin sonu yoktur. Her geçen gün, daha iyisini ve dana güzelini öğrenmek için bir fırsattır.

Müslüman olarak dini görevlerimizde de tekrarlar vardır. Kur'an konuları ve cümleleri için de tekrarlar vardır. Tekrar, takrir içindir, yani bilgiyi iyice yerleştirmek içindir. Tekrar, tekid içindir, yani pekiştirmek içindir. Bu yüzden Türkçe Arapça bir karışımla "Et-Tekraru ahsen, velev kanne yüz seksen" denmiştir. Yani tekrar yüz seksen kere de olsa, güzeldir. Aynı şekilde Arab, "ed-dersü harfün, vettekraru elfün" demiştir. Yani ders bir harf bile olsa, bin kere tekrar gerekir.

Günlük hayatımızda ezan cümleleri tekrarlanır, niçin? İslam'ın özeti olan o cümlelerle din anlayışımızı gözden geçirmek, inancımızı test etmek, sağlamak ve yenilemek için. Bu gayenin gerçekleşmesi ise, ezanı anlayarak okumak ve dinlemekten geçer. Peki, tekrarlanan ezanlar, hayatımızda neyi değiştiriyor, hayatımıza yeni ne katıyor?

Peygamberimizin tavsiyeleri doğrultusunda, namazlardan sonra otuz üçer kere tesbihi, tahmidi, tekbiri tekrarlarız, peki neden? Bu ifadeleri gönlümüze, beynimize, dilimize, amelimize kazımak için. Bunlarla yenilenmek için, bunlarla dolmak için, şarz olmak için. Tabi ki bu hedefin gerçekleşmesi, bu ifadeleri anlayarak ve bilinçli bir şekilde söylemekle mümkündür. O halde her tesbih, bir önce söylenen tesbihten daha anlamlı, daha bilinçli ve daha etkili olmalı.

Yıllardır aynı ekmeği, aynı yemeği yiyor, aynı suyu içiyoruz. Ama her acıktığımızda ve her susadığımızda daha bir iştahla ve içten başlıyoruz yemeye-içmeye. Ve her yediğimiz lokma ve her içtiğimiz yudum, bizde yeni bir hücreye, yeni bir enerjiye dönüşüyor. Tıpkı bunun gibi, tekrarladığımız her dua, zikir ve ibadete de yeni bir iştah, yeni bir şevk ve iştiyakla yönelmeliyiz. Ve her tekrarladığımız zikir ve ibadet, bizde yeni bir imani güce ve enerjiye dönüşmeli.

Kur'an okuruz, tekrar tekrar okuruz/okumalıyız da. Hatim inerken, onun son suresini okuduktan sonra, hemen başa döneriz, Fatiha  ve Elif lam mim'i okuruz. Çünkü Kur'an, bitmez, o bitmek tükenmek bilmeyen bir hazinedir. Onu her okuyuşumuz, bize yeni şeyler öğretmeli, imanımıza iman katmalı, bizi yeni hayırlı eylemlere yöneltmeli. Bunun için onu, yeni bir coşku ve heyecan içerisinde okumalı, derinlemesine düşüne düşüne okumalı ve tekrar tekrar okumalıyız.

Ve her gün namaz kılarız beş vakit, günde beş kere O'nun huzuruna çıkarız, O'nun rahmet kapısını çalarız. Niçin? Hep daha iyisini ve en iyisini kılabilmek, O'na bir adım daha yaklaşabilmek için. Peki bu hedefi ne kadar gerçekleştirebiliyoruz? Kıldığımız son namaz, bir öncesinden daha iyi, daha içten, daha huşulu olabiliyor mu? En azından biz beğeniyor muyuz, kıldığımız namazları. Hani sahabi, oğlunu öğütlüyordu ya: "Evladım son namazını kılıyormuş gibi namazını kıl. Çünkü yavrum insan iki iyilik arasında ölür. Biri, yaptığı iyilik; diğeri de yapmayı planladığı iyilik."

Namaz tekrarında bu hedefi tutturabilmek ise, namazla tanışmakla mümkün. Ezan ve kamet cümleleriyle namaza zihnimizi hazırladıktan sonra, namazda tekrar tekrar okuduğumuz kırk fatihanın, sure ve duaların, tekbirlerin, tesbihlerin, tahmidlerin anlamını bilmekle mümkün. Kıyamın, rukunun, secdenin hikmetini bilmekle mümkün.

Öyleyse hayatımızdaki tekrarlarımızın hikmet ve hedefini bilelim, tekrarlarla kemale erelim, tekrar deyip geçmeyelim.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile