Yazdır

Doğduğum Günde, Öleceğim Günde ve Dirileceğim Günde Selam Olsun Bana!

. Memleket

Mart ayı, benim doğduğum ay. Tabi ki nüfus cüzdanımdaki verilere göre. Çocuklarım ve bazı öğrencilerim doğum günümü kutladılar, hayırlı ve bereketli ömürler dilediler, muammer olasın dediler. Diyebilirsiniz ki senin doğum gününden bize ne! Belki haklısınız ama, bu vesileyle ben size başka şeyler anlatacağım.

Biz yakın zamana kadar, doğum günü kutlanmasına hep karşı çıktık; hatta doğum günlerimizi çoğumuz hatırlamak bile istemedi. Haklıydık. Çünkü bize doğum günü kutlamaları diye, hep günah ve işret âlemleri örnek olarak sunuldu. Tamamen bizim olmayan adetlerle, batı müziklerinin eşliğinde içkili, israflı, mumlu vb. kutlamalar.

Peki, İslam, doğum gününü hatırlamayı yahut kutlamayı yasaklamış mıydı? Elbette ki hayır. Öyle olsa, Müslümanlar olarak Rebiul Evvel ayının on ikinci gecesinde Hz. Peygamberin doğum gününü kutlamazdık. Öyle olsa, edebiyatımızın şah eserlerinden ve bir çeşit doğum kutlaması olan "mevlidler" yazılmazdı.

Mehmed Zihni Efendi'nin Nimet-i İslam adlı eserinde verdiği bilgilere göre, ezandan sonra minareden Peygamberimize salat ve selam okunma adeti (sala), 791 yılı Rebiu'l-Evvel ayının Pazartesi gecesi Mısır'da başlamıştır.

Gerçekten de her  insanın hayatında unutamadığı çok önemli günler vardır. Bu günler acı tatlı hatıralarıyla hep yadedilir, diğer günlerin önüne çıkartılır. Örneğin bir doğum günü, bir düğün günü, bir ölüm günü, bir kuruluş yahut tarihten siliniş günü. Hatta bu çok önemli günler adına tarih bile düşülmüş ve sonuçta bu özel günler tarihe ve insanlığa mal olmuştur. Sözgelimi bir Nuh Tufanı, Hz.İsa'nın doğum günü, Fil vakası, Hicret günü, İstanbul'un fetih günü gibi. İnsana inen Kur'an da insanın bu eyilim ve özelliklerini gözeterek inmiş olup bazı günleri diğer bazılarının önüne çıkararak anmıştır. Elbette bir kısım günlerin öne çıkarılması diğer anların önemsiz görüldüğü anlamına gelmez.

Bu cümleden olarak Kur'an cahiliyye insanının erkek çocuğun doğum gününde sevindiği, kız  çocuğun doğum günü ise üzüntüye gark olduğunu kınayarak erkek olsun kız olsun doğum günlerinde sevinmenin (16/58, 43/17) insan psikolojisinin tabi bir gereği olduğunu vurgular. Bunun yanında o, aileleri ve toplumları için çok önemli  günler olan Hz. Yahya ve Hz. Îsa'nın doğum günlerini özellikle anmıştır. Yine Kur'an'da Hz. İsmail, Hz. İshak, ve Hz. Yahya'nın doğum müjdeleri üzerinde durulur, Hz.Yakub ve Hz. Süleyman peygamberlerin ölüm anları anlatılır.

Kendisine neden özellikle Pazartesi nafile  oruç tutulduğu sorulunca Peygamberimiz (s) "Çünkü ben o gün doğdum ve bana Kur'an o günde inmeye başladı." buyurarak doğum gününün ve kendisine vahyin ilk geldiği günün hayatındaki önemini vurgular.

Aynı şekilde Medîne'de muhacirlerin ilk çocuğu Abdullah b. Zübeyr dünyaya gelince, Medîne sokaklarında müslümanlar sesli tekbirler getirerek doğumu adeta kutlamışlardır. Şöyle ki Yahudiler, Mekke'den Medine'ye göç eden muhacirlere "size büyü yaptık, artık sizin çocuğunuz olmayacak" diye sataşmaktaydılar. Koparılan bu yaygara, Medine havasına alışamadıklarından ilk sene hiç çocukları olmayan muhacirlerden bazısını etkilemişti. Bu yüzden muhacirlerin Medine'de dünyaya gelen ilk çocuğu Abdullah dünyaya gelince, müslümanlar bunu tekbirlerle kutlamışlardır. (Bkz. Köksal Asım, İslam Tarihi, VIII, 311)

Bütün bu açıklamalardan doğum gününe önem vermenin meşruluğunu çıkarmamız mümkündür. Ne ki, bu önem verme bugünkü cahiliyye kutlamalarına benzememelidir. Peygamberimizin kendi doğum gününü orucla, müslümanların çocuklarının doğum gününü tekbirle yadettikleri düşünülürse; müslümanlar da kendilerinin ve çocuklarının doğum günlerini Allah'a şükür, dua ve ibadet fırsatı olarak değerlendirebilirler. Hz. Peygamber'in doğum gecesi olan 'Mevlid Gecesi' de bu çerçevede değerlendirilebilir kanaatindeyiz. Zira tamamen insani eğilimlerden kaynaklanan bu günlere, yapılan yanlış uygulamaları bahane ederek "İslamda bunun yeri yok" diyerek tamamen karşı çıkmak kanaatimizce pek tutarlı  bir tavır değildir. Sünnette çocuğun ilk doğum günlerinde (doğumun 7. veya 14. veya 21. günlerinde) kesilmesi tavsiye edilen akîka kurbanı da bir çeşit doğum gününün İslamî kutlamasıdır.

Küçülen dünyada çocuklarımızın, başkalarının doğum günlerinde düzenledikleri partilere imrenmemeleri için, kendi değerlerimize uygun alternatiflerimiz her zaman olmalıdır.

İşte Kur'an'ın Hz. Yahya peygambere olan duası: "Doğduğu gün, öleceği gün ve dirileceği gün ona selam olsun!" (19/15)

Ve işte Hz. İsa'nın kendine duası: "Doğduğum gün, öleceğim gün ve tekrar dirileceğim gün bana selam olsun!" (19/33)

Şimdi, muammer olasın duasını hak etmiş olmalıyım artık.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile