Yazdır

Gündemi Belirlemek

. Memleket

Müslüman, Kur'an merkezli düşünen ve ona göre yaşayan kimsedir. Bu nedenle o, öncelikle ve sürekli Kur'an okumalıdır. Ki hayatını Kur'an yönlendirsin, gündemini o belirlesin. Büyük İmam ne güzel söylemiş, Hak ile meşgul olmayanı, batıl işgal eder, diye.

Ne hazin ki Kur'an'dan kopan ve ona yabancılaşan müminleri, bugün başkaları yönlendirmekte, gündemlerini de başkaları belirlemektedir. Tüm kitaplar bir Kitabı anlamak için okunur, sloganının ardına sığındığımızdan o bir Kitabı okumaya ve anlamaya sıra gelmez bir türlü!

Hz. Peygamber, iman adamının kişilikli olmasını özellikle vurgulamış ve müminlerin suyun akışına kendisini kaptıran bir saman çöpü gibi silik ve zayıf olmamalarını ısrarla öğütlemiştir. "Kişiliksiz kimseler (İmmea) olmayın. Öyle olursanız sonunda şöyle demeye başlarsınız: İnsanlar iyi olursa biz de iyilik yaparız. Onlar zulmederse, biz de zulmederiz. Fakat siz şunu özünüze yerleştirin: İnsanlar iyilik yaparsa, siz de iyilik yapın. Ama onlar kötülük  yaparsa,  siz asla zulmetmeyin." (Tirmizi)

Evet Müslümanları Şehirlerin Anası/Merkezi (Ümmü'l-Kura) olan Mekke kaynaklı ses yönlendirmelidir. Müminler de alıcılarını sürekli o merkeze açık tutmalıdırlar. Aksi durumda, ters merkezler onlara din öğretmeye kalkacak ve onları yönlendirecektir.

Son günlerde Müslümanların gündemine oturan  ve Amerika'da gerçekleştirilen bir kadının imameti konusu bunları hatırlatmamıza neden oldu. Olayla ilgili yetkili yetkisiz pek çok ağızdan çeşitli şeyler söylendi ve söylenmeye de devam ediyor. Biz de konu ile ilgili düşüncelerimizi okuyucularımızla paylaşalım dedik.

Son dönem Osmanlı Şeyhülislamının da itiraf ettiği gibi, kader ve kadın meselesi, İslam aleminin yumuşak karnı olmaya devam etmektedir. Aslında bu iki konu, sadece Müslümanların değil, tüm insanlığın meselesi olmaya devam etmektedir.

Sahi hiç düşündük mü, Amerika'da bir Kattedralde bir hanıma namaz kıldıranlar, bir rahibenin ayin yönetmesine neden izin vermezler veya niçin böyle bir uygulama Hıristiyan dünyasında yoktur. Bir Yahudi Havrasında, bir Yahudi bayan, cemaate ayin yaptırabilir mi? Neden bu insanlar, kendilerinin yapmadıkları bir şeyi, başkalarına yaptırmaya kalkarlar? "Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırır ve bildiğiniz halde hakkı gizlersiniz?" (3/71) "Sizler Kitabı okuyup dururken insanlara iyiliği emredersiniz de kendinizi unutur musunuz. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?" (2/44)

Bir de hayatında namazla barışık olmayanların pek hoşuna gidiyor, bir hanımın kadın erkek cemaate namaz kıldırması, ne hikmetse?! Bu memlekette çok çeşitli, zamansız ve belki de lüzumsuz pek çok tartışma yapıldı geçmişte. Sonuçta kadınlar da cenaze namazına katılabilir, dendi. Peki bugüne kadar kaç hanım cenaze namazına iştirak eder oldu?!

Kadınlara Cuma Namazı Farzdır, diye kitap yazıldı da haç hanım devamlı olarak Cuma namazı kılmaya başladı?! Yoksa bu tartışmalar, uygulamaya yönelik olmaktan ziyade mide bulandırmaya ve kafa karıştırmaya mı yönelik?!

Eskiden kızlarımız İmam Hatiplerde okuyamıyordu, sonra kız imam hatipler açılarak, kızlarımıza İHL'lerin yolu açıldı. Başlangıçta kızlarımız için ilahiyatlara kota konmuştu, sonra bu da kaldırıldı. Gelinen noktada bugün, İHL ve İlahiyatlardaki öğrencilerimizin yarıdan çoğu kızlardan oluşuyor. Bu kadınlarımız açısından çok önemli ve olumlu bir gelişme, dini eğitim alması gereken erkeklerimiz açısından ise oldukça düşündürücü. Bu sonuca bakarak Diyanet İşleri, bayan imamlar atamaya başlasa, camiler namaz kılanlarla dolup taşacak mı acaba?!

Bu konuda Hz. Peygamber döneminde bir tek uygulama var. Bunun da sahih olup olmadığı araştırılmalı. Ümmü Varaka için söz konusu olan bir uygulama bu. Ümmü Varaka, Kur'an donanımına sahip Ensar'dan bir hanım efendi. Bedir savaşına katılmak için Peygamberimizden izin ister, o da ona, evinde oturup Kur'an okumasını tavsiye eder ve ona şehitliğin evinde de müyesser olacağı müjdesini verir. Bir de ona, ev halkına imamlık yapma izni verir. Ümmü Varaka da ev halkına namaz kıldırır. Kaynaklar, onun erkek uşağının olduğunu ve ona müezzinlik yaptığını da söyler. Hz. Ömer döneminde, bu kadını erkek ve kadın iki uşağı bir kadife örtüyle boğarak öldürürler ve yakalanan iki cani Medine'de idamla cezalandırılırlar. (Bkz. İbn Sa’d, Tabakât, VIII, 457)

Bu rivayetten, bu iznin, devrinin Erkek Fatması olan Ümmü Varaka'ya özel bir izin olduğu anlaşılmaktadır. Zira bu uygulama başkaları tarafından yaygınlaşmamıştır. Örneğin Cemel Savaşında ordu komutanı olan Hz. Aişe, müminlerin annesi mesabesinde olduğu halde, bir sefercik olsun cemaate namaz kıldırmamıştır.

Sonraki dönemlerde Haricilerden bir fırkanın bir savaşçı kadın etrafında toplanıp bir kere ona uyarak namaz kıldıklarına dair de tarih kitaplarında bir tek lokal uygulama mevcuttur. Bu da aşırı bir grupça yapıldığı söylenen uç bir örnektir.

Namazın ibadet boyutu, namazda huşu ve hudu' (içtenlik ve yoğunlaşma) gibi ilkeler görmezden gelinerek konuya yaklaşmak bizi sağlıklı sonuçlara götürmez. Kişiye özel uygulamalardan çıkarılabilecek sonuçların genelleştirilmesi de doğru değildir. Bu kişilerin ve onlara tanınan ayrıcalıkların arka planı iyice araştırılmalıdır.

Kadın haklarını müdafaa son derece önemli ve gerekli. Ama, kadınlarımız hak elde etme mücadelesine camide imamlık hakkı elde etmekten başlamamalı diye düşünüyoruz. Başlarsa, bundan pek fazla bir sonuç çıkmaz, sadece insanların kafası karışır, uygulanabilirliği olmayan lüzumsuz ve yersiz yeni tartışmalara kapı aralanır.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile