Yazdır

Kötülükten Sakındırma Görevinde Okul Müdürlükleri ve Müftülükler

. Memleket

İyiliği tanıtıp emretme ve kötülükten sakındırma görevi, İslam toplumunun en temel görevlerindendir. Zaman zaman bu görevin yerine getirilmesinde 'yetki sorunu' gündeme getirilse de aslında her Müslüman bu görevin içerisindedir. Şöyle ki:

Bu görevi öncelikle yetkililerin yerine getirmesi gerekir. Bilinçli ve etkin bir biçimde bunu ancak yetkililer yapabilir. Ama her Müslüman, yerine göre bu yetki alanının içerisindedir. Bir anne yahut bir baba, yetkililerin ulaşamayacağı pek çok yerde çocuklarına karşı sorumludur ve onlara karşı bu görevi yerine getirmekle yükümlüdür. Aynı şekilde bir işveren, bir usta de bu konuda elinin altındakilerden sorumlu olup onlara karşı, iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma görevini yerine getirmelidir.

Sözü şuraya getirmek istiyorum: Geçtiğimiz hafta bir ilçe müftülüğünün organizasyonu ile iki arkadaş ilçe okullarında 'Zararlı Alışkanlıklar ve Korunma Yollar' konusunu anlattık. Binin üzerinde yetişkin öğrencimizi taradık ve onları konuyla ilgili olarak aydınlatmaya çalıştık. Dönüş yolculuğunda şunları düşündüm: Bütün okul müdürlükleri ve tüm müftülükler aynı duyarlılığı gösterip periyodik olarak bu bilgi taramalarının yapılmasını sağlasalar..

Sigara, içki, uyuşturucu ve diğer zararlı alışkanlıklar yaşı hızla aşağılara düşüyor. İlköğretim çocuklarımız büyük tehlikeler altında. Yetkililerimiz bu tespitleri yapıyorlar ama tedavi ve çözüm için yapılanlar ne kadar yeterli? Konunun uzmanları bilimsel olarak zararlı alışkanlıkları, onların bireysel ve toplumsal zararlarını anlatıyorlar, fakat sonuç pek de iç açıcı görünmüyor.

İşte tam burada dinin yaptırım gücünden faydalanmanın gereği ortaya çıkıyor. Evet din, bireyin gönlünde, beyninde ve vicdanında kurduğu bu yaptırım gücüyle onu her yerde günaha düşmekten korur. Hiçbir kontrol ve yaptırımın olmadığı yerde bile din kişiyi tutar. Önemli olan ise dinin bu yaptırım gücünün zinde tutulmasıdır. Bunun için de dini bilenlerin sık sık insanlarımızı cami dışında da aydınlatması gerekmektedir. Bu konuda da öğrenci velilerimiz, okul yöneticilerimiz ve müftülüklerimiz başta olmak üzere herkese görev düşmektedir. Kötülük ve şer odakları ellerindeki değişik imkanlarla her gün kesintisiz kendi reklamlarını yaparken, iyilik ve hayır odaklarının boş durması yakışmaz, onların senede birkaç kez bir şeyler yapması da yeterli değildir. Onlar, kötülük odaklarından daha fazla çalışamıyorlarsa bile, hiç olmazsa onlar kadar çalışmalıdırlar.

Gittiğimiz ilçedeki okullarda çocuklarımıza özetle şunları anlattık:

Zararlı alışkanlıklar sadece içki sigara ve uyuşturucudan ibaret değildir. Yalan, aldatma, tembellik, başkalarının hakkını yemek, haksız kazanç, zina-fuhuş ve benzeri şeyler de zararlı alışkanlıklardır. Bunların hepsi dinimizce yasaktır, haramdır, günahtır.

Hiçbir zararlı alışkanlık bir kerecik olsun denenmeye değmez. Zira tarih boyunca pek çok insan, bunları işlemiş ve sonuçta bunlardan zerre kadar hayır ve yarar görmemiştir.

Bir şeyin zararlı olduğunu bilmek yetmez, önemli olan bu bilgiye işlerlik kazandırmaktır.

Zararlı alışkanlıklara düşmeden önce tedbir almalıyız. Hiç hastalanmamak için tedbirler almak demek olan koruyucu hekimlik, tıpta olduğu gibi dinde de son derece önemlidir. İdeal olan zararlı alışkanlıklara hiç düşmemektir. Çünkü zararlı alışkanlıklara hiç bulaşmamak, alıştıktan sonra onları bırakmaktan çok daha kolaydır. Bunun için doğru bilgiler ışığında aklımızı kullanarak güçlü bir irade sahibi olabilir ve bu alışkanlıklara hiç düşmeyebiliriz.

Kur'ân, yaşadıkları kirli toplumlara ve günah ortamlarına rağmen, günaha bulaşmadan temiz kalmasını bilmiş pek çok insanlık önderinden bahseder. Hz. Yusuf başta olmak üzere tüm peygamberler, Hz. Meryem, Mağara Arkadaşları ve diğerleri.. Demek ki insan aklı ve güçlü iradesiyle isterse, çevre ne kadar bozulmuş olursa olsun temiz kalabilir.

 

Zararlı alışkanlıkları dost edinmemiz, onların da bizi dost edinmesi anlamına gelmez. Hiç ummadığımız bir zamanda onlardan beklenmedik bir darbe yiyebiliriz. Onlar dost görünürler, ama onların düşman olduklarını anladığımızda iş içten geçmiş olabilir.

Sigara başta olmak üzere zararlı alışkanlıklara başlamak ve alışmak ücretsiz, son derece kolay ve zevkli olabilmektedir, ama onlardan kurtulmak ücretsiz, o kadar kolay ve zevkli olamamaktadır.

Her ikisi de zararlı olduğu hâlde sigaranın içkiden daha fazla yaygınlaşmasında içkinin dinen haram oluşu, sigaranın haram yahut helâl oluşunun tartışılır olmasının tesiri vardır. Oysa “İsraf etmeyiniz, çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (6/14); “Malını gereksiz yere saçıp savurma. Zira savurganlar şeytanın kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.” (17/26-27); “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız!” (Bakara Sûresi, 2/195); “Nefislerinize kıymayınız..” (4/29,) “O Peygamber kendilerine iyiliği emreder, onları kötülükten sakındırır. Onlara güzel şeyleri helâl kılar, çirkin şeyleri ise haram kılar.” (7/157), “İslâm’da zarar vermek de yoktur, zarara uğramak da.” “Ailesinin nafakasını boşa götürmesi, günah olarak kişiye yeter.” gibi dinî temel düsturlar ve bugünkü ilmî verilere göre sigaranın da helal ve caiz olmadığı iyi bilinmelidir.

 Kendimizi ve toplumun diğer fertlerini her türlü zararlı alışkanlıktan koruyabilmemiz için fertler olarak, arkadaş olarak, ailenin ve toplumun bir üyesi olarak yapmamız gereken pek çok şey vardır. Yalnızca kendimizin bu zararlı şeylerden uzak kalmasıyla yetinmemeli, elimizdeki tüm imkânları kullanarak insanlığı zararlı şeylerden korumaya gayret etmeliyiz.

Etkili ve yetkililer görev başına öyleyse! Gerçekten işimiz, vaktimizden çok daha fazla.


Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile