Yazdır

Orta Yolun Adamı Olmak

. Memleket

İslam, dini Müslümanları dosdoğru yola çağırır. Bu yol, ne sağdadır, ne soldadır. Ortadadır. Nitekim Peygamberimiz, bir gün ashabıyla otururlarken toprağın üzerine bir doğru çizgi çizer, sonra o çizginin sağ ve soluna küçük çizgiler çizer ve şöyle buyurur: "İşte şu ortadaki doğru çizgi, Allah'ın yolu sırat-ı müstakîmdir. Şu sağındaki ve solundaki çizgiler ise, diğerleridir."

Orta yolun tersi, aşırılıktır, uçlarda yer almaktır, sağa sola sapmaktır, savrulmaktır, ifrat ve tefrittir. Orta yolda kalmak, fıtratta kalmak, ondan ayrılmak fıtrattan sapma ve asıldan kopup yabancılaşmaktır.

Kur'ân, hedeflediği insan tipini tanımlarken, vasat toplum (ümmeten vasatan) yani denge toplumu ifadelerine yer verir.

Bu yüzden Kur'ân adamı, her zaman ve her şartta orta yolun yolcusudur. Şartlar ne kadar değişirse değişsin, o aşırılığa sapmaz. Savaş ortamında bile aşırılık yasaklanmıştır, savaş ortamında düşman, Müslüman şehitlerin cesetlerini parçalasalar bile, Müslümanlar buna karşılık düşman cesetlerini parçalayamazlar. Zira bu (müsle) yasaklanmıştır.

Bu nedenle Müslüman aşırı kinci de olamaz, aşırı dinci de olamaz.

Aşırılığı kendine şiar edinmiş, bir türlü orta yolun adamı olamamış olanlar her zaman uçlarda yer almaya devam etmişleridir. Dün aşırı solda olan, bugün aşırı sağda yer alabiliyor. İslam ise, insanlardaki bu aşırılık ve sapmaları önlemeyi hedefler. İnsanın özünde yahut gidişatındaki aşırılıkları gidermeye, onu dengede tutmaya çalışır. İslam'ın bu güzelliğini kavrayamamış olanlar ise, aşırı olmaya, uçlarda yer almaya devam edecektir. Böyleleri, sürekli karmaşık düşünce ve çarpık davranışların adamı olarak karşımıza çıkacaklardır. Bulundukları konumlarda Müslümanları, dün aşırılıklara yönlendirenler, değiştiklerini söyleyerek bugün de başka kulvarda bir aşırılığa sevk edebilmektedirler. Birkaç örnek verecek olursak: Dün değişik söylemlerle yıkıcı ve vurucu eylemlerin içerisinde yer alanlar, bugün konfor ve rahata gömülenler olabilmişlerdir.. Dün sloganik söylemler geliştirerek her şeye karşı çıkanlar, bugün de geliştirdikleri gerekçelerle her şeyi kabullenebilmektedirler.. Dün karşı çıktıkları söylem ve eylemlerin, bugün yılmaz bekçileri ve savunucuları olabilmişlerdir.

Çare ise, denge toplumunu kurmayı hedefleyen İslam'ı iyi ve doğru anlamak, gereklerini yerine getirmektir. Hz. Peygamberi ve uygulamalarını doğru okumaktır. İslam tarihinde değişik zamanlarda kendini gösteren Hz. Ali için ölümü göze alırken, sonuçta Hz. Ali ile savaşmaktan ve onun kanını dökmekten çekinmeyen Haricî mantığını ibretle okumaktır.

Son sözü yine Peygamberimize bırakalım:

"Bütün işlerinizde ne geri kalınız, ne ileri gidiniz, orta yolu tutun ve dosdoğru olun. Şunu unutmayın ki, hiçbiriniz yaptığı ameller sayesinde cehennemden kurtulamaz. Evet evet, ben de kurtulamam. Ancak Allah, lütuf ve keremiyle kuşatıp beni bağışlarsa, o başka." (Müslim, Münafikûn 76) O halde Müslüman, düşüncede, ibadette, eylemde ve amelde hep mutedil davranmaya, orta yolun yolcusu olmaya gayret etmelidir.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile