Yazdır

Sünnet Olmak Dinin Şiarıdır

. Memleket

Geçenlerde bir dostumuz, çocuğunu sünnet ettireceğini belirterek sünnetin dini yönü ile ilgili bilgi istedi. Ben de notlarımı karıştırarak bu satırları yazmayı uygun buldum.

Önce şunu belirtelim ki Türkçe'mizde Sünnet olma ile ilgili müstakil çok fazla çalışma bulunmuyor. Karslızade Cemaleddin'in Me'debetü'l Hitân, Bandırmalızade Ahmed'in Ta'rifü'l-Hitân; Cemil Topuzlu'nun Sünnet Sağlık İçin Faydalı mıdır? Adlı risaleleri ile; Arapça birkaç eser yazılmış. Nebi Bozkurt'un Şamil İslam Ansiklopedisindeki Sünnet (Hitan) ve Sünnet Düğünü maddelerinde epey bilgi bulunmaktadır.

Sünnet olma Arapça'da Hitân kavramı ile ifade edilmektedir. Peygamberimiz, "Beş şey fıtrattandır: Sünnet olmak, tırnak kesmek, bıyık kesmek, etek ve koltuk altı tıraşı yapmak" buyurmuştur. Yine haberlerde ilk sünnet olan kişinin Hz. İbrahim olduğu, bu yüzden sünnet olmanın İbrahim peygamberin sünneti olduğu açıklanmıştır. Kur'ân'ı Kerim'de "Hani Rabbi İbrahim'i bir takım kelimelerle sınamış, o da onların gereğini yerine getirmişti" (2/124) ayetinde geçen 'kelimeler"den birinin de sünnet olmak olduğu belirtilmiştir. "Sonra Biz, sana İbrahim'in tertemiz dinine uy, diye vahyettik" (16/123) ayetinden yola çıkan ilim adamlarımızdan bir kısmı sünnet olmanın farz olduğunu söylemişlerdir. Şafiîlere göre buluğ çağından önce çocuğu sünnet ettirmek velisine vaciptir/farzdır. Hanefi ve Malikilere göre ise sünnet, müekked sünnettir. İleri yaşlarda Müslüman olan kimsenin sünnet olması ihtiyârîdir. İsterse olur, istemezse olmayabilir. Doğuştan sünnetli olanların, tekrar sünnet ettirilmeleri gerekmez.

Peygamberimiz ümmetinin tüm halleri ile ilgilendiği gibi sünnet konusu ile de ilgilenmiş ve sonradan İslam'a girenlere "Küfür tüyünü at/ temizlen ve sünnet ol" buyurmuştur. Peygamberimizin, pek çok peygamber gibi doğuştan sünnetli olduğu bildirilmiştir. O, doğumlarının yedinci günü torunları Hasan ve Hüseyin'i sünnet ettirmiştir. Hz. Ömer'in oğlu Abdullah'ın iki oğlunu sünnet ettirip koç kestirdiği kaynaklarımızda yer almıştır.

Bu kısa bilgilerden sonra sünnet konusunda şunları söyleyebiliriz:

Erkeklerin sünnet olması, Müslümanlık şiarıdır, Hz. İbrahim başta olmak üzere peygamberlerin yoludur.

Sünnet, temizliği kolaylaştıran, insanı güzelleştiren, Müslümanı Müslüman olmayandan ayıran bir ayıraç, alameti-i farikadır.

Savaşlarda ölenlerin kimlik tespitini sağlayan bir göstergedir.

Sünnet olmak, namuslu olmak için verilmiş bir sözdür.

Çocuklarımız sünnet ameliyesi ile fiziken İslam'a bağlanmaktadır. Onların ruhen ve ahlaken dine bağlanmaları için de gereken özen gösterilmelidir.

Müslüman velilerin, erkek çocuklarını buluğ çağından önce sünnet ettirmeleri dinî bir görevdir.

Sünnet merasimlerinde meşru çerçevede eğlenmek, tören yapmak, ziyafet vermek de meşrudur. Ancak dinî bir temeli olan sünnet merasimlerinin, gösteriş ve aşırılıklardan uzak olarak yapılması şarttır. Peygamberlerin sünneti, peygamberlerin yolu çiğnenerek, haram ve işret alemleriyle yaşatılamaz.

Sünnet merasimleri, peygamberlere yaraşır bir şekilde yapılmalıdır. Ses ve çevre kirliliğine yol açan kutlamalardan da uzak olunmalıdır. Sünnet ameliyesi, ehil kişilere ve hijyenik şartlarda yaptırılmalıdır.

Müslümanın her davranışı gibi, sünnet merasimleri de örnek olmalıdır.

Son olarak Cumhuriyetin ilk yıllarında mecliste sünnetin yasaklanmasına dair bir teklifin tartışıldığı, ancak gayr-i Müslim bir doktorun raporları ile sünnetin sağlık açısından faydalı ve gerekli olduğu ortaya konulduğu için, teklifin kabul görmediğini de belirtelim.

Yüce Mevla, tüm sünnet olan çocuklarımıza, dünya Ahirette nice mürüvvetler göstersin!

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile