Yazdır

Hoş Geldin Ey Rasül

. Memleket

Bir Mevlid gecesi ve on üç yaşlarında bir çocuk. Derslerini bitirmiş, namazını kılmış, bir büyük telaş ve hazırlık içerisinde. Belli ki birini bekliyor, hem de çok önemli bir misafiri..

Odasını temizleyip beklediği seçkin misafiri için hazırlamış. Odanın ortasındaki sehpanın üzerine en güzel kitapları sergilemiş, tabi ki baş tarafta Kutsal Kitabı Kur’ân-ı Kerîm konmuştu özenle. Mukaddes Emanetler Kitabı onun yanı başında, Hz. Peygamberin hayatıyla ilgili birkaç siret kitabı da onu izliyordu. Kenarda bir hilye, bir veda hutbesi ve bir hat tablosu duruyordu.

Kıbleye yönelik küçük bir seccade serilmiş, namaz kılacak misafirini bekliyor. Seccadenin köşesinde babasından aldığı en kıymetli oltu tesbihi zikir için hazır. Çekyatlardan birinin çarşafı serilmiş, yastığı yerleştirilmiş, battaniyesi örtülmüş. Beklenen misafiri rahat ettirmek için her şey hazırlanmıştı. Güller ve çiçeklerle süslenen masanın üzerinde iki süslü bardağa zemzem suyu konulmuş, bir tabakta kuru üzüm. Hurma bulamadığı için üzüm konmuştu tabağa.

Her şey hazırdı, eksik olan bir tek misafirdi. O da beklenmekteydi ve belki de gelmek üzereydi. Çünkü ona adanmış ve onun için donanmış bir gönülle misafir beklenmekteydi. Onun için çocuk kalbiyle hiçbir şey eksik bırakılmamıştı. Hatta onun için onun dilinde babasına rica minnet yazdırdığı “Fedâke ebî ve ümmî, ehlen ve sehlen Ya Rasullah” (Anam babam sana feda olsun, Hoş geldin Ya Rasülallah) levhası bile. Her şey onu bekliyordu, çocuk da onu gözlüyordu.

Tıpkı Medineli çocukların bekleştiği gibi. Kim bilir o da, onlar gibi o kutlu misafiri görür görmez “Talea’l-Bedru Aleynâ..” (Ay doğdu üzerimize..)  dizelerini mırıldanmak diliyordu.

Elbette o beklenen misafir gelecekti. Çünkü o, çocuksu masum ve temiz yüreklerin adamıydı. Hasretli gönülleri teselli etmek onun işiydi. Kendisini bekleyenleri çok bekletmek ona yakışmazdı. Ve o geldi mi tüm güzellikleriyle gelirdi. Gecikmişse bekleyen başka dostlarına uğradığından olmalıydı. Ama nasıl olsa o gelecekti ve çocuk ona onun diliyle seslenecekti: Hoş geldin safa geldin ey Allah’ın Rasülü!

Çocuklar böyle o kutlu misafiri beklerken, biz büyükler ne yapıyoruz? Televizyon dizilerine mi kaptırdık kendimizi, yoksa dünya işlerine mi daldık yine. Yazıklar olsun o kişilere ki gündüz mal toplamakla meşguller ve gece de topladıklarını saymakla! Onlara kutlu misafir niye gelsin ki! O hangi şartlarda kime konuk olacağını elbette iyi bilir.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile