Yazdır

İmam Hatip Sevdasından Vazgeçemeyenlerin Toplantısı

. Memleket

14. 07.08 tarihinde Konya’da İHL ilk üç dönem mezunlarının buluşması vardı. Biz de bu toplantıya misafir olarak katılma imkânı bulduk. Bu yazımızda davalarından ve birbirlerinden vazgeçmeyen/ geçemeyen aksakallıların buluşmasının gerçekleştiği bu toplantıda yaşadığımız duygu ve düşüncelerimizi sizlerle paylaşmayı uygun bulduk.

Toplantının açılışı Kur’ân-ı Kerimle yapıldı, kapanışta yine okunan Kur’ân ve ardından yapılan hatim duası ile yapıldı. Vefat edenler, rahmetle anıldı. Toplantıya gelemeyenler ve gelmeyenlerin adları okundu. Çok uzaklardan katılanlara rağmen, yakınlardan katılmayanlara sitemler gönderildi.

Kayınpederi, ağabeyi İmam Hatipli olan ve İHL Ailesine mensup olmakla her zaman Rabbime şükreden bir İHL’li olan bendeniz için bu toplantı duygu yüklü bir gözlem yapmamı sağladı. Şöyle ki, mezkur toplantıda çocukluk yıllarımın hocası, bizleri boyumuz yetişmediği için boş gaz tenekesi üzerinde ezan okumamızı ve müezzinlik yapmamızı, bu şekilde cami merkezli olarak yetişmemizi sağlayan (Sofu) Mehmet Çalışkan Hoca vardı. İmam Hatiplerin kapanması sebebiyle zorunlu olarak gittiğim Mevlana Orta Okulu hocalarından Halit Yarımca Hocamız vardı. Sonra İmam Hatip Lisesinden hocalarımız vardı. İmamlık yaptığımız yılların Konya Müftüsü Mustafa Ateş Hoca vardı. Ardından İlahıyat Fakültesinden Hocalarımız vardı. İki damadı ve şimdilik yedi torunu İHL’li olan kayınpederim Remzi Vatan Hoca vardı. İlkokul, ortaokul ve İHL’den arkadaşım, Sivas illerinde beraber çalıştığım dostum Âdem Başkan da ev sahibi olarak toplantıyı selamlayanlardandı. Bunların yanında İHL patenti ile avukatlık, hâkimlik, öğretmenlik, imamlık, esnaflık yapan hocalarımız vardı. Doğrudan kendilerinden ders aldığımız hocalar yanında, gıyabî olarak eserlerinden istifade ettiğimiz üstatlar vardı.

Hatıraların anlatılmasıyla geçmişi bugüne taşıma, bugün yeniden yaşama iştiyakı ile yapılan görüşme ve konuşmaların ardından, İHL Davasının ağabeyi ve sembol ismi Hayreddin Karaman Hoca şu mealde bir konuşma yaptı:

Toplumumuzun geleceği için İslamî ilimlerde yetişmiş İslam âlimleri yanında, İslamî alt yapıya sahip farklı alanlarda yetişmiş Müslüman âlimlere ihtiyacımız var. Plan ve programlarımızı her iki sınıfta insan  yetiştirmeye yönelik olarak yapmalıyız.

Bugün birileri, hatta bizden birileri İHL’ler misyonunu tamamladı, artık onlardan vaz geçebiliriz gibi içi boş, vefasızlık kokan sözler söylüyor olsa da biz, İHL Sevdasından vaz geçemeyiz, geçmeyelim. İHL’lerin açılması, Allah’ın bu millete en büyük lütfudur. Hem de İstanbul’un fethi gibi bir lütuf.

Her ailde bir İHL’li olsun, gelişmelere göre aile, imkânlarını seferber ederek onun dünyevî geleceğini garanti etsin. Zira bu, aile için bir devlettir. Unutulmasın ki zekatın masarif yerlerinden biri olan Fî sebîlilah llah yolunda ifadesi, Allah yolunda savaşanlar olduğu gibi, Allah’ın dini İslam’ı yaymak, yaşatmak ve müslümanları korumak için çalışıp gayret edenleri de kapsar.

Bugün, İslam karşıtı çevreler, İHL, Kur’ân Kursları ve başörtüsü ile çokça uğraşıyorlar. Demek ki bunlar çok önemli sembollerdir. Bunların korunması, dinin korunması; bunların yıpratılması dinin yıpratılmasıdır.

Toplumun manevi sigortası olan bu okullara sivil toplum örgütleri sahip çıkıp desteklemelidir.

Evet, geçmişte İHL’de okuyan çocuklarımızı siyasîler, biz ilim adamlarına bırakmadılar; biz de onlara sahip olamadık. Bugün bizim onlara yeniden ve layıkıyla sahip çıkmamız lazımdır. Onlara ve o yolda olanlara sahip çıkıp yollarını aydınlatacak Haciveyiszâde gibi önderlere ihtiyacımız var bugün.

Bugün, düne göre imkânlar daha fazla. Sorumluluklarımız da o ölçüde ağırdır. Eskiden İHL’leri ayakta tutan ruh, ağabeylik ruhu idi. Bu ruhu taşıyan ağabeyler, herkesin en iyi yetişmesi için gayret gösterirdi. Okul bitince, bizim işimiz asıl o zaman başlardı. Bugün ise okul bitince, çok şey bitiyor. Bu asil ruhu yeniden diriltip yaşatmalıyız.

Memleketimizdeki tüm okumuşların aynı zamanda Müslüman okumuşlardan olabilmesi için gayret göstermeli, yapılması gerekenleri yapmalıyız. Büyük düşünmeli, büyük hedefler için büyük projelerimiz olmalıdır.

Geçmişte İHL’ler kemiyet bakımından zirve yapmışsa da keyfiyet bakımından zirveye çıkamadı, istenilen hedefe ulaşamadı. Zira İHL’lerde iyi yetişenler istisna oldu, oysa kötüler müstesna olmalıydı. O dönemde on beş milyon orta öğretim öğrencisinin beş yüz bin kadarı İHL’li idi. Bu otuzda bir demektir. Otuzun yirmi dokuzu da bizim çocuklarımız, onların da temel din eğitimi alabilmeleri için gerekenleri yapmalıyız. İHL’leri devre dışı bırakmadan onlarla ilgilenmeliyiz.

Birilerin razı etmek için doğrularımızdan vazgeçmemiz söz konusu olamaz. -Hoş vaz geçince razı oldukları ve olacakları da yok zaten- Biz öncelikle Yüce Allah’ı razı etmeliyiz. Bugün bazı çevrelerin razı olacağı İslam, rozet Müslümanlığından öteye geçmemektedir. Böyleleri müslümanca bir hayata asla razı olmazlar. Oysa İslam, sosyal bir dindir. Onun sosyal hayatı olmalıdır. O, sosyal hayata taşınmalıdır. Onu vicdanlardan evlerimize, evlerden sokağımıza ve tüm sosyal hayata taşımak Müslümanlık borcumuzdur.

Tüm olumsuzluklara rağmen ümitsizlik ve bezginlik yok. Ümitvar bir şekilde yola devam etmeliyiz.

Hayreddin Hoca’nın bu veciz ve yerinde tespitlerinden sonra biz de şunları hatırlatarak yazımıza son veriyoruz:

İHL’ler büyük bir nimetti. Müslümanlar bu nimetin hakkını verdikleri sürece, Yüce Allah nimetini artırdı ve İHL’lere en güzel günlerini yaşattı. Ne zaman ki bu büyük nimet bazı dünyevî ve süflî emellere alet edilmeye başlandı o zaman da Yüce Allah’ın azabı ile bu kurumlar sarsıldı. Yapılması gereken ise, yeniden nimeti nimet bilip ona sahip çıkmak ve onu yerli yerince kullanmaktır. İHL mensupları İHL’li olmaktan utanma kompleksini bırakmalı, bunu çoluk çocuk ve yakın çevresini aynı yola yönelterek ispat etmelidir. İHL’ler başka okulu kazanamayanların toplandığı okullar olmaktan kurtarılmalı, zeki ve bu alana en yatkın gençlerin yetiştiği kurumlar olmalıdır. Unutmayalım ki başka kurumlardan da dindar gençlerimiz yetişmektedir, ancak bu yetişenler İHL altyapısına sahip olamamaktadırlar. Bu nedenle İHL’li olmak bir ayrıcalık ve bir lütf u İlâhî’dir. İHL Ruhunu yaşamak ve yaşatmak ise, kuru bir iddia ile değil, bu kurumların yaşatılması ile mümkün olacaktır. Vesselam

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile