Ribat

Hayat düsturumuz Kur’an, ilk insanın tek eşinden bahseder. Yeryüzü halifesi olarak yaratılan Hz. Âdem tek eşlidir.

Ey İnsanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan eşini var eden ve ikisinden pek çok erkek ve kadın meydana getiren Rabbinize hürmetsizlikten sakının.(Nisa, 4/1; Zümer, 39/6)

Sizi bir nefisten yaratan ve gönlünün huzura kavuşacağı eşini de ondan var eden Allah'tır.(A’raf, 7/189)

Ey Âdem! Eşin ve sen cennette kal, orada olandan istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalimlerden olursunuz dedik.(Bakara, 2/35; ayrıca bkz. A’raf, 7/19)

Ey Âdem! Doğrusu bu İblis, senin ve eşinin düşmanıdır, dedik. (Tahâ, 20/117)

Diğer peygamber eşlerinden bahseden Kur’an ayetlerinde de peygamberlerin tek eşleri söz konusu edilir. Kur’an’da anlatılan peygamberlerden birden fazla kadınla evli olanlar olabilir, ama Kur’an bunlardan bahsetmez ve onların tek eşli oluşu öne çıkarılır. Bu anlatımdan da Kur’an’ın tek eşliliği öne çıkarmayı hedeflediğini söyleyebiliriz. Tevrat, peygamberlerin çok eşliliğinden bahseder. Sözgelimi bir Tevrat cümlesine göre, Hz. Süleyman’ın yediyüz karısı ve üçyüz cariyesi vardır. (Eski Atik, 1. Krallar, 11/3) Kur’an’da ise peygamberlerin çok eşliliğinden bahsedilmez. İşte o ayetlerden bir kaçı şöyledir:

Bu arada, İbrahim'in ayakta duran karısı gülünce, «Ona İshak’ı ardından Yakup’u müjdeleriz» dediler. (Hûd, 11/71)

Kadınların babası: «Bana sekiz yıl çalışmana karşılık bu iki kızımdan birini sana nikâhlamak istiyorum. (Kasas, 28/27)

Zekeriya: «Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?» dedi. (Meryem, 19/8)

Biz de Zekeriya’nın duasına icabet ederek, Yahya'yı bahsetmiş, eşini de doğum yapacak hale getirmiştik. (Meryem, 21/90)

Kur’an ayetleri peygamberimizin eşlerinden bahseder. Ancak vakıada peygamberimiz ilk olarak 25 yaşlarında Hz. Hatice ile evlenmiş ve o vefat edinceye kadar tek eşli olarak yaşamıştır. Onun vefatından sonra, ömrünün son on yılında çeşitli hikmetlere mebni olarak birden fazla kadınla evlenmiştir. Evlendiği bu hanımlardan yalnızca Hz. Aişe gençtir ve ilk olarak peygamberimizle evlenmiştir. Diğer hanımları ise yaşlı, dul ve çocuklu kadınlardır. Kur’an-ı Kerim’de peygamberimizin eşleriyle ilgili ayetlerde, eşler arasında yaşanan kimi problemlere ilahî çözümler üzerinde durulmuş, yeni gelen ilahî hükümler onların şahsında ümmet hanımlarına duyurulmuştur. Şu ayetleri örnek olarak okuyabiliriz:

Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. O, bunu peygamberin diğer bir eşine haber verince, Allah da peygambere durumu bildirmiş, o da bir kısmının yüzüne vurmuş bir kısmının yüzüne vurmaktan geri durmuştu. Eşine, gizlice söylediği şeyi başkasına nakletmiş olduğunu bildirince, eşi: «Bunu sana kim haber verdi?» demiş, o da: «Bana, her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan Allah haber verdi» demişti.

Ey Peygamber'in eşleri! Eğer ikiniz de Allah'a tövbe ederseniz, kaymış olan kalpleriniz düzelmiş olur. Eğer eşinizin aleyhinde yardımlaşarak bir şey yapmaya kalkarsanız, bilin ki Allah onun dostu, bundan başka Cebrail, iyi müminler ve melekler de yardımcısıdır.

Ey Peygamber'in eşleri! Eğer o sizi boşarsa, Rabbi ona; sizden daha iyi olan, kendini Allah'a veren, inanan, boyun eğen, tövbe eden, kulluk eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verebilir. (Tahrim, 66/3-5)

Ey peygamber! Eşlerine söyle: «Eğer dünya hayatını ve süslerini istiyorsanız gelin size bağışta bulunayım ve güzellikle salıvereyim.»

Eğer Allah'ı, peygamberini, ahiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah içinizden iyi davrananlara büyük ecir hazırlamıştır.

Ey Peygamber'in hanımları! Sizlerden biri açık bir hayâsızlık yapacak olursa, onun azabı iki kat olur. Bu Allah'a kolaydır.

Sizlerden Allah'a ve peygamberine boyun eğip yararlı iş işleyenlere ecrini iki kat veririz; ona cömertçe rızık hazırlamışızdır.

Ey peygamberin hanımları! Sizler herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Allah'tan sakınıyorsanız edalı konuşmayın, yoksa kalbi bozuk olan kimse kötü şeyler ümit eder; daima ciddi ve ağırbaşlı söz söyleyin.

Evlerinizde oturun; eski cahiliyede olduğu gibi açılıp saçılmayın; namazı kılın; zekâtı verin; Allah'a ve peygamberine itaat edin. Ey peygamberin ev halkı! Şüphesiz Allah sizden kusuru giderip sizi tertemiz yapmak ister.

Evlerinizde okunan Allah'ın ayetlerini ve hikmetini hatırda tutun. Şüphesiz Allah haberdar olandır, latif olandır. (Ahzab, 33/28-34)

Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına, dışarı çıkarken üstlerine örtü almalarını söyle; bu, onların hür ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar. Allah bağışlar ve merhamet eder. (Ahzab, 33/59)

Peygamberimizin Hz. Hatice ile gerçekleştirdiği ve 15 senesi peygamberlikten önce, 13 senesi peygamberlikten sonra devam eden ilk evliliğinden, aslında peygamberimizin şahsında da tek evliliğin ön plana çıktığını söyleyebiliriz. Onun damatlarının evliliklerinde de kızları hayatta olduğu sürece yine tek evliliğin gündemde olduğunu müşahede etmekteyiz. Mesela Hz. Osman ilk olarak Hz. Rukayye ile evlenmiş, o vefat edince de Hz. Ümmü Külsüm ile evlenmiştir.

Hz. Ali de Hz. Fatıma vefat edene kadar tek eşli olarak kalmış, onun hayatında ikinci bir evlilik için peygamberimizden izin çıkmamıştır. Onun Ebu Cehil’in Müslüman olan kızı ile yapmayı planladığı evliliğe peygamberimiz karşı çıkmıştır. Bu karşı çıkışın Hz. Ali’nin evlenmek istediği kadınının bir İslam düşmanının kızı olduğu için olduğu düşünülse de İslam kendinden önceki cahiliyeyi siler buyuran peygamberimizin sırf bu yüzden karşı çıkmış olması uzak durmaktadır. Nitekim Hz. Ali, bu evlilikten vazgeçtiği gibi, Hz. Fatıma hayatta iken başka bir kadınla evlilik yapmamıştır.

Çok eşliliğin yaygın olduğu bir topluma inen Kur’an ayetleri, birden fazla evliliğe izin vermiştir. Ancak ayet bir taraftan sınırsız sayıdaki çok eşliliği dört ile sınırlamış, bu evliliği eşler arasındaki adalet şartına bağlamış, eşler arasındaki adaletin çok zor olduğunu beyan etmiş ve tek eşli olmanın adalete daha uygun ve daha hayırlı olduğunu belirtmiştir:

Eğer, velisi olduğunuz mal sahibi yetim kızlarla evlenmekle onlara haksızlık yapmaktan korkarsanız onlarla değil, hoşunuza giden başka kadınlarla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz; şayet, aralarında adaletsizlik yapmaktan korkarsanız bir tane almalısınız veya sahip olduğunuz cariye ile yetinmelisiniz. Doğru yoldan sapmamanız için en uygunu budur. (Nisâ, 4/3)

Dikkat edilirse ayette, yetim kızlarla evlenmenin riskleri üzerinde durulmuş, onlara karşı adalet yapamama endişesi söz konusu olduğunda adalet yapma açısından daha uygun olan başka kadınlarla evlenme emri verilmiş ve eş sayısı dört ile sınırlandırılmıştır. Adalet yapamama endişesi söz konusu olduğunda tek eşle evliliğe yönlendirilmiştir.

Ayetten önceki ayetlerde kadını ve erkeği ile tüm insanların tek bir nefisten/öz cevherden yaratıldığının belirtilmesi, takva ve akrabalık ilişkileri üzerinde durulması da oldukça manidardır. Ayetin mesajı şudur: Yetim kızlar hakkında adalet yapmakta endişe duyduğunuz gibi, evlendiğiniz hanımlar hakkında da aynı endişeyi duyun. Zira anne babasının evini bırakıp sizin evinize gelmekle kadın, yetim konumundadır, hakkına özenle riayet edilmeyi beklemektedir. Haklarını veremeyeceğiniz, aralarında adalet ölçülerini uygulayamayacağınız çok sayıda kadınla evlenmekten vazgeçin. Bütün bunları yaparken üzerinizde murakıp olan, tüm yapıp ettiklerinden haberdar olan Yüce Allah’ı hesaba katın! Unutmayınız ki sizler bir cevherin parçalarısınız, birbirinizdensiniz.

Aynı surenin başka bir ayeti ise eşler arasında adalet yapmanın oldukça zor bir sanat olduğunu bize haber verir. Ayet şöyledir:

Âdil hareket etmeye ne kadar uğraşsanız, kadınlar arasında eşitlik yapamayacaksınız, bari bir tarafa kalben tamamen meyletmeyin ki diğerini askıdaymış gibi bırakmış olmayasınız. İşleri düzeltir ve haksızlıktan sakınırsanız bilin ki Allah şüphesiz bağışlar ve merhamet eder. (Nisâ, 4/129)

Ayetleri birlikte okuduğumuzda tek eşlilik öne çıkmakta, birden fazla eşle evlenme ise bir ruhsat olarak durmaktadır. Nitekim İslam toplumlarında genellikle birden fazla eşle evlilik pek yaygınlaşmamış, yapılan birden fazla eşle evliliklerin de çoğu zaman problemli olduğu, eşler arasında pek çok haksızlıklara sebep olduğu gözlenmiştir. Mehmet Âkif eşine eziyet edip, din nasıl olsa boşamaya ve birden fazla evlenmeye izin veriyor diye gerekçe gösteren bir kötü kocayı şu dizeleriyle sert bir şekilde uyarır:

Dara geldin mi, Şeriat! Sus ulan izansız!

Ne zaman camiye girdin? Hani tek bir hayrın!

Bir kızılbaşla senin var mıdır ayrın gayrın?

Ağzı meyhaneye rahmet okuturken, hele bak,

Bana gelmiş de şeriatçı kesilmiş avanak! (M. Akif, Safahat, Köse İmam)

Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz:

İlk insan Hz. Âdem, tek evlidir. Kur’an’da önceki peygamberlerin aile hayatı anlatılırken onların tek eşli oluşu öne çıkarılmıştır. Birden fazla kadınla evli olsa bile Kur’an, bunlardan bahsetmez. Çok evliliğe izin veren ayetin sonunda tek evliliğin daha hayırlı olduğu belirtilir. Çok eşliliğe izin, eşler arasındaki adalet şartına bağlanmış, eşler arasında adaleti sağlamanın ise oldukça güç olduğu özellikle belirtilmiştir. Peygamberimiz, 53 yaşına kadar tek evli olarak kalmıştır. O, Hz. Hatice’nin vefatı üzerine çeşitli sebeplerden dolayı çoğu dul ve çocuklu hanımlarla evlenmiştir. Damatları da peygamberin kızlarıyla tek evli olarak kalmışlardır. Kızı Fatıma ile evli olan Hz. Ali’nin ikinci evliliğine Peygamberimiz izin vermemiştir. Vakıada İslam toplumlarında çok evlilik yaygınlaşmamıştır. Ancak yasakçı toplumlarda dost hayatı yaygındır. Çok eşle evlilik Tevrat ve İncil’de söz konusu edilmiş ve Yahudilik ve Hıristiyanlık’ta yasaklanmamıştır. Ancak, çok evlilik konusunda İslam’a, çeşitli zamanlarda asılsız, yersiz ve mesnetsiz saldırılar yapılmıştır.

Mart 2013 - Sesli Dinlemek İçin Tıklayınız.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile