Ribat

Nikâh merasimlerinde yapılan dualarda tekrarlanan çok anlamlı bir cümle şöyledir: Allahım, bu çiftler arasına Âdem ile Havva, Muhammed ile Hatice, Ali ile Fatıma çifti arasındaki ülfet ve muhabbeti nasip eyle!

 

Yüce Allah, Kur’an’da peygamberimize salat ve selam etmeyi müminlere emretmiş, sahabenin “sana nasıl salat ve selam edelim ey Allah’ın Rasûlü” sorusuna peygamberimiz, salavat dualarını öğreterek cevap vermiştir. Böylece bu salli-bârik duaları namazlarda okunur olmuştur. Peygamberimizin tavsiyeleri doğrultusunda günlük namazlarda on beşerden otuz kere tekrarladığımız salavat dualarında ise şu cümleler yer alır: Allahım, Muhammed ve âline salât selam olsun. Tıpkı İbrahim âline selam ettiğin gibi… Allahım Muhammed ve âlini mübarek kıl. Tıpkı İbrahim ve âlini mübarek kıldığın gibi. Bu peygamber duasında da iki aile hatırlanmaktadır: İbrahim Ailesi ve Muhammed Ailesi.

Bu dualarda, insanlık tarihinin çok önemli üç çifti, hatırlanmakta ve yeni çiftlere örnek gösterilmektedir. Gerçekten de yeni bir hayata merhaba diyen gençlerin önüne çok anlamlı doğru örnekler koymak önemlidir. Çünkü insanın örnek almaya ihtiyacı vardır. Zira insan model olarak kabul ettiği kimselere özlem duyar, onlara imrenir, onları izler ve onlara benzemeye çalışır. Siz onların önüne doğru ve gerçekçi örnekler koymazsanız, bu sefer yanlış modeller onları peşlerinden sürükleyecek ve yanlış mecralara götürecektir.

Şimdi bu örnek aileleri kısaca tanıyalım:

1. Hz. Âdem ve Hz. Havva Çifti

Bu iki çift, insanlığın atasıdır. İnsanlık bu çiftin bereketli ailesi ile oluşmuştur. Kur’an ayetleri bu çiftin belirgin özelliklerine dikkatlerimizi çeker. Şöyle ki:

Onlar, cennette birlikte misafir edilmişler. Yasak ağaçla birlikte sınanmışlar, şeytan ikisini birlikte aldatmış ve ikisi birlikte yasağı çiğnemişler, birlikte cennetten kovulmuşlar ve hatalarını itiraf edip birlikte tövbe etmişlerdir. Yüce Allah onların tövbesini kabul etmiş ve onların dünyada kurdukları aile yuvası insanlığın yeşermesine vesile olmuştur.

Ey Âdem! Eşin ve sen cennette kal, orada olandan istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalimlerden olursunuz dedik. Şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırttı, onları bulundukları yerden çıkardı… (Bakara, 2/35-36) Her ikisi “Rabbimiz! Kendimize yazık ettik; bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen biz kaybedenlerden oluruz” dediler. (Araf, 7/23)

Onların bu birliktelikleri mesajlarla doludur.

Her şeyden önce onlar, birbirlerinden ayrılmaz tutkunluklarını, ülfet ve muhabbetlerini ortaya koymuşlardır. İnsan olmaları ve belki de bizler gibi peygamberler ve onların yolunun yolcuları davetçilerden mahrum olmaları sebebiyle yasağı çiğneyince, hemen hatalarını anlayıp birlikte tövbeye sığınmışlardır. Asla hatada ısrar etmemişler, itiraf etmişler ve bağışlanma dileğinde bulunmuşlardır.

Bizlere düşen onların sergiledikleri olumlu özellik ve güzellikleri izlemek, onların düştükleri benzer yanlışlara düşmemektir. Zira ailenin iki temel direği olan karı-koca, dini yaşamada birbirlerine destek olmaları; günahlara karşı birbirlerine engel olmaları gereken kişilerdir. Elbette seninle cehenneme bile giderim şeklindeki şer etrafındaki tutkunluk, tasvip edilebilir bir bağlılık ve sevgi değildir.

Öte yandan ilk insan tek eşlidir ve eşinden başkasını gözü görmemiştir. Onların birbirlerine olan bu tutku, aslında onların evlatlarına da verilmiştir. Nitekim Yüce Rabbimiz, birden fazla kadınla evlilik ruhsatını açıkladığı ayetinde; şayet, aralarında adaletsizlik yapmaktan korkarsanız bir tane almalısınız veya sahip olduğunuz ile yetinmelisiniz. Doğru yoldan sapmamanız için en uygunu budur (Nisa, 4/3) buyurarak bu hususa dikkatleri çekmiştir. Önemli olan bu tutkuyu hayırlara kanalize edebilmektir.

2. Hz. İbrahim Ailesi

Hz. İbrahim, Kur’an’da ismi geçen yirmi beş peygamberin içerisinden seçilmiş Ülü’l-Azim/Azim ve kararlılık sahibi beş peygamberden biridir. O, gönlünü Rahman’a, dilini burhana, malını ihvana, oğlunu kurbana, canını nirana veren bir önderdir. Peygamberimiz onun soyundan gelmiştir. Vaktiyle Hz. İbrahim, soyundan bir peygamber göndermesikonusunda Yüce Allah’a dua etmiş, Peygamberimiz namazda bizlere okumayı tavsiye ettiği dualarda aile boyu onu anarak onun bu duasına karşılık vermiştir. Âl-i İbrahim/İbrahim Ailesi, herkes için örnek bir ailedir.

Doğrusu İbrahim'e en yakın olanlar, ona uyanlar, bu peygamber ve inananlardır. Allah inananların dostudur. (Âlu Imran, 3/68)

Rabbi İbrahim'i bir takım emirlerle denemiş, o da onları yerine getirmişti. Allah, “seni insanlara önder kılacağım” demişti. (Bakara, 2/124)

Rabbi ona: “Teslim ol” buyurduğunda, “Âlemlerin Rabbine teslim oldum” demişti.(Bakara, 2/131)

İbrahim ve İsmail, Kâbe’nin temellerini yükseltiyordu. “Rabbimiz! Yaptığımızı kabul buyur. Şüphesiz ki, Sen hem işitir, hem bilirsin” dediler. (Bakara, 2/127)

İbrahim ailesine kitap ve hikmet verdik, onlara büyük hükümranlık bahşettik. (Nisa, 4/54)

Doğrusu İbrahim çok içli, yumuşak huylu ve kendini Allah'a vermiş bir kimse idi.(Hûd, 11/75)

Melekler, Ey evin hanımı! Allah'ın rahmeti ve bereketleri üzerinize olmuşken, nasıl Allah'ın işine şaşarsın? O, övülmeye layıktır, yücelerin yücesidir, dediler. (Hûd, 11/72)

Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: “Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?” dedi. “Ey babacığım! Ne ile emrolunduysan onu yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin” dedi. Böylece ikisi de Allah'a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: “Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükâfatlandırırız” diye seslendik. (Saffât, 37/102-105)

Allah, Âdem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini, İmran ailesini birbirinin soyundan olarak âlemlere tercih etti. Allah işitendir, bilendir. (Âlu Imran, 3/33-34)

Hz. İbrahim, peygamber oğulları Hz. İsmail ve Hz. İshak; onların anneleri Hz. Sâra ve Hz. Hacer… Her biri tevhit eri, sabır timsali olarak asırlardır insanlığa örneklik etmektedirler.

3. Imrân Ailesi

Imrân ailesi, Kur’an’ın örnek gösterdiği bir ailedir. Ailenin hanımı, çocuğunu daha karnında iken Yüce Allah’a adamış bir seçkindi. Anne karnında Allah’a adanan o çocuk Hz. Meryem ise Hz. İsa’nın annesi, iffet abidesi bir kadındı. Hz. Meryem ve Hz. İsa pek çok Kur’an ayetine konu olmuştur.

İmran'ın karısı: “Ya Rabbi! Karnımda olanı, sadece sana hizmet etmek üzere adadım, benden kabul buyur, doğrusu işiten ve bilen ancak Sensin” demişti. (Âlu Imran, 3/35)

4. Hz. Muhammed ve Hz. Hatice Çifti

Peygamberimizin Hz. Hatice, Hz. Aişe başta olmak üzere mübarek eşleri, Hz. Fatıma başta olmak üzere kızları, damatları ve torunları… Onların her biri pek çok yönden örnektir. Elbette peygamberimizin aile hayatındaki örnekliği müstakil olarak ele alınması gereken çok önemli bir konudur.

Hz. Peygamber, kendisi bir aile reisi olunca da eşlerine, çocuklarına, torunlarına ve onların yakınlarına karşı sergilediği tutumuyla en güzel aile reisi profili çizmiştir. O bu konudaki sorumluluklarını hakkıyla yerine getirmiş ve ümmetine de bu konuda çok önemli tavsiyelerde bulunmuştur. Aile bireylerine sorumluluklarını hatırlatırken o şöyle diyordu:

“Hepiniz yöneticisiniz ve hepiniz yönettiklerinizden sorumlusunuz. Kişi, ailesinin yöneticisidir ve onlardan sorumludur. Kadın, eşinin evinin yöneticisidir ve ondan sorumludur…” (Buhârî, “Cuma”, 11, “Ahkâm”, 1; Müslim, “İmare”, 20; Ahmed, II, 54, 55, 111) “Elbette Yüce Allah, her yöneticiye yönettiğinden soracaktır. Onların haklarını koruyup korumadığından soracaktır. Kişiye de ailesinden soracaktır.” (Nesâî, 'Işretü'n-Nisâ, Beyrut, 1989, s. 170) Bu anlamlı sözleriyle o, aile bireylerinin hepsine sorumluluklar yüklüyor ve mutlu bir aile yuvasının kurulmasında her bireyin rol ve sorumluluğuna dikkat çekiyordu.

5. Hz. Ali ve Hz. Fatıma Çifti

Hz. Ali ve Hz. Fatıma, çocukluk yaşlarından itibaren Peygamberimizin terbiyesi altında yetişmiş ve daha sonra kurdukları yuva ile insanlığa örnek olmuş seçkin bir çifttir. Onlar Yüce Allah’ın dinine hizmette, dini pratik hayatlarında yaşama konusunda, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve Hz. Zeynep adlı örnek çocuklar yetiştirmekle bu örnekliklerini asırlardır devam ettiren kahramanlardır. Onlarla ilgili pek çok Kur’an ayeti vardır. Onlardan bir kaçı şöyledir:

Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de onda devamlı ol. (Tahâ, 20/132) Bu ayet inince Peygamberimiz, gelin ettiği kızı Hz. Fatıma’nın evine uğrayarak onları namaza çağırırdı.(Kurtubî, el-Câmi’, XI, 263) Demek ki Peygamberimiz evlenmeden önce onları en güzel şekilde yetiştirmekle kalmamış, evlendikten sonra da onlarla ilgilenmeye, dinin ölçülerine göre bir hayat yaşama konusunda onlara yardımcı olmaya devam etmiştir.

Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar. Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği yoksulla, öksüze ve esire yedirirler. Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız derler. Allah da onları bu yüzden o günün fenalığından korur; onların yüzüne parlaklık ve neşe verir. (İnsan, 76/7-11) Rivayete göre bu ayetler, çalışarak kazandığı yiyeceği fakire, yetime ve esire verip kendisi aç kalan Hz. Ali ve ailesi hakkında inmiştir. (İbnü’l-Cevzî, Zâdü’l-Mesîr, s. 1333)

“Ey ehl-i beyt! Allah sizden sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor”(Ahzab, 33/33) ayeti inince Peygamberimiz Hz. Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin'i elbisesiyle bürüyüp şöyle buyurmuştur: “Allahım, bunlar benim ehl-i beytimdir. Bunlardan günah kirini gider ve bunları tertemiz yap.” (Taberî, Tefsîr, XXII, 6-8; Ahmed, V, 292) Bunu gören eşi Hz. Ümmü Seleme, “Ben ve kızım ne olacağız” deyince Peygamberimiz “Sen de, kızın da ehl-i beyittensiniz” (Aişe A. Bint Şâtî, age, II, 139) buyurarak eşine ve üvey kızına iltifat etmiştir.

Dualarımızda sıkça andığımız, çoğumuzun isimlerini taşıdığı bu kahramanları, aile boyu tanımalı ve onların bereketli hayatlarını aile hayatında yaşatarak onları misafir etmeliyiz. Unutmayalım ki bizler onları tanıdıkça onlara benzemeye çalışacağız, onların güzelliklerini hayatımızda yaşadıkça onlara karşı vefa borcumuzu ödemiş olacağız. Zira onlar, yaşadıklarını önce kendileri için, sonra da bizlere örnek olsun diye yaşayanlardır. Çünkü onlar, Yüce Allah’ın seçtiği ve insanlığa takdim ettiği evrensel örneklerdir.

Şubat - 2013 - Sesli Dinlemek İçin Tıklayınız.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile