Ribat

İsrâ mucizesi, İsrâ Suresi’nin ilk ayetinde şöyle anlatılır:

Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir. (17/1)

Ayetten ilk bakışta öne çıkan hususları şöyle özetlememiz mümkündür:

سُبْحَانَ Allah noksan sıfatlardan münezzehtir, aşkındır, erişilmez gücün sahibidir, O’nu tespih ve tenzih ederiz. İsrâ mucizesine bu ifade ile başlanması, Yüce Allah’ın nelere kadir olduğuna dikkat çekmenin yanında, bu mucize sebebiyle Hz. Peygamber’i insanüstü bir varlık haline getirmemeye de vurgu yapmaktadır. Bunun içindir ki, Allah’ın aşkınlığına vurgu yapılırken, Peygamberimizin kul oluşu özellikle belirtilmiştir. Bu ifade, mucizenin eşsizliğine işaret etmektedir. Mucizeler, peygamberlerin peygamberliğine delalet ederken Yüce Allah’ın erişilmez kudretini de göstermektedir.

 الَّذِي أَسْرَىGece yürüten Allah. Kur’an gece inmiştir/inmeye başlamıştır. Onun aydınlatıcılığı daha iyi anlaşılsın diye. Zira ışığın varlığı ve kıymeti geceleyin daha iyi anlaşılır. Pek çok peygamberin mucizeleri de gece gerçekleşmiştir. O halde geceleri gafletle geçirmemeye çalışmalı, gecenin bereketinden istifade etmeye gayret etmelidir. Zaten mümin gece kâim, gündüz sâim olma özelliğine sahiptir.

 بِعَبْدِهِKulluk, insan için en şerefli unvandır. O’nun kulu olmak önemlidir. Mümin, yalnızca O’nun kulu olarak diğer tüm kulluklara son vermelidir. Yüce Allah, on iki yıllık Tevhid mücadelesinde gösterdiği azim ve kararlılığın, bu uğurda çektiği sıkıntıların karşılığında ödülünü vermek üzere Peygamberimizi Mele-i Âlâ’ya çağırdı, kulluk madalyasını orada taktı ve ona kulum diyerek sahiplendi.

 لَيْلًاGecenin bir kısmında. Esrâ, zaten gece yürüyüşü anlamına gelir. Bundan sonra bir de gece anlamına gelen “leylen” kelimesinin gelmesi, olayın çok kısa bir anda olduğuna işaret içindir. Kırk gün ve gecelik bir yolu gecenin bir kısmında alabilmek, ancak Yüce Yaratıcının lütfuyla olur. Gece, pek çok ilahî füyuzatın tecelli ettiği ândır. Kur’an geceleyin inmeye başlamıştır. Gece neşvesi bir başkadır, gece okuyuşu çok daha tesirlidir. Geceler, hayırlı eylemlerle sıradan olmaktan çıkar, aydınlanır, nurlu mübarek geceler olarak anılmaya değer olur.

 مِنْ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِMescid-i Haram’dan… Tevhidin kalbi, yeryüzünün ilk mabedinden hareket başlıyor, mucize de oradan başlıyor. Mescid-i Haram merkezli bir hayat. İslam’a göre bütün yollar Mekke’ye, Mekke’deki Kâbe’ye çıkar/çıkmalı. Günde beş vakit/beş öğün Kâbe’ye dönerek bu yönelişi tazelemekteyiz. Haram mescid, kıblemiz, Kâbe’miz, kalbimiz. Temeli mescitte atılan, mescitte başlayan her hareket bereketli olur. İsrâ mucizesi mescitte başlayıp, mescitte tamamlanmıştır.

 إِلَى الْمَسْجِدِ الْأَقْصَىMescid-i Aksa’ya… Tevhit birliğine işaret. Nitekim peygamberimiz kendisini, Ben peygamberlerin türedisi değilim. Ben, önceki peygamber ve kitapları tasdik ederek geldimifadeleriyle takdim etmiştir.

 الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُÇevresini bereketlendirdiğimiz Mescid… Hem maddî hem manevî bereketlerle donattığımız mescit. Maddî bereket: Verimli topraklar, yer altı ve yer üstü zenginlik kaynakları, demektir. Manevî bereket: Tevhit mücadelesinin kalbi, pek çok değerli insanın gelip geçtiği yerler. Dünya ve din bereketi. Bu bereketli topraklarda yaşamış geçmiş peygamberlerin Tevhit mirası senin omuzlarında ey Muhammed! Bereket, bereket kaynağı Yüce Allah ile irtibatlı olmakla mümkündür. O topraklar vahiyle, peygamberlerin durağı olmakla bereketlendi. Bugün ümmet olarak bereketsizlikler içerisinde kıvranıyorsak, kim bilir belki de bereket kaynaklarımızı başkalarının esaretine bıraktığımızdan, bereket kaynaklarımızla irtibat kurup dolmadığımızdandır.

 لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَاAyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye. Daha bizim ne ayetlerimiz var aslında. İsrâ ve Mirac, onda gösterdiklerimiz de bunlardan bir kaçıdır. Ebubekir, İsrâ ve Mirac mucizesini tasdik ederken şöyle diyordu: Evet ben bundan çok daha inanılmaz şeyleri tasdik ettim, bunu da tasdik ediyorum, o söylüyorsa doğrudur.Yüce Allah, ayetlerini alıcıları açık olanlara gösterir onların anlamasını sağlar ve onlara kolaylaştırır. Üç yüz küsur yıl mağarada uyutulup uyandırılan Ashab-ı Kehf ile ilgili olarak da “Yoksa sen Mağara ve Kitap ehlini şaşılacak ayetlerimizden mi zannettin?” (Kehf, 18/9) buyurulmuştur. Evet, Allah’ın ayetleri, mucizeleri sonsuz ve sınırsız, hepsi birbirinden özel ve güzeldir.

 إِنَّه هُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُEvet O, Hz. Peygamberin söylediklerini işitmekte, onun içtenlikle yaptıklarını görmektedir. İsrâ ve Mirac ile ilgili söylenenleri, tartışanları, iman ve inkâr edenleri işitir ve görür, bunun gereğini de yapar. Sıddîkların söylediklerini de işitir, Ebû Cehillerin söylediklerini de. Ebubekirleri ve yaptıklarını da görür, Ebu Cehilleri de görür. Elbette O’nun işitmesi ve görmesi, yapılanların gereğini yapmasıyla sonuçlanır. Buna göre O, Ebubekirleri ödüllendirecek, Ebucehilleri cezalandıracaktır.

İsrâ ve Mirac hadisesinden sonra bazıları irtidat ettiler. Şayet o, bir rüya yahut ruhanî bir hal olsaydı, buna kimsenin itirazı olmazdı. Oysa yine İsrâ suresi 60. ayette, o temaşayı/gösterdiğimiz görüntüleri Biz insanlar için fitne/sınav sebebi kıldıkbuyurulmuştur.

Tarihsel İsrâ ve Mirac Mucizesindeki Evrensel Mesajlar

İsrâ ve Mirâc mucizesi, Peygamberimizin yaşadığı tarihsel bir olaydır. Ama onun mesajları evrensel bir şekilde günümüz insanını aydınlatmaya devam etmektedir. Şöyle ki:

1.     Yüce Allah erişilmez kudret sahibidir. O’nun kudretiyle olmazları oldurduğuna şeksiz iman edelim.

2.     Ey Peygamber! Yeryüzü sana inanmazsa, senin değerini takdir etmezse, gel göklere, seni gökler bağrına basar. Ama sen, Mirac’da gökleri seyran eyleyip füyuzatla dolarak dön yeryüzüne. Zira İslam yeryüzünün dinidir.

3.     İsrâ ve Mirac gibi büyük lütuflara ermek kolay değildir. Hz. Peygamber, on iki yıllık Tevhit mücadelesinde pişmiş, Taif taşlaması gibi nice hüzünleri ve hüzün yıllarını göğüslemiş, tüm bunların akabinde miracı hak etmiştir. Her zorluktan sonra nice kolaylıklar vardır. Kim Allah’ı hesaba katarak yaşarsa, Allah ona nice çıkış yolları lütfeder ve hiç beklenmedik şekilde hesapsız bir şekilde onu rızıklandırır.

4.     Yüce Allah, dinine sahip çıkanlara her zaman sahip çıkmış, onları yalnız ve yardımsız bırakmamış, kulum diye bağrına basmıştır. İsrâ mucizesi bize sürekli bu gerçeği hatırlatmalıdır.

5.     Mekke’de çekilen bunca çile ve ıstıraplardan sonra Hz. Peygamber, İsrâ ve Mirac ile Medine’de kurulacak olan İslam Devleti ile başlayacak olan uzun soluklu yürüyüşe manen hazırlanmıştır.

6.     Her namaz vaktinde, her Kâbe’ye yönelişte İsrâ’yı; her ibadet atmosferinde Miracı yaşamalıyız.

7.     Her tahiyyat duasını okurken Miracla dolmalıyız. Çünkü tahiyyat duası, Mirac’da Peygamberimizin Rabbi ile söyleşmesini ve meleklerin şahadetini anlatan cümlelerden oluşmaktadır.

8.     İsrâ ve Mirac mucizesinin en büyük hediyesi beş vakit namazdır. Bu mucizeden önce de namaz vardı ama iki vakitti. İsrâ ve Mirac mucizesi ile namaz beş vakit oldu. Dolayısıyla beş vakit namaz konusundaki eksiklik ve aksaklıklar manevi yücelmelere engel olacaktır.

9.     Namazla miraca urûc edilir, beynamazlık da uruca engeldir.

10.  Mekke’deki Mescid-i Haram gibi, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’nın da İsrâ ve Mirac mucizesinin mekânı ve dolayısıyla kilometre taşı olduğunu asla unutmadan, onlara sahip çıkmalıyız. Müslüman bu iki merkeze sahip çıkarak, o merkezlerden beslenerek kendisini uzun soluklu yücelişlere hazırlamalıdır. Bu iki mescidin gerçek anlamda özgürlüğü gerçekleşmeden, ümmetin özgürlüğü gerçekleşmeyecektir.

11.  Kulluk, en yüce mertebedir. Zira Yüce Allah, bu büyük mucizeden bahsederken peygamberini kulluk unvanı ile anmıştır. Bu nedenle yüceliklere ermek için, kul olmak, ama yalnızca O’na kul olmak kaçınılmazdır.

Haziran 2012 - Sesli Dinlemek İçin Tıklayınız..

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile