Ribat

Necm Suresi, batmakta olan yıldıza yemin ederek başlar ve Peygamberimiz’in vahye mülakî olduğu muhteşem anını tasvir eden ayetlerle devam eder. Evet, gökyüzünde yıldızlar batmakta ama insanlığın üzerine hiç batmayacak, kaymayacak ve kaydırmayacak olan Kur’an yıldızı doğmaktadır.

 

Gök cisimlerin yaratıcı ve sahibi nasıl Yüce Allah ise, onları yaratan ve yöneten nasıl Yüce Rab ise, bu ayetlerin sahibi ve onlara muhatap olan insanların yaratıcısı ve yöneticisi de Yüce Allah’tır. Göklerin yaratıcısı olarak Allah’ı kabul edip, yeryüzündeki hayatın Rabbi olarak O’nu kabul etmemek anlamsızdır ve bu durum insanın kendisiyle çelişkisidir.

Sure, tevhidi işleyen Yüce Allah’ın erişilmez kudretini ve insanlığa sunduğu maddî ve manevî nimetlerini anlatan ayetlerle devam ediyor. Tarih boyunca insanlık Yüce Allah’ın sayısız nimetleri karşısında ya O’na kul olmuş ve böylece dünya ve ahirette kurtuluşa ermiş yahut da o nimetleri görmezden gelmiş şirke, küfre, inkâra ve zulme sapmış, sonunda dünya ve ahirette kaybedenlerden olmuştur.

İşte tüm bunlar anlatıldıktan sonra suremiz yalnızca Yüce Allah’a boyun eğip secde etmemiz ve yalnızca O’na ibadet etmemizi emreden bu secde ayeti ile sona eriyor.

Artık secdeye varın, Allah'a kulluk edin. (Necm, 53/62)

Bu ayetlerden sonra gelen Kamer Suresi Kıyamet saati yaklaştı ayeti ile başlıyor. Sanki şöyle denilmek isteniyor: Bunca hatırlatmalara rağmen kendine gelip Allah’a boyun eğmeyen kişi, artık kıyamet kopunca uyanıp kendine gelir, ancak o gün iş işten geçmiştir.

Necm Suresi, Peygamberimiz’in müşriklere açıkça meydan okuduğu ilk suredir.

Abdullah b. Mesûd, Necm Suresi’nin, içerisinde secde ayeti bulunan ilk inen sure olduğunu söyler. Rivayete göre peygamberliğin 5. yılında ve Ramazan ayında Peygamberimiz, Kâbe’de müşriklerin de bulunduğu bir ortamda sureyi baştan sona okumuş, surenin sonundaki secde emri ile birlikte secdeye kapanmış, onunla beraber müslümanlar da secdeye varmışlar, surenin ayetlerini dinleyen ve ayetlerden etkilenen müşrikler de secde etmekten kendilerini alamamışlardır. Hatta müşrik ileri gelenlerinden Ümeyye b. Halef, aşırı kilolu olması hasebiyle secdeye varamamış, ancak secde etmiş olmak için yerden bir avuç toprak alıp yüzüne sürmüştü. (Bkz. Buharî, Sücûdu’l-Kur’ân 1; Müslim, Mesâcid 105)

Daha sonra yaptıklarının farkına varan müşrikler, kendilerini mazur göstermek için Garanik Hadisesi diye bilinen(Bkz. Asım Köksal, İslam Tarihi, IV, 171-175) bir kısım hikâyeler uydurmak zorunda kalmışlardır. Uydurulan bu hikâyelere göre güya Peygamberimiz, müşrikleri yumuşatmak, aradaki düşmanlığı kaldırmak için onların putlarının adını anmış, hep birlikte secdeye kapanarak da aradaki ayrılık ve anlaşmazlıklar sona ermiştir. Hâlbuki Kur’an beş yıldır inmekteydi ve bu süre içerisinde inen yirmiden fazla sure içerisinde yer alan pek çok ayette şirke ve putperestliğe karşı çok açık ayetler gelmiş ve peygamberimiz şirke karşı tavrını net olarak ortaya koymuştu.

Sözgelimi Necm Suresi’nden önce, peygamberliğin ikinci yılında inen Kâfirûn suresi ayetleri, müşriklerle herhangi bir uzlaşmanın mümkün olamayacağını açıkça ortaya koymuştu. Zaten Necm Suresi, içerisinde putların adının anıldığı ayetlerde Ey inkârcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz? Demek erkekler sizin, dişiler Allah'ın öyle mi? Öyleyse bu haksız bir paylaşma; bunlar sizin ve babalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah onları destekleyen bir delil indirmemiştir. Onlar sadece sanıya ve canlarının istediğine uymaktadırlar. Oysa onlara Rablerinden and olsun ki doğruluk rehberi gelmiştir. (Necm, 53/19-23) buyrularak putların ne kadar saçma ve düzmece şeyler olduğu, müşriklerin bunlara taparak ne kadar zalimce iş yaptıkları açıkça anlatılmıştır.

Bu rivayetlerden de anlaşılacağı gibi surenin ayetleri, son derece etkileyici mahiyettedir. Çünkü ayetler müşrikleri bile harekete geçirmiş, hem dinlemelerini sağlamış, hem de surenin sonunda secdeye varmalarını sağlamıştır. Bu sebeple surenin sonundaki secde emrini layığı ile yerine getirebilmek için sureyi iyi anlamak, sure ile dolup secdeye hazır olmak gerekmektedir. Zaten Kur’an’ın bu ilk secde ayeti, surenin sonunda yer almıştır. Bunun anlamı şudur. Kur’an okuyucusu, 62 ayetlik Necm Suresi’ni sindirerek okuyacak ve bu ayetlerle dolup coşkulu bir şekilde secdelere kapanacaktır. Zira bu ayetler, puta tapanları bile harekete geçirmiş ve onları secdeye kapanmak zorunda bırakmıştır. Bunun için sureden bazı ayetlerin mealini okuyalım:

Batmakta olan yıldıza and olsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve azmamıştır.

O, kendiliğinden konuşmamaktadır.

Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahiy iledir. (1-4)

Allah o anda kuluna vahyedeceğini etti.

Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı. (10-11)

And olsun ki Rabbinin varlığının büyük delillerini gördü. (18)

Hayatın ilki de sonu da Allah'ındır. (25)

Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır… (31)

Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir. (32)

Hiç bir günahkâr başkasının günah yükünü yüklenmez.

İnsan ancak çalıştığına erişir. (38-39)

Doğrusu son varış Rabbinedir.

Doğrusu, güldüren de ağlatan da O'dur.

Doğrusu dirilten de öldüren de O'dur.

Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur.

Doğrusu ölümden sonra tekrar dirilten de O'dur.

Doğrusu zengin eden de varlıklı kılan da O'dur.

Doğrusu (Arapların en parlak yıldız kabul ettikleri) Şi’ra yıldızının Rabbi O'dur. (42-49)

Ey Kişi! Rabbinin hangi nimetinden şüpheye düşersin?

İşte ilk uyaranlar gibi bu da bir uyarandır.

Kıyamet yaklaştıkça yaklaşmıştır.

Onu Allah'tan başka ortaya koyacak yoktur.

Bu söze mi şaşıyorsunuz?

Gülüyorsunuz... Ağlamıyorsunuz.

Habersiz oyalanmaktasınız.

Artık secdeye varın, Allah'a kulluk edin. (55-61)

Secde emrinde hitap öncelikle müminleredir. Çünkü Kur’an’ı ilk okuyup gereğini yerine getirecek olanlar, onlardır. Buna göre anlam şöyledir: Ey mümin, Rabbinin nimetlerini gör, onların kıymetini bil, onları an, onların sende emanet olduğunu unutma, onları yerli yerince kullan. Bütün bu ikramların karşısında secdeye baş koy, kulluk ve ibadetini yalnızca O’na yap, secdede, ibadet ve kullukta devamlı ol. Şükür ve secdelerini artır, kullukta mesafeler kat etmeye bak.  Gaflet içerisinde olanlardan, dünyevîleşenlerden, gülüp eğlenceye dalanlardan, oyunda oynaşta olanlardan olma! Necm Suresi’nin ayetlerini bir kez daha sindirerek oku. Unutma ki bu ayetler, müşrikleri bile harekete geçirip secdeye vardırdı. Sen secdeye herkesten çok daha layıksın, durma O’na koş ve O’nun ol!

Hitap inkârcılaradır: Bunca hakikatlere rağmen Yüce Allah’ı, O’nun erişilmez kudretini ve sayısız nimetlerini görmezden gelenler! Aklınızı başınıza alın, iman edin, Yüce Allah’a boyun eğin ve yalnızca O’na kulluk yapın. O’ndan başkasına tapmayı, başkalarından emir almayı bırakın, yalnızca O’nun olun! Çünkü sizler, kıyamete doğru koşar adım ilerliyorsunuz. O gün herkes yaptığının karşılığını görecektir.

Hitap tüm insanlığadır: Ey insan, Rabbinin sayısız nimetlerini düşün, onları fark et ve kulluk ve ibadetini yalnızca O’na hasret! Fanilere bel bağlama, Bâkî olana yönel!

Ey insanlar! Artık hepiniz topyekûn secdeye varın, Allah'a kulluk edin.

Aslında secde, ibadetin içerisindedir ve ibadetin ayrılmaz parçasıdır. Buna rağmen önce secde edin emrinin gelmesi oldukça manidardır. Şöyle ki secde, ibadetin başıdır, kulluğun göstergesidir. Yüce Allah’a teslim olup boyun eğmeden kulluk olmaz; O’nun huzurunda secdeye kapanmadan ibadet de olmaz. Evet, ibadetin özü, huşu’ ve huzu’ içerisinde, içtenlikle Allah’a teslim olmaktır. Bunun en açık göstergesi ise, secde yapmaktır.

Secde ibadetin tacıdır, sırrıdır, özüdür. İnsanı, Yüce Yaratıcı karşısında adam yapan, onu şeytandan farklı kılan en temel ayraçtır. Secdesiz ibadet ve kulluk olmaz; ancak ibadet ve kulluğumuz secdeden ibaret kalmamalıdır. İnsan ne kadar iyilik ve hayır sahibi olursa olsun, ne kadar günahlardan uzak kalırsa kalsın, secdeyle Rabbin huzurunda yerlere kapanmadıkça kulluğu tamamlanmış olmaz. Secde edenleri ise, yaptıkları secdenin gereği müslümanca bir hayatı yaşamak beklemektedir.

Unutmayalım ki müşrikler de secde ederler. Tevhit ehli müslümanın secdesi ise, onlarınkinden farklıdır. Zira O, yalnızca Allah’a boyun eğer ve yalnızca O’na secde eder. O halde, her şeyimizle buyurun O’nun olmaya ve O’nun olduğumuzu kanıtlamak için secdeye!

Ocak 2012 - Sesli Dinlemek İçin Tıklayınız.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile