Kitap

Sosyal bir varlık olan insanın kendini ifade edebilmesi ve hemcinsleriyle tanışıp kaynaşarak birarada yaşayabilmesinde adların ayrı bir yeri vardır. Adlar, insanın onsuz yaşayamacağı 'şeyler'i algılayıp başkalarına anlatmasını sağlayan araçlardır. Adlar sayesinde insan, çok uzağında olan soyut-somut her şeyi ifade edebilmektedir.

Eşyaya ad verme, insanın sahip olduğu ve onu diğer canlılardan ayıran en önemli yetilerindendir. İnsanın, kendi nevi şahsına münhasır olan konuşma yetisi, adlarla kaim olur. Ad vermede önemli olan, müsemmaya uygun olarak verilmiş olmasıdır.

Müsemmaya uygun bir ad verme, müsemmanın / eşyanın kimi özellikleri hakkında bilgi vererek eşyayı tanımamıza katkı sağlar. Bu yüzden, ad vermede isim-müsemma ilişkisi  oldukça önem arzeder.

İnsanın, onun hammaddesinden yaratılıp üzerinde yaşadığı ve sonunda tekrar bağrına döneceği 'yer'in de insan hayatında ayrı bir yeri vardır. Genel olarak 'yer' (arz) diye adlandırılmış olsa da, her yerin kendine has bir takım özellikleri ve ayrıcalıkları vardır. Bu nedenle yerin her bir bölümü de farklı adlarla anılmıştır. Bu 'yer adları'  hem ait oldukları yerlerin farklı özelliklerinin anlatılabilmesini, hem de yerlerin kolayca tanınıp ifade edilebilmesini sağlamışlardır. Yer adları, yerlerin fizikî bazı özellikleri hakkında ipuçları vermelerinin yanısıra, o yerde yaşayan insanlar ve onun üzerinde kurulmuş kültür ve medeniyetler hakkında da bilgi verirler. Yine onlar, ait oldukları yerlerde yaşayan hayvanlar, bitkiler ve diğer maddeler hakkında bilgi kaynaklarıdır. Kısaca 'yer adları', yerlerin tarih ve kültür hazineleridir.

Temel konusu insan ve insanla ilgili şeyler olan Kur'ân-ı Kerim, insanın hayatında önemi büyük olan adlar ve yer adlarını kullanır. O, anlattığı hakikatlerin arasına serpiştirdiği yer adlarıyla, insanlığın tarih ve kültür mirası ile ilgili, hem fizikî, hem de siyâsî haritalar çizer. Kur'ân'da anılan bu yer adlarıyla oluşan ve Kelamullahın kendine özgü bir şekilde sunulan 'Kur'ân Coğrafyası', Tarih, Coğrafya, Edebiyat başta olmak üzere pek çok sosyal bilime altyapı oluşturmaktadır.

Kur'ân, yalnızca dünyadaki yer adlarını vermekle de kalmaz. O'nun Coğrafyasında dünyadaki yer adları yanında fizik ötesi alemde bulunan yer adlarının da önemli bir yer işgal ettiği görülür. Kur'ân Coğrafyasının içerisinde bulunan bu fizik ötesi dünya ile ilgili yer adları, öteden beri insanların ilgisini çekmeye ve onların düşünce ufuklarını genişletmeye devam etmektedir. Hatta fizikî dünya ile ilgili araştırmalarında önemli mesafeler katetmiş olan insan, araştırmalarını yerkabuğunun ve uzayın derinliklerine, dünya ötesi alemlere yöneltmiş durumdadır.

Bilimsel araştırmalarda doyumsuz olan insanın bu yönelişlerinde elbette 'Alemlerin Rabbi olan Allah'ın Kitabı'nın da söyleyeceği şeyler vardır. Nitekim Kur'ân, bizlere bu konuda da azımsanamayacak kadar şey sunmuştur. Tabiki kendine has uslûbuyla. En çok okunan ve hakkında en fazla araştırma yapılan kitap olma özelliğini koruyan Kur'ân'ın 'yer adları' konusunda söyledikleri ile ilgili yapılan çalışmaların yeterli düzeyde olduğu söylenemez. O'nda geçen yer adlarının oluşturduğu 'Kur'ân Coğrafyası', günümüz insanına derli toplu bir şekilde sunulamamıştır. Özellikle Din / İnanç Tûrizminin giderek önem kazandığı  dünyamızda, Kur'ânın işaretlediği ve tüm insanlığı ilgilendiren yerler, tam olarak tanımlanarak insanlığın merakını cezbedecek biçimde ortaya konulamamıştır.

İşte bu mütevazi çalışma, Yüce Yaratıcının üzerimizdeki sayısız nimetlerinin en büyüğü olan 'ad verme ve adlar'ın insan hayatındaki yerine dikkat çekerek Kur'ân'da geçen yer adları hakkında derli toplu ve pratik bilgiler verme amacına yönelik olarak hazırlanmıştır. Çalışmada Kur'ân'da geçen 'yer adları' ile kavramlar, alfabetik bir sıralama ile açıklanmıştır.

Bu çalışmamızda, değerli görüş, katkı ve yardımlarını bizden esirgemeyen herkese şükranlarımı arzederken, araştırmanın bu konuda yapılacak yeni çalışmalara katkıda bulunmasını ve 'Kur'ân Coğrafyası'nın insanlığın barış dolu bir dünya kurmasına vesile olmasını dilerim. Zira Kur'ân'da geçen yer adlarının felsefesini kavramak, bu dünyanın 'Barış (İslam) Diyarı', öteki dünyanın da 'Barış Yurdu' (Dârü's-Selâm) olması durumunda anlamlı hale gelecektir.

 

Ali AKPINAR

2000 / SİVAS

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile