Tan Yerine, On Geceye, Teke-çifte ve Geceye Andolsun!
YÜCE RABBİN HER ŞEYE GÜCÜ YETER!
وَالْفَجْرِ وَلَيَالٍ عَشْرٍ وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ هَلْ فِي ذَلِكَ قَسَمٌ لِذِي حِجْرٍ
Tanyerinin ağarmasına and olsun… Zilhicce ayının ilk on gecesine and olsun… Herşeyin çiftine de tekine de and olsun… Gelip geçen geceye and olsun ki, bunların herbiri akıl sahibi için birer yemine değmez mi?
Fecr, on gece, çift, tek ve geceye and olsun! Ayetlerde peşbeşe beş şeye yemin edildi, yeminin cevabı hazfedildi. Surenin akışından cevabın takdiri: Bütün bunların Rabbi, kullarını cezalandırmaya da kâdirdir. Nitekim bu ayetlerden hemen sonra helak edilen kavimlere dikkatlerimiz çekilmektedir. Yeminin cevabının 14. Ayetteki Doğrusu Rabbin hep gözetlemektedir cümlesinin de olabileceği söylenmiştir.
Hep söyledik: Yüce Rabbimiz, ya engin ilmine dikkat çekmek için isim ve sıfatlarına yemin eder. Ya erişilmez kudretine vurgu yapmak için fiillerine yemin eder. Yahut da yaptığı eşsiz işlerindeki sanatını göstermek için yaptıklarına yemin eder. Yüce Allah’ın kendisiyle yemin ettiği şeyler ya dünyevî olarak insanlığın en fazla yararlandığı şeylerdir, ya da ahiret hazırlığı adına en çok yararlanacağı şeylerdir. Burada da Yüce Rabbimiz, karanlıkları yarıp ortaya çıkan tan yerine, pek çok hayırlı amelin yapıldığı on geceye, varlıklar âlemindeki çift ve teklere ve genel olarak geceye yemin ederek sonsuz kudretini gösteren bazı fiillerini hatırlatıyor. Aslında bunlar, her varlığı özellikle de her insanı ilgilendiren çok önemli göstergelerdir. Şöyle ki:
Ayetlerde sayılan bu zaman dilimleri, pek çok faziletli amellerin yapıldığı anlardır. Karanlığı yarıp ortalığı aydınlatan Fecr, uykudan uyanıklığa, ölümden tekrar dirilmeye, sapkınlıktan hidayete delalet eder. Tüm dünya ve içindekilerden çok daha hayırlı olan sabah/fecr namazının vakti fecirle başlar. Bu vakit hem orucun başlama vaktidir, hem namaz, hem Kur’ân okuma, hem dua, zikir vaktidir ve bu ibadetlerin en faziletli anıdır: Güneşin batıya yönelmesinden gecenin kararmasına kadar namaz kıl; sabah/fecr vakti de namaz kıl, zira sabah/fecr namazına/sabah Kur’ân’ına melekler şahit olur. Sureye de isim olan Fecre yemin ederek Yüce Rabbimiz sabah vaktine, bizzat sabah namazına, yahut Zilhıcce ayının veya senenin ilk ayı olan Muharrem ayının ilk gününe yemin ederek bunların önemine dikkatlerimizi çekmiştir. Bir başka görüşe göre yerden fışkıran kaynak sularına yemin ederek hayat kaynağı olan suya dikkat çekmiştir. Bu sayılanların hepsinin kastedilmiş olması da mümkünüdür.
On gece, yine en faziletli amellerin yapıldığı Zilhiccenin ilk on gecesidir. Bu gün ve geceler, müminin cihadı olan en temel ibadetlerden Hac ibadetinin, kurban ibadetinin yapıldığı anlardır. On gecenin hangisi olduğu Yüce Allah’ın bildirmesiyle, ilimle bilinir. Onun için nekre gelmiştir. Fecr, tek, çift ve genel olarak geceyi ise herkes bilebilir, onun için onlar marife olarak gelmiştir. Yine bu on gecenin Hicrî senenin ilk ayı haram aylardan mübarek Muharrem ayının ilk on günü yahut Ramazan’ın son on gecesi veya Hz. Musa’nın Rabbi ile konuştuğu kırk gönü tamamlayan son on gün olabileceği de söylenmiştir ki bunların hepsi en mübarek vakitlerdir.
Çift ve tek ifadeleri varlıklar âleminde her şeyin çift çift yaratılışına işaret ederken; buna karşın Yüce Rabbin tekliğini haykırır. Yüce Allah tektir ve teki sever. Aslında bu ifade varlıklara değer kazandıran tek-çift tüm rakamları kapsar. Zira tek ve çift olmayan sıfır rakamının bir değeri yoktur. Yanısıra bu mübarek gecelerde yapılan ibadetlerin sayılarına da işaret eder. Sözgelimi Yeryüzünün ilk mabedi Ka’be tektir, onun etrafında yapılan tavaf yedi şavt olarak tektir. Haccın en temel rüknü olan vakfenin yapıldığı Arafat tek dağdır. Safa ve Mina çifttir, ikisi arasında yapılan sa’y tek (7) sayılıdır. Mina’da sembolik şeytanlar üç tanedir, onlara atılan taşlar yedişer yedişer toplamda yetmiş çift sayısını bulur. Namaz rekatları hem tek (1, 3), hem çift (2, 4) rekatlıdır. Namazlardaki ve namaz sonlarında yapılması tavsiye edilen tesbih sayıları (3, 5, 33) tektir. Her rekatında bir rükû iki secde vardır… Allah ve Rasülünün ibadet, dua ve zikirlerde belirlediği tek ve çift rakamlarına aynen uymak gereklidir. Bunlardaki hikmetleri anlasak da anlamasak da bizler onlara riayet etmeliyiz. Elbette anlayış sahipleri için bunların hepsinde sayısız hikmetler vardır.
İlk insan, Bir’in göstergesi olarak tek bir nefisten yaratılmıştır. İnsanlık Hz. Âdem ve eşi Hz. Havva çiftinden çoğalmıştır. Ey İnsanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan eşini var eden, ikisinden de pek çok erkek ve kadın meydana getiren Rabbinize hürmetsizlikten sakının.
İnsanların organları tekli ve çiftlidir: Biz insan için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mı? Biz ona eğri ve doğru iki yolu da göstermedik mı? İnsanın önündeki yollar da çifttir, birinden nur akar ötekinden kir. Ama O’na giden yol tekdir, o da İslam yoludur. Varlık O’nun, yol da O’nundur. Küfür-iman, kötülük-iyilik, hidayet-sapıklık, gece-gündüz, gök-yer, kara-deniz, cin-insan, ruh-cisim hep çifttir. Tüm her şeyin Rabbi ise tektir. İlahınız bir tek Tanrıdır. O, merhamet eden, merhametli olandan başka İlah yoktur. Allah katında din, şüphesiz İslamiyet’tir. Kim İslamiyet’ten başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O ahirette de kaybedenlerdendir.
Gelip geçen gece, gecenin başında akşam ve yatsı namazları kılınır. Gece namazla başlar, namaz ruhuyla devam eder/etmelidir. Gece, hem sükûnet, istirahat, hem de ibadet anıdır. Şüphesiz, gece kalkışı daha dokunaklı ve o zaman okumak daha elverişlidir.
Dikkat edilirse yeminler, namaz vakti ile başlayıp namaz vakti ile sona erdi. Bu, hayatın namazla programlanması, namaz ruhuyla yaşanması, zamanın ibadetle anlamlı hale getirilmesi demektir. Zira vakit bilinci, namaz ibadetiyle oluşur, müminin hayatı namaz vakitlerine göre programlanır. Aslında diğer tüm ibadetlerde vakitlidir, ibadetlerde vakit önemlidir. Her vakitte yapılabilen dua ve zikrin bile faziletli vakitleri vardır. Gece, durağan gibi görünür ama aslında o da hareket halindedir. Gece de varlıklar, canlılıklarını sürdürürler. Buna göre gece bile hareket ederken ve bu yürüyüşünü Rabbin ölçüleri doğrultusunda programlı bir şekilde gerçekleştirirken; insana düşen bütün anlarını hayırla geçirmesidir. Gecenin gidip gelmesi, faniliğine işarettir. Aslında Yüce Allah dışında tüm varlıklar gelip gidicidir, O’ndan başka hiçbir şey bâkî/ölümsüz değildir.
Genel olarak bakıldığında yemin edilen şeylerin özellikle namaz ve hac vakitleriyle ilgili olduğu görülür. Namaz ve hac, biri bedenî, diğeri hem bedenî hem de malî ibadetlerin temsilcileridir. Buna göre insanın bedeni de malı da Rabbin ölçüleri doğrultusunda anlamlı hale getirilmelidir. O’nun rızası uğruna yaşanmayan ömür ve O’nun uğruna harcanmayan mal anlamsızdır. Zamanın bütün dilimlerini değerli kılan onlarda yapılacak ibadet ve taatlerdir. Adı ne olursa olsun isyan ve günahla geçirilen tüm vakitler ise sahibi için vebaldir.
Bunların herbiri akıl sahibi için birer yemine değmez mi? Elbette değer, ama bunu sahibini gaflet ve cehaletten alıkoyan (hıcr) akıl fark edebilir. Nice akıl sahipleri vardır ki, akıllılıkları onları yanlış yollara ve yanlış işlere sürükler. Sahibine fayda sağlayan akıl ise, onu kötülüklerden alıkoyup iyiliklere sevk eden akıldır. Onun için ayette akıl için hıcr kelimesi kullanılmıştır. Hıcr, sahibini kötülüklerden alıkoyan demektir. Kişi kendini kontrol edebiliyorsa, aklını yerli yerince kullanabiliyorsa hıcr/akıl sahibi sayılacaktır. İşte o akıl sahipleri, bu yemin edilen şeylerin önemini kavrar ve onları gereği gibi değerlendirmesini bilirler. Onun için Kur’ân, aklını kullanıp doğru yolu bulamayanları akılsızlar olarak niteler: İnkâr edenler Allah’a karşı yalan uydururlar ve çoğu da akletmezler. Allah katında, yeryüzündeki canlıların en kötüsü gerçeği akletmeyen sağırlar ve dilsizlerdir. Namaza çağırdığınızda onu alay ve eğlenceye alırlar. Bu, onların akletmeyen bir topluluk olmasındandır. Ey akıl sahipleri, Allah’tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.
Yemin eden: Yüce Allah.
Kendisiyle Yemin Edilen: Tan yeri, on gece, çift ve tek, gece.
Üzerine Yemin Edilen: Yüce Allah’ın erişilmez kudreti. O, her şeye kâdirdir. Eşsiz varlıkları var etmeye de onları yaşatmaya da onları cezalandırmaya da kâdirdir. O’nun yarattığı hiçbir şey boşuna ve anlamsız değildir. Her yarattığında sayısız hikmet ve fayda vardır.
Alâka: Cenab-ı Hak, tüm varlıkları ilgilendiren çok önemli şeylere yemin ederek dikkatlerimizi çekti ve bu önemli şeylerin değerlendirilmesini bizden istedi. İman ve İslam adamının günü, fecrin nuruyla sabah namazıyla başlamalı, insana emanet edilen gece ve gündüzler hep O’nun ölçüleri doğrultusunda değerlendirilmelidir. Elbette Allah ve Rasülünün dikkatlerimizi çektiği bazı özel ve mübarek zamanlar dua, zikir ve ibadet fırsatı olarak görülmelidir. Yüce Yaratıcı, varlıkların hayatında çok önemli olan şeyleri hatırlatarak erişilmez kudretini bize hatırlattı, özellikle zamanı ve bize emanet olarak verilen şeyleri layıkıyla değerlendirmezsek cezasının ağır olacağını bizlere haber verdi. Olmazları olduran, erişilmez kudretin sahibi olan Yüce Allah, hak edenleri eşsiz bir biçimde ödüllendirmeye de cezalandırmaya da kâdirdir. Yüce Rabbin yeminleri, bizleri kendimize getirmeli, O’na yaraşır kul etmelidir. O’nun var ettiği ve emrettiği her şey planlı, programlı ve anlamlıdır. Müslümanın da yapıp ettikleri düzenli, planlı ve programlı olmalıdır. Müslüman zamanı, mekânı ve kendisine emanet edilen her şeyi en güzel şekilde planlı ve düzenli bir şekilde dolu dolu değerlendiren kimsedir.
