Müheymin Olan Allah’ın Müheymin Kitabının Öncülüğünde Bilinçli Müslüman
YÜCE ALLAH EL- MÜHEYMİNDİR
Müheymin kelimesi, Kur’ân’da iki yerde geçer. Birinde Yüce Rabbimizin ismi olarak, diğerinde ise Kur’ân yahut peygamberimizin bir sıfatı olarak.
Yüce Allah, el-Müheymin’dir. Kullarını ve onların yapıp ettiklerini en ince ayrıntılarıyla görüp gözeten, muhafaza eden, peygamberlerini söz ve mucizelerle tasdikleyip destekleyen ve kullarının her haline şahit olandır. Tüm gizlilikler O’na aşikârdır, O gönüllerden geçeni de bilir, akıllardan geçeni de. O’nun ilmi ve şahitliği tüm her şeyi kuşatmıştır. O’nun koruyan, denetleyen ve bilen olması el-Müheymin isminde çok daha mubalağalıdır. “O Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır, O Meliktir, Kuddüstür, Selamdır, Mümindir, Müheymindir..” O, kullarının tüm halini ve ihtiyacını en ince ayrıntılarıyla bilir ve onları karşılar, onları manen ve madden rızıklandırır.
Yüce Yaratıcı, ellerimle yarattım, canımdan can kattım diye tavsif ettiği insanı başı boş bırakmamıştır. Onunla ilgilenmiş, ona seslenmiş, onunla iletişim kurmuştur. Bunun için ilk insanı, ilk peygamber kılmış ve ona ilk kitabını vermiştir. Ondan sonra da hep peygamber göndermiş ve kitap indirmiştir. Bu, Yüce Allah’ın insanı sevdiğinin ve ona merhamet ettiğinin de açık göstergesidir. Yüce Yaratıcı, her zaman ve her yerde insanı denetleyen, gözeten, yapıp ettiklerine şahit olandır. Nitekim ayette, nerede olursanız olun O sizinle beraberdir buyrulmuştur. İnsan, başıboş bırakılmadığını, sürekli denetlendiğini, ilahî kontrol altında olduğunu unutmamalıdır. Her zaman, her yerde ve her şartta, her şeyi bilen, işiten ve gören Yüce Allah’ın huzurunda olduğunun bilincinde bir hayat yaşamalıdır. Yoksa insan, başıboş bırakılacağını mı sanır?Elbette o, başıboş bırakılmamış; onu ondan çok daha iyi bilen Yüce Allah insan için, hayat düsturu olacak ilkeler belirlemiştir. İnsana düşen bu ilahî düsturları izleyerek dünya ve ahret hayatını cennete çevirmektir.
O halde O’nun gözetiminde olduğumuzu unutmadan, her zaman kontrol altında olduğumuzun bilincinde olmalı, kendi kendimizi izleyip gözlemeli, murakaba altında tutmalı ve sonuçta O’nun koruması altında olmayı hak etmeliyiz. O’nun Müheymin oluşuna inanan mümin, her yarde ve her zaman O’nun kendisiyle beraber olduğunu bilir, O’nun ölçülerine aykırı davranmaktan haya eder ve bundan kaçınır. O’nu gözleriyle görmese de Rabbinin her zaman kendini görüp bildiğini düşünür ve bu bilinçle O’nu görüyormuşcasına O’na kulluk eder.
KUR’ÂN MÜHEYMİNDİR
Kur’ân’ın bir adı da Müheymin’dir. O, güvenilir bir denetçidir. El-Müheymin olan Yüce Allah’ın son kitabı da Müheymindir. Rabbimizin, Müheymin oluşu, öncelikle kitabında tecelli etmiştir. “Kuran’ı, önce gelen Kitabı tasdik ederek ve ona şahit olarak (müheymin) gerçekle sana indirdik.”
Kur’ân’ın Müheymin oluşu, onun önceki kitapları denetleyen olması demektir. Kur’ân’dan önceki İlahî kitaplar, insanlar tarafından tahrif edilmiştir, onların orijinalleri günümüze gelmemiştir. Kur’ân, önceki ilahî kitaplarda bulunan ve insanlığın ihtiyaç duyacağı tüm ilahî ilke ve hikmetleri kendinde barındırmış, böylece önceki kitapların mesajlarını bozulmadan insanlığa ulaştırmıştır. Bu yüzden Kur’ân’ın çağında yaşayan herkes, Kur’ân’ı okuyup anlamalı ve onun gereklerini yerine getirmelidir. Böyle yapmakla o, diğer ilahî kitapların muhtevalarını da okuyup anlamış ve gereklerini yerine getirmiş olacaktır. Önceki muharref kitaplarda olduğu halde, Kur’ân’ın metnine, ruhuna aykırı olan her cümle, her kural İslam dışı, insanlar tarafından o kitaplara sokuşturulmuş şeylerdir.
Evet, Kur’ân denetleyendir ve onun bu denetleyiciliği kıyamete kadar sürecektir. Kur’ân’a dayanan her hakikat, kıyamete kadar geçerli olacak; Kur’ân’a ters düşen şeyler ise insanlığın başına bela olmaya devam edecektir. Bu nedenle insanlık, kendini, kendi bilgilerini Kur’ân hakikatleriyle test etmeli, ona uymayan ve ona ters düşen şeyleri terk etmelidir.
PEYGAMBER MÜHEYMİNDİR
Peygamberimizin isimlerinden biri de el-Müheymin’dir. Koruyup kollayan, görüp gözeten, şahid olan. O, Kur’ân’ı koruyup kollayan ve onun emirlerini gözetendir. Nitekim ayette şöyle buyrulmuştur: “Sana da kendinden önceki kitabı tasdik eden ve üzerine hükümran olarak (müheymin) bu hak kitabı indirdik..”Ayet, ey Muhammed, Biz seni o Kur’ân üzerine müheymin, onu koruyup gözeten şahit olarak gönderdik şeklinde de anlaşılmıştır. Nitekim ayetin devamında Peygamberimize hitaben şöyle buyrulmuştur: Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet; gerçek olan sana gelmiş bulunduğuna göre, onların heveslerine uyma!
Buna göre son ve evrensel elçi olmakla Hz. Peygamber, insanlığın üzerine şahit ve denetçidir. İnsanlık, onu kendisine esas alırsa doğru yolu bulur, dünya ve ahirette kurtuluşa erer. Ona uymazsa, onu kendine önder kabul edip onu izlemezse dünya ve ahreti cehenneme döner..
ALLAH’IN KULU DA MÜHEYMİNDİR
Müslüman, gidişata duyarsız ve seyirci değildir. O, kendi yaşantısını sürekli kontrol altında tuttuğu gibi, dünyadaki gelişmeleri de takip eder, onlara tanıklık eder, gündemi belirlemeye çalışır. Zira o, yeryüzünün halifesidir, yeryüzünün asıl sahibidir, yeryüzündeki sosyal ve siyasal gelişmelerden sorumludur. Tüm insanlığın kurtuluşu için çalışır. Muhammed Ümmeti, insanlığın şahididir. O, gündeme tanıklık eden, gündemi belirleyen, insaf ve adalet ölçüleriyle hareket eden denge toplumudur.
Böylece sizi insanlara şahit ve örnek olmanız için tam ortada bulunan bir ümmet kıldık.
Siz, insanlar için ortaya çıkarılan, doğruluğu emreden, fenalıktan alıkoyan, Allah’a inanan hayırlı bir ümmetsiniz.
Ey İnananlar! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahitler olun.
Muhammed Ümmetine düşen, hem kendi hayatını, hem de yakın çevresinden başlamak üzere tüm insanlığın hayatını, gidişatını kontrol etmek, ilahî ölçüler ışığında düzenlemek ve aktif olarak bu görevini hakkıyla ifa etmektir.
Yazımızı el-Müheymin olan Rabbimize şu dua ile bitirelim:
İlahî, Sen, ilmi ve kudreti tüm varlıkları kuşatan el-Müheyminsin. Bu ismi şerifinle bizlere tecellî et de iç dünyamızı sürekli kontrol edelim ve gönül dünyamızı hep Senin ölçülerinle kuralım. Rızanı kazandıracak niyetlerin, söylem ve eylemlerin adamları olalım!
