El-veliy ve El-vâlî Yüce Mevlâ

Yüce Rabbimizin isimlerinden biri de el-Vâlidir. El-Vâlî, tüm her şeyin işini en güzel bir biçimde idare eden, ayarlayan, düzenleyen, her şeyin sahibi, her şeyde sınırsız yetki sahibi olan demektir. ”Onlar için Allah’tan başka Vâlî (işlerine sahip çıkan, azabı savan) de bulunmaz.” O’nun yaratıklarının işleriyle ilgilenmesi, onları sevdiğinin, onlara değer verdiğinin açık bir göstergesidir. Yüce Mevlâ, yaratıklarını başıboş bırakmamıştır. Onların rızıklarını bol bol bahşettiği gibi, onların huzur ve mutluluk içerisinde yaşamaları için gereken talimatları ve yönlendirmeleri de onlardan esirgememiştir. Dini, bunun için koymuştur.

O’na inanan müminler olarak her alanda O’nu yönetici olarak kabul etmeliyiz ki, O’nun bu ismi bizde tecelli etsin. Zira O, hem yaratan, hem de yönetendir. Bilin ki yaratma da emir/yönetme de O’nun hakkıdır. Âlemlerin Rabbi olan Allah Yüce’dir. O’nun el-Vâlî ismini çekerken dilimiz, şu soruyu kendimize sormalıyız: Acaba bizlerin ferdi, sosyal ve siyasî hayatlarının yöneticisi, valisi kim? Bizler kimin denetim ve yönetimi altında yaşıyoruz?

Yine Rabbimizin isimlerinden biri el-Veliyydir. El-Veliyy, dostlarına yardım eden, yardım etmeyi seven, kullarının işlerini üstlenen, onları seven, onlara hep yakın olan, düşmanlarını kahreden manalarına gelir. Gerçek anlamda dost, yardımcı ve Mevlâ O’dur. Kur’ân’da Velî hem Yüce Allah, hem de kulları için kullanılmıştır. Ama Mevlâ, sadece Yüce Allah için kullanılmıştır. “Allah, inananların dostudur.. “Allah, müttakîlerin dostudur.””Sizin Allah’tan başka gerçek anlamda dostunuz ve yardımcınız yoktur.” “Dost olarak Allah yeter..

O’nun veliliğinin kullarına yansıması, onlara rahmetini yayması ve onları karanlıklardan aydınlığa çıkarması, onları bağışlaması ve merhamet etmesidir. Umutsuzluğa düşmelerinin ardından yağmuru indiren, rahmetini yayan O’dur. O, övülmeye layık olan dosttur. Allah inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Bizim dostumuz Sensin; bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bağışlayanların en iyisisin. Çünkü benim dostum, Kitap’ı indiren Allah’tır. O, iyileri dost edinir.

O, inanan kulları için her zaman dosttur. O’nun dostu olarak, O’na layık ve yaraşır kul olmalıyız, her şeyimizle O’na yönelip O’nun olmalıyız ki O’nun yardım ve rahmeti üzerimizden eksik olmasın. O’nu her alanda hayatımızın yöneticisi/vâlisi yapmalıyız ki O’nun dostluğunu hak edelim, O’na Mevlamız dediğimizde sözümüzde sadık olalım. Zira mümin de Allah’ın velîsi, dostudur. Dost, dostu her zaman dost bilir; düşmanını da düşman bilir. O halde Allah’ın dostları Allah’ın velî kullarının da dostları; O’nun düşmanları, onların da düşmanları olmalıdır. Yoksa O’nun ins ve cin şeytanlardan düşmanlarını dost bilerek O’nun dostluğu hak edilmez. O’nun dostlarına düşmanlık ederek de O’na dost kalınmaz.

Dost Nebi

el-Velî ismi dost, ümmetinin işlerini üzerine alan anlamına Peygamberimiz için de kullanılmıştır. Ayette şöyle buyurulmuştur: “Sizin veliniz ancak Allah, Rasülü ve inananlardır... Peygamberimiz de “Ben, her inanan insanın velisiyim” buyurmuştur. O insanlığa ve özellikle ümmetine son derece düşkündür. Onların kurtuluşu için çırpınmıştır. Onların dünyada sıkıntıya düşmeleri O’nun zoruna gider. O dost insan, ahirette de ümmetinin azaptan kurtulması için dua ve şefaat edecektir. Ey inananlar! And olsun ki, içinizden size, sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelen, size düşkün, inanananlara şefkatlı ve merhametli bir peygamber gelmiştir.

Efendi, dost, yardımcı anlamına O’na el-Mevlâ da denmiştir.

Hz. Peygambere dost olmak, onu dost bilip dostun yolunda olmak ve ölmekle mümkündür. Dostluk, sevmeyi ve saymayı gerektirir. Onun hatırını gözetmek, O’nun izinde gitmeyi gerektirir. Aynı şekilde O’na dost olmak, O’nun sevdikleriyle dost olmak; O’nun sevmedikleriyle yolları ayırmakla mümkündür. Dosta dost olan mümin, kardeşlerine karşı dostane ilişki ve davranışlar içerisinde olandır. Allah’ın Rasülü Muhammed ile beraber olanlar, inkârcılara karşı onurlu ve mümin kardeşleri arasında merhametli bir duruş sergileyen kimselerdir.

Dostun Dostlarına Mesajı olan Kur’ân, bize Allah ve Rasülüne dost olmanın gereklerini açıklar. Yine o, müminlerle dostane ilişkiler içerisinde olmanın gereğine vurgu yapar. Evet, Kur’ân Yüce Mevlâ’nın Dost eliyle, dostlarına sunduğu dostluk ilkelerini açıklayan mesajın adıdır. Müminlere dost ve düşmanlarını tanıtan ve onlara karşı nasıl davranılacağını açıklayan ilkeler kitabı.

Müminler Birbirlerinin Dostları

Sizin dostunuz ancak Allah, O’nun peygamberi ve namaz kılan, zekât veren ve ruku eden müminlerdir.

Müminler birbirlerinin dostudurlar: Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir; iyiyi emreder kötülükten alıkoyarlar; namaz kılarlar, zekât verirler, Allah’a ve peygamberine itaat ederler. İşte Allah bunlara rahmet edecektir. Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir.

Dost olmak, kuru bir iddia değildir. Dost olmak, birbirini sevmeyi, dini yaşamada birbirine yardımcı olmayı gerektirir. Dost olmak, kardeşini kendi nefsine tercih etmeyi gerektirir.

Yüce Mevlâ’nın dostu olan müminler, dostlukta sadakat göstermek için, müminleri bırakıp başkalarını dost edinmemelidirler: Müminler, müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmesinler.

Kur’ân’ın bu ilkeleri yerine getirilmezse yeryüzünde çok büyük fitne ve fesatlar olacaktır. İnkâr edenler birbirlerinin dostlarıdır. Eğer siz aranızda dost olmazsanız yeryüzünde kargaşalık, fitne ve büyük bozgun çıkar. Dost kalın, Dostla kalın!

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir