Yıldızlara/ayetlere Yemin Olsun!
فَلَا أُقْسِمُ بِمَوَاقِعِ النُّجُومِ وَإِنَّهُ لَقَسَمٌ لَوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ إِنَّهُ لَقُرْآنٌ كَرِيمٌ
فِي كِتَابٍ مَكْنُونٍ لَا يَمَسُّهُ إِلَّا الْمُطَهَّرُونَ تَنزِيلٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz! Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, korunmuş/saklı bir Kitap’ta mevcutken âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuran-ı Kerim’dir.
Necm yıldız demektir. Çoğulu nücûm gelir. Kur’ân’da kevkeb/kevâkib de yıldız anlamında kullanılmıştır. Kur’ân, karanlığı delip geçici yıldız anlamına Tarık, Şihâb sâkıb, Şi’râ yıldızı gibi kelimelere de yer vermiştir. Yıldızlar, gökyüzü kitabının görsel ayetleridir. Gece karanlığında gökyüzünü süsleyen, karanlığın korkunçluğunu gideren, insanlara yön bulmalarını sağlayan, ğayp haberlerini çalmak isteyen şeytanlar için taşlama aracı olan ve daha pek çok yararı olan cisimlerdir. O, yıldızları kara ve denizin karanlıklarında yol bulasınız diye sizin için var edendir. Bilen bir toplum için ayetleri uzun uzadıya açıkladık. Şüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik. Onu, inatçı her türlü şeytandan koruduk.
Kur’ân, yıldızların da Yüce Allah’a secde ettiğini söyleyerek bizleri de secde etmeye çağırır. Otlar/yıldızlar ve ağaçlar O’nun buyruğuna boyun eğerler. Yıldızlar da O’nun buyruğuna boyun eğmiştir. Bunlarda, akleden kimseler için dersler vardır. Göklerde ve yerde olanların, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanların ve insanların birçoğunun Allah’a secde ettiklerini görmüyor musun? Yıldızların secdesi, yaratılış gayelerine uygun hareket etmeleri, kendileri hakkında Yüce Allah’ın koyduğu ölçüler doğrultusunda varlıklarını sürdürmeleridir. Yıldızların doğuşu, yörüngesindeki akışı ve batışlarında sayısız ibret ve hakka işaretler vardır.
Kur’ân’ın ayetleri de birer yıldızdır. Farklı özellik ve güzellikleriyle cahiliye karanlıklarını delip geçen, insanlığı karanlıktan aydınlığa çıkaran yıldız gibidir ayetler. Yıldızlar görsel ayet, Kur’ân ayetleri de görsel ve işitsel ayetlerdir. Yıldızlar gibi ayetlerin inişi, tespit edilişi, okunup anlaşılması, gönüllere ve zihinlere doğuşu, hayata akışı da hikmet ve ibretle doludur. Kur’ân’ın yirmi üç senede ayet ayet, sure sure, peyderpey inişi anlatılırken necm kökünden türeyen bir kelime kullanılarak müneccemen/yıldız yıldız/parça parça inmiştir denir.
Konumuz olan ayetlerinde Yüce Rabbimiz, yıldızların yerlerine yemin etmiş, ardından da bu yeminin büyük bir yemin olduğuna özellikle dikkat çekmiştir. Zira yemin eden Yüce Allah, kendisiyle yemin edilen de O’nun eşsiz kudretinin göstergesi yıldızlar ve onların semadaki yerleridir. Bu muhteşem yemin üzerinde derinlemesine durup düşünmek gerekir.
Ardından yeminin cevabı geliyor. Kur’ân’ın, kerîm kitap oluşuna, korunmuşluğuna ve Yüce Rabbin katından gelişine vurgu yapılıyor. Evet, Kur’ân yazısıyla, okunuşuyla, okunurken çıkan sesiyle, hikmetli hükümleri ve ahlakî değerleriyle pek çok ikramı insanlığa sunan, şerefli kitaptır. O, dünya ve ahirette pek çok kazanımları müjdeler inananlarına. Ona bütün bu özellik ve güzellikleri Kerîm olan Yüce Allah vermiştir. Allah kerîmdir, Kitabı da kerîmdir. O kitabın yetiştirmeyi hedeflediği mümin insan da keremli/cömert olmalı, etrafına güzellikler sunmalıdır.
Onun korunmuşluğu, hem ilahî arşiv Levh-i Mahfuzdadır, hem inerken korunmuştur, hem de yazıya geçirilirken ve bize kadar gelirken korunmuştur. Kıyamete kadar da onun korunmuşluğu devam edecektir.
O, Levh-i Mahfuzda korunmuştur. Herhangi bir elin ona dokunması, onda değişiklik yapması söz konusu olmamıştır. Oradan vahiy meleği ile Peygamberine inişi de korunmuştur. Bu iletişimde vahyi karıştırmak isteyen şeytanlara asla müsaade edilmemiştir. Peygamberinin döneminde vahiy kâtiplerince yazıya geçirilirken, Hz. Peygamberin vefatından hemen sonra Hz. Ebubekir döneminde Mushaf haline getirilirken de hep korunmuştur. Onun lafzında herhangi bir değişiklik, tahrif söz konu olmamıştır. Onun dünyadaki korunmuşluğunda vahiy kâtipleri başta olmak üzere, sayısı milyonları bulan kârîler/hâfızlar vasıtasıyla, indiği orijinal dilinde basılan sayısız Mushaflar aracılığıyla sağlanmış ve bu şekilde korunmaya da devam edecektir.
Kur’ân’a manen ve maddeten temiz olmayanlar, dokunamaz/dokunmamalıdır. Ayetler, Kur’ân’ın Levh-i Mahfuzdaki korunmuşluğunu bildirir. Tıpkı başka ayetlerde bildirildiği gibi: Dikkat et; bu Kur’ân bir öğüttür. Dileyen onu öğüt kabul eder. O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir. İyi, saygın elçilerin eliyle yazılmıştır.
Ayetlerin Levhî Mahfuzdaki korunmuşluğunun bize bildirilmesi şuna da işaret eder: Kur’ân’ın muhatapları onu indikten sonra da temiz bir kalp, arı duru bir zihin ve bedenle ona dokunmalı ki ondan istifade edebilsinler. Ku’ân’ın Levh-i Mahfuzdaki konumunun anlatılması, dünyada da ona yaklaşımımızı belirleyen ipuçları sunar bize. Onun için Mushafların dış kabına ve ilk yapraklarına, bu ayetler yazılmıştır. Bu hem Kur’ân’ın evrensel korunmuşluğunu bildirir, hem de onu ele alanların manen ve maddeten temiz olmalarının gereğine işaret eder. Müslümanlar, abdestsiz Kur’ân ele alınır mı, tartışmalarıyla zaman kaybedeceğine kalkıp abdest alıp mümkün mertebe abdestli olarak onu okumaya bakmalıdırlar.
Kur’ân’ın âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olması, onu ele alıp okurken, anlarken, yorumlarken ve yaşarken ki mümin duruşu belirler. Evet, bu kitap herhangi bir meleğin yahut bir insanın katından değil, âlemlerin Rabbi Allah katından gelmiştir. Ona göre ona saygı duyulmalı, onu ciddiye almalı, onun hakkında konuşurken titiz olmalıdır.
Buna göre ayetler, Kur’ân’a temiz bir kalple yaklaşmayanların ondan gereği gibi istifade edemeyeceklerine işaret etmektedir. Nitekim Buhârî’de şöyle bir ifade yer alır: Kur’ân’a inanmayan onun tadını alamaz, lezzetini bulamaz. Buna göre onun Allah katından geldiğine inanmayan, onda çelişki gören, onda anlaşılmaz şeyler var diyen, onu kendi görüşüne uydurmaya kalkan, onun hükümlerine razı olmayan kimselerin gönül dünyalarında sorun/hastalık var demektir ve onlar gereği gibi onu anlayamazlar.
Özetle söyleyecek olursak, ayetlerde:
Yemin eden: Yüce Allah.
Kendisiyle Yemin Edilen: Yıldızların yerleri. Gökyüzündeki yıldızlar yahut Kur’ân ayetleri, ayetlerin indiği olaylar ve yerler.
Üzerine Yemin Edilen: Kur’ân’ın kerîm oluşu, korunmuşluğu, Âlemlerin Rabbinin katından inmiş olması.
Alaka: Yıldızlar karanlıkları aydınlatır, gönüllere huzur verir, karanlıkta kalan yahut yolunu şaşıranlara yol gösterir, şeytanları taşlayıp onları etkisiz hale getirir. Kur’ân ayetleri de öyledir. Onlar da cahilî karanlıkları sonlandırır, gönüllere huzur verir, yoldan çıkanlara yol gösterir, yolda olanların yoldan çıkmadan yollarına devam etmelerini sağlar. Ayetler de ins ve cin şeytanlarının salvolarını boşa çıkarır. Yıldızların ışıklarını varlıklara sunması gibi, ayetler de hikmetlerini, hükümlerini kullara cömertçe sunar. Her bir yıldızın bir yeri/yörüngesi, özelliği, güzelliği, vazifesi olduğu gibi, her bir âyetin de sayısız özellik ve güzelliği, hayata katkısı vardır.
Bize düşen ayetlerdeki bu hikmetleri bulmak, ayetlerin ışığında bereketli bir hayatı yaşamaktır.
