Meleklere, Savaşçılara ve Yıldızlara And Olsun ki Diriliş Var!

وَالنَّازِعَاتِ غَرْقًا وَالنَّاشِطَاتِ نَشْطًا وَالسَّابِحَاتِ سَبْحًا فَالسَّابِقَاتِ سَبْقًا فَالْمُدَبِّرَاتِ أَمْرًا

Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun… Canları kolaylıkla alanlara and olsun… Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun…Yarıştıkça yarışanlara and olsun… İşleri yönetenlere and olsun!

Ayette beş kavramla, beş şeyin sıfatıyla yemin edilmiş, ancak bunların kimler olduğu açıklanmamıştır. Kendisiyle yemin edilen varlıkların sert ve nazik bir şekilde çekip alışları zikredildi, ancak kimlerin neyi aldıkları belirtilmedi. Onların süzülüp gidenler, yarışanlar ve işlerini düzenli yapanlar olduğu söylendi; ancak kimlerin neyi yaptıkları belirtilmedi. Böylece mananın daha geniş ve daha kapsamlı bir şekilde herkesi içine alması hedeflendi. Hem de okuyucunun meraklanıp konuyu araştırması istendi. Nitekim müfessirler bu konuda farklı açıklamalar yaptılar. Bu konuda serdedilen görüşleri üç başlıkta toplamak mümkündür: Melekler, savaşçılar ve yıldızlar.

Büyük Müfessir Râzî bu açıklamalarla ilgili olarak şu değerlendirmeleri yapar: Müfessirierden nakledilen bu izahlar, Hz. Peygamber (s.a.s)’den hadis olarak nakledilmemişlerdir ki, buna ilavede bulunulması mümkün olmasın!.. Müfessirler zikredilen lafızların manasından yola çıkarak bu izahları yapmışlardır…Ancak ne var ki, burada mutlaka şu inceliğin bulunduğunu unutmamak gerekir. İlgili lafız, yapılan bu izahların tümüne muhtemelse, şimdi biz, verilen bu manalar arasında müşterek bir mana bulursak, ilgili lafzı o müşterek manaya hamlederiz. Bu durumda da verilen tüm manalar, bunun muhtevasında toplanmış olur. Ama, bu manalar arasında müşterek bir mana olmaz ve bulunmazsa, lafzı bunların tümüne hamletmek imkânsız olur. Çünkü, müşterek bir lafzın, İki manayı birden ifade için kullanılması caiz değildir. Bu durumda biz, ‘Allah’ın kastı, işte şudur’ diyerek kestirip atmayız. Tam aksine, ‘Kastedilenin bu olması muhtemeldir’ deriz…

Şimdi bu üç şey üzerinden ayetleri okuyacak olursak şöyle bir sonuçla karşılaşırız:

Melekler: Kâfirlerin canlarını boğarcasına sert bir şekilde söküp çıkaran meleklere and olsun. Müminlerin ruhlarını nazikçe alan meleklere and olsun. Emri yerine getirmek için süzülüp gelen ve süzülüp giden meleklere and olsun. İlahî emirleri yerine getirmek için birbirleriyle yarışan meleklere and olsun. İşlerini planlı ve programlı bir şekilde yerine getiren meleklere and olsun!

Ayetlerde duran meleklere değil, aktif olarak görevlerini yerine getiren meleklere yemin edilmiş oldu. Demek ki önemli olan emel ve planların adamı olmak değil, eylemlerin adamı olmaktır. Evet, melekler kendilerine tevdi edilen vazifeleri gerektiği şekilde, gerektiğinde sert gerektiğinde yumuşak bir şekilde yerine getirirler, onlara kimse mâni olamaz. Meleklerin nurdan varlıklar olarak yaratılmaları ve vazifelerini Yüce Rabbin istekleri doğrultusunda hakkıyla yerine getirmeleri, Yüce Yaratıcının erişilmez kudretinin göstergelerindendir.

Bütün özellik ve güzellikleriyle melekler, bizler için en güzel örnektirler. Gözüyle görmediği halde mümin, meleklere iman ederek en yalnız olduğu anlarda bile yalnız olmadığını, meleklerle birlikte olabileceğini düşünür, onların dua ve yardımlarını almaya gayret eder. Zira yazıcı melekler, koruyucu melekler gibi müminlerin işlerini üstlenmiş olan ve onlarla birlikte olan melekler vardır. Genel olarak dünya işlerini düzenlemekle görevlendirilen dört büyük melek vardır: Meleklerin piri olan Hz. Cebrâil, hem vahiy meleğidir, hem de rüzgarları ve orduları organize eden melektir. Hz. Mikâil, tabiat olaylarını planlayan melektir. Hz. Azrâil, can almakla görevlendirilmiş melektir. Hz. Mikâil ise kıyamet koparken ve diriliş esnasında suru üflemekle görevlendirilmiş melektir. Daha başka pek çok melek vardır ki hepsi görevini bilir ve bihakkın yerine getirirler. Ölüm meleği bir tanedir, ancak onun emrinde çalışan melekler vardır. Onun için ayetlerde çoğul kalıp kullanılmıştır. Zaten bir ayette can alma görevinin bir meleğe tevdi edildiği belirtilmiş; pek çok ayette de can alan melekler, çoğul kalıpla anılmıştır. Size vekil kılınan ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz. Kendilerine yazık edenlerin canlarını melekler aldıkları zaman… Melekler, onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken durumları nice olur? Artık birinize ölüm gelince elçilerimiz, bir eksiklik yapmaksızın onun canını alırlar, sonra gerçek Mevlalarına döndürürler. Melekler onların canını temizlenmiş olarak alırken: Selam size; yaptıklarınıza karşılık haydi cenneti girin, derler.

Melekler, Rabbe asla isyan etmeyen, O’nun emirlerini harfiyen yerine getiren günahsız tertemiz varlıklardır. Mümin de onlar gibi olmaya gayret eder. O da yeri gelince sert olmayı, yeri gelince nazik olmayı bilmeli. Vazifelerini yerine getirmede uyumlu insan olmalı. Hayırlarda birbiriyle yarışmalı, öne geçen öncülerden olmaya çalışmalı, emredildiği işi geciktirmeden, ihmal etmeden zamanında yapmalı, ama her işini planlı ve programlı yapmalıdır.

Savaşçılar: Hedefine sert bir şekilde dalan ve alacağını çekip alan savaşçılara and olsun. Yeri gelince savaş esnasında mülayim hareket ederek savaş hukukuna riayet eden savaşçılara and olsun. Orduların içerisinde süzülüp giden savaşçılara and olsun. Savaşta, şehadette birbiriyle yarışan savaşçılara and olsun. İşini disiplin ve düzen içerisinde yapan savaşçılara and olsun.

Yıldızlar: Sert ve hızlı bir şekilde doğup batan yıldızlara and olsun. Bir ufuktan diğerine, bir yönden diğerine narin bir şekilde kayıp giden yıldızlara and olsun. Süzülüp giden, fezada yüzen yıldızlara and olsun. Adeta birbirleriyle yarışan yıldızlara and olsun. Planlı bir şekilde doğup batan, ışık saçan yıldızlara and olsun.

Bu açıklamaların yanında ayetlerde kendisiyle yemin edilen varlıkların ruhlar olduğu da söylenmiştir. Bu yaklaşıma göre mâsivâdan Allah’a, süfliyyattan ulviyyata yönelen, o yolda mesafe kateden ruhlar ve onların bu süreçte geçirdikleri evrelere dikkat çekilmiş ve ulvî hedeflere doğru yükselen ruhlardan olmaya bakın, mesajı verilmiştir.

Ayette bütün bunlarla yemin edildi, ancak ne üzere yemin edildiği yani yeminin cevabı açıklanmadı. Müfessirler, yeminin cevabının mutlaka diriltileceksiniz cümlesi olduğunu söylemişlerdir. Zaten yemin ayetlerinde hemen sonra gelen şu ayetler buna delalet etmektedir. O gün bir sarsıntı sarsar. Peşinden bir diğeri gelir. O gün kalpler titrer. Surede kıyamete, diriliş ve hesap gününe işaret eden başka ayetler de vardır.

Cevabın hazfedilme sebebi, ayetlerin bağlamından anlaşılan bu gerçek o kadar açık ki zikredilmeye gerek duyulmadı. Zira bu gerçek pek çok Kur’ân ayetinde tekrar tekrar üzerinde durulan, tüm Peygamberlerin mesajında ortak olarak sürekli gündeme getirilen bir hakikattir. Bu yeminlerin cevabının surenin 26. Ayeti olan Doğrusu bunda Allah’tan korkan kimseye ders vardır cümlesi olduğu da söylenmiştir.

Kendisiyle yemin edilen ilk üç şeyin yemin vavıyla, son ikisinin de fâ harfiyle gelme sebebi, bu son iki şeyin öncekilerin sonucu olmasıdır. Buna göre mana şöyle olur: Onlar, uhdelerine aldıkları işe koyuldular ve bu konuda birbirleriyle yarışırcasına planlı bir şekilde o işi gerçekleştirdiler.

Yemin eden: Yüce Allah.

Kendisiyle Yemin Edilen: Melekler, savaşçılar ve yıldızlar.

Üzerine Yemin Edilen: Öldükten sonra diriltilip hesaba çekileceksiniz.

Alâka: Şu dünya hayatında var olan ve varlığını sürdüren hiçbir şey boşuna ve anlamsız yaratılmamıştır. Her varlığın yaratılış gayesi vardır. Melekler, Yüce Allah’ın emirlerini yerine getirmek üzere yaratılmış olup kendilerine verilen görevleri hakkıyla yerine getirirler. İnsan ve cinler de Yüce Rabbi tanımak ve O’na gereği gibi kulluk yapmak üzere yaratılmışlar ve bu konuda sınava tabi tutulmuşlardır. O halde insana da düşen yaratılış gayesine uygun hareket etmesidir. Tüm varlıklar yaratılış gayeleri doğrultusunda koşturup birbirleriyle yarışırken insan da yaratılış gayesini unutmadan, o gaye doğrultusunda planlı bir şekilde koşturmaya gayret etmelidir. Unutulmamalı ki insan, öldükten sonra diriltilecek ve Yüce Yaratıcının huzuruna çıkarılıp yaptıklarından hesaba çekilecektir. Hiç kimsenin yapıp ettikleri yanına kalmayacak, herkes yapıp ettiğinin karşılığını görecektir. Bu konuda kendilerine verilen vazifeleri layığıyla yerine getiren melekler de kozmik âlemdeki gök cisimleri de insan için en güzel örnektir. İnsana düşen bu örneklerden yola çıkarak O’nun yolunda olan, yılmadan O’nun yolunda koşturan adamlardan olmasıdır. Yüce Mevla boş duranlardan değil, yolunda koşturanlardan eylesin!

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir