İnkârcıların Amellerinin Akıbeti

مَثَلُ الَّذِينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ أَعْمَالُهُمْ كَرَمَادٍ اشْتَدَّتْ بِهِ الرِّيحُ فِي يَوْمٍ عَاصِفٍ لَا يَقْدِرُونَ مِمَّا كَسَبُوا عَلَى شَيْءٍ ذَلِكَ هُوَ الضَّلَالُ الْبَعِيدُ

Rablerini inkâr edenlerin işleri, fırtınalı bir günde, rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer; yaptıklarından hiçbir şey elde edemezler. İşte bu derin bir sapıklıktır.

İnsanı Yüce Yaratıcı katında değerli kılan imanıdır. İnanmayanların Allah katında bir değeri yoktur. Onlar, hayvanlardan daha aşağı konumdadırlar: Allah katında, yeryüzündeki canlıların en kötüsü gerçeği akletmeyen sağırlar ve dilsizlerdir. And olsun ki, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık; onların kalpleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi hatta daha sapıktırlar. İşte bunlar gafillerdir. Durakları ateş olduğu halde kafirler, zevklenirler ve hayvanlar gibi yerler.

Onun için insandan ilk istenen şey O’nun Rabbini tanıması ve O’na inanıp ibadet etmesidir. Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yaratmışımdır. Dua/kulluk/ibadetiniz olmasa Rabbim size ne diye değer versin? Buna göre insan, önce hakkı hakikati bulup bilmekle yükümlüdür. Öncelikle yapması gereken budur. Onun hakikati bulması diğer amellerine değer kazandıracaktır.

Şu imtihan dünyasında inanan inanmayan herkes bir şeyler yapar, kâfirler de kimi zaman iyi şeyler yapabilirler. Ancak onların imansız olarak yaptıkları şeyler, onlara dünyada kimi menfaatler kazandırsa yahut ahirette cehennemin alt katmanlarına düşmelerine mâni olsa da onların cennetlik olmalarını sağlamayacaktır. Zira cennete girişin ilk şartı imanlı olmaktır. Bunu bir ülkeye girmek için pasaport şartına benzetebiliriz. Gümrük kapısındaki kişi kim olursa olsun pasaport ve giriş vizesi olmadan bir ülke sınırlarından içeri giremez. Bu, dünyada bile böyledir. Ahirette de benzer durum olacak, cennet giriş vizesi demek olan imanı olmayan kimse, cennete giremeyecektir. Yine bir işe müracaat eden insan, o işle ilgili ne kadar birikime sahip olursa olsun, o işin adamı olduğunu elindeki resmî belge/diploma ile ispat etmedikçe işe alınmaz. İşte iman, sâlih amelin belgesidir.

İmansız olarak yapılan iyi şeyler, sâlih amel değildir ve onlar sahiplerinin cennete girmesine yetmeyecektir. Onun için ayetlerde inanmayanların yapıp ettiklerinin boşa gideceği haber verilmiştir: İçinizden dininden dönüp kafir olarak ölen olursa, bunların işleri dünya ve ahirette boşa gitmiş olur. İşte cehennemlikler onlardır, onlar orada temellidirler. Allah’ın ayetlerini inkâr edenlere, haksız yere peygamberleri öldürenlere, insanlardan adaleti emredenleri öldürenlere elem verici bir azabı müjdele. Onlar, dünya ve ahirette işleri boşa çıkacak olanlardır. Onların hiç yardımcıları da yoktur. İşte bu münafıklar dünyada ve ahirette işleri boşa çıkanlardır, işte bunlar mahvolanlardır. İşte ahirette onlara ateşten başka bir şey yoktur. İşledikleri şeyler orada boşa gitmiştir. Zaten yapmakta oldukları da batıldır. Bunlar, Rablerinin ayetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr edenlerdir. Bu yüzden işleri boşa gitmiştir. Kıyamet günü Biz onlara değer vermeyeceğiz.

İnkârcıların, müşrik ve münafıkların amellerinin boşa gitmesi, öncelikle İslam ve Müslümanlar karşıtı yaptıklarının boşa gitmesi, sonuçsuz kalmasıdır. Bunun yanında zaman zaman yaptıkları iyi şeylerin de ahirette onlara bir şey kazandırmayacağı anlamınadır.

Konumuz olan ayette de onların yapıp ettikleri şiddetli bir rüzgârın savurduğu küle benzetilmiştir. Mevdudî’nin dediği gibi “onların yıllar boyu büyük emeklerle biriktirdikleri büyük bir kül tepeciğine benzer. O tepecik nasıl fırtınalı bir günde rüzgâr tarafından darmadağın ediliyorsa, aynı şekilde onların bütün büyük işlerinin o fırtınalı kıyamet gününde bir yığın külden başka bir şey olmadığı görülecektir. Onların göz kamaştırıcı kültürleri, büyük medeniyetleri, muhteşem krallık ve devletleri, büyük üniversiteleri, bilimleri, edebiyatları ve ikiyüzlüce yapılan ibadetleri, fazilet dedikleri davranışları, dünya hayatında övündükleri yararlı ve ıslah edici hareketleri, o gün bir yığın kül kadar değersiz olacak ve kıyamet gününün fırtınası tarafından etrafa saçılacak. O denli ki o gün ilahi teraziye koymaya değecek en ufak bir yararlı iş bile bulamayacaklar.” O halde onlara imrenmeğe, özenmeye gerek yoktur. Nitekim Kârun’un dünyalıklarına imrenip onun yerinde olmak isteyenler, onun variyeti ile beraber yerin dibine battığını gördüklerinde pişmanlıklarını dile getirmişlerdir. Daha dün onun yerinde olmayı dileyenler: «Demek Allah kullarından dilediğinin rızkını genişletip bir ölçüye göre veriyor. Eğer Allah bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki inkarcılar başarıya eremezler» demeye başladılar. Biz, bu ahiret yurdunu, yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu istemeyen kimselere veririz. Sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır.

Zerre kadar hayrın da şerrin de zayi olmayacağını bildiren Yüce Rabbimiz, amellerin tartıya konulacağı hesap gününde cehennemlikleri tartıları hafif gelenler olarak niteler: Dünya hayatında, çalışmaları boşa gitmiştir, oysa onlar güzel iş yaptıklarını sanıyorlardı. Bunlar, Rablerinin ayetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr edenlerdir. Bu yüzden işleri boşa gitmiştir. Kıyamet günü Biz onlara değer vermeyeceğiz.Gerçek tartı kıyamet günündedir. Tartıları ağır gelenler, işte onlar kurtulanlardır. Tartıları hafif gelenler, ayetlerimize yaptıkları haksızlıklardan ötürü kendilerini mahvetmiş olanlardır. Tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır. Tartıları hafif gelenler ise, onların yeri bir çukurdur. O çukurun ne olduğunu sen bilir misin? O, kızgın bir ateştir. Düşündüğümüz zaman inanmayanlar da iyi kötü bir çok şey işlerler. Dağlar kadar günah, isyan ve cürümlerle Rablerinin huzuruna getirilirler. Ama amellerin tartılacağı günde onların yapıp ettiklerinin ilahî terazide bir ağırlığı/değeri olmayacaktır. Onların yaptıkları tartıya bile gelmeyecektir.

Onların amelleri temelsizdir, iman temelinden yoksundur. Zira iyilikleri sağlam bir hale getirip ahirete taşıyacak olan imandır. İman, iyiliklerin harcıdır. Yapılan iyilikler imandan yoksun ise, harcı olmayan kum yığınları ve hatta kül yığınları gibidir. Geriden bakıldığında çok gözükür, ama bir fırtına onu savurup yok etmeye yeterlidir. Onun için iman adamı, imanla yaptığı iyilikleri sağlam bir bina gibi ahirete taşımasını bilen kimsedir. Çünkü amelleri Yüce Allah’a yükseltecek olan imanla yapılmasıdır: Güzel sözler O’na yükselir, o sözleri de yararlı iş yükseltir. Demek ki ayete göre iman amel arasında sıkı bir ilişki vardır. Her ikisinin Yüce Allah’a yükselebilmesi, kabul görmesi, sahibine değer kazandırması için her ikisinin birlikte olması gerekir.

Ayette onların amelleri bir küle benzetilmiştir. Kül, bir şeyin yanmasından sonra geriye kalan tozdur. Bu toz yığını ne kadar çok olursa olsun basit bir rüzgârda bile savrulur, yok olur. Rüzgâr şiddetli ise ortada elle tutulur, gözle görülür hiçbir şey kalmaz. İnkârcıların yapıp ettiklerinin sonu da böyledir. Onun için onlar derin bir sapıklık içerisinde kalmışlardır. İmansız oldukları için, yaptıkları iyiliklerin bile hayrını ahirette göremeyeceklerdir. Bu ise gerçekten büyük bir hüsran ve kayıptır. Onların amellerinden kasıt, onların ana babalarına iyilik yapmaları, akrabalık ilişkilerine riayet etmeleri, ihtiyaç sahiplerine yardım etmeleri olabilir. İbadet kastıyla Allah’tan başkalarına yaptıkları şeyler olabilir. Onlar bu yaptıklarını iyilik diye yapıyorlardı. Ama fırtınalı kıyamet gününde esen sert rüzgârlar, bir turnusol kâğıdı gibi, yapılanların sâlih amel olup olmadığını ortaya çıkaracaktır. O gün yevmü’l fasl/ayrışma günü, mümin münafığın fark olacağı gündür. O gün, münafıkların namaz görünümünde kıldıkları, hayır hasene görünümünde verdikleri, cihad görünümünde yaptıkları bile onlara bir şey kazandırmayacaktır. Çünkü Yüce Allah, ancak müttakîlerin yaptığı amelleri kabul edecektir. Müttakî ise, Yüce Allah’ı hesaba katarak yaşayan, O’nu tanıyıp O’na iman eden, yaptığını O’nun rızası için yapan kimsedir.

Çarpıcı Misalin İbretlik Dersi

Hareket halinde olan insan, sürekli bir şeyler yapar, amel işler. Her insan amel işler, ancak Müslüman sâlih amel işler. İnanmayanların iyilik gibi görünen amelleri, sâlih amel olarak nitelenemez. Zira imansız yapılan amel, ne olursa olsun, nasıl görünürse görünsün, onların Allah katında bir değeri yoktur. Çünkü Yüce Rabbimiz, yarattığı insandan öncelikle kendisini tanımasını ve iman etmesini istemiştir. Kâfirler ise Yüce Yaratıcının bu isteğini reddedenlerdir. Bu yüzden de onların iyilik görüntüsünde yaptıkları, onlara dünyada iyilikle anılmak, şan şöhret sahibi yapmak gibi faydaları olsa da Allah katında bir değeri yoktur. Onların yapıp ettiği bu ameller onları cennete taşımayacaktır. Zira iman cennetin giriş vizesidir.

Bu yüzden Yüce Rabbimiz, onların iyiliklerini yanmış küle dönmüş yığınlara benzetmiştir. Kül yığınları da yanmadan önce faydalı şeylerdi. Ama yanıp küle döndükten sonra onlardan herhangi bir menfaat beklenmez. Küfür-inkâr-nifak da iyilikleri yakıp küle döndüren ateş mesabesindedir. Onun için iyiliklerimizi imanla yanıp küle dönmekten, rüzgâr önünde savrulup gitmekten korumalıyız. Unutmayalım ki bizi Rabbin katında değerli kılan imanımız, yapacağımız iyiliklerimizi anlamlı hale getirip cennete girmemize vesile kılacaktır. İmansız olan paslı yürekler sinede yüktür.

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir