Aya, Gece ve Gündüze And Olsun Ki! Cehennem Korkunç!
كَلَّا وَالْقَمَرِ وَاللَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ وَالصُّبْحِ إِذَا أَسْفَرَ إِنَّهَا لَإِحْدَى الْكُبَرِ
نَذِيرًا لِلْبَشَرِ لِمَنْ شَاءَ مِنْكُمْ أَنْ يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ
Hayır, hayır hiç de öyle değil! Aya… Dönüp gelen geceye… Ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir. Herkes kazancına bağlı bir rehindir.
Hayır hayır, hiç de sandığınız gibi değil. Ahiret gerçeğin ta kendisidir. Ahirette yalnızca Yüce Allah’ın dediği olacaktır. Hiç kimseye ne malı ne evlad ü iyali bir fayda sağlamayacaktır. Kötüler için cehennem kaçınılmaz olacaktır. Onu ve azabını savmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.
Kamer/ay, gece ayetidir. Gece de başlı başına bir ayettir. Yüce Rabbimiz, ayetlerinde hem Kamere hem geceye hem de sabah vaktine yemin etmiştir. İşte karanlık gecenin ortasında ayın doğuşu gibi, cahiliyye karanlığının ortasında size vahyi okuyan Peygamber gelmiş ve artık gece karanlıkları son bulmuş, gündüz aydınlığı her yeri aydınlatmıştır. Artık siz de bu aydınlığı görün ve onun ışığında yolunuza devam edin.
Güneş, ay, yıldızlar gök ayetinin birbirini tamamlayan, birbirini açıklayan parçalarıdır. Gökyüzü, görebildiğimiz ve göremediğimiz, bilebildiğimiz ve bilemediğimiz bütün yönleriyle büyük bir ayetler mecmuasıdır. Bu mecmuanın içerisindeki tüm her şey O’nun varlığının ve erişilmez kudretinin göstergelerindendir.
Sayılan tüm bu ayetlerdeki kudreti fark edebilmek için her şeyden önce onları görmeli, varlıklarını fark etmeli, onların doğuş-akış-batış ve benzeri tüm hareketlerini izlemeli, onlar üzerinde derinlemesine düşünmelidir. Gökyüzündeki ayı ve hareketlerini, aydınlığın ardından süzülüp gelen geceyi, gün ve gecelerin düzenli bir şekilde birbirini izleyişini ve dakika dakika uzayıp kısalışlarını… tüm bunları, bunları planlayan gücü fark etmeliyiz.
Madem ki bu cisimler günlük olarak doğup batıyor ve bunu bıkmadan usanmadan tekrar ediyorlar. Bizler de onları günlük olarak fark etmeliyiz, tekrar tekrar üzerinde durup düşünmeliyiz. Ayette istendiği gibi: Gökleri yedi kat üzerine yaratan O’dur. Rahman’ın bu yaratmasında bir düzensizlik bulamazsın. Gözünü bir çevir bak, bir çatlak görebilir misin? Bir aksaklık bulmak için gözünü tekrar tekrar çevir bak; ama göz umduğunu bulamayıp bitkin ve yorgun düşer.
Gece ayeti ay, gündüz ayeti güneş, insanlık için gece-gündüz, aylar, yıllar ve mevsimlerin gerçekleşmesine vesile olan vakit göstergeleridir.
Sana büyüyüp küçülen ayları sorarlar. De ki: Onlar, insanların ve hac vakitlerinin ölçüsüdür.
Gece ve gündüzü varlığımıza birer delil kıldık. Bir delil olan geceyi kaldırıp yine bir delil olan gündüzü Rabbinizin bol nimetini aramanız, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için aydınlık kıldık. Her şeyi uzun uzadıya açıkladık.
Güneşi ışıklı ve ayı nurlu yapan; yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için, aya konak yerleri düzenleyen O’dur. Allah bunları ancak gerçeğe göre/hakkın tanıkları olsun diye/mükemmel olarak yaratmıştır; bilen millete ayetleri uzun uzadıya açıklıyor.
Din ve dünya işleri bunların hareketlerine göre planlanır. Namaz, oruç, hac, zekât vakitleri… Mübarek gün ve geceler, mübarek aylar… Alacak, verecek, kira zamanları… Doğum günü, ölüm günü, yaş ve ömürler… Kadınların hamilelik, süt emzirme, iddet ve benzeri özel halleriyle ilgili süreler… Daha sayamayacağımız nice şeyler bunlarla tespit edilir.
Bu varlıkların hepsi lisan-ı hal ile bir hükümrân yaratıcılarının, yöneticilerinin olduğunu haykırır dururlar. Tabi ki bu haykırışları, gönül kulağı açık olanlar duyarlar, gönül kulağıyla dinleyenler anlayabilirler.
O halde ey insan, seni çepeçevre kuşatan ayetlerdeki bu mesajları oku, onları duy, onlara uy. Düşün, anla ve sen de bu nimetler karşısında şükrünü eda et. Bu nimetleri hep O’nun ölçüleri doğrultusunda kullan. O varlıkların tesbih kervanına sen de katıl ve sen de O’nu tesbih et, O’nu yücelt, O’na boyun eğ, sen de yaratılış gayene göre hareket et. Unutma, bu ayetler aynı zamanda senin şahitlerindir.
Bir düşünsene gece gündüz olmasa yahut sürekli gece yahut sürekli gündüz olsa hayat biter, hayat anlamsızlaşır ve çekilemez olur: De ki: Söyler misiniz? Eğer Allah geceyi üzerinize kıyamete kadar uzatsaydı, Allah’tan başka hangi tanrı size bir ışık getirebilir? Dinlemez misiniz? De ki: Söyleyin: Eğer Allah gündüzü üzerinize kıyamete kadar uzatsaydı, Allah’tan başka hangi tanrı, içinde istirahat edeceğiniz geceyi size getirebilir? Görmez misiniz?
Yine bu ayetler, varlıkların sonlu/fanî olduğunu haykırırlar. Onların her batışı aslında bir fânilik terennümüdür. Her varlığın doğuşunun olduğu gibi batışının da olacağını göstererek mebde’ ve meâda/doğuş-ölüm-dirilişe işaret ederler. Yine onların birbirinin peşinden gelişi, eşyanın zıddıyla kâim olduğunu, zıtlarıyla birbirlerinin kıymetinin bilinebileceğini söyler. Gece karanlığını gören insan gündüz aydınlığının kıymetini anlar. Gündüz yoğunluğunu yaşayan kimse, gece dinginliğinin değerini bilir. Güneşin battığını gören doğuşunun ne kadar anlamlı olduğunu anlar. Karanlık gecede semayı süsleyen ve dünyayı aydınlatan ay ve yıldızları gören kimse, bu nimetlerin kıymetini bilir.
Aslında onların her birinin varoluş-varlığını sürdürüş, doğuş-batış, harekât ve sekenâtları insana aynadır. İnsan için de benzer durumlar sözkonusudur. İnsan da doğar, yaşar ve ölür. İnsanın hayatında da aydınlık/parlak günler vardır; gücünün kuvvetinin azaldığı hatta tükendiği hastalandığı, zayıf düştüğü ânlar da vardır. Evet, kâinat ayetleri de şahitlik eder ki batıştan sonra yeniden doğuş olduğu gibi, ölümden sonra da yeniden diriliş olacaktır.
Ve yeminin cevabı geliyor: Şüphesiz Cehennem büyük olaylardan biridir… Korkunç ve çeşit çeşit azaplarıyla, bitmez tükenmez yakıtıyla, tüm herkesi alacak genişliğiyle Yüce Allah’ın ayetlerinden bir ayettir. Yüce Rabbimiz pek çok ayetinde onun korkunçluğunu bize haber vererek uyarmış ve bizleri ondan sakındırmıştır. Bu da O’nun rahmet göstergelerinden biridir. O, engin rahmetinin bir göstergesi olarak eşsiz cennet tasvirleriyle bizlere müjdeler sunmuş ve cennete hazırlanmaya teşvik etmiş; yine bize olan merhametiyle cehennemi de dehşet tasvirlerle anlatarak bizleri ondan sakındırmıştır. O’nun muştularında da korkutucu uyarılarında da rahmet tecellileri vardır. Zaten korkutarak uyarma anlamına gelen Nezîr, hem Yüce Rabbimizin hem Peygamberimizin ve hem de Kur’ân’ın sıfatlarındandır.
Bu uyarılar içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseyedir. Artık dileyen Yüce Allah’a iman ve itaat ederek cehenneme atılmaktan korunur ve cennetin öncülerinden olur. Dileyen de bütün bunlara rağmen inkâr, şirk ve isyanla cehenneme yuvarlanır. Zira şu dünya hayatı bir sınav yeri ve hayırda yarış pistidir. Cennet yolunu tutup istikamet üzere kalanlar öne geçen öncüler; cehennem yoluna sapıp gidenler ise geride kalan gericilerdir. And olsun ki, sizden öne geçenleri biliriz; and olsun ki, geri kalanları da biliriz. O zaman akıllı insan, hayırlarda yarışan ve hayırda öne geçen öncülerden olmaya gayret edendir.
Herkes kazancına bağlı bir rehindir. Herkes kendi iman ve ameline bağlıdır. Her nefis kendisi ya cenneti kazanır ya cehenneme yuvarlanır. Şu dünya hayatında iman ve sâlih amellerle ya cennetini imar eder ya da inkâr ve isyanlarıyla cehennem ateşine kütük taşır. Mevdûdî bu ayetle ilgili şu yorumu yapar: Bir kişi birinden bir miktar borç alır, borç veren de alacağının ödenmesi için teminat olarak borçlunun bir şeyini kendi yanında rehin tutarsa, o borcunu ödemediği müddetçe rehin geri verilmez. Belirtilen süre geçmesine rağmen rehin olan malını kurtarmazsa o rehin olunan şey alacaklının mülkiyetine geçmiş olur. Allah ile insan arasındaki muamelenin biçimi burada bu şekilde bir muameleye benzetilmiştir. Allah’ın insana dünyada bahşetttiği mal, mülk, güç, kuvvet, irade ve kabiliyetler, sanki Mevla’nın kullarına verdiği birer borçtur.
Bu borcun teminatı olarak da kulların nefsi Allah (c.c) katında rehindir. Kul bu malı, mülkü, bu güçleri ve iradeyi sağlam biçimde doğru yolda kullanarak iyilikler yapıp sevaplar kazanmak suretiyle borcunu öderse rehin olan şeyi yani nefsini kurtaracaktır. Yoksa o tutulup bırakılmayacaktır.
Yemin eden: Yüce Allah.
Kendisiyle Yemin Edilen: Kamer, gece ve gündüz.
Üzerine Yemin Edilen: Cehennemin dehşet olaylardan birisi olması.
Alâka: Ay, gece ve gündüz Yüce Allah’ın varlığına ve erişilmez kudretine tanıklık eden ayetlerdendir. Karanlık ve aydınlık, gece-gündüz insan hayatında günlük olarak tekrarlanan olaylardır. İnsanın hayatı da inişli çıkışlıdır. Vahyin aydınlığı-cahiliyyenin karanlığı, iman-inkâr, iyilik-kötülük… İnsan kararını vermelidir. İman ve iyilikleriyle aydınlıkların adamı mı olacak, yoksa inkâr ve günahlarla karanlıklar da mı kalacak. Nurun adamı olarak kendisi aydınlıklar içiresinde başkalarını da aydınlatacak mı, yoksa karanlıkların/zulumâtın adamı olarak zulümleriyle cehennemi mi boylayacak. Herkes yaptığına bağlıdır ve herkes yaptığının dünya ve ahirette sonucuna katlanacaktır.
