13 – Selâmın Tüm Hayatı Kuşatması

Selam Ayetlerinin Hayatımızı İnşa ve İhya Etmesi

Selam, İslam, Müslim/Müslüman, selamet hep aynı kökten gelirler. Selam barış, esenlik demektir. Yüce Allah’ın bir adı da es-Selâm’dır. Es-Selâm, barış ve senlik kaynağı olandır. Evet O, barış ve esenlik kaynağıdır. O, her türlü eksiklik ve noksanlıktan salimdir. Kullarını dünyada sapıklık ve helaktan kurtaran, ahirette gazap ve azabdan kurtarıp esenliğe çıkaran O’dur. “O Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır, O Meliktir, Kuddüstür, Selamdır..” O, geçmişte her türlü ayıptan uzak olmakla Kudüs; gelecekte uzak olmakla Selamdır. Yine O, noksan sıfatlardan uzak olmakla Kuddüs; noksan işlerden uzak olmakla Selamdır. Dünyada maddî manevî tüm hastalıklardan, stres ve buhranlardan, Ahirette azap ve gazablardan salim olmak isteyen O’na yönelmeli ve O’ndan esenlik dilemelidir.

O halde gerçek ve kalıcı kurtuluş, selamet ve esenliği O’nda, O’nun nizamında aramalıyız. O’nun selâm ismine tutunarak, bir barış insanı olarak barış ve esenlik demek olan İslam’ı yaymalı, İslamî güzellikleri herkesle paylaşmaya çalışmalıyız. Bütünüyle O’nun dinine teslim olarak; O’nun dinini her türlü bidat ve hurafeden koruyarak; heva ve hevesin arzularını frenleyerek Müslümanlığımızı tescil etmeliyiz.

Yüce Allah, kendisi Selamdır, kullarını dünyada barış ve esenlik dini İslam’a; ahirette de Selam yurdu cennete çağırır. Kendisine teslim olan kullarına Müslüman ismini veren de O’dur. O’nun gözde kulları, kalbi selim olanlardır. Bu ise, şirk ve nifak başta olmak üzere her türlü günahtan uzak kalmakla mümkündür. O’nun kulları, dünyada birbirlerini Selam ile karşılayıp uğurlarlar; ahirette de Allah ve melekleri kullarını cennete Selam ile karşılayıp buyur edeceklerdir.

Müslüman, kendisi ile çevresi ile kâinat ile ve en önemlisi Rabbi ile barışık olandır. Müslümanın Rabbi ile barışık olması, her konuda ve her zaman O’nun ölçülerine teslim olması ve o ölçüler doğrultusunda bir hayat yaşamasıdır. Tıpkı İbrahim peygamberinin teslimiyeti ile O’na teslim olmasıdır: Rabbi ona: «Teslim ol» buyurduğunda, «Alemlerin Rabbine teslim oldum» demişti. Müslümanın Rabbi ile barışık olması, aslında kendisi ile ve çevresi ile barışık olması demektir. Zira Rabbe teslim olan kimse, her hak sahibine hakkını verecek, her zaman ve her yerde hakkın adamı olacaktır. Zaten kendi içinde tevhidi gerçekleştiremeyen bir kişi, çevresinde tevhidi hakim kılamayacak demektir. Çünkü kalplerin tevhidi olmadan, sözlerin ve fiillerin tevhidi olmayacaktır.

Namazın Selam İle Devam Etmesi:

Yüce Allah karşısında kalp-söz ve eylem ile esas duruşun adı olan namaz şu cümle ile sona erer: Esselâmü Aleyküm ve Rahmetüllâh: Allah’ın selam ve rahmeti üzerinize olsun. Namaz bitiminde sağa ve sola selam verilirken söylenen bu ifade her namazda iki kere tekrarlanır.

Selam, müslümanın karşılaştığı zaman müslüman kardeşine sunduğu en güzel hediyedir. Selam Allah’ın adıdır. Selam, Rahim olan Rab’den en güzel sözdür. Selam, cennetin adıdır.

Selam, cennetliklerin dünyada da cennette de dillerinden hiç düşürmedikleri bir slogandır. Müslüman, kardeşine selam vermekle Allah’ı ve müslüman olduğunu hatırlatır. Selam müslümana güven telkin etmektir. Selam veren kişi, bu sözüyle “benden sana zarar gelmez, güvende ol” demiş olur. Artık birbirleriyle selamlaşan müslümanlar, kalp, el ve dilleriyle birbirlerine zarar veremezler. Selam veren kişi kardeşine kin duyamaz, onun gıybetini yapamaz, onu aldatamaz, eliyle ve diliyle onu incitemez. Yoksa selamında sadık ve samimi olmamış olur.

Bir kişi, karşısındaki tek bir kişiyi de selamlasa “Allah’ın selamı üzerinize olsun” diyerek çoğul kalıpla selam verir. Çünkü İslam, birlikte yaşanan cemaat dinidir. Her bir müslüman da bu cemaatin bir ferdi ve bir temsilcisidir. Bu yüzden ona çoğul ifade ile selam verilir.

Namazın sonundaki selam cümlesinde de çoğul kalıp kullanılır. Namazı cemaatle kılıyorsak, selamımızla namaza katılan cemaati, koruyucu melekleri, sağımızda ve solumuzdaki yazıcı melekleri kast ederek onlara selam veririz. Tek başına namaz kılıyor olsak da bu böyledir. Bu durumda da sağımızda ve solumuzdaki yazıcı melekleri kast ederek onlara selam veririz. Her iki durumda da yalnız olmadığımızı, kendimizden ibaret olmadığımızı hatırlarız.

Tekbirle başlayan namaz, selam cümlesi ile bitti. Kutlu ibadet namaz, selamla bitti. Çünkü namaz ile selamete erdik, kalbî huzura erdik, dünyevî buhran ve streslerden, uhrevî azap ve gazaptan kurtulmayı umduk.

Şöyle de diyebiliriz: Namaz, bir dolum ameliyesidir. Günde kılınan beş vakit namaz, beş öğün müslümanın manevî şarz eylemidir. Namaz içerisindeki okuduğu dua ve ayetlerle, Rabbin huzurundaki esaslı duruşla manen dolan Müslüman, namazda sağa ve sola Es-Selâm diyerek namazdan çıkar. Bunun anlamı şudur: Ben namazla doldum, şimdi bu namaz ruhuyla namazdan çıkıyorum, namaz ruhunu sağım solum dört bir yanıma taşımak için. Bunun için namaz tekbirle başlar ama selam ile sona ermez, aksine namaz selam ile devam eder, selam ile namaz ruhu seccadeden taşar ve dört bir yana yayılmak için harekete geçer. Nitekim bir ayette namazın, sahibini yönettiği, selamdan sonra da etkisini onda gösterdiği şöyle anlatılır:

Kitap’tan sana vahyolunanı oku; namaz kıl; muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve fenalıktan alıkor; Allah’ı anmak en büyük şeydir! Allah yaptıklarınızı bilir.

Selam Ruhuyla Yaşamak ve Selam Ruhunu Dört Bir Yana Taşmak

Hayat Düsturumuz olan Kur’ân’da Müslümanlar olarak birbirimize selam ruhunu taşımamızın gereği vurgulanmıştır sürekli. Buna göre, müslümanın Müslüman kardeşiyle karşılaştığında ilk sözü es-Selâmü aleyküm cümlesidir. Birbirinden ayrılacağı zaman söyleyeceği son sözü de aynı şekilde es-Selamdır. Bu konudaki Kur’ân öğretileri şöyledir:

Ey inananlar! Evlerinizden başka evlere, izin almadan, seslenip sahiplerine selam vermeden girmeyiniz. Eğer düşünürseniz bu sizin için daha iyidir.

Evlere girdiğiniz zaman, kendinize/ehlinize Allah katından bereket, esenlik ve güzellik dileyerek selam verin. Allah size ayetleri, düşünesiniz diye böylece açıklar.

Size bir selam verildiği zaman, ondan daha iyisiyle selam verin veya aynıyla mukabele edin. Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.

Bunun anlamı şudur, Müslüman kardeşinin yanında da elinden ve dilinden ona zarar vermeyeceği kimsedir; ondan ayrıldıktan sonra da ona hiç bir şekilde zarar vermeyeceği kimsedir. Müminlerin birbirlerine selam vermeleri aynı zamanda bir Allah ve İslam hatırlatmasıdır. Es-Selamü Aleyküm sözünün bir anlamı da, bir adı da es-Selam olan Allah ile beraber olasın, O’nun dini İslam üzere kalasın, Allah’ın yardımı seninle beraber olsun, demektir.

Müslüman, kendisine selam veren kardeşine, daha iyisi ile karşılık vermelidir. Şöyle ki, es-Selâmü aleyküm diyene, Ve aleykümü’s-selâm ve rahmetullah diye, es-Selâmü aleyküm ve rahmetullah diyene Ve aleykümü’s-selâm ve rahmetullahi ve berakâtüh diye karşılık vermelidir. Bunların üçü ile birlikte selam verene ise Ve aleyküm demek yeterlidir.

Namaz kılan, Kur’ân okuyan, hutbe dinleyen kimselere selam verilmez. Verilirse, bunlar selamı almak zorunda değildirler. Bir de açıkça meşru olmayan bir işi işleyen kimselere selam verilmez.

Mümin, kimsenin olmadığı bir yere girdiği zaman da es-Selâmü aleynâ ve alâ ıbadillahi’s–sâlihîn/Selam bizim ve Allah’ın tüm sâlih kullarının üzerine olsun diye selam verir. Namazda okuduğumuz tahıyyat duamızda da geçen bu dua ile biz, tüm sâlih kulları hatırlamış, onlarla beraber olduğumuz denklere etmiş oluruz. Nitekim bu konuda peygamberimiz şöyle buyurur: Siz, böyle dediğinizde, göklerde ve yerde bulunan tüm sâlih kulları selamlamış olursunuz.

Selam, müslümanıın şiarıdır, kişinin Müslüman olduğunun emaresidir. İslam selamı veren kimse, ben müslümanım demekte olduğundan, karşısındaki onu Müslüman görmek zorundadır.

Ey İnananlar! Allah yolunda sefere çıktığınız vakit, her şeyi iyice anlayın. Size, müslüman olduğunu bildirene/İslam selamı verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek: «Sen mümin değilsin» demeyin.

Öte yandan selâm, lüzumsuz söz ve işlerle karşılaşan müslümanın hatırlayıp gündeme getireceği bir sözdür.

Rahman kulları yeryüzünde mütevazi yürürler. Bilgisizler kendilerine takıldıkları zaman onlara güzel ve yumuşak söz söylerler.

Onlar, boş söz işittikleri vakit ondan yüz çevirirler. «Bizim işlediğimiz bize, sizin işlediğiniz sizedir. Size selam olsun, cahillerle ilgilenmeyiz» derler.

Bunun anlamı şudur: Siz ne yaparsanız yapın, ne söylerseniz söyleyin; siz bizden hayırdan başka bir eylem ve söylem beklemeyin. Zira biz Müslümanlar, sizlerin seviyesine düşmeyiz, sizin dolduruşunuza gelmeyiz, öfkeyle sövüp saymayız, biz bize yakışanı yaparız, çünkü bizi yöneten Es-Selâm olan Allah’ın dini İslam’dır.

Ötelere Taşıyacağımız Ruh da Selâm’dır

Selam Ruhuyla Yaşayan Müminler, Selam Yurdu Cennette de Selamla Yaşayacaklardır

Onların cennetteki duaları: «Münezzehsin ey Allah’ım», dirlik temennileri: «Selam size» ve dualarının sonu da: «Alemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun»dur.

Melekler her kapıdan yanlarına girip: «Sabretmenize karşılık size selam olsun; burası dünyanın ne güzel bir sonucudur!» derler.

İnanan ve yararlı işleri yapanlar, içlerinden ırmaklar akan cennetlere konulurlar, Rablerinin izniyle orada temelli kalırlar. Oradaki dirlik temennileri: «Selam!» dır.

Es-Selâm olan Yüce Allah’a teslim olan, O’nun insanlık için seçtiği İslam üzere bereketli bir hayat yaşayan, hayatı boyunca selâmı (Allah’ı ve O’nun dinini) gönlünden, beyninden, dilinden ve hayatından çıkarmayan, sonuçta dünyada stres ve buhranlardan, ahrette ise azap ve gazabdan sâlim olup Selam yurduna konan, selam ehli Müslümanlara selam olsun!

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir