Yüce Allah Hayatın İçinden Çarpıcı Örnekler Verir

إِنَّ اللَّهَ لَا يَسْتَحْيِي أَنْ يَضْرِبَ مَثَلًا مَا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَا فَأَمَّا الَّذِينَ آمَنُوا فَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْ وَأَمَّا الَّذِينَ كَفَرُوا فَيَقُولُونَ مَاذَا أَرَادَ اللَّهُ بِهَذَا مَثَلًا يُضِلُّ بِهِ كَثِيرًا وَيَهْدِي بِهِ كَثِيرًا وَمَا يُضِلُّ بِهِ إِلَّا الْفَاسِقِينَ

Allah sivrisineği ve onun üstününü misal olarak vermekten çekinmez. İnananlar bunun Rablerinden bir gerçek olduğunu bilirler. İnkâr edenler ise «Allah bu misalle neyi murat etti?» derler, O, bu misalle birçoğunu saptırır, birçoğunu da yola getirir. Onunla saptırdığı yalnız fâsıklardır.

Yüce Rabbimiz, hayatın içerisinden herkesin anlayabileceği örnekler verir. O, anlaşılmak için konuşur, herkes anlasın diye herkesin kolaylıkla ulaşabileceği misalleri verir. Bu misalleri doğru ve kapsamlı bir şekilde anlayabilmek için üzerinde derinlikli düşünmek gerekir, ön yargısız onları okumak gerekir.

Bir sivrisinek herkesin her yerde görebileceği bir misaldir. Bir kere Yüce Allah hiçbir şeyi boşuna ve anlamsız yaratmamıştır. Kâinatta var olan her şey bir boşluğu doldurur, var edilişinin bir anlamı ve gayesi vardır. İnsan bu yaratılış hikmetlerinin bir kısmını anlayabilir, bir kısmını da anlayamayabilir.

Rabbimizin örümceği, sineği, sivrisineği yaratması da boşuna değildir, onlardan bahsetmesi de boşuna değildir. İnsan bahsedilen bu hayvanlar üzerinde durup düşünmeli, onları araştırmalı, onlardaki erişilmez kudretin izlerini görmeli, bu sonsuz kudret karşısında ne kadar aciz olduğunu bilmelidir. Nitekim akıl sahibi müminler ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler: Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın, Sen münezzehsin. Bizi ateşin azabından koru, derler.

Hayvanlar âlemi çok farklı ve zengin ibretlerle dopdoludur. Her hayvanın farklı özelliği, farklı renk ve şekillerde duruşu insan için mesaj yüklüdür. Bu anlamda her hayvan kendi diliyle insana bir şeyler söylemek ister. Özellikle insanla içiçe yaşayan ve insanın öncelikle yararlandığı hayvanlar. Devenin sabrı yanında kini, keçinin kararlı oluşu yanında inadı, tilkinin uyanık oluşu yanında kurnazlığı, karıncanın hırslı oluşu yanında çalışkanlığı, arının koordineli çalışıp üretkenliği, sığır ve davarın sürü psikolojisine sahip oluşu yanında diğerkâmlığı vb.

Kara ve deniz hayvanları gibi uçuşan hava hayvanları da çeşit çeşittir. İrili ufaklı olarak onların karada, denizde ve havada yaşayabilmeleri, uçmaları insan için birer ibret vesikasıdır. Onlar her şeyden önce birer yaratılış harikasıdır. İnsanoğlu hala çoğu hayvanın özelliklerini bütün yönleriyle tespit edebilmiş değildir. Hayvanlar dünyasına dair ansiklopediler yazılsa bile hayvanların keşfedilmemiş pek çok yönü vardır.

Hayvanlardan ders alma, onları konuşma dilinde teşbih vasıtası olarak kullanma eskiden beri var olan ve edebiyatı zenginleştiren bir husustur. Aslan gibi güçlü kuvvetli ve cesaretli olma, tilki gibi kurnaz olma, deve gibi kindar, keçi gibi inat olma… Arı ve karınca gibi çalışkan, davar ve sığır gibi üretken olma… Hayvanların aile yapıları, işbölümü içerisinde çalışmaları, koordineli hareket etmeleri… Daha bir çok konu onları anılmaya, teşbih ve mesellerde kullanma sebebi olmuştur.

Yüce Allah sivrisineği niye örnek verir? Eşsiz kudretine misal olsun diye, küçücük bir varlığa sahip olduğu bütün organları ve özellikleri nasıl yerleştirdiğini insanlar düşünsün diye. Sivrisineğin ısırması ve zarar vermesi karşısında insanın acizliğini bildirmek için. Ey insanlar! Bir misal verilmektedir, şimdi onu dinleyin: Sizlerin Allah’ı bırakıp taptıklarınız bir araya gelseler, bir sinek bile yaratamayacaklardır. Sinek onlardan bir şey kapsa, onu kurtaramazlar; isteyen de istenen de aciz!

Ayetlerde karasinek (zübâb) ve sivrisinek (baûza) misal olarak verilmiştir. Her iki canlı da insanın yaşadığı her yerde bulunabilen ve insanı yakından ilgilendiren hayvanlardır. Çoğu zaman basite aldığımız, bizi rahatsız ettiklerinde, zararlı haşerat olarak gördüğümüz hayvanlardır sinekler. Ancak bu hayvanlar görünüş ve küçücük yapılarına rağmen çok karmaşık işler görürler.

Bir kere bu küçücük yaratıklara, bu kadar maharetli organın yerleştirilmiş olması başlı başına bir yaratılış harikasıdır. Dişilerini, kanat seslerinden tanıyan sivrisinekler… Anne sivrisineklerin yumurtalarını bırakacakları uygun ısı ve nemli ortamı bulmak için uzun yürüyüşler gerçekleştirmeleri… Uygun hava şartlarını bulabilmek için yumurtlamayı geciktirebilen sivrisinekler… Kanatları, antenleri, emme hortumları, bacakları ve sair organlarıyla sivrisinekler… Bir seferinde ağırlıklarından fazla kan emebilen sinekler… Saniyede beşyüz defa kanat çırparak uçma tekniğine sahip olan böcekler…

Bütün bu ve benzer özellikleriyle sivrisinekler Yüce Yaratıcının erişilmez kudretini, minicik halleriyle haykıran yaratıklardır. O küçücük varlıklar da selim akıl sahipleri için çok büyük mesajlar vardır. İnsanlık tarihinde bu küçücük varlıklar insanları meşgul etmiş, uğraştırmış hatta bazı zamanlar onların helakine bile sebep olabilmişlerdir. Pek çok salgın hastalıklarda sineklerin etkisi bilinen bir husustur. Yine Nemrut gibi kibir ve azgınlıkta haddi aşanların, bir sivrisineğin musallat olmasıyla helak olup gitmesi müstekbirler için ibretli bir tablodur. Ancak sineklerin bir kısım zararlı şeyleri tüketerek, bitkiler arasında gerçekleştirdikleri iletişimde pek çok faydalı işleri de yerine getirdikleri bir gerçektir.

Yüce Allah Kitabında, sinek ve örümcekten bahsedince müşrikler ve münafıklar, nasıl olur da Allah’ın Kitabında bu gibi hayvanlardan bahsedilir, dediler. Bunun üzerine Yüce Allah, onlara cevap verdi, evet, Allah istediği örneği verir, anlatmak istediğini istediği gibi anlatır. O, dilediği şeyi yaratır ve yarattığı şeyleri de örnek olarak vermekten çekinmez. Sivrisineği de ondan daha küçük bir varlığı yahut ondan daha büyük bir varlığı da yaratan O’dur ve bunları misal vermekten çekinmez. Zira O, hiçbir şeyi boşuna ve anlamsız yaratmamıştır ki, onlardan bahsetmesi abes ve anlamsız olsun. Nitekim konumuz olan bu ayetten önce de Yüce Rabbimiz, münafıklar için ateş, yağmur, karanlık, gök gürültüsü, şimşek, yıldırım gibi misaller vermişti. Bunların her birinde ayrı ayrı dersler vardı. Önemli olan Yüce Allah’ın verdiği örneklerden alınması gereken dersi almaktır. Kaldı ki O, hayatın içerisinden örnekler vermektedir. O’nun verdiği örneklerde de sayısız çarpıcı hikmetler vardır.

Ayetin tefsirinde Rebi’ b. Enes şunları söyler: Yüce Allah bu ayetinde dünya için sivrisinek örneğini vermiştir. Bilindiği gibi sivrisinek aç kalınca yaşar, doydukça ölür. İşte bu Kur’ân’da örnek verilen insanlar da böyledirler, onlar dünyanın kiri ve pisi ile doldukça Allah onları alır. Sonra o şu ayeti okumuştur: «Kendisiyle uyarıldıkları şeyi unuttukları zaman onlara her şeyin kapısını açtık.» Seleften bir İslam büyüğü şöyle demiştir: Kur’an’daki örnekleri duyup da anlamayınca kendi kendime ağlıyorum, çünkü Allah «Bu örnekleri biz insanlara veriyoruz onları ancak bilginler anlar» buyurmuştur. O halde inkârcılar gibi Yüce Allah’ın anlattıklarını sorgulama, onları hafife alma yerine müminlerin safında yer alıp Yüce Allah’ın verdiği misallerdeki hikmetleri kavramaya çalışmalıdır. Bunun için de sözgelimi burada sivrisinek üzerinde durup düşünmek, bu hayvan hakkında araştırmalara yapmak gerekir.

Çarpıcı Misalin İbretlik Dersi

İnsan hayatında, büyük olsun küçük olsun, gözle görülsün görülmesin, Yüce Yaratıcının yarattığı her varlığın ayrı bir yeri vardır. Yüce Rabbimiz hiçbir şeyi boşuna yaratmamıştır. Yaratılan her şey insanın hizmetine sunulmuştur. İnsan bu yaratılan varlıkların bir kısmından doğrudan ve açıktan faydalanır, bir kısmından ise dolaylı olarak faydalanır. Bir kısmını fark eder yararını bilir, bir kısmını ise fark etmez, yararını da bilmez. Bir kısmı doğrudan insana hizmet eder, diğer bir kısmı kâinatta dengeyi sağlayarak insana hizmet eder. Sözgelimi otlar hayvanların besinidir, hayvanlar da insanın gıdasıdır. Kâinatta var olan bütün varlıklar, hayvanlar, bitkiler ve diğerleri hep bir amaç için yaratılmıştır. Asıl olan bunları kavramak, var olandaki var oluş gayesini ve hikmetini bulabilmektir. Gözümüzle göremediğimiz mikrop, virüs ve benzeri şeyler bile bir amaç için yaratılmıştır. Onun için bütün bunları hikmet nazarıyla görebilmeli ve şairin dediğini diyebilmelidir:

Deme niçin şu şöyle/Yerindedir ol öyle. Bak sonunu seyreyle. Mevla görelim neyler/Neylerse güzel eyler.

Vallahi güzel etmiş/Billahi güzel etmiş/Tallahi güzel etmiş. Allah görelim netmiş/Netmişse güzel etmiş…

Kullarına hayat düsturu olarak gönderdiği Kitabında neyi, nasıl söyleyeceğine karar verecek olan da Yüce Allah’tır. Kim olursa olsun kullar Allah’ı yönetemez, yönlendiremez. O, dilediğini, dilediği zaman, dilediği gibi söyler. Ama O hep hikmeti söyler, hikmeti eyler. Bize düşen O’nun söylediklerinde ve eylediklerindeki hikmetleri görebilmektir.

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir