Yüce Allah Uludur

Yüce Rabbimizin isimlerinden biri olan el-Aliyy, Yüceler yücesi olan, yüceliğini kavramaktan herkesin aciz olduğu, yüceliğinin üzerinde başka yüce olmayan, yüceliği ile kimsenin yarışamadığı en yüce, en üstün olandır. elAliyy ismi, Kur’ân-ı Kerim’de sekiz yerde geçer. Bunların beşinde kebîr, ikisinde azîm, birinde hakîm ismiyle birlikte geçer. Bu O’nun büyüklükte, azamet ve kibriyada, hikmet konusunda âlî ve aşkın olduğunu gösterir. O, hem yüce sıfataların sahibidir; hem de O’na yakışmayan sıfatlardan münezzeh ve uzaktır. O’nun yüceliği O’na özgündür ve onu âlimler ve arifler kuşatıp tanımlayamazlar.

“O Aliy ve Azîmdır.” “Egemenlik yüce ve büyük olan Allah’ındır.” “Allah, onların şirk koşmalarından, onların kendisi için yakıştırmalarından yüce ve aşkındır.”

Aynı bağlamda O’na müteâl ve A’lâ da denir. elMüte’âli, tüm eksiklik ve noksanlıklardan uzak olarak en yüce olan, yüceliğinin azametini tam anlamıyla ancak kendi bilen, aşkın varlık ve güç demektir. “O, görüleni de görülmeyeni de bilir, çok büyük ve pek yücedir.”

elA’lâ ise, en yüce ve en ulu, aşkın olan anlamınadır. “Yüce Rabbinin adını tesbih et.” O’nun zatını, sıfatlarını tek başına akıllar kavrayamaz, diller tanımlayamaz. O’nu anlatmaya kelimeler yetmez. Bunun için kullar, özellikle secdede O’nu yüceltirken Sübhâne Rabbiye’l A’lâ/Yüce Rabbim sen ne yücesin diyerek bu ismini kullanırlar. Secde kulun fiziken en küçük olduğu ve dış dünyadan büyük ölçüde kopup yere kapandığı haldir. İşte tam bu halde Yüce Rabbin, yüceliği terennüm edilmektedir. Bunun anlamı şudur: İlahî Ya Rab! Kul olarak ben küçüldükçe Senin yüceliğini daha iyi anlıyorum yahut Senin yüceliğin karşısında ben küçüldükçe küçülüyor ve küçüklüğümü/hiçliğimi itiraf ediyorum. Ama asıl olan bu itirafı, namaz dışındaki hayatımızda da söylem ve eylemlerimizle haykırabilmektir. Yoksa secdede dilimiz bu duayı söylediği halde, hayatta Yüce Allah’ın ölçülerine riayet edilmezse, bu sözün gereği yerine getirilmemiş olur. O’nun yüceliği sözde ve secdede kalmamalıdır.

O, hem yüceler yücesi aşkın olandır, hem de kullarına şah damarlarından daha yakındır. O, bize bizden daha yakındır. And olsun ki insanı Biz yarattık; nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz; Biz ona şah damarından daha yakınız. Kullarım sana Beni sorarlarsa, bilsinler ki Ben, şüphesiz onlara yakınım. Benden isteyenin, dua ettiğinde duasını kabul ederim. Artık onlar da davetimi kabul edip Bana inansınlar ki doğru yolda yürüyenlerden olsunlar.

O’nun el-Aliyy ismi karşısında ‘Hayatımızda en yüce kim’ sorusunu kendimize sormamız gerekir. O’nun yüceliği ve ululuğu karşısında, başkalarını O’nunla yarıştırıyor muyuz? Biz yüceliği nerede arıyoruz? O’nunla irtibatlı olmayan şey yahut kimselere şücelik sıfatını veriyor muyuz?

Yüce Rabbimizin yüceliği, O’na has ve özgündür. O’nun ululuğu ve yüceliği, başka hiç kimsede yoktur. O yüzden, yegane yüce ve ulu olan Allah Teâlâdır.

O’nun yüceliği, ululuğu, aşkınlığı O’nun Kelamına da yansımıştır. Onun son kitabı Kur’ân da lafız, mana ve muhtevasıyla yüce bir kitaptır. İnsanlar ve cinler bir araya gelseler de Onun bir benzeri meydana getirilemez.

Kur’ân Yüce Kelamdır

Yüce Allah’ın Kelamı da yücedir. O’na ait olan her şey yüce ve uludur. “Şüphesiz o, Bizim katımızda Ana Kitapta mevcut, yüce (alî) ve hikmet dolu bir Kitap’dır.” İlahî Kelamın bütün hükümleri yücedir ve insanı yücelten hükümlerdir. Beşerî hiçbir düşünce, ideoloji Kur’ân’ın hükümleriyle boş ölçüşemez, o yüceliğe erişemez. Yüce Allah’ın el-Aliy ismine inanan mümin, O’nun hükümlerinden başka hükümlerde yücelik aramaz.

Peygamber Yücedir

Yüce olan, dünya ve ahirette yüce mertebelerin sahibi olan anlamlarına Peygamberimiz için de el-Aliyy ismi kullanılmıştır. Evet, Peygamberimiz kişiliği, ahlakî güzelliği, sahip olduğu değerleriyle yüce bir şahsiyettir. O’nun Yüce Allah katında, dünya ve ahirette ayrı bir yeri ve değeri vardır. İnsanlar nezdinde de O’nun yeri ve değeri tartışılmaz. Tarihte hiç kimse O’nun kadar tanınmamış, sevilmemiş ve izlenmemiştir.

Mümin de Büyük Hedeflerin Adamıdır

Yüce Mevlâ’nın aliyy ismi, insanlara da isim olmuştur. Buna göre mümin de aliyy’dir. Erişilmez kudretin sahibi Yüce Allah’ın kulu olan, O’nun Yüce Kelamı ile dolan, O’nun Yüce Peygamberinin izinde giden mümin de büyük düşünen, büyük hedefleri olan ve bu büyük hedefler için durup dinlenmeden çalışan kimsedir. Müminin günü birlik hedef ve planların içerisinde olması düşünülemez. O, ulvî söz ve işlerle meşgul olur. Onun aşağılık, sıradan söylem ve eylemlerle işi olamaz. Ve gerçek mümin, idealindeki büyük hedeflerin, kolay elde edilemeyeceğini bilir, bunun için çalışıp gayret eder. Hayatının hiçbir safhasında Yüce Allah ile irtibatı kesmez.

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir