530 – Ey Örtüsüne Bürünen/ey Nübüvvet Yükünü Yüklenen İnsan, Kalk/kıyam Et!
Müzzemmil ve Müddessir sureleri birbirine yakın hitaplarla başlıyor. Hitap Peygamberimize, Onun şahsında hepimize. Müddessir de ey nübüvvet yükünü yüklenen diye sesleniyor. Bu hitap ey davet yükünü yüklenen olarak hepimizi bağlar.
Ardından kum/kalk emri geliyor. Az bir kısmı hariç geceleyin kalk, yahut yarısı kalk, yahut yarısından biraz eksik kalk, yahut da yarısından biraz fazla kalk ve ağır ağır Kur’ân oku. Doğrusu Biz, sana ağır bir söz/yük yükleyeceğiz!
Bugün İslam’ın temsilcileri/davetçiler olarak hepimiz bu ayetleri kendimize okuyacağız. Örtüye bürünüp kenara çekilmek yok. Giyinip kuşanacağız, bizi bekleyen ağır göreve hazırlık yapacağız. Kendimiz için kalkacağız. Manen dolmak için kalkacağız. Özellikle de geceleri kalkacağız. Gece kıyamında ağır ağır/düşüne düşüne/sindire sindire Kur’ân okuyacağız. Kur’ân ile dolacağız. Namaz kılacağız, zikrullah ile yoğrulacağız. Zira sabahleyin bizi bekleyen çok önemli işler var. Dolmazsak olamayız, olmazsak faydalı olamayız, olduramayız. Dolmazsak, donanmazsak, iman ve İslam düşmanlarına karşı koyamayız.
Nitekim bu ayetler gelince, Peygamberimiz başta olmak üzere ilk Müslümanların hepsi ayetleri üzerlerine aldılar ve geceleri kıyama durdular. Ayakları şişinceye kadar hem de. İslam’ın ilk yılından itibaren sabah-akşam ve gece namazıyla birlikte üç vakit namaz vardı. Onlar, hitap Peygambere, bize değil, demediler.
Müddessir suresinde Yüce Rabbimiz, ey örtüsüne bürünen derken, ey içine kapanan buyurarak, müşriklerin tavır ve davranışları sebebiyle evine kapanan Peygamberi uyardı. Müşrikler, baş müşriklerden Velid’in evinde toplanmışlar, Peygamberimiz ve ona indirilen Kur’ân hakkında tartışmışlar. Önce onun sihir, şiir, büyü ve insan sözü olamayacağını söylemişler; ardından sırf inanmamak için onun öncekilerden aktarılan etkileyici bir büyü olduğunda karar kılışlardı. Durumu öğrenen Peygamberimiz son derece mahzun oldu ve evine kapandı. İşte tam bu sırada, ey örtüsüne bürünen, kalk ve uyar ayetleri geldi.
Aslında ayetler peygamberimiz şahsında şu veya bu sebeple içine kapanan, evine çekilen, kendisini düşünen, insanların ve ümmetin sorunlarına kayıtsız kalan müminlere yönelik bir uyarıdır. Zira Kur’ân ayetleri evrenseldir.
Dolayısıyla Müzzemmil’deki kalk emri, insanın kendine yönelik bir kıyamı emrediyor; Müddessir’deki kalk emri, başkalarına yönelik bir kıyamı emrediyor. Sonuçta ikisi de kıyamda olmayı, davette daim ve kaim olmayı emrediyor. Nitekim Peygamberimiz, bu emirleri aldığı günden itibaren hep kıyamda oldu, durup dinlenmeden, kedini emekliye ayırmadan Allah’ın dininde koşturmaya devam etti. Ta ki yakîn/ölüm ona gelene kadar. Onun seçkin ashabı da öyle yaptılar. Şimdi ümmetini de aynı yolu izlemek bekliyor.
