36 – Ana Sütünün Önemi
Süt, insanoğluna bahşedilmiş en önemli nimettir. O nimet sayesinde yeni dünyaya gelen her canlı, varlığını kolaylıkla sürdürür. Süt nimetinin önemi ayetlerde şöyle anlatılmıştır:
Hayvanlarda da size ibretler vardır. Karınlarındaki işkembe ile kan arasından, içenlere halis ve içimi kolay süt içiririz. Ayet, süt denilen o beyaz ve özel sıvının ortaya çıkışındaki erişilmez ilahî kudrete dikkat çekmektedir. Biz içiririz ifadesi, sütü yavruların içebileceği kıvamda, eşsiz özellik ve güzellikte yaratanın ve onu daha yeni dünyaya gelmiş yavruların içebilmesini sağlayanın Yüce Allah olduğuna dikkat çekmektedir.
Ehli Hayvanlarda size ders vardır; onlardan çıkan sütten size içiririz; onlarda daha birçok menfaatiniz vardır. Onlardan yersiniz.
Elbette hayvanlardan elde edilen süt de insan için çok önemli bir nimettir, ancak insan için anne sütünün yeri çok daha başkadır. İnsan için bu sıvı, en özel, en temiz ve en helal bir gıdadır. Anne sütünün yerini başka hiçbir şey tutamaz. Ne mamalar, ne başka bir kadının sütü ve ne de bir hayvan sütü.
Yüce Yaratıcı, çocuk dünyaya gelir gelmez, annesine bahşettiği bu sütle birlikte, çocuğu da annesinden o sütü alma/emme yetisi ile donatmıştır. Çocuk aylarca anne sütüyle beslenir. Anne sütünü alması, çocuk ile annesi arasında kopmaz bir bağın oluşmasını sağlar. Karnında taşıma, çocuğu doğurma yanında, ona verdiği anne sütü sayesinde de anne büyük bir mertebe kazanır. Bu üç eşsiz emek karşılığında anne, en az üç mertebe kazanır ve bu mertebeler anneyi babadan üç adım öne taşır. Nitekim Peygamberimiz, en fazla iyilik yapmaya layık kişiyi sayarken üç kere anne buyurmuş, dördüncü sırada da babayı saymıştır. Buna göre annelik, babalıktan en az üç adım öndedir.
Kur’ân, boşanma sözkonusu olduğunda bile, annelerinin çocuklarını emzirmekten geri durmamalarını, boşanmanın çocuğa zarara dönüşmemesini ister:
Anneler çocuklarını, emzirmeyi tamamlatmak isteyen baba için, tam iki sene emzirirler. Anaların yiyecek ve giyeceğini uygun bir şekilde, sağlamak çocuğun babasına borçtur. Herkese ancak gücü nispetinde teklifte bulunulur. Ana çocuğundan, baba da çocuğundan dolayı zarara sokulmasın. Mirasçıya da aynı şeyi yapmak borçtur. Ana baba aralarında danışarak ve anlaşarak sütten kesmek isterlerse, ikisine de sorumluluk yoktur. Çocuklarınızı sütanneye emzirtmek isterseniz, vereceğinizi örfe uygun bir şekilde öderseniz, size sorumluluk yoktur. Allah’tan sakının, yaptıklarınızı gördüğünü bilin. İmam Azam’a göre çocuğun süt emme süresi 30 ay, İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed’e göre ise 24 aydır. İki senelik bir süre, çocuk ve annesi için son derece önemli bir zaman dilimidir.
Annesinin dışında başka bir kadından süt emme, süt akrabalığını da beraberinde getirmiştir. Bu da sütün insan hayatındaki önemini anlatan başka bir husustur.
Süt nimetinin önemini anlatan bir başka nokta da sütün, cennet içeceklerinden biri olarak cennetlik bahtiyarlara sunulacak olmasıdır:
Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennet şöyledir: Orada temiz su ırmakları, tadı bozulmayan süt ırmakları, içenlere zevk veren meşrubat ırmakları, süzme bal ırmakları vardır. Onlara orada her türlü ürün ve Rablerinden mağfiret vardır. Bunların durumu, ateşte temelli kalana ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?
Hz. Musa’nın Anne Sütünü Tercih Etmesi
Yüce Rabbimiz, Hz. Musa peygamber üzerinden anne sütünün önemini çarpıcı bir şekilde şöyle açıklar:
Allah: Ey Musa! İstediğin sana verildi, dedi, Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa’yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım.
Kız kardeşin Firavun’un sarayına giderek: Ona bakacak birini size göstereyim mi, diyordu. Böylece, annen üzülmesin, sevinsin diye, seni ona iade etmiştik. Sen bir cana kıymıştın, seni üzüntüden kurtarmış ve seni birçok musibetlerle denemiştik.
Firavun gördüğü bir rüyayı yorumlatmıştı. Buna göre İsrailoğullarından doğacak olan bir erkek çocuk onu tahtından edecekti. Bunun üzerine Firavun, doğan tüm erkek çocukların öldürülmesini emretti. Bir başka görüşe göre Firavun, İsrailoğullarının artan nüfusunu engellemek, bir çeşit nüfus planlaması yapmak için böyle bir yola başvurmuş ve bir nevi soykırıma başlamıştı.
O sene bir erkek çocuk dünyaya getiren Musa’nın annesi, evladını bir sandığa koyup Nil’e bıraktı. Suyun üzerinde yüzen sandık içerisinde bulunan çocuğu Firavun’un hanımı aldı ve çocuğu kendisinin büyüteceğini söyleyerek onu öldürülmekten kurtardı. Firavun’un sarayına getirilen çocuk için sütanne aranmaya başladı, fakat çocuk hiçbir kadının sütünü almıyordu. Sonunda Musa’nın kız kardeşinin tavsiyesi üzerine Musa’nın annesi saraya sütanne olarak geldi ve Hz. Musa kendi annesinin sütüyle büyümeye başladı. Yüce Rabbimiz de bu olayı bize anlattı.
Musa’nın ablasına: Onu izle, dedi. O da, kimse farkına varmadan, Musa’yı uzaktan gözetledi.
Önceden, sütannelerin memesini kabul etmemesini sağladık. Musa’nın ablası: Size, sizin adınıza ona bakacak, iyi davranacak bir ev halkını tavsiye edeyim mi, dedi.
Böylece onu, annesinin gözü aydın olsun, üzülmesin, Allah’ın verdiği sözün gerçek olduğunu bilsin diye, ona geri çevirdik. Fakat çoğu bilmezler.
Ayetlerdeki bu anlatım, her çocuk gibi Hz. Musa’nın da doğar doğmaz büyük bir nimetin içerisinde olduğunu bize hatırlatıyor. Aslında her doğuş, bir var oluştur ve var olmak nimetlerin en büyüğüdür. İnsan olmak ve anne sütüyle büyümek ise bir başka nimettir.
Musa bebek, Firavun’un sarayında koruma altına alınmıştır. Ancak saray yanında anne kucağı da onun için bir başka koruma olmuştur.
Ayete göre çocuğun anne ile beraber olması ve onun sütünden gıdalanması, hem anne için göz aydınlığıdır, hem de çocuk için. Anne evladına sütünü emzirirken ona yalnızca sütünü vermez, sevgisini verir, gönlünü verir. Anne sütüyle çocuğun sadece fizikî bünyesi beslenmez, onun ruhu da beslenir. Bu sayede çocuğun ruhu da ilgiye, sevgiye doyar. Aslında anne ve yavrusu arasında kurulan bu iletişim de anne sütü ile yavrusunu beslemekte, çocukta sevgisiyle annesini beslemektedir. Güçlü şahsiyetlerin yetişmesinde anne sütünün çok önemli bir yeri vardır.
Yüce Rabbimiz, Biz sütannelerin memesini kabul etmemesini sağladık/başka süt anneleri ona haram kıldık buyurarak olaya bizzat müdahale etmiş ve Musa bebeğin yabancı bir kadının sütüyle beslenmesine izin vermemiştir. Zira yabancı kadının sütü, çocuk için yabancı bir kültürle buluşmak demekti. Bu da bize, Peygamberlerin peygamber olmadan önce de ilahî koruma altında olduklarını göstermektedir.
Bu kıssa, en olumsuz şartlarda bile insanın ümitsizliğe düşmemesi gerektiğini bize hatırlatır. İnsan değişik sınav sorularıyla karşı karşıya kalabilir. Önemli olan o soruların üstesinden gelmek için çıkış yolları aramalı, çaba ve gayret göstermelidir. Nitekim Musa’nın annesi, çocuğu elleriyle ölüme terk etmemiş, onu bir sandığın içerisine koyarak suya bırakmış, sonra da kızına onu takip etmesini istemiştir. Yüce Allah da ona çıkış yolları bahşetmiştir.
İnsanların bir planı olabilir, ancak Yüce Allah’ın planı, bütün planları bozar, onları etkisiz hale getirir. Nitekim Allah’ın planı karşısında Firavun’un planı etkisiz kalmış, Firavun Musa bebeği öldüremediği gibi, onu kendi elleriyle sarayda beslemek zorunda kalmıştır. O halde O’na güvenmeli ve O’ndan yardım istemeli, O’nun izni olmadan bir yaprağın bile dalından düşmeyeceğine inanılmalıdır. O’nun her söylediğinde ve eylediğinde sayısız hikmetlerin olduğu bilinmeli ve görülmelidir.
