45 – Gençlik için En Güzel Örnek
İFFET VE SABIR ABİDESİ BİR DÜNYA GÜZELİ
Kur’ân’da kıssası anlatılan bütün kahramanlar bizler için önemlidir. Her birinin anlatılan kıssasından alınacak sayısız mesajlar vardır. Bu kahramanlardan ikisi vardır ki her müslüman gencin hatta çocuğun çok iyi tanıması gerekir. Onlar bizim çocuklarımız ve gençlerimiz için özlenmesi ve izlenmesi gereken abide şahsiyetlerdir. Bunlardan biri Hz. Yusuf, diğeri ise Hz. Meryem’dir.
Hz. Meryem, ana karnında Yüce Allah’a adanan, çocuk yaşta mabette ibadet ve tatla büyüyen ve bir peygambere ana olan bir kadın kahramandır. Kadının toplumda esamesinin okunmadığı bir dönemde, kadın/kız başına Allah’a kullukta ve O’nun dinine hizmette ben de varım diyebilen, kirli toplumda tertemiz kalabilen örnek bir annedir.
Hz. Yusuf ise kardeşlerinin kıskançlığı sebebiyle çocuk yaşta ailesinden ayrılan, kuyuya atılmayı, köle olarak satılmayı sabır ve metanetle karşılan bir güzel insandır. Onun çocuk yaşta başlayan bu örnekliği, hayatının bütün kesitlerinde devam etti. Gençliğinin en güzel çağında, zindanda, makam sahibi olduğunda o, bizlere hep en güzel örnekler sunmuştur.
Saraya köle olarak satıldığında, bir peygamber ailesi mensubu olarak hizmetçiliği kabullenmiş ve onun hakkını en güzel şekilde vermiştir.
Güzelliği ile efendisinin hanımı, onu günaha davet ettiği zamanda ise ben Allah’tan korkarım, günah işlemekten Allah’a sığınırım, “Ey Rabbim! Zindan bana, bu kadınların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan onlara meyleder ve cahillerden olurum” . (Yusuf 12/33) diyerek bir iffet örnekliği sunmuştur. Bugün aile denetiminden uzaklarda, günah ağlarına düşerken, ne yapalım şimdi herkes böyle yapıyor, kimse görmüyor ya, nasıl olsa Allah affeder diyen zamane gençliği için Yusuf’un bu mümince ve erce duruşu ne kadar önemlidir.
Saray entrikaları sonucu Hz. Yusuf, zindana atılır. Ama o, imtihanın gereği olarak zindanı da medreseye çevirmesini bilir ve oradaki zindan arkadaşlarına Bizim Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz… Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı ilahlar mı daha iyidir, yoksa mutlak hâkimiyet sahibi olan tek Allah mı? O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din budur. (Yusuf 12/38-40) diyerek tevhid dersleri verir. Onların nezdinde Yusuf’un çok özel bir yeri vardır. Yusuf, en olumsuz şartları ve en olumsuz mekânları, olumlu hale getiren bir kişiliktir. Zindanı, tevhidi anlatma fırsatına dönüştüren sabır ve umut adamıdır.
Yusuf’un kuyu, kölelik ve zindan macerası onu yönetime taşır. Artık o, üst düzey bir yöneticidir ve topluma hizmet etmektedir. O, adalet ve hakkaniyetle işin üstesinden gelir, bolluk yıllarında aldığı tedbirlerle kıtlık yıllarını huzur içerisinde geçirmeyi sağlar.
Onun yardımına mazhar olmak için huzuruna gelen ve yaptıklarından dolayı ondan özür dileyen kardeşlerine de yine büyüklük gösterir ve : “Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir (Yusuf 12/92) diyerek onları bağrına basar. Zira büyüklük ve kardeşlik affetmeyi gerektirir. İlahî affa mazhar olmak isteyen,affetmesini bilmelidir.
Bunca sıkıntılı olaylardan sonra Hz. Yusuf, babasına ve kardeşlerine kavuşur. Bir taht sahibi bir yönetici olarak hamdini ve şükrünü Yüce Yaratıcıya yaparken meşhur duasında asla çektiği sıkıntıları gündeme getirmez ve şöyle dua eder:
“Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin/rüyaların/olayların yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat.” (Yusuf 12/101)
İşte Yusuf aleyhisselamın üstün meziyyetlerinden bahseden ayetlerden bir kaçı:
Olgunluk çağına erişince O’na hikmet ve ilim verdik. İşte biz, iyi davrananları böyle mükâfatlandırırız. (Yusuf 12/22)
“Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” (Yusuf 12/53)
Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır. (Yusuf 12/76)
“Ben Yûsuf’um, bu da kardeşim. Allah bize iyilikte bulundu. Çünkü kim kötülükten sakınır ve sabrederse şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez”. (Yusuf 12/90)
Şüphesiz Rabbim, dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Yusuf 12/100)
Andolsun ki, Yusuf ve kardeşlerinde sorup araştıranlar için ibretler vardır. (Yusuf 12/7)
Kur’ân’ın en güzel kıssası olan Yusuf kıssasındaki hikmetli mesajlardan nasiplenebilmek için sorup araştırmak, kıssa üzerinde derinlemesine beyinleri terletmek gerekir. Hz. Yusuf’un karşılaştığı sıkıntılar karşısındaki örnek duruşu ile empati yapıp kendimizi test etmek gerekir.
