Andolsun Yıldıza ki İstikamet Üzere Olan Rasül Vahiy Konuşur!

وَالنَّجْمِ إِذَا هَوَى مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَى وَمَا يَنْطِقُ عَنْ الْهَوَى

إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى عَلَّمَهُ شَدِيدُ الْقُوَى ذُو مِرَّةٍ فَاسْتَوَى

Batmakta olan yıldıza and olsun ki! Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve yoldan çıkmamıştır. O, kendiliğinden konuşmamaktadır. Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahiy iledir. Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir.

Bir önceki yazımızda Yüce Rabbimizin yıldızların yerine yemin edişinin hikmetlerini anlatmıştık. Orada Kur’ân ayetlerinin de birer yıldız mesabesinde olduğunu, şeytanlara dur deyip karanlıkta kalanlara yol gösterdiğini ve onları istikamet üzere tuttuğunu söylemiştik. O ayetlerinde Yüce rabbimiz, Kur’ân’ın korunmuşluğuna dikkat çekmek için yıldızların yerlerine çoğul kalıpla yemin etmişti. Konumuz olan ayetlerde ise bu sefer Kur’ân’ı bize getiren Peygamberin korunmuşluğuna dikkat çekmekte ve tekil kalıpla yıldıza yemin etmektedir.

Aralarında yaşadığı kırk yıl kendisine Emin/güvenilir Muhammed diye çağıran insanlar, o Allah’ın elçisi olarak görevlendirildiğini söyleyip onları doğru yola çağırdığında ona söylemediklerini bırakmamışlardır. Ona hiç şiir okumadığı halde şair dediler. Sihirle, kehanetle hiç ilgisi olmadığı halde sihirbaz, kâhin dediler. Bize eskilerinin masallarını okuyor dediler. Ona birileri öğretip yazdırıyor dediler. Ve nihayet hakikatleri kendilerine okuyan Allah’ın elçisine yoldan çıkmış-sapkın-deli dediler.

Onlar, ‘Hayır; bunlar karışık rüyalardır’, ‘Hayır, onu uydurmuştur’, ‘Hayır; o şairdir’, ‘Haydi önceki peygamberler gibi o da bize bir mucize getirsin’ dediler.

O, şair sözü değildir; ne az inanıyorsunuz! Kâhin sözü de değildir; ne az düşünüyorsunuz! Kuran, âlemlerin Rabbinden indirilmedir.

İnkâr edenler, ‘Bu Kuran uydurmadır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir’ diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular. ‘Kur’ân öncekilerin masallarıdır; başkalarına yazdırıp sabah akşam kendisine okunmaktadır’ dediler.

Onlar: Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Doğrulardan isen melekleri bize getirsene, dediler.

Doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilir. De ki: Ben sapıtırsam, sapıtmakla ancak kendime etmiş olurum. Doğru yolda olursam, bu Rabbimin bana vahyetmesiyledir. Doğrusu O, işitendir, yakın olandır.

İşte Yüce Rabbimiz, bu yemin ayetleriyle Hz. Peygamber ve onun getirdiği Kur’ân hakkında söylenen ve ilerde söylenecek tüm bu gerçek dışı ithamlara cevap verdi. Bu şekilde müminlerin müşriklerden gelebilecek tüm saldırılara karşı sağlam bir duruş sergilemelerini murat etti. Batmakta olan yıldıza and olsun ki! Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve yoldan çıkmamıştır. O, kendiliğinden konuşmamaktadır. Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahiy iledir.

İndiği yahut battığı zaman yıldıza yemin etti, Yüce Rabbimiz. Nasıl ki yıldız ışık saçarak batar, Kur’ân ayetleri de insanlığa nurlu mesajlar saçar. Allah Rasülü de bir yıldız gibi insanları aydınlatır, onlara yol gösterir. Arap, mutlak olarak yıldız dediği zaman Süreyyâ/ülker yıldızını kastederdi. Süreyya yıldızı, dünyaya uzaklığına rağmen parlaklığı ile diğer yıldızlardan öne çıkan ve çıplak gözle rahatça görülebilen bir yıldızdır. Bu yıldız pek çok özellikleriyle hem arap edebiyatına, hem de diğer dil edebiyatlarına konu olmuş meşhur bir yıldızdır. Ayette kelimenin belirlilik edatı el takısı ile gelmiş olması öncelikle bu yıldızı hatırlatmaktadır. Surenin 49. ayetinde Şi’râ yıldızı da geçmektedir. Bir önceki sure Tûr’un son kelimesinin nücûm/yıldızlar olması, bu surenin ilk kelimesinin de necm/yıldız olarak gelmesi Kur’ân’daki ahengi göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Dolayısıyla yıldıza yeminle Süreyya yıldızı yanında Şi’ra yıldızı yahut Zühre yıldızı veya tüm yıldızlar kümesi de kastedilmiş olabilir. Ayette genel olarak Süreyya yıldızına yemin edilmiş olabileceği gibi, kıyamet günü yıldızların dökülüp saçılmasına yemin edilmiş de olabilir, gayp haberlerini çalma girişiminde bulunan şeytanları taşlama aracı olarak atılan yıldızlara yemin de kastedilmiş olabilir. Yine vahyin muhafızı olan yıldızlar üzerine yemin de kastedilmiş olabilir. Bu yeminle, gayb bilgilerini ve vahyini şeytanların saldırılarından koruyacak olan Yüce Allah, Efendimize şu mesajı vermektedir: Ey Peygamber Rabbin seni de, senin dinini de, sana indirdiği vahyini de koruyacaktır. Bu yolda koşturan adanmış yıldız insan sahabîleri, kurrâları hâfızları hiç eksik etmeyerek koruyacaktır. Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah kâfirlere yol göstermez.

Ayette arkadaşınız denilerek Hz. Peygamberin içlerinden biri olduğu, onu iyi bildikleri ve bir arkadaş canlısı olarak onların hayrını ve kurtuluşunu dilediği hatırlatılmak istenmiştir. O sizin arkadaşınız, sizden biri ve sizin iyiliğinizi isteyen biri; buna karşılık sizin yaptıklarınız bir arkadaşa yapılabilecek şeyler değildir. Gerçekten de onlar, kendi çocukları gibi Peygamberi tanıyorlar, onun özelliklerinin bir peygamberde bulunması gereken özellik ve güzellikler olduğunu biliyorlardı: Yoksa peygamberlerini tanımadılar da; bu yüzden mi onu inkâr ediyorlar? Ya da Onda delilik var, diyorlar öyle mi? Hayır; o onlara gerçeği getirmiştir, ama çoğu ondan hoşlanmamaktadır. De ki: Ben peygamberlerin ilki/türedisi değilim; benim ve sizin başınıza gelecekleri de bilmem; ben ancak bana vahyolunana uymaktayım; ben sadece apaçık bir uyarıcıyım. Daha önce yıllarca aranızda bulundum, hiç düşünmüyor musunuz? Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Onlardan bir takımı, doğrusu bile bile hakkı gizlerler.

Yıldızın özellikle battığı zaman yemin edilmiştir. Zira gökyüzünde ne kadar parlak yıldızlar olsa da insan yine de her yanı iyice göremez. Ancak yıldızın batışı, şafak vaktinin söktüğü, sabahın gelip ortalığın iyice aydınlanması demektir. İşte son peygamberin gelişi ve son kitabın inişi de insanlık için şafak vaktinin gelmesi gibidir. Gözünü ve gönlünü o ışık kaynağına açanlar için her şey ve her yer apaydınlık olacaktır.

Evet, Peygamber Allah’ın elçisidir ve O’nun adına konuşur. Onun konuşma kaynağı vahiydir, vahiyle irtibatlı konuşur. Ondan boş ve anlamsız, faydasız, yalan yanlış şeyler asla sadır olmaz. Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahiy iledir. Ayetteki zamir Kur’ân ve Sünnete gider. Nitekim ayette şöyle buyrulmuştur: Allah sana Kitap ve hikmet indirmiş, sana bilmediğini öğretmiştir. Allah’ın sana olan nimeti ne büyüktür. Ayette Kitaptan sonra zikredilen hikmet, Kitabın açıklaması olan sünnet olarak anlaşılmıştır. Taberî, ancak Allah Rasülünün açıklamasıyla bilinebilecek olan ilahî hükümler olduğunu söyler. Nitekim konuyla ilgili bir hadisde de şöyle denilmiştir: Dikkat edin bana Kitab verildi, birde onun benzeri verildi.

Bütün bu açıklamalardan sonra kim, hangi cüretle Hz. Peygamberi sıradan bir insan konumunda görebilir. Elbette O, bir insandır ancak kendisine vahyedilen bir insandır. Elbette O, bir insandır ama kirli toplumda kirlere bulaşmadan tertemiz kalabilen bir insandır. Elbette o insandır ama vahiyle irtibatlı konuşan bir insandır. Elbette O, bir insandır ancak sürekli ilahî denetim altında olan bir insandır. Sâlat ü Selam ve her türlü ihtiram ona olsun.

Ve işte konumuz olan ayetlerin kısaca mesajı:

Yemin eden: Yüce Allah.

Kendisiyle Yemin Edilen: Yıldız

Üzerine Yemin Edilen: Allah Rasülünün saygınlığı ve seçkinliği.

Alâka: Yıldız karanlığı aydınlatır, karanlıkta kalanlara yol gösterir, insana huzur verir. Yıldızların yaratılışında, doğup batışlarında sayısız hikmet ve maksat vardır. Allah’ın Rasülü de bir yıldız gibi etrafına ışık saçar. Cahilî karanlıklarında yolunu kaybedenlere yol gösterir, onları istikamette tutar, onlara huzur verir. Rasülün ışığı yıldızın ışığından daha parlak ve daha kalıcıdır. O yıldızdır ama herhangi bir yıldız da değildir. Onun diğer peygamberler yanındaki konumu Süreyya yıldızının seçkin ve özgün yeri gibidir. Zira yıldız batar, ışığı kaybolur; ancak Rasülün mesajı kıyamete kadar aydınlatmaya devam eder. Gayb bilgilerini ve vahyini korumak için yıldızları seferber eden Yüce Allah seni ve dinini korumak için de yıldız insanları seferber edecektir. Kıyamet kopuncaya kadar, ümmetimden istikamet üzere olanlar var ve güçlü olmaya devam edecektir.

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir