Âyet: Hz. Îsâ ve Annesi Hz. Meryem

Namusunu koruyan Meryem’e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, âlemler için bir ayet kılmıştık. Meryem oğlunu da, annesini de ayet kıldık.

Allah Teâlâ kulu ve elçisi Meryem Oğlu Îsâ’yı ve annesini insanlar için bir âyet, Allah’ın dilediğine güç yetirici olduğuna kesin bir hüccet kılmıştır. Muhakkak Allah, Âdem’i babasız ve anasız, Havva’yı kadın olmaksızın erkekten, Îsâ’yı erkek olmaksızın kadından, diğer insanları da bir erkekle bir dişiden yaratmıştır.

Aslında bu yaratılışların her biri Yüce Rabbimizin erişilmez kudretini gösteren ayetlerdir. Biz bugün analı babalı olarak dünyaya gelmeyi, sıradanlaştırıp normal görsek de aslında o da O’nun muhteşem kudretini somut bir şekilde gösterir. Tabidir ki bu ayetlerin arasında Hz. Îsa ve Hz. Meryem’in özel bir yeri vardır. Her ikisi de insanlık için birer ayet, birer ibret vesikasıdır. Hz. Meryem, erkek olmadan hamile olmuş; Hz. Îsa da babasız olarak dünyaya gelmiştir. İki olay da Yüce Yaratıcının erişilmez kudretini gösteren eşsiz bir ayettir. Yüce Rabbimiz, erkeklerden ilk insan Hz. Âdem’i yaratıp ona ruhundan üflemiş; kadınlardan da Hz. Meryem’e ruhundan üfleyerek onu anne kılmıştır. Bu sebeple her ikisi de büyük mazhariyete nail olmuş iki kuldur.

Kitapta Meryem’i de an.

Kur’ân’da kadın adı olarak yalnızca Hz. Meryem’in ismi geçer, hem de otuz dört ayette. Çünkü Meryem, sıradan bir kadın değildi. O, kadınların en seçkini, şirk ve küfürden, günah ve fuhuştan uzak kalmış temiz, iffetli, Allah’ın ikramlarına daha dünyada iken nail olmuş bir örnek hanımdı. Onun hayatı, kadınlar başta olmak üzere tüm insanlar için sayısız örneklerle doludur.

İsrailoğulları Hz. Meryem ve onun babasız dünyaya gelen çocuğu Hz. İsa hakkında ileri geri konuştukları için Yüce Allah onun ismini açıkça zikretmiş, hem de onların iddialarını tamamen geçersiz kılmak ve Hz. Meryem’in dedikodulardan tamamen uzak olduğunu tekidli bir biçimde anlatmak için tekrar tekrar onun ismini açıkça anmıştır.

Meryem, İbranice’de ‘Rabbin hizmetçisi kadın, kul’ anlamında bir kelimedir. Arapça’ya Mariye olarak geçmiştir. Hz. Meryem’in açıkça isminin anılmasının ise pek çok hikmeti vardır. Her şeyden önce Hz. Meryem sıradan bir kadın değildir. O, hiçbir erkekle beraber olmadığı/ evlenmediği halde (betül) hamile kalıp çocuk doğurmuş ve Hz. İsa’ya anne olmuştur. Hz. Meryem, doğar doğmaz mabedde ibadete adanmış; Allah’ın hizmetçisi anlamına gelen “Meryem” ismine uygun bir kulluk sergilemiş; bir başına, kirli bir toplumda temiz kalmasını bilmiş, iffet âbidesi bir hanım olmayı başarmış; geçtiği zorlu sınav sürecinde seçkinliğini ispat etmiş, bu özellik ve güzellikleriyle Kur’ân’da anılmaya ve bir Kur’ân suresine isim olmaya layık olmuştur.

Öte yandan, bu temiz kadına Yahudi ve Hıristiyanlar olmadık sözler söyleyince, onu iffetsizlikle suçlayarak yahut ona ilahlık payesi vererek haddi aşınca, Cenab-ı Hak hem onlara susturucu bir cevap vermek, hem de onu aklamak, onun temiz, iffetli bir anne/kul olduğunu açıklamak için ismini ayetlerinde anmıştır.

Yine Allah’ın erişilmez kudreti gereği babasız olarak Hz. Meryem’den dünyaya gelen Hz. İsa’nın, babasız ama nesebi sahih bir evlat olduğunu belgelemek için Meryem oğlu İsa diye annesinin adıyla takdim edilmiştir. Şimdi Hz. Meryem ile olarak geçen pek çok ayetten bir kısmını okuyalım:

Namusunu korumuş olan İmran kızı Meryem de bir misaldir. Ona ruhumuzdan üflemiştik; Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etmişti; o, Bize gönülden itaat edenlerdendi.

İmran’ın karısı: «Ya Rabbi! Karnımda olanı, sadece sana hizmet etmek üzere adadım, benden kabul buyur, doğrusu işiten ve bilen ancak Sensin» demişti.

Rabbi onu güzel bir kabulle karşıladı, güzel bir bitki gibi yetiştirdi; onu Zekeriya’nın himayesine bıraktı. Zekeriya mabette onun yanına her girişinde, yanında bir yiyecek bulurdu. «Ey Meryem! Bu sana nereden geldi?» demiş, o da: Bu, Allah’ın katındandır» cevabını vermişti. Doğrusu Allah dilediğini hesapsız rızıklandırır.

Melekler söyle demişti: «Ey Meryem! Allah seni seçip temizledi. Dünyaların kadınlarından seni üstün tuttu.» Ey Meryem! Rabbine gönülden boyun eğ, secde et, ruku edenlerle birlikte ruku et.

Melekler demişti ki: «Ey Meryem! Allah sana, Kendinden bir sözü, adı Meryem oğlu İsa olan Mesihi, dünya ve ahirette şerefli ve Allah’a yakın kılınanlardan olarak müjdeler». İnsanlarla, beşikte iken de, yetişkin iken de konuşacaktır ve o, iyilerdendir.

Çocuk: «Ben şüphesiz Allah’ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekât vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde, dirileceğim günde bana selam olsun» dedi.

Hz. Îsa peygamber de hem dünyaya gelişiyle ayettir, hem yaşadığı kısa ve fakat dolu dolu ömrüyle, hem dünyadan ayrılışı ile hem de diriliş günündeki Rabbinin huzuruna varışıyla ayettir. İsrailoğulları ona karşı gelmişler, söz ve fiilleriyle her türlü ezayı ona yapmışlar ve sonunda onu öldürmeye kast etmişlerdir. Onun tevhid mücadelesi ve hayat hikayesi bir ayet hassasiyeti içerisinde derin bir saygı ve tefekkür ile okunmalıdır. Hz. Îsâ ile ilgili ayetlerden bir kaçı şöyledir:

Meryem oğlu İsa’ya belgeler/beyyinât verdik, onu Ruhul Kudüs ile destekledik.

Kitap ehlinden, ölmeden önce, İsa’ya inanmayacak yoktur. O, gerektiği gibi inanmadıklarından, kıyamet günü onların aleyhine şahit olur.

Meryem oğlu İsa Mesih, Allah’ın peygamberi, Meryem’e ulaştırdığı kelimesi ve kendinden bir ruhtur.

Meryem oğlu Mesih sadece peygamberdir, -ondan önce de peygamberler geçmiştir,- onun annesi dosdoğrudur, her ikisi de yemek yerlerdi.

Allah, «Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve anana olan nimetimi an» demişti.

Meryemoglu, ancak kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek kıldığımız bir kuldur. O, kıyametin bilgisi/alametidir. Sakın o kıyamet saati hakkında şüpheye düşmeyin.

Anne Hz. Meryem ana karnında adanmışlığı, erkeksiz hamile kalması ve iffetli oluşuyla; Hz. Îsâ babasız olarak dünyaya gelişi, beşikte iken konuşması ile ayet olmuşlardır. Her ikisi de tek yaratıcının erişilmez kudretinin apaçık göstergesi bir ayettir. Elbette her iki güzel insanın da daha pek çok meziyeti vardır. Her ikisine de selam olsun.

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir