Gökyüzüne, Kıyamete, Bilinen Bilinmeyen Her Şeye And Olsun Ki! Hesap Günü Var!
وَالسَّمَاءِ ذَاتِ الْبُرُوجِ وَالْيَوْمِ الْمَوْعُودِ وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍ
İçinde burçları bulunan göğe and olsun… Söz verilen kıyamet gününe and olsun… Şahitlik edene ve edilene and olsun ki, insanlar öldükten sonra diriltileceklerdir.
Burçlar sahibi gökyüzüne andolsun! Yüce Rabbimiz, iki günde/iki aşamada yeryüzünü yarattı, sonra iki günde göğü yarattı ve her bir göğün işini kendisine bildirdi; ardından tekrar yeryüzüne yöneldi ve onu dayadı döşedi, insanlık için hazırladı. Böylece yer ve gök altı günde/altı aşamada yaratılmış oldu.
Evrenin diğer varlıkları gibi Semânın her şeyi de Yüce Yaratıcının varlığının, O’nun erişilmez sonsuz kudretinin delilidir. Göklerin yaratılışı, direksiz duruşu, düzeni, gök cisimleri ve onların özgün şekilleri, hareketleri, bitmek tükenmez enerjileri, ışığı, ısısı, rahmet yağışları ve benzeri tüm her şey O’nun varlığını haykırır, O’nun sonsuz kudretine tanıklık eder. Konumuz olan ayette de Yüce Rabbimiz, semanın burçlarına yemin ederek onlara dikkatlerimizi çekmiştir. Burçlarla ilgili başka ayetler de var. Bu ayetlerinde Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:
And olsun ki, gökte burçlar meydana getirdik, onları bakanlar için donattık. Gökte burçlar vareden, orada ışık saçan güneş ve aydınlatan ayı yaratan Allah, yücelerin yücesidir.
Burûc kelimesi bir ayette kaleler anlamında kullanılmıştır: Nerede olursanız olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir. Ayette geçen burçlardan kastın yeryüzündeki muhkem/sağlam kaleler olabileceği gibi, semadaki burçlar olabileceği de söylenmiştir. Buna göre mana şöyle olur, semadaki sağlam burçlara da çıksanız, ölüm size yetişir.
Büyüklük ve yüksekliği sebebiyle ortaya çıkan ve görünen şey demek olan burçlar, semanın kaleleri, göğün kapıları, semadaki yıldızlar, menziller ve diğer tüm cisimlerin adıdır. Gökyüzünde meşhur olan on iki burç vardır, ancak burçlar bunlardan ibaret değildir. Elbette tüm varlıklar gibi bunların yaratılışında da pek çok hikmet ve amaç vardır. Ne var ki insanlar bunları geleceği bilme, gayba muttali olma gibi bir kısım hurafe ve kuruntularına alet etmektedirler. Bizim için öncelikle lazım olan bu varlıkların Yüce Rabbin varlığına delalet etmesi, yaratılış gayeleri doğrultusunda hareket etmeleri, semadaki insicama katkı sağlamaları, gökyüzünün süsleri olmaları, tüm bu özellik ve güzellikleriyle bizleri düşünmeye, araştırmaya sevk etmeleridir.
Hayat Düsturumuzda semadaki gök cisimleri ve onların menzilleri, ışık ve ısısı, hareketleri ile ilgili de pek çok ayet yer alır. Aslında bunların her biri üzerinde, seviyesi ne olursa olsun her mümin durup düşünmelidir. Zira bütün bunlar herkesin gözü önündedir ve herkes bu varlıklardan istifade etmektedirler. Öyle ya güneşin ısı ve ışığından, karanlık geceleri bir avize gibi ışıtıp süsleyen ay ve yıldızlardan, gökten yağan yağışlardan kim kendini müstağni kılabilir ki! Öte yandan konunun uzmanları bunları ayrıntılı bir biçimde araştırmalı ve bu bilimsel veriler ışığında ayetler yeniden okunmalı ve tekrar tekrar bu varlıklar üzerinde durulmalıdır. Rabbimizin buyurduğu gibi: Gökleri yedi kat üzerine yaratan O’dur. Rahman’ın bu yaratmasında bir düzensizlik bulamazsın. Gözünü bir çevir bak, bir çatlak görebilir misin? Bir aksaklık bulmak için gözünü tekrar tekrar çevir bak; ama göz umduğunu bulamayıp bitkin ve yorgun düşer.
Ayetlerde ikinci olarak kendisiyle yemin edilen Vadedilen gün, kıyamettir. Kıyamet kopunca yeryüzü yarılıp parçalanacak, burçlarıyla beraber tüm gök cisimleri yok olacaktır. Bir hadislerinde Peygamberimiz, vadedilen gün kıyamet günü, şahidli gün Arafa, şahid Cuma günüdür buyurmuştur. Bütün Peygamberler, o günün geleceğini haber vermişler, o günle ilgili Yüce Allah’ın vaadlerini bildirmişlerdir. Gelmesinde hiç şüphe olmayan gündür kıyamet, hayatı anlamlandıran gündür. Zira kıyamet olmasaydı, diriliş gününde hesap olmasaydı, şu dünyada herkesin yaptığı yanına kalır, iyiler mükafatlarını, kötüler cezalarını göremezlerdi. Bir başka görüşe göre, gelen her gün vadedilen gündür. Zira her yeni gün vadedilen rızıklar ve olaylarla gelir.
Şahitlik edene ve edilene and olsun! Kapsamlı manalar içerir bu ifade. Bilinen-bilinmeyen, görülen-görülmeyen, kavranabilen-kavranamayan tüm her şey. Her şeyden önce Yüce Allah, tüm her şeye şahittir. Aslında her insan da hem kendinin hem başkalarının şahididir. Bunun yanında tüketilen zaman, üzerinde yaşanan mekân şahittir. Kullanılan eşyalar şahittir. Gök şahit, yer şahittir. Melekler ve cinler de şahittir. Her zaman ve her yerde şahitler vardır. Her varlık, şahitlerle kuşatılmıştır, insan da öyle. Her varlık hem kendisi şahittir, hem de yapıp ettikleri şahitlidir. Tüm peygamberler şahittir, ümmetleri de üzerlerine şahitlik edilecek olanlardır. Müminler de hakikatin şahitleridir, hakikat de şahitlik edilendir. Hesap gününde de peygamberler, yazıcı melekler, amel defterleri ve diğer varlıklar şahitlik edecekler; tüm herkes de bu dehşet tabloya şahit olacaktır. Örnekleri çoğaltabiliriz.
Tüm bu şahitlere rağmen insan, nasıl yanlış yapabilir, nasıl haktan sapabilir! En fazla şahitlik edilen Yüce Allah’ın varlığı, birliği ve O’nun sonsuz kudretidir. O’nun dininin, indirdiği kitapların ve gönderdiği peygamberlerin şahitleri de çoktur. Peygamberlerden ve sâlihlerden niceleri, tarih boyunca hakikat uğruna nice şahitler candan geçmiş şehîd olmuşlardır.
Yeminin cevabı, ayetlerin akışından açıkça anlaşılacağı üzere ya gizlenmiştir. Yahut da surenin 12. Ayeti olan Doğrusu Rabbinin yakalaması amansızdır cümlesidir. Yahut da surenin dördüncü ayeti olan hendek sahipleri kahrolup gitti cümlesidir. Aslında bu takdirlerin her birinde hesap gününde zalimlerin yaptıklarının cezasını çekeceklerine işaret vardır. Çünkü müminleri ateş çukuru hendeklerde işkence eden zalimler (Ashab-ı Uhdûd) de hesap gününde cezalarını çekeceklerdir, Yüce Rabbin dehşet yakalaması da o günde olacaktır. Aslında surenin başındaki bu yeminlerle, surede kıssaları anlatılacak olan zalimlere ve mazlumlara kalıcı mesajlar vardır: Önce zalimlere: Ey zâlimler yaptıklarınıza Yüce Yaratıcı ve tüm varlıklar şahittir. Yukarıda gök, aşağıda yer ve içindekiler şahittir. Yaptıklarınızın yanına kalacağını mı sanıyorsunuz. Hesap günü geldiğinde, tüm mazlumlar zalimlerden haklarını alacak, zalimler yaptıklarının cezasını çekeceklerdir.
Sonra mazlumlaradır mesaj: Siz ey mazlumlar! Ey hakikat uğruna can verenler! Hak uğruna katlandıklarınızın öncelikle şahidi Yüce Allah’tır, sonra diğer varlıklar size tanıktır. Üzülmeyin, ümitsizliğe kapılmayın, dünyada göremeseniz bile ahirette layık olduğunuz izzete, nimete ve cennete ereceksiniz.
O halde mümine yeis yok, gevşeme yok, davadan vaz geçme yok. Çünkü eninde sonunda, dünyada ahirette kazanacak olan, üstün gelecek, nimete erecek olan gerçek müminlerdir.
Yemin eden: Yüce Allah.
Kendisiyle Yemin Edilen: Burçlar sahibi gökyüzü, kıyamet günü, bilinen bilinmeyen tüm her şey.
Üzerine Yemin Edilen: Yeminin cevabı gizlenmiştir. Ölümden sonra diriliş mutlaka olacak ve insanlar yapıp ettiklerinden hesaba çekilecektir. Hiç kimsenin yaptığı yanına kalmayacaktır. Tevhidin önüne engel olanlar, muvahhid müminlere olmadık eziyeti yapanlar mutlaka yaptıklarının cezasını göreceklerdir. Mazlumlar da katlandıklarının mükafatına ereceklerdir.
Alâka: Kâinatta var olan her varlık, Yüce Yaratıcının varlığının ve erişilmez kudretinin delilidir. En yüce âlem gökyüzü ve içindekiler, en anlamlı gün kıyamet ve diğer tüm varlıklar hepsi bunun tanığıdır. Yaratılan bu varlıkların hepsi bir gayeye hizmet için yaratılmıştır. Tüm varlıklar da bu yaratılış gayelerine uygun hareket ederler. Onların hepsi Yüce Rabbin varlığına ve sonsuz kudretine tanıklık ederler.
Bütün bunları gör(e)meyen, anla(ya)mayan, görmek ve anlamak istemeyen inkârcılar… Görüp anlayan yahut görüp anlamak isteyenlere engel olanlar… Müminleri, ateş çukurlarına oldurup yakarak işkence eden hendek ehli başta olmak üzere tüm bu tevhid düşmanları kahrolup gittiler ve kahrolup gideceklerdir. Onlara yazıklar olsun! Elbette tüm varlıkların ve hak dinin sahibi olan Yüce Allah, onlara bu yaptıklarının hesabını soracaktır. Onlar kaybedecek, müminler kazanacaktır.
Hiç kimsenin yaptığı yanına kalmayacaktır. Tüm her şeye tanık olan Şâhitler şahidi Yüce Allah… İçlerinde, üzerlerinde, yanlarında olanlara tanıklık eden canlı cansız tüm şahitler… Zaman, mekan, melek, insan ve cinler… Bunların hepsi şahittir. Tüm şahitler tanıklık eder ki o şahitli gün, belirlendiği vakitte gelecek ve herkes yaptığını görecektir. Bu öyle açık bir yemin ki cevaba bile gerek kalmadı. Zira o gün şahitli gündür. Ahiretin azabından korkanlara, bunda, hiç şüphesiz ibret vardır. Bu, insanların toplanacağı gündür; bu, şahitli bir gündür. O gün, Yüce Allah’ın, meleklerin, yer ve gök ehlinin şahitlik edeceği bir gündür.
