Kıyam Vakti Kıyamet!
Bu dünya sınav dünyasıdır ve bizim kalıcı yurdumuz değildir. Bizim kalıcı yurdumuz, ahiret yurdudur. Kıyamet, bizim geçici yurttan kalıcı yurdumuza hicretin aracıdır. Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler! ( Ankebût 29/64)
Kıyamet, dünya hayatının sonu, ahiret hayatının başlangıcıdır. Dolayısıyla, insanlık için çok önemli bir dönüm noktasıdır. Kıyamet, bir şeyin ayağa kalması, kaldırılması demektir. Çünkü kıyametle birlikte, ilk yaratılıştan itibaren, kıyamete kadar yaşamış ve ölüp gitmiş, isimleri unutulmuş, kemikleri çürümüş toprak olmuş tüm canlılar diriltilip ayağa kalkacaklardır. En önemlisi de kâinatın efendisi, yeryüzünün halifesi insanın diriltilip ayağa kalkmasıdır kıyamet. Evet, insan yaptıklarının hesabını vermek için, yaptıklarının karşılığını görmek için diriltilip ayağa kalkacaktır. O gün, boynuzlu koçtan hakkını almak üzere boynuzsuz koyunun diriltileceği bir gündür. O güne kadar geçici bir sürede olsa zalimlerin, azmanların dedikleri olmuş, bir takım haksızlıklara fırsat verilmiştir. Ancak o gün her konuda ve herkes için yalnızca Cenab-ı Hakkın hükmü geçerli olacaktır. Zira o gün hükümranlık, bütünüyle yalnızca Kahhâr olan Yüce Allah’a ait olacak ve bu gerçeği, inanan inanmayan herkes görecek ve kabul edecektir. İşte tüm bu sebeplerden dolayı o günün adı kıyamettir. Canlıların kıyam ettiği, hakkın hâkim ve kâim olduğu gün. Bâtılın sesinin bütünüyle kısıldığı ve yalnızca hakkın gündemde olduğu gün.
O güne kıyam/kalkış anlamına kıyamet denilmiştir. Bir Kur’ân suresinin adı da Kıyame’dir. Yüce Rabbimiz o surenin ilk ayetlerinde, önemine dikkat çekmek için kıyamete yemin etmiştir. Zira tüm canlılar o günde diriltilip ayağa kalkacaklar, Rablerine hesap verecekler ve o gün adalet bütünüyle ayağa kalkacak, herkes yapıp ettiğinin karşılığını görecek, o günde hiç kimseye kıl kadar haksızlık yapılmayacaktır.
Kur’ân’da kıyametin bir adı da es-Sâat kelimesidir. Es-Sâat kelimesi Kur’ân’da 48 kere tekrarlanır. Çünkü kıyamet, insanlığın hayatında dönüm noktası olan, en önemli saatin adıdır. İnsan, tüm programını bu saati göz önünde bulundurarak yapmalıdır. İnsanlık yaşadığı her saatte, kendisini o saate göre programlamalı ve o saate hazır etmelidir. Çünkü insanın hayatında saat kıyamet saatidir, gün kıyamet günüdür.
Her şeyin düzeni bozulacak adı kıyamet! Her şey yerle bir olacak adı kıyamet! Dağlar un ufak olacak adı kıyamet! İnsanlar kelebekler gibi saçılacak adı kıyamet! Hesap için herkes ayağa kalkacak, artık yalnızca Yüce Allah’ın hükümranlığı hâkim olacak adı kıyamet! Yeryüzünün en sağlam yapılar yalçın dağlar kum yığınına dönecek, un ufak olacak; yeryüzünün en akıllı varlığı insan, kelebekler gibi etrafa uçuşup saçılacak adı kıyamet.
KIYAMET SAHNELERİ
Kur’ân’ın kıyamet sahneleri son derece etkileyici ve canlıdır. Özellikle ayetlerdeki Arapça kelimelerin lafız ve manalarının çok daha etkileyici ve insanın ruhuna işleyen, kulaklarını patlatıp yüreklerini hoplatan bir yönü vardır. es-Sâhha, el-Kâria, el-Hâkka, es-Sâika, el-Vâkıa, el-Ğâşiye, er-Râdife, et-Tâmme gibi… Bütün bunlar, hangi konum ve seviyede olursa olsun, her insanın etkilenip önceden tedbir alması ve o âna hazır olması içindir. Kıyametin dehşetini tasvir eden ayetlerden bir kısmı şöyledir:
Ey insanlar, Rabbinizden korkun, çünkü Kıyamet saatinin depremi, cidden korkunç bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, her emziren, emzirdiğinden geçer; her gebe yükünü bırakır; insanları sarhoş görürsün, oysa sarhoş değillerdir ama Allâh’ın azâbı şiddetlidir. (Hacc 22/1-2)
Eğer inkâr ederseniz, gençleri ihtiyarlatan günden nasıl korunursunuz? (Müzzemmil 73/17)
Gök, o gün, erimiş maden gibi olur. Dağlar da atılmış pamuğa döner. ( Meâric 70/8-9)
Yıldızların ışığı giderildiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar pamuk gibi atıldığı zaman… ( Mürselât 77/8-10)
Gökler kapı kapı açılacaktır. Dağlar yürütülüp serap olacaktır. ( Nebe’78/19-20)
O gün bir sarsıntı sarsar. Peşinden bir diğeri gelir. O gün kalpler titrer. İnsanların gözleri yere döner. ( Nâziât 79/6-9)
O muazzam gürültü, kıyamet kopup geldiği zaman… O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar. O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır. ( Abese 80/33-37)
Güneş durulup ışığı kalmadığı zaman… Yıldızlar düşüp, söndüğü zaman… Doğurması yaklaşmış develer başıboş bırakıldığı zaman… Yabani hayvanlar bir araya toplatıldığı zaman… Denizler kaynatıldığı zaman. ( Tekvîr 81/1-6)
Gök yarıldığı zaman… Yıldızlar dağılıp döküldüğü zaman… Denizler kaynatıldığı zaman… Kabirlerin içi dışına çıktığı zaman… İnsanoğlu, ne yaptığını ve ne yapmadığını görür. ( İnfitâr 82/1-5)
Gök yarılıp Rabbine boyun eğdiği zaman ki gök boyun eğecektir. Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman ki yer boyun eğecektir. ( İnşikâk 84/1-5)
Gürültü koparacak olan! Nedir o gürültü koparacak olan? O gürültü koparacak olanın ne olduğunu sen bilir misin? O gün insanlar, ateş etrafında çırpınıp dökülen pervaneye dönecekler. Dağlar, atılmış renkli yüne benzeyecekler. ( Karia 101/1-5)
Bu kadar dehşetli bir anlatımla tasvir edilir Kur’ân’da kıyamet. İnsanlar şeksiz şüphesiz onun geleceğine kıyametin kopacağına inansınlar diye. Yüce Allah’ın nelere kadir olduğunu bir kere daha anlasınlar diye. Ona yakınen inanıp ona hazırlansınlar diye. Zira gerçek ahiret imanı, kişiyi ahirete hazırlayan imandır. Sahibini ahirete hazırlamayan ahiret inancının bir faydası olmayacaktır.
Yüce Rabbimiz, kıyametin ne zaman kopacağını gizlemiştir. O kadar ki onun ne zaman kopacağı bilgisi, neredeyse O’nun kendisine bile gizlidir. Kıyamet mutlaka gelecektir. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, neredeyse onu gizleyip geleceğinden kimseye söz etmeyecektim! (Tahâ 20/15) Kıyametin bize gizli tutulması, dünya hayatının devam etmesi için önemli ve gereklidir. Şayet kıyametin ne zaman kopacağı bilinseydi, ne kadar uzun olursa olsun, dünya hayatı yaşanılmaz ve çekilmez olurdu. Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. O saatin işi, bir göz açıp yumma gibi yahut daha yakındır. Şüphesiz Allâh, her şeye gücü yetendir. (Nahl 16/77) İnsanlar sana O saatten soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi Allâh’ın yanındadır.” Ne bilirsin belki o saat yakın, çok yakındır? (Ahzâb 33/63)
İnsanlık, kıyametin ne zaman kopacağını hep merak etmiştir. Hâlbuki onun ne zaman kopacağını merak etme yerine, her an kişinin kendisini kıyamete hazır etmesi önemlidir. Zaten kişinin kendi ölümü kıyametinin kopması demektir. Her kişi, er veya geç kendisi için belirlenen ecel gününde öleceğine göre, kişi için kıyamet her zaman çok yakındır.
Sana, kıyamet saatinin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar, de ki: «Onu ancak Rabbim bilir, onun vaktini, O’ndan başka belirtecek yoktur. Göklerin ve yerin, ağırlığını kaldıramayacağı o saat, sizlere ansızın gelecektir.» Sen sanki öğrenmişsin gibi sana soruyorlar, de ki: «Onu bilmek ancak Allah’a mahsustur, ama insanların çoğu bu gerçeği bilmezler.»
De ki: «Allah’ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Gaybi bileydim, daha çok iyilik yapardım ve bana kötülük de gelmezdi. Ben sadece, inanan bir milleti uyaran ve müjdeleyen bir peygamberim.» (Arâf 7/ 187-188)
Senden kıyametin ne zaman gelip çatacağını sorarlar. Nerde senden onu anlatması? Onun bilgisi Rabbine aittir. Sen sadece kıyametten korkanı uyaransın. Kıyameti gördükleri gün dünyada ancak bir akşam yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış olduklarını sanırlar. (Naziât 79/ 42-46)
Ayet ve hadislerde kıyametin mutlaka gerçekleşeceği, hiç beklenmedik bir anda ansızın kopacağı haber verilmiştir. Kıyamet insana yarın kadar yakındır. Dünyaya kendini kaptıran kişi giyemeyeceği elbiseleri alır diktiremeden kıyamet kopuverir. Yiyemeyeceği sofraları kurar, oturup yiyemeden kıyamet kopuverir. Onun için kıyamete hazır olmamız istenirken, kişi yarın için ne hazırladığına baksın (Haşr 59/18) buyrulur. İnsan kıyameti yarın kadar yakın görmeli ve ona göre azık tedarikinde bulunmalıdır. Nitekim Peygamberimiz ve sahabe kıyameti çok yakın görmüşler ve kendilerini hep ona hazır etmeye gayret etmişlerdir. Gördükleri ve yaşadıkları kuraklık, kıtlık gibi kimi tabiat olaylarını ve sosyal olayları kıyamet alameti olarak görüp heyecanla kıyamete hazırlanmışlardır.
Kıyametin yakın olduğunu bildiren ayetlerin inişinden günümüze kadar bin yıldan fazla zamanın geçmesi bizi yanıltmamalıdır. Zira Yüce Allah katında bir gün bizim hesaplarımıza göre elli binyıllık yahut binyıllık bir gün mesabesinde olabilir. Melekler ve Cebrail miktarı elli bin yıl olan o derecelere bir günde yükselirler. (Meâric 70/4) Rabbinin katında bir gün, saydıklarınızdan bin yıl gibidir.( Secde 22/47) Buna göre Yüce Allah’a göre kıyamet saati çok yakındır. Onu uzak görenler ise ona inanmayanlardır. Doğrusu inkârcılar onu uzak görüyorlar. Ama biz onu yakın görmekteyiz. (Mearic 70/6-7)
Müşriklerin kıyametin ne zaman kopacağına dair soruları, onun vaktini öğrenip ona hazırlanmak için değildi. Tamamen onu inkâr etmek içindi. Onlar Peygamberimize, madem sen peygambersin bize kıyametin ne zaman kopacağını haber ver, diyerek onu zor durumda bırakmak istiyorlardı. Zira onların kıyamet için herhangi bir hazırlıkları yoktu. Onlar kendilerini dünyaya kaptırmışlar ve hayatı yalnızca bu dünya hayatından ibaret sanıyorlardı. Onlar, hayat ancak bu dünyadakinden ibarettir, biz dirilecek değiliz, dediler. (Enâm 6/29) Hâlbuki hayat, dünya ve ahiret ile birlikte bir bütündür. Dünya hayatı ise, bu bütünün çok küçük ve sınırlı bir parçasıdır. O halde fırsat elde iken kendinizi o güne, o saate, yani hayatın dönüm noktası olan kıyamete hazırlayın.
Kıyamet Alametleri
Pek çok hadiste kıyametin alametleri sayılarak insanlar uyarılmıştır. Bu uyarılarla kıyamet inancı diri tutulmak istenmiş, kıyametin alametleri olarak sayılan günahlardan uzak durulmaları arzu edilmiştir. Bu konudaki hadislerden bir kaçı şöyledir:
İlmin kaldırılıp cehaletin kökleşmesi, zinanın yaygınlaşması, şarabın içilmesi kıyamet alametlerindendir. (Buharî, İlim 21)
Şunlar olmadıkça kıyamet kopmaz: İlim alınır, depremler artar, zaman kısalır/bereketi kalmaz, fitneler yaygınlaşır, öldürme olayları çoğalır, mal çoğalır, zekât verecek kimse kalmaz olur… (Buhârî, Fiten 25)
İşler ehil olmayanlara verildiğinde kıyameti bekle..! (Buhârî, İlim 59)
Yüce Rabbimiz, ahirete yakınen iman eden ve her zaman kendini o güne hazır eden müminlerden eylesin!
