Niçin Kur’ân Okumalıyız?

Hayat Düsturumuz Kur’ân-ı Kerîm, Yüce Allah’ın bize emaneti ve armağanıdır. O’nu okumalı, anlamalı ve gereğini yaşamalıyız. Onu okuma, anlama ve yaşamanın her biri ibadettir. Biz onu hayat rehberimiz olduğu için, imanî ve amelî bakımdan yenilenmek için okumalıyız. O bizim hayat rehberimiz, düsturumuz olsun diye okumalıyız. Onun bize çizdiği istikamet rotasından sapmamak için okumalıyız. Onunla olmalı, mesajlarıyla dolmalıyız ki hayatımız anlamlı hale gelsin.

Onu okumakla, anlamak ve gereklerini yerine getirmekle emrolunduğumuz için onu okumalıyız. Ben, yalnız her şeyin sahibi olan ve bu kutlu kılınmış şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Müslümanlardan olmakla ve Kuran okumakla emrolundum.

Rabbimizle söyleşmek için, içimizi döküp dua ve niyaz etmek için, inişli çıkışlı hayatın gailelerine karşı dayanıklı ve dirençli olmak için okumalıyız.

Doğru ilim ve bilinçli amel sahibi olmak için onu okumalıyız. Hak ile batılı birbirinden ayırmak için okumalıyız. Hakkı batıldan ayırt eden (furkan) Kur’ân’ı indiren Allah yücelerin yücesidir.

Doğru yolu bulmak, doğru yolda kalmak ve o yolda ilerlemek, kaliteli Müslümanlar olmak için onu okumalıyız. Doğrusu Kur’ân, inananlara doğruluk rehberi ve rahmettir. Bu, doğruluğu şüphe götürmeyen ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara yol gösteren (hüdâ) Kitap’tır.

Maddî ve manevî hastalıklarımızdan kurtulmak, onun manevî eczanesinden şifa bulmak için okumalıyız. Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt (mevıza) ve kalplerde olana şifa, inananlara doğruyu gösteren bir rehber ve rahmet gelmiştir. Özellikle şek-şüphe-riya-kibir-haset gibi gönül ve beyin hastalıklarımızdan kurtulmak için onu okumalıyız. Kalplerimizin yumuşaması için, huzura/doyuma erişmek için onu okumalıyız. Manevî açlığımızı gidermek için onu okumalıyız. Zira o, Rahman’ın kullarına sunduğu ziyafet sofrasıdır. “Doğrusu bu Kur’ân Allah’ın kullarına sunduğu bir ziyafet sofrasıdır. O halde gücünüz yettiğince O’nun ziyafet davetini kabul ediniz… Her ziyafet sahibi, davetine gelinmesini ister. Allah’ın ziyafeti ise Kur’ân’dır. O halde onu bırakmayın.” Her zaman açık olan sofrada, herkese yer vardır, herkesi doyuracak gıdalar mevcuttur.

Cahiliye karanlıklarından kurtulup İslam’ın aydınlığına ermek için onu okumalıyız. Allah inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Bu peygambere inanan, hürmet eden, yardım eden, onunla gönderilen nura uyanlar yok mu? İşte onlar saadete erenlerdir.

Günahlarla hasar gören kulluğumuzu onarmak için onu okumalıyız.

Rabbimizi unutmamak için onu okumalıyız. Benim zikrimden yüz çeviren bilsin ki onun dar bir geçimi olur ve kıyamet günü de onu kör olarak hasrederiz. O zaman: Rabbim! Beni niçin kör olarak haşr ettin, oysa ben gören bir kimseydim, der. Allah: Böyledir, ayetlerimiz sana gelmişti de sen onları unutmuştun, bugün de öylece unutulursun, der. Ey iman edenler! Allah’ı unutup da, Allah’ın da kendilerini kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmayın; onlar, yoldan çıkmış kimselerdir.

Mahşerin zor zamanında Kur’ân’ın şefaatine nail olmak için onu okumalıyız. “Kur’ân şefaat eden, şefaati kabul edilen, sahibini savunan (mâhıl) ve savunması kabul edilendir.” “Oruç ve Kur’ân kula şefaat ederler. Oruç der ki: ‘Rabbim, ben bunu gün boyu yemeden içmeden alıkoydum, beni ona şefaatçi kıl.’ Kur’ân da şöyle der: ‘Rabbim, ben onu geceleri uykusuz bıraktım, ne olur beni ona şefaatçi kıl’. Sonunda ikisi de sahiplerine şefaat ederler.”

Peygamberimizin bize bıraktığı emanetine sahip çıkmak, onun tavsiyelerini yerine getirmek için onu okumalıyız. “Size iki şey bırakıyorum. (Bunlara tutunursanız) asla delalete düşmezsiniz: Allah’ın kitabı ve sünnetim. Bu ikisi (kıyamette) havza kadar ayrılmadan beraberce geleceklerdir.”

Dünyada azîz ümmet, ahirette cennetlik mümin olmak için onu okumalıyız. “Şüphesiz Yüce Allah bu kitapla kimi toplumları yüceltir, kimilerini de alçaltır.”

Mahşer gününde vakar tacını takınmak için onu okumalıyız. “Kur’ân’ı okuyup gereğini yerine getiren kimseye ahirette şöyle denir: ‘Oku ve yüksel. Dünyada nasıl ağır ağır okuduysan öyle oku. Çünkü senin makamın, okuyacağın en son ayetin yanıdır.”

Cehennem azabından kurtulup cennet nimetine ermek için onu okumalıyız. “Kur’ân’ı öğrenip Allah rızası için onun gereklerini yerine getiren kimsenin kıyamet korku ve tasalarından emin olur.”

Ömrün en rezil anlarına düşmemek için onu okumalıyız. Saygın melekler Sefera-i berara ile birlikte olmak için onu okumalıyız. Dünyada ve sıratta sapan ve ayağı kayan şakîlerden olmamak için, hesap gününde saîdlerden olabilmek için onu okumalıyız. Karanlık kabrimizi aydınlatan nurumuz, bizi yalnız bırakmayan dostumuz olması için onu okumalıyız. Dikkat et; bu Kuran bir öğüttür. Dileyen onu öğüt kabul eder. O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir. İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır. “Ey Muaz! Mutlu bir hayat sürmek, şehid ölümüyle ölmek, yarın haşir günü kurtulmak, korku günü korkudan emin olmak, karanlık günde aydınlık içinde kalmak, yakıcı günde gölgede olmak, susuz kalınacağı günde suya kanmak, hiçbir şeyin ağırlığının olmadığı günde ağırlık sahibi olmak, kaymanın söz konusu olduğu günde doğru yolda kalmak istersen Kur’ân’a eğil, onun üzerinde çalış. Çünkü o, Rahmanın zikri, şeytana karşı bir koruma ve mizanda bir ağırlıktır.”

Kur’ân’ın aleyhimize değil, lehimize şahit olması için onu okumalıyız. “Kur’ân (okuyup gereklerini yerine getirirsen) lehine yahut (okumaz ve gereklerini yerine getirmezsen) aleyhine delildir.”

Mushafına bakmak ibadet, yazısına bakmak gözlere sürur gönüllere ferah vereceği için onu okumalıyız.

Huzur ve sekinenin gönlümüze ve hayatımıza inmesi için, rahmet meleklerinin kuşattığı ve Rabbimizin Mele-i Âla’da övgüyle andığı kimselerden olmak için onu okumalıyız. “Bir grup, Kitâbullah’ı okuyup ondan ders almak üzere Allah’ın evlerinden birinde bir araya gelecek olsalar, mutlaka üzerlerine sekinet iner ve onları Allah’ın rahmeti bürür. Melekler de kanatlarıyla sararlar. Allah, onları, yanında bulunan yüce cemaatte anar.” 

Şerlerden ve şer odaklarından korunmak için, hep hayrın adamı olmak için onu okumalıyız.

Dünyevî hüzün, gam ve kederlerden kurtulmak için; sürur ve inşirahla dolmak için onu okumalıyız.

Yüce Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmak için, Rasülün muhteşem ahlakıyla ahlaklanmak için onu okumalıyız.

Hep hakla meşgul olmak için, batılın tuzaklarına düşmemek için, şeytan ve nefisle savaşta muzaffer olmak için onu okumalıyız.

Kıyamet gününde Yüce Allah’ın Kur’ân’ı azaba duçar olan kafirlerle aramda perde kılması için onu okumalıyız.

Yüce Yaratıcı ile en kutulu alışverişle kazananlardan olmak için onu okumalıyız.

Onun bir adı da sürekli okunan kitap Kur’ân olduğu için, hayatımızı onunla şekillendirmek, inşa ve ihyâ etmek için okumalıyız. Ümmetin en hayırlılarından olmak için Kur’ân’ı okumalı ve okutmalıyız. “Sizin en hayırlınız Kur’ân’ı öğrenen ve öğretenidir.” “Kur’ân ehli, Allah’ın ehli ve O’nun has adamlarıdır.”

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir