Peygamberimizin Yeminleri
Kur’ân’ın ilk muhatabı olan Peygamberimiz aleyhisselam da Arap dili ve Kur’ân’ın yemin üslubuna uygun olarak söylemlerinde zaman zaman yemin ifadeleri kullanmıştır. Yemin hem Arap dilinde hem de Arap kültüründe yaygın olan ve sıkça kendisine başvurulan bir tekit, dikkat çekme metodu idi. Apaçık bir Arapça ile kalbine inen Kur’ân üslubu, Hz. Peygamberini dilini de etkilemiş ve şekillendirmişti. Nitekim ayetler, ona yemin etmesini özellikle emretmiştir:
İnkâr edenler: «Kıyamet bize gelmeyecektir» dediler. De ki: «Hayır, öyle değil; görülmeyeni bilen Rabbim’e and olsun ki, o saat size muhakkak gelecektir.
İnkâr edenler, tekrar dirilmeyeceklerini ileri sürerler. De ki: «Evet; Rabbime and olsun ki, şüphesiz diriltileceksiniz ve sonra, yaptıklarınız size bildirilecektir. Bu, Allah’a kolaydır.»
O gerçek midir? diye senden sorarlar. De ki: «Evet, Rabbim hakkı için o gerçektir, siz Allah’ı aciz kılamazsınız.»
Ayetlerden de anlaşılacağı üzere, gerçekler karşısında onları ısrarla inkâr edenler vardı. Bunun için onların inkârına son vermek için tekidli ifadelerin söylenmesi gerekirdi. Zira söz söylemekte amaç, muhatabın durumuna göre söylenmesiydi. Bunun için Peygamberimize yemin ederek gerçekleri haykırması istenmişti.
İnsanlık sevdalısı olan Efendimiz, çok önemli konulara muhataplarının dikkat çekerken, onları uyarırken yemin lafızları kullanmıştır. Bu, onun yalan söyleme ihtimali olan bir kişi oluşundan kaynaklanmıyordu. Çünkü o, her zaman doğru söyleyen el-Emîn sıfatına sahip olan bir kimseydi. Yine O, es-Sâdık ve’l-Masdûk sıfatlarının sahibiydi. Yani onun söyledikleri her zaman gerçeğin ta kendisiydi, Rabbinin ona vadettikleri de aynen gerçekleşecek olan hakikatlerdi. Ama o muhatapların dikkatini çekmek için zaman zaman yeminli ifadelere başvuruyordu. Onun kullandığı yemin ifadelerini şu şekilde özetlememiz mümkündür:
Vellezî nefsî biyedihi: Canımı kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki…
Vallahi: Allah’a yemin ederim ki… Allah’a yemin ederim ki bu ağızdan yalnızca doğru sözler çıkar.
Ve Rabbi’l-Ka’be: Kabe’nin Rabbine yemin olsun ki… Allah Rasülüne bir Yahudi uğradı ve: “Siz Müslümanlar ‘Allah istedi ben de istedim, Ka’ be’ye yemin olsun’ gibi sözler diyerek Allah’a eş koşuyor ve şirke düşüyorsunuz! Bunun üzerine Efendimiz Ashab’a, yemin etmek istedikleri zaman “Ka’be’nin Rabbine kasem olsun! Allah istedi sonra da ben istedim” demelerini emretmiştir.
Lâ Ve Mukallibi’l-Kulûb: Hayır, Kalpleri evirip çeviren hakkı için… Abdullah b. Ömer, Peygamberimizin çoğu zaman bu ifadeyle yemin ettiğini söyler.
Bu yeminlerinde Peygamberimizin, genellikle Yüce Rabbin adına yahut O’nun sıfatları üzerine yemin ettiğini görmekteyiz. Bu da yalnızca Allah adına yemin edilebileceğini gösterir. Her ne kadar Rabbimiz, kendi zatına yemin ettiği gibi, yarattığı diğer varlıklara da yemin ederek onların önemine dikkat çekmişse de Peygamberimiz yalnızca Allah adına yemin etmiştir. O, bu konuda kim yemin edecekse Allah adına yemin etsin yahut sussun buyurarak ümmetini de uyarmıştır.
Konuyla ilgili birkaç örnek verecek olursak:
Canımı kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki beş vakit namazı kılan, Ramazan orucunu tutan, zekatını veren, yedi büyük günahtan sakınan her kula cennet kapıları açılır ve selametle ‘oraya gir’ denilir. Hadiste herkesi ilgilendiren çok önemli konulara temas edilirken yemin edilmiştir.
Kendisinden başka ilah olmayan Allah’a yemin ederim ki, Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim Allah’ın Rasülü olduğuma iman eden bir kişinin şu üç şey dışında kanını dökmek helal olmaz: İslam’ı terkedip cemaatten ayrılan, evli olduğu halde zina eden ve haksız yere bir cana kıyan. Bu hadiste de insan canının önemine dikkat çekilmiş ve ancak bazı durumlarda onun kanının dökülebileceği açıklanırken yemin edilmiştir. Böylece müslümanların birbirlerinin kanını dökmekten şiddetle kaçınmaları istenmiştir.
Canımı kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki ey Ömer, şeytan seninle yolda karşılaşsa, hemen senin yolundan başka bir yola sapar. Efendimiz bu yeminli ifadesiyle Hz. Ömer’in güçlü imanıyla şeytan karşısındaki vakur duruşuna dikkat çekmiş, ona iltifat etmiştir. Onun söylediği bu husus, akıl ile kavranılamayacak ancak gaybî bilgiyle bilinebilecek bir bilgidir. Bunun için Peygamberimiz yemin ederek bu gerçeği dile getirmiştir ki herkes Hz. Ömer’in bu güçlü imanını bilsin ve onu kendine örnek alsın. Zira Hz. Ömer, hak ile batılı ayırt edebilme yetisine sahip Ömer-i Fârûk’tur.
Muhammed’in canını kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki (Veymullahi), şayet benim gördüğümü siz görseydiniz, az güler çok ağlardınız. Bu hadisle de insanlar ahiret hazırlığına teşvik edilmekte ve hayatı ciddiyetle değerlendirmenin gereği üzerinde durulmaktadır.
Genel olarak bakıldığında Peygamberimizin yemin ettiği konuların başında itikadî konuların geldiğini söyleyebiliriz. Allah’a, ahirete, peygambere iman, ibadetler, cihad ve İslam’a davete dair konular hakkında yemin etmiştir. Yine O, bazı sahabîlerinin meziyetlerini, Mekke ve Medine’nin faziletini anlatırken yeminli ifadeler kullanmıştır. Benzer şekilde onun bazı ahlakî ilkelere dikkat çekerken, geleceğe dair haberler verirken, müjde ve tehditli uyarılarını yaparken yemine başvurduğunu görmekteyiz. Netice itibarıyla o, önemli gördüğü ve ümmetinin önemsemesini istediği hemen her konuda yemine başvurmuş, yeminle tekitli anlatımlar yaparak ümmetinin bu konulara dikkatlerini çekmiştir. Bu yeminli ifadeleriyle muhataplarını iknâ etmeyi, söylediklerinin gerçekliğini ispat etmeyi hedeflemiştir. Kütüb-i Tisa diye bilinen dokuz meşhur hadis kitabında üçyüze yakın (277 hadis) yeminli ifadeler yer alan hadis bulunmaktadır. Arapların Ka’be yahut ataları üzerine yaptığı yemin ifadelerini O, Ka’be’nin Rabbi ve Yüce Allah’ın ebediliği üzere yemin ederek İslamî bir kimliğe sokmuştur.
Özetle söylemek gerekirse Peygamberimiz de söylemlerinde zaman zaman yemine başvurmuş, yeminli ifadeleriyle muhatapların dikkatini çekmiş ve bu şekilde çoğu insanın gafil olduğu konuları gündeme getirmiştir. Bu yeminli ifadeler sayesinde dinleyici konuşmacının ve konuştuklarının ciddiyetini kavrayacak ve gereken önemi verecektir. Zira konuşan Allah’ın Elçisidir ve O, Yüce Allah adına yemin ederek söylemektedir. O yemin ederken Yüce Allah’ın isimlerine yahut sıfatlarına yemin ederek, her konuda olduğu gibi yemin konusunda da en güzel örnekliği bize sunmuştur.
