29 – Peygamber Evlatları, İnsanlık

İlk insan Hz. Âdem, aynı zamanda ilk peygamberdir. Bu, insanın, peygambersiz olamayacağının açık bir göstergesidir. Yüce Yaratıcı, ilk insanı ilk elçi kılarak insanlığa rahmetini bir kez daha göstermiş ve ilk peygamberden son peygambere kadar gönderdiği pek çok peygamberle insanlığı hep hidayete, iyilik ve güzelliğe davet etmiştir. Bu itibarla insanlık, asıl olarak peygamber neslinden gelmekle, peygamber evladıdır ve birbirinin kardeşidir.

Kur’ân, pek çok ayetinde insanlığın peygamber evladı oluşunu hatırlatarak onları babalarına layık evlatlar olmaya davet eder. Kur’ân’ın bu hitaplarını iki kısımda değerlendirebiliriz. Birinci grup hitaplarda genel olarak insanlığa peygamber evlatları olarak seslenilir. İkinci tarz hitaplarda ise, bazı peygamberler özel olarak kendi çocuklarına seslenirler. Aslında onların bu çağrıları da tüm babalar ve insanlık için örnek çağrılardır. Şimdi konuyla ilgili ayetleri okuyalım:

Genel Çağrıda Peygamber Evlatları

Âdemoğulları

Yüce Rabbimiz, Hayat Düsturumuz Kur’ân-ı Kerîm’de genel olarak insanlığa Ey Âdemoğulları diye seslenir.

Kur’ân, beş ayetinde tüm insanlığa Hz. Âdem’in çocukları olduğunu hatırlatır. Hz. Âdem, Allah tarafından seçilmiş, eğitilmiş, bilgi ile donatılmış, meleklerden üstün kılınmış halife olarak yeryüzüne gönderilmiş bir kişidir. O, cennetteki hayatında cennet kültürü ile donatılmış ve yaşadığı cennet hayatını yeryüzünde kurmak için görevlendirilmiştir. Yine o, yanlış yaptığında hatada ısrar etmeyip tevbe etmeyi erdem kabul etmiş bir seçkindir. İnsanlık, pek çok şey gibi, yanlışta ısrar etmemeyi ve tevbe ile Rabbe yönelmeyi Hz. Âdem’den öğrenmiştir.

Kur’ân’ın “Ey Âdemoğulları” çağrısını duyan insanlara düşen, ataları Âdem gibi, seçkin ve temiz olmak, Yüce Allah’ın rızasını kazanma yarışı içerisinde yer almaktır. Aynı zamanda bu ifade, tüm insanlığın kardeş olduğunu da ilan eden bir çağrıdır. Nitekim Veda Hutbesinde Peygamberimiz şöyle buyurarak etnik ayrım ve üstünlüğün İslam’da olmadığını ilan etmiştir: “İnsanlar, hepiniz Âdem’densizin. Âdem ise topraktandır. Arab’ın Arab olmayana, arab olmayanın da Arab’a herhangi bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada/Allah’a karşı sorumluluğunu yerine getirmededir.”

Kur’ân’da ‘Ey Âdemoğulları’ diye başlayan ayetlerin ikisi şöyledir: “Ey Âdemoğulları, şeytan, ana babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de şaşırtıp bir belâya düşürmesin!”

“Ey Âdemoğulları, ben sizden, Şeytana tapmayın, o sizin apaçık düşmanınızdır, diye söz almadım mı?”

Nuh’un Evlatları

Yüce Rabbimiz bir ayetinde, Ey Nuh ile beraber gemide taşıdıklarımızın zürriyeti, yani Ey Nuh’un Evlatları buyurur. Bu ifade, Tufandan sonra Hz. Nûh’un, insanlığın ikinci atası olduğu hatırlatılır. Bu hitap ile insanlıktan, ataları Nûh peygamberin yolunda olmaları istenir. Öyle ya, Peygamberin çocuklarına onun izinde olmak yaraşır. İnsanlık, azim ve kararlılıkla bıkmadan usanmadan tevhid mücadelesini Nûh peygamberden öğrenmiştir. Yine Nûh aleyhisselam, insanlığa gemi yapımı ve kullanımını miras bırakmıştır.

İsrâîloğulları

Kur’ân’ın bir başka hitabı da Ey İsrâîloğulla şeklindedir. İsrâîl, Hz. Yakub peygamberin öteki adıdır. Buna göre hitap, yine Ey Peygamber evlatları olur. İsraîl, mana olarak ‘Allah’ın kulu’ anlamına gelmektedir. Yakub peygamber, evlatlarına son derece düşkün olan, hayatında ve ölüm döşeğinde onların hidayet ve hayrını dileyen, evlatlarıyla sabır testinden başarıyla geçen, sabr-ı cemîl örneği bir önderdir.

Ey İsrailoğulları ifadesiyle Kur’ân, altı ayetinde Yahudilere seslenmekte ve ey Allah’ın kulu olan Yakup peygamberin çocukları, siz peygamber çocuklarısınız ve size atanız Yakub gibi, yalnızca Allah’a kulluk yapmak düşer, mesajı verilmek istenmiştir. Söz konusu ayetlerden biri şöyledir: “Ey İsrâiloğulları, size verdiğim nimetleri hatırlayın, bana verdiğiniz sözü tutun ki, ben de size verdiğim sözü tutayım ve sadece benden korkun!”

Aslında bu hitapların hepsinde, en güzel bir biçimde yaratılan ve en mükerrem varlık kılınan insanlığın peygamber evladı oluşuna vurgu vardır. Bu da insanlığa Yüce Rabbin verdiği değeri gösterir. Çünkü O, insan için ellerimle yarattım ve canımdan can kattım buyurmuştur.

İnsanlığa bu şekilde seslenişinde, siz peygamber çocuklarısınız, size peygamberlerin izinde gitmek yaraşır, peygamber evlatlarına şeytana uymak yakışmaz mesajı vardır.

Özel Çağrıda Peygamber Evlatları

Nûh’un İsyankâr Evladı

Gemi, dağlar gibi dalgalar içinde onları götürürken, Nuh, bir kenarda ayrı kalmış olan oğluna, ‘Ey oğulcuğum! Bizimle beraber gel, kâfirlerle birlik olma’ diye seslendi.

Oğlu, ‘Dağa sığınırım, beni sudan kurtarır’ deyince, Nuh, ‘Bugün Allah’ın buyruğundan O’nun acıdıkları dışında kurtulacak yoktur’ dedi. Aralarına dalga girdi, oğlu da boğulanlara karıştı.

Nuh Rabbine seslendi: ‘Rabbim! Oğlum benim ailemdendi. Doğrusu Senin vaadin haktır. Sen hükmedenlerin en iyi hükmedenisin’ dedi.

Allah, ‘Ey Nuh! O senin ailenden sayılmaz; çünkü kötü bir iş işlemiştir; öyleyse bilmediğin şeyi Benden isteme. İşte sana öğüt, bilgisizlerden olma’ dedi.

Rabbim! Bilmediğim şeyi Senden istemekten Sana sığınırım. Beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen kaybedenlerden olurum dedi.

Âl-i İbrahim: İbrahim Ailesi

İbrahim söyle demişti: ‘Rabbim! Bu şehri güvenli kıl; beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut.

Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca İbrahim, ‘Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin’ dedi. İsmail, ‘Babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin’ dedi.

Rabbim! Beni ve çocuklarımı namaz kılanlardan eyle. Rabbimiz! Duamı kabul buyur.

Rabbi İbrahim’e ‘teslim ol’ buyurduğunda, Âlemlerin Rabbine teslim oldum, demişti.

İbrahim bunu oğullarına vasiyet etti. Yakup da ‘Oğullarım! Allah dini size seçti, siz de ancak O’na teslim olmuş olarak can verin’ dedi.

Yoksa Yakup can verirken sizler yanında mı idiniz? O, oğullarına ‘Benden sonra kime kulluk edeceksiniz’ diye sormuştu. Onlar da ‘Senin Tanrına ve ataların İbrahim, İsmail, İshak’ın Tanrısı olan tek Tanrıya kulluk edeceğiz, bizler O’na teslim olmuşuzdur’ demişlerdi.

Onlar geçmiş birer ümmettir. Kazandıkları kendilerine, kazandıklarınız da sizedir. Onların yapmış olduklarından sorumlu değilsiniz.

Yusuf babasına, ‘Babacığım! ‘Rüyamda on bir yıldız, güneş ve ayın bana secde ettiklerini gördüm’ demişti.

Babası şunları söyledi: ‘Oğulcuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana tuzak kurarlar; zira şeytan insanın apaçık düşmanıdır’.

Babaları Yakub, ‘Oğullarım! Tek bir kapıdan değil, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah katında size bir faydam olmaz, hüküm ancak Allah’ındır, O’na güvendim, güvenenler de O’na güvensinler’, dedi.

Ey Oğullarım! Gidin, Yusuf’u ve kardeşini arayın. Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin; doğrusu kâfirlerden başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.

Lokman’ın Evladı

Peygamber olup olmadığı tartışmalı olan Hz. Lokman’ın oğluna yaptığı öğütler yer alır:

Lokman, oğluna öğüt vererek ‘Ey oğulcuğum! Allah’a es koşma, doğrusu es koşmak büyük zulümdür’ demişti.

Lokman şöyle devam etti: ‘Ey oğulcuğum! İşlediğin şey, bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, Allah onu getirip meydana kör. Doğrusu Allah bütün incelikleri bilir, her şeyden haberdardır’.

Ey oğulcuğum! Namazı kıl, uygun olanı buyurup fenalığı önle, başına gelene sabret; doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir.

İnsanları küçümseyip yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme; Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi şüphesiz ki sevmez.

Yürüyüşünde tabi ol; sesini kış. Seslerin en çirkini şüphesiz merkeplerin sesidir.

Bütün bu uyarı ve açıklamalarda insanın çocuk sahibi olmaya düşkünlüğünü, çocuklarıyla sınandığını ve örnek babaların çocuklarının doğru yolu bulmaları, doğru yolda kalmaları ve sâlihlerden olmaları için nasıl gayret ettiklerini görmekteyiz. Ayetlerde Nuh peygamberin isyankâr oğlunu kurtarmak için son ana kadar nasıl çırpındığına şahit olmaktayız.

Yine Hz. İbrahim ve Hz. Yakub’un evlatlarının istikametten ayrılmamaları için nasıl dua ettikleri ayetlerde anlatılarak, ebeveyne tıpkı onlar gibi çocuklarının dinî hayatları konusunda duyarlı olmaları istenmektedir.

Hz. Lokman’ın şefkat ve hikmetli öğütleri ise, tüm babalar için en kalıcı öğütler cümlesindedir.

Tüm Peygamberlere ve peygamber neslinden olmanın şuurunda olanlara selam olsun!

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir