Allah-kur’ân-peygamber İsimleriden Müminlere Yansımalar
Günümüzde Allah, Kur’ân ve Peygamber tam olarak tanınmıyor, doğru tanınmıyor. Allah’ın isimleri, sadece zikir ve dua için tekrarlanıyor. Toplumumuzda çok farklı, eksik ve yanlış Allah, Kur’ân ve Peygamber anlayışları var. Bu eksikliklerin giderilmesi, bu yanlışların düzeltilmesi ve sonuçta Allah, Kur’ân ve Peygamber anlayışının doğru bir şekilde ortaya konabilmesi için Allah, Kur’ân ve Peygamber isimlerinin tanınması gerekmektedir.
Allah, Kur’ân ve Peygamber… Yüce Allah’ın isimleri.. O’nun son kelamının isimleri… Ve O’nun son Peygamberinin isimleri… Bu isimleri tanıdıkça, onlarla tanışıklığımız artacak diye düşünüyoruz… Elbette isimleri tanımak, onları sadece dilimizle söylemek yahut ezberlemek değil. Asıl önemli olan onları anlamak ve onların engin anlamlarından çıkan manaların gereğini yapmak, o manaları içselleştirmek, beynimize ve gönlümüze kazıyabilmek, davranışlarımıza o derin manaları yansıtabilmek…
Sözgelimi Yüce Allah’ı layıkıyla tanımak, elimiz tuttuğunda O’nun eliymiş gibi tutabilmek… Ayağımız attığı zaman, O’nun ayağı gibi atabilmek.. Gözümüz gördüğünde, O’nun gözüymüş gibi görebilmek.. Dilimiz söylediğinde, O’nun diliymiş gibi söyleyebilmektir. Elbette bu, O olmak değil, tanrılaşma sevdası hiç değil. Belki bu, her şeyimizle O’nun olma, Onun yolunda olma, her şeyimizi O’nun uğruna feda edebilme çabasıdır.
O’nun yüzlerce ismi ve sıfatı var. Bu, O’nun kolay tanımlanamayacağının, dar kalıplara sığdırılamayacağının göstergesi. Ama O’nu tanımak, O’nun bu isimlerini tanımaktan geçer.
Son ilahî kelam hikmetli Kur’ân.. Bize O’nu en doğru bir biçimde anlatan ve en güzel bir biçimde tanıtan kitap.. O’nun güzelliklerini yansıtan nur huzmesi. Bize O’nu bulmayı, O’nu anmayı, O’nunla olmayı, O’na yaklaşmayı ve hep O’nunla kalmayı öğreten mürşid.. Hayat rehberi olarak, hayatı anlamlandırmak için gelmiş ilahî mesaj..
O çok yönlü ve çok kapsamlı Kitabın da onlarca ismi var. O’na layık görülen her bir isim onun çeşitli özellik ve güzelliklerini ortaya koymaktadır.
Son peygamber keremli elçi Hz. Muhammed.. Bize O’nu tanıtan, O’na giden yolları gösteren ve her şeyiyle O’nun güzelliklerini bize gösteren ışık kaynağı.. Eşanlamlılarıyla beş yüzden fazla isim. Onun özellik ve güzelliklerini bize tanıtan, bizzat Yüce Mevla’nın Kur’ân’ında ona layık gördüğü isimler, onun söz ve fiillerini anlatan hadislerde geçen isimler ve onun aşıklarının Kur’ân ve sünnetten çıkararak ona layık gördükleri isimler.
O’na ait her bir isim, ondaki sayısız güzelliklerden bir kaçını bize hatırlatıyor. Ama ona layık görülen her isimde ayrı bir güzellik, bir tat var. İnanıyoruz ki bu isimleriyle o daha doğru, daha iyi, daha donanımlı ve daha dolu dolu tanınacak. Bu isimleri kavrayan, onun ahlakını, kişiliğini, şemailini kavramış olacak, onun hayatı ve yaşayışı hakkında derli toplu bilgi sahibi olacak, en önemlisi de Yüce Allah’ın pek çok isim ve sıfatının bir insan olarak Hz. Peygambere nasıl yansıdığı, onda nasıl tecelli ettiğini öğrenecek. Sonuçta o insanlık önderinin güzellikleri ile dolup, onları kendi ahlakına, kendi yaşantısına, kendi kişiliğine yansıtmaya çalışacaktır.
Allah’ın ahlakı.. Kur’ân ahlakı.. Peygamberin ahlakı.. Ve insanın ahlakı..
Yüce Allah’ın ahlakı, O’nun varlıklara bakışı ve onlara karşı muamelesi.. O’nun kitabı Kur’ân, O’nun ahlakına dair temel bilgileri sunan rehber. O’nun son elçisi Hz. Muhammed ise O’nun ahlakının, O’nun kitabının dünyaya yansıması, insan kalıbına dökülmüş canlı ve somut şekli..
Allah’ın kulu olmayı kendisine en büyük şeref kabul etmiş olan iman ve Kur’ân adamı Müslüman da Yüce Yaratıcının, O’nun son mesajı Kur’ân’ın ve onun son elçisi Hz. Muhammed’in ahlakıyla ahlaklanan, gücü yettiğince onunla ahlaklanmaya çalışan kimsedir.
Yüce Allah, Kur’ân ve Hz. Peygamber için söz konusu olan isim ve sıfatların önemli bir kısmı müminler için de söz konusu edilmiştir. Bunun anlamı şudur: Müminler de Yüce Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmalı, Kur’ânî güzelliklere sahip olmalı ve Hz. Peygamberin güzelliklerinden nasiplenmelidir. Yarışacaklar bunun için yarışmalı, kendilerindeki ilahî, Kur’ânî ve Peygamberî güzellikleri çoğaltmaya gayret etmelidirler.
Burada şu tespit hiçbir zaman gözardı edilmemelidir: Yaratılmışların sıfatlarını Allah’a yakıştırmak küfür, Yaratıcının sıfatlarını yaratılanlara has kılmak şirk, Yaratıcının sıfatlarını ancak ve yalnız kendisi için asıl olarak kabul edip bunların her şeyde nisbetinin ise ancak emanet olduğunu bilmek tevhiddir.
Nitekim bu meyanda Peygamberimiz “Allah’ın ahlakıyla ahlaklanın” buyurmuştur. Bunun anlamı şudur: Kulun, Yüce Allah’ın her isminden alacağı bir pay vardır. Hatta filozoflar felsefeyi, “İnsanın kendi gücü nispetinde Yaratıcıya benzeme teşebbüsüdür” diye tanımlamışlardır. Buna göre sözgelimi kulun Rahman sıfatından alacağı pay, onun çokça merhamet sahibi olmasıdır. Bir haber de şöyle gelmiştir: Yüce Allah kıyamet günü, müminlere ‘Sizler kimlersiniz?’ diye soracak, onlar da ‘Bizler müminleriz’ diye cevap verecekler. Bunun üzerine O şöyle buyuracaktır: “Ben Müminim, sizler de müminlersiniz. O halde buyurun girin rahmetimle cennetime!”
Yüce Rabbimiz, birkaç kelime ile ifade edilemez, O’nu bütün isim ve sıfatlarıyla birkaç kelime ile ifade etmek mümkün değildir. Bunun için O’nun binden fazla isim ve sıfatı vardır. O’nun evrensel mesajı Kur’ân’ın da yüzden fazla ismi vardır. Çünkü Kur’ân da çok yönlü ve kapsamlı bir kitaptır, o da bütün özellik ve güzellikleriyle birkaç kelimeye sığmaz. Allah’ın son peygamberi için de durum benzerdir. Onun da yüzlerce isim ve sıfatı vardır. Bu isim ve sıfatların hepsi ancak onun güzelliklerini anlatabilir.
Yüce Rabbimizin en başta gelen ismi Allah’tır. Bu isim, O’nun diğer tüm isim ve sıfatlarını kapsayan en özel ismidir. Kutsal Kitabımızın en başta gelen ismi Kur’ân’dır. O, hep okunmak için inmiş her vesile ile çokça okunan/okunması gereken kitaptır. Peygamberimizin de en başta gelen ismi Ahmed-Mahmûd-Muhammed-Mustafa’dır. O, her zaman övülen, övülmeye layık olan ve Yüce Yaratıcı tarafından seçilmiş kişidir. Bu ve benzeri isimler, Rabbimizin, Kitabımızın ve peygamberimizin özel isimleridir.
Rabbimiz, Kur’ân’ımız ve peygamberimize ait bir de müşterek isimler vardır. Hatta bunların içerisinde aynı zamanda müminler için kullanılan isimler de vardır. Sözgelimi Kerîm ismi böyledir. Allah kerimdir, Kur’ân kerimdir, peygamber de kerimdir. Yüce Allah müminlerden de kerîm olmalarını istemiştir. Elbette bu isim Yüce Rabbimiz için özeldir. O’nun kerîmliği, öncelikle Kur’ân’a yansımıştır, peygamberine yansımıştır, mümin kullarına yansımıştır. Ancak O’nun kerimliği, O’na özgüdür, O’ndan başkasının kerimliği O’nun gibi değildir. Kur’ân’ın ve peygamberimizin kerîmliği de onlara özgündür. Ne var ki mümin, bu kerîmliklerden gücü nisbetinde nasiplenmeli, o yolda gayret etmelidir.
Bunun gibi Yüce Allah-Sevgili peygamberimiz-Kur’ân-ı Kerim ve müminler için ortak kullanılan pek çok isim vardır. Adl, Alî, Azîm, Azîz, Hak, Hakîm, Hâdî, Kerîm, Mecîd, Müheymin, Mümin, Nûr, Rahîm gibi.
İşte biz bu yazı serimizde, Allah-Kur’ân ve Peygamberimiz hakkında müşterek kullanılan kavramları tanımaya çalışacağız. Böylece biz, bu isimler bize ne diyor, onların mesajı nedir, bizden ne istiyor? Bu isimlerin bizdeki mesajları ne olmalıdır gibi sorulara cevap aramaya çalışacağız. Sonuçta bu isimleri okurken onları daha bilinçli okumaya ve onlardan daha fazla nasiplenmeye gayret edeceğiz. Gayret bizden, başarı Yüce Allah’tandır.
