Allah Hâdî

Yüce Rabbimizin isimlerinden biri de el-Hâdî’dir. Hâdî, gerçeğin yollarını kullara gösterendir. Doğru yola kullarını ileten de O’dur. Kullarına verdiği akıl ve anlayış nimetiyle, evrendeki sayısız ayetleriyle, gönderdiği peygamberlerle ve indirdiği kitaplarla hep doğruya, gerçeğe çağıran O’dur. Hak edenler için hidayeti yaratan ve onlar için hidayeti artıran da O’dur.

Bizim Rabbimiz, her şeye hilkatini (varlık ve özelliğini) veren, sonra da doğru yolu gösterendirŞüphesiz ki Allah, iman edenleri, kesinlikle dosdoğru bir yola yöneltir.Hidayet verici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.

Yüce Rabbimiz, yarattığı her varlığı en güzel şekilde yaratmış ve ona ihtiyacı olan her şeyi lütfetmiştir. O, kullarının doğru yolda olmalarını ve kalmalarını murat etmiş, bunun için lazım gelen her şeyi de onlara ikram etmiştir. Doğru yola yatkınlık ve tutkunluk, doğru yolu bulabilme kabiliyeti, doğru yolu kabul etme ve inanmak için gerekli akıl ve gönül donanımını onlara bahşetmiştir. O, hidayet arayanların önünü ve yolunu açmış, onlara bu yolu kolaylaştırmıştır. Kainat Kitabını, hidayete çağıran ayetlerle donatmış, gönderdiği Davetçiler ve onlar vasıtasıyla indirdiği Kitapları hidayete çağıran ayetlerle doldurmuştur.

Hidayet verici olarak Rabbin yeter. Hidayeti tanımlama, neyin hidayet olup olmadığını belirleme konusunda Yüce Allah yegâne yetkilidir. Kişilere göre hidayet olmaz, Yüce Yaratıcının ölçülerine göre hidayettir asıl önemli olan. Nice insan vardır, yaptıklarının doğru olduğunu düşünür, hidayeti gitti yol zanneder. Hâlbuki gittiği yol dalalettir. Bunun için hidayet kaynağı Yüce Allah’tır.

O’nun hidayet nimetinden istifade edebilmek için bu nimete müstahak olmak, hazır olmak gerekir. Elbette O, kendisine yönelen, doğru yolu bulmak isteyen ve bunun için gayret eden kimseleri doğru yola eriştirir. Kula düşen, O’nun gösterdiği bu yollara girip O’ndan hidayeti beklemesidir. Yine kula düşen O’nun kullarını doğru yola götürmek için çabalayıp bu sıfatının tecelli etmesini beklemektir. Hidayette olmak yetmez, hidayette dâim olmak ve hidayet kalitesini artırmaktır önemli olan. Nitekim bizler müminler olarak Fatiha suresinde, bizleri dosdoğru yola hidayet et derken, hidayette devamlı olmayı ve hidayet kalitemizin artmasını isteriz. Tıpkı Ashab-ı Kehf’in hidayet için Rabbimiz! Katından bize rahmet ver ve işimizde doğruyu göster, bizi başarılı kıl diyerek Yüce Allah’a sığınıp da O’ndan Onların hidayetlerini artırmış ve kalplerini pekiştirmiştik müjdesini aldıkları gibi.

Kur’ân Hâdî

Hayat Düsturumuzun bir vasfı da onun el-Hüdâ oluşudur. “Bu, doğruluğu şüphe götürmeyen ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara yol gösteren (hüdâ) Kitap’tır.” Aynı kökten ona el-Hâdî de denmiştir. Zira Kur’ân, eşsiz üslubuyla, sürekli düşünmeye çağıran ayetleriyle, yüreklere işleyen berrak manalarıyla, herkesin gözünün önüne serdiği apaçık ayetleri ve delilleriyle hidayete erdiren, hidayette tutan ve hidayette olanların hidayetlerini artıran rehberdir.

Bunun için hidayette olmak için için, hidayette kalmak için ve hidayetimizin bereketlenmesi için sürekli Kur’ân ile dolmalıyız.

Peygamber Hâdî

Doğruyu gerçeği gösteren, hakikate çağıran ve ona götüren anlamına Peygamberimize de el-Hâdî denmiştir. Bu konuda Yüce Allah şöyle buyurur: “Gerçekten sen, dosdoğru yola kılavuzluk etmektesin.” Aynı şekilde ona Hüdâ, el-Mehdî de denmiştir.

Hâdî, tertemiz olmalıdır, sabıkalı olanların hidayet rehberliği su götürür ve tesirsizdir. Onun için günahlara karşı ilahî koruma altında olan Peygamberin Mehdiliğini yegâne rehberlik kabul edip başka mehdî beklentilerine girmemek, mehdî iddialarına kalkmamak gerekir. Şayet Rasulullahın ümmetine emanet ettiği Kur’ân ve Sünnet bugün elimizde ise, onlar tutunanları aydınlatmaya ve hidayetle buluşturup hidayette tutmaya devam ediyorsa, başka hâdî ve mehdîlere ne hacet. Evet, belki Kitap ve Sünnet çizgisinde insanları Allah ve Rasülüne çağıranlara da hidayet rehberi/mehdî denilebilir. Ama unutulmasın ki asıl Hâdî, Allah, Rasulullah ve Kelamullahtır.

Müminler de Hâdîdir.

Hidayet yolunu gösteren, kullarının özüne hidayet tutkusunu yerleştiren, hak edenler için hidayet halk eden Yüce Allah’ın kulları müminler de başkalarının hidayetine vesile olan, hidayet yolunda birbirleriyle yarışan kimselerdir. Onlar, hidayet rehberi Kur’ân’ın rehberliğinde ve hidayet önderi Hz. Peygamberin önderliğinde insanların hidayeti için koşturmaya devam ederler. Çünkü onlar bilir ki, bir kişinin hidayetine vesile olmak, dünya ve dünyalıklardan çok daha hayırlıdır.

Kur’ân, iman edip imanlarına asla zulüm/şirk karıştırmayanları; her şeyleri ile Biz Allah’a aidiz deyip O’na hesap vereceklerinin şuurunda olanları gerçek anlamda hidayet ehli olarak niteler.

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir