31 – Vahyin Nuruyla Aydınlanan Geceler

Bütün dilimleriyle zaman, Yüce Allah’ın en büyük nimeti ve bizlere emanetidir. Müslüman ibnü’l-vakit olarak yani zamanın çocuğu olarak zamanı en güzel şekilde değerlendiren kimsedir. Tüm ibadetlerdeki vakit bilinci, müslümanı zamanı programlı ve verimli bir şekilde kullanmaya hazırlar. Günlük olarak dakika dakika değişen namaz vakitleri, orucun başlama ve bitiş vakitleri, hac ve zekat ibadetlerinin belli zamanlarda yapılması mümini zaman konusunda dakîk olmaya alıştırır. Esefle söyleyelim ki bu ibadetleri yaparken vakte riayet eden müminlerin, diğer zamanlardaki çalışmalarına vakit bilincinin yansımadığı bir gerçektir. Bu, ya ibadetlerin vaktinde yapılmayışından yahut da ibadetlerin hayattan kopuk olarak yapılmasından kaynaklanmaktadır.

Gecesiyle gündüzüyle zamanın bütün dilimleri önemlidir, ancak İslam’da gecenin ayrı bir yeri vardır. Evet, gece karanlıktır, çoğu canlının uykuya çekildiği andır. Bir kısım kötü gazların yaygınlaştığı, bir kısım kötülük odaklarının çalıştığı andır. Ancak İslamî bakışta gece tümüyle karanlık ve ölü değildir. Şöyle ki gece ibadet fırsatı olarak değerlendirilebilir. Kur’ân okuyarak, ezkar ve evrâd okuyarak, dua ve tefekkürle nurlandırılıp aydınlatılabilir, diriltilebilir. Beş vakit namazın üçü, gece sınırları içerisinde kılınır. Akşam, yatsı ve sabah namazları. Özellikle Vitir namazının efdal vakti gece ortasıdır. Yine faziletli nafile namazlardan biri teheccüd namazıdır.

İslam’ın ilk yıllarında inen ayetlerde gece kıyamına dikkat çekilmiştir:

Ey örtünüp bürünen! Gecenin birazı hariç olmak üzere gece; yarısında kalk. Yahut bundan biraz eksilt veya biraz artır ve ağır ağır Kuran oku.

Doğrusu Biz, sana, taşıması ağır bir söz vahyedeceğiz. Şüphesiz, gece kalkışı daha tesirli ve o zaman okumak daha elverişlidir. Çünkü gündüz, seni uzun uzun alıkoyacak işler vardır.

Peygamberimiz ve müminler, İslam’ın ilk günlerinden itibaren zorlu davet günlerine bu ayetlerle hazırlanmışlardır. Onlar için gece bir dolum/şarj zamanı olmuştur. Onlar gece namazları, gece tilavetleri, gece zikirleri ve gece tefekkürleriyle gündüze hazırlanmışlardır. Gece dolumlarıyla, gündüzün kâmil müminleri olmuşlardır.

Bu ayetlerle Peygamberimiz, onun şahsında müminler, gece yahut gecenin yarısı, yahut yarısından biraz fazla yahut biraz az kıyam ile emredilmişlerdir. Çünkü gece kalkışı, gece duruşu, gece ibadeti, gece okunuşu bir başkadır. Etkili, neşveli, doyurucu, sükûnet vericidir. Nefsi dizginler, ruhaniyeta mani olan nefsânî engeller kalkar, sır perdeleri aralanır. Gece kalkışı kulun içtenlik gösterisidir. Derinlikli düşünmeye, doğru okuyup anlamaya daha uygundur. Gece ibadeti daha etkili, gece okumaları daha dokunaklı, coşkulu ve kalıcıdır. Gece donanımı, gündüz karşımıza çıkabilecek insan ve cin şeytanlarıyla mücadelemizde bize yardımcı olacak, iman ve İslam hırsızlarına karşı koruyucu bir kalkan olarak bizleri koruyacaktır.

Mümin İçin Gece Dolum, Gündüz Olum Fırsatı

Gece kıyamı, gece ibadeti, gece okuması, gece zikri, gece duası, gece tefekkürü yalnızca Peygamberimize ve ilk Müslümanlara has bir özellik ve güzellik değildir. Bütün bunlar, müminlerin de takınması gereken zinetlerdir. Kur’ân müminleri gece kâim olanlar olarak anlatır:

Onlardan geceleri secdeye kapanarak Allah’ın ayetlerini okuyup duranlar vardır…

Onlar, geceleri az uyuyanlardı. Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.

Rabbinin katında bulunanlar hiç usanmadan, O’nu gece gündüz tesbih ederler.

Gecenin bu özel durumuna dikkat çekmek için Kur’ân vahyi, gündüz değil de gece inmeye başlamıştır. Apaçık olan Kitaba and olsun ki, Biz onu, kutlu bir gecede indirdik. Doğrusu, Biz, Kuran’ı Kadir gecesinde indirmişizdir. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Zira Kur’ân aydınlatan nurdur. Işığın kadr ü kıymeti ise gece daha iyi fark edilir ve anlaşılır. Kur’ân öyle mübarek bir kitaptır ki, onun indiği gece, bin aydan daha hayırlı, ömürlere bedel bir gecedir. O, indiği geceye bu kadar değer kazandırırsa, onun gerçeklerini hayatına indiren insana neler kazandırmaz ki!

Kur’ân gecede inmiştir/inmeye başlamıştır, çünkü ışığa gece ihtiyaç vardır. O da ihtiyaç üzere inmiştir. Zira cahilî karanlıklar, ancak Kur’ân nuruyla aydınlanabilir. Bir de insanlar onu gece okumalı, gece okuyuşuyla gündüze hazırlanmalıdır. Dolayısıyla Kur’ân gece okunup anlaşılacak, gündüz anlatılıp yaşanacaktır. Gece okuyuşu ile mümin, Kur’ân’ın iniş zamanındaki coşkuyu yaşayacak ve o zamanın bereketiyle dopdolu olacaktır.

Kadir gecesi, sabaha kadar selamet ve esenliktir. Kur’ân aydınlığı da sabah-ı haşre kadar esenlik ve saadettir. Kur’ân, kendisini düstur edinenlere dünya ve Ahirette huzur, güven, izzet, devlet ve cennet kazandırır. Kadir gecesi, aynı zamanda kader gecesidir. Zira Kur’ân ile insanlığın kaderi belirlenmiştir. Kur’ân ilkeleri, insanlığın kaderini belirleyen esaslardır. Tıpkı bunun gibi yaşanan her gece de sonrasında gelecek olan gündüzü planlar.

Vahiyden Kopan Hayat Karanlıktır

Onun için Peygamberimize gelen vahyin kısa bir süre kesilmesi demek olan fetret-i vahyin sona erişi kararan geceye ve aydınlatan kuşluk vaktine yemin eden ayetlerle olmuştur. Buna göre vahyin kesilmesi ile Peygamberimizin hayatı adeta kararmış, yeniden gelmesiyle de bir daha hiç kararmayacak şekilde aydınlanmıştır. Bu müminler için de genel kuraldır: Vahiy ölçülerine göre yaşanan hayat aydınlıktır, vahiyden kopuk hayat karanlıktır. Onun için günahlar, zulüm, şirk, küfür zulümât/karanlıklar olarak anılır.

Bazı Peygamberlerin hayatındaki çok önemli olaylar anlatılırken özellikle gece oluşuna dikkat çekilir. Şöyle ki:

Lut peygamberin kurtuluşu gece olmuştur: Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz, onlar sana ilişemeyecekler; geceleyin bir ara, ailenle beraber yola çık...

Musa Peygamber Tur’da kırk gece kalmıştı: Musa’ya kırk gece vade vermiştik… Musa peygamberin kavmiyle beraber Firavun’dan kurtuluşu da gece olmuştu: Allah da söyle buyurdu: «Kullarımı geceleyin yola çıkar; şüphesiz takip olunacaksınız.»

Peygamberimizin büyük mucizelerinden biri olan İsra ve Mirac Mucizesi, gece gerçekleşmiştir. Kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescidi Haram’dan, kendisine bir kısım ayetlerimizi göstermek için, çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa’ya götüren Allah’ın sanı yücedir. Doğrusu O, işitir ve görür.

Bütün bunlardan da anlıyoruz ki gece, füyuzatın coşkun olarak sağanak sağanak yağdığı bir andır. Gece nice günahkârın bağışlanıp günahlarından arındığı andır. Onun için Hz. Ömer, geceleri uyanır ve şöyle yakarırmış: İlahî! Sultanlar bile kapılarını kilitlediler. Bütün kapılar kapandı. Ama Senin rahmet kapın ardına kadar açık! Ömer kulun o kapında durup Senden merhametini diler!

Geceyi karanlıktan kurtarıp nurlandırmak müminler olarak bizim elimizde. Namazla, Kur’ân okumalarıyla, dua-zikir ve tefekkürle gece dilimlerini, mizanımıza konacak hayır ve nurlu sevap huzmelerine dönüştürecek olan da bizleriz. Gecemiz nûr olsun, gönüllerimiz nurla dolsun!

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir