Xıv. Soru: Kâinatın En Güçlü Yapıları: Yalçın Dağlar

Sana dağlardan soruyorlar 20 Tâhâ 105-108

وَيَسْأَلُونَكَ عَنْ الْجِبَالِ فَقُلْ يَنسِفُهَا رَبِّي نَسْفًا فَيَذَرُهَا قَاعًا صَفْصَفًا

لَا تَرَى فِيهَا عِوَجًا وَلَا أَمْتًا

Sana dağları sorarlar; de ki: «Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne çukur, ne tümsek göreceksin. O gün, hiçbir tarafa sapmadan bir davetçiye uyarlar. Sesler Rahman’ın heybetinden kısılmıştır; ancak bir fısıltı işitirsin.»

Kur’ân’da dağlara dikkat çeken pek çok ayet vardır. Bu ayetlerde genel olarak dağların Yüce Allah’ın erişilmez kudretine delalet eden belgeler olduğuna işaret edilmektedir. Şöyle ki:

Yeri düzleyen, orada dağlar, nehirler var eden, her türlü üründen çift çift yetiştiren, gündüzü geceyle bürüyen de O’dur. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için ibretler vardır.

Yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi, onu bereketli kıldı; arayanlar için yeryüzünde gıdalarını normal olarak dört gün içinde yetiştirmesi kanununu koydu.

Yeri yaydık, oraya sabit dağlar yerleştirdik, orada her şeyi bir ölçüye göre bitirdik.

Yeryüzünde, sarsılmayasınız diye, sabit dağlar, nehirler ve belki yolunuzu bulursunuz diye yollar ve işaretler meydana getirmiştir. Onlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.

Yeryüzüne, insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yerleştirdik; rahat gidebilsinler diye aralarında geniş yollar var ettik.

Yoksa yeri, yaratıklarının oturmasına elverişli kılan ve aralarında ırmaklar meydana getiren, yeryüzüne sabit dağlar yerleştiren, iki deniz arasına engel koyan mı? Allah’ın yanında başka bir tanrı mı? Hayır; çoğu bilmezler.

Allah gökleri gördüğünüz gibi direksiz yaratmış, sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar koymuş; orada her türlü canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip orada her hoş çiftten yetiştirmişizdir.

Allah’a yönelen her kula öğüt ve bir belge olarak yeryüzünü yaydık, oraya sabit dağlar yerleştirdik, orada her güzel türden yetiştirdik.

Orada yüksek yüksek sabit dağlar var edip size tatlı sular içirmedik mi?

Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?

Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?

Cenab-ı Hak, herkesin her zaman gözünün önünde olan bu yalçın dağları birer muhteşem ayet olarak kullarının dikkatlerine sunmakta, onlar üzerinde durup düşünmelerini istemektedir. Dağlar, yeryüzünün hayat için sükunet içerisinde durmasını sağlayan kazıklar, çivilerdir. Dağlar, Yüce Yaratıcının erişilmez kudretini haykıran sağlam yapılardır. Bu muhteşem binalar içlerinde çok büyük nimetler saklarlar. Sular, barınaklar, madenler ve benzeri pek çok şeyin vatanıdır dağlar. Farklı renk, farklı şekil, farklı konum ve durumda dağların her biri bu konuda çok önemli mesajlar sunarlar. İnsan, dağların yanından geçerken onları bir taş yığını olarak görmemeli, onlardaki ihtişamı seyretmeli ve onlara atılan ilahî imzayı temaşa etmelidir.

Peygamberler ve Tesbih Eden Dağlar

Bunun yanında peygamberlerin hayatında çok önemli yeri olan dağlardan bahsedilmiştir. Sözgelimi Hz. Musa’nın T’ur-i Sinâ’sından bahseden ve bu dağa yemin eden pek çok ayet vardır. Âd kavminin dağları oyup kayaları yontup içerisine sağlam evler yaptıklarını hatırlatan ayetler vardır.

Dağların da Yüce Allah’ı tesbih ettiğini bildiren ayetler vardır:

Göklerde ve yerde olanların, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanların ve insanların birçoğunun Allah’a secde ettiklerini görmüyor musun?

Davud ile beraber tesbih etsinler diye dağları ve kuşları buyruk altına aldık. Bunları Biz yapmıştık.

Ey dağlar ve kuşlar! Davud tesbih ettikçe siz de onu tekrarlayın diyerek and olsun ki, ona katımızdan lütufta bulunduk…

Her şeyin Yüce Allah’ı tesbih ettiğini söyleyen bu ayetler, her şeyin O’na boyun eğdiğini, O’nun varlığına birliğine delalet ettiğini, bakanları tesbih ettirdiğini ve kendi dilleriyle tesbih ettiklerini ifade eder. Mesaj ise açıktır: Ey insan, dağlar, kuşlar, taşlar, ağaçlar, gök ve yer tesbih ederken Yüce Allah’ı, sana durmak yakışır mı? Tesbih en fazla ve en güzel sana yaraşır. Çünkü sen yeryüzünün en donanımlı varlığısın ve yeryüzü senin için yaratılmıştır. Hem sen de insan olarak bu tesbih kervanına katılırsan, kâinatta uyum olur. Bu kervana katılmazsan, ahenk bozulur. İşte o zaman yeryüzünde, karada ve denizde fesat olur. Oysa insan olarak sana yakışan fesat değil ıslahtır. İsyan değil, itaattir. Küfrân değil, tesbihtir.

Dağlar ve Kıyamet

Kıyamet günü, yeryüzünün en güçlü ve sağlam yapıların yürütülüp toz duman olacağını haber veren ayetler vardır:

Bir gün dağları yürütürüz de yeri dümdüz görürsün. Hiç birini bırakmaksızın diriltip bir araya toplarız.

Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.

Kıyametin koptuğu gün, yeryüzü ve dağlar sarsılır; dağlar, yumuşak kum yığını haline gelir.

O gün dağlar, atılmış renkli yüne benzeyecekler.

Ayetler, Yüce Yaratıcının nelere kâdir olduğunu anlatır. O’dur bu muhteşem dağları yaratan ve yeryüzünün sabit çivileri kılan. Yine O’dur vakti saati gelince, kıyamet günü onları yerlerinden söküp yürüten, dağıtan, un ufak eden. Ayetlerdeki ihtişamı seyreden insan, kendini o güne hazırlamalıdır.

Kâinatın en ihtişamlı yapılarını un ufak eden kudreti düşünmeli ve o kudretin sahibine kul olmalıdır. Dağları yaratan kudret, zamanı gelince onları toz duman haline getiren kudret, insanı da tekrar diriltmeye kadirdir. Evrenin en sağlam yapılarının kıyamet günü bu hale gelmesi, her şey gibi insanın da fani olduğunun bir göstergesidir. Dünya hayatı, hiç kimse için ve hiçbir şey için kalıcı yurt değildir.

Her şey yıkılıyor, tarumar oluyor ve o günün adı kıyamet oluyor. Kıyamet, ayağa kaldırmak demek. Çünkü evren yıkılırken, insanın yaptıkları binalar yıkılırken, insanlar kabirlerinden ayağa kalkıyor. O gün, zulüm ve zulüm düzenleri son bulurken adalet ayağa kalkıyor.

Kıyametin kopmasını ve öldükten sonra dirilişi imkansız gören müşrikler, Peygamberimize kıyamet günü bu sarp ve yalçın dağların ne olacağını soruyorlar. Onlar, dağlara kimsenin güç yetiremeyeceğini sanıyorlar. Oysa onları yoktan var eden ve yeryüzünün sağlam çivileri yapan kudret, onları yok etmeye kadirdir. O gün o koskoca dağlar dümdüz olacak, içleri bomboş kalacak. Onun için ayağa kalkma günüdür kıyamet. Sesler kısılacak, hiç kimse bir şey söylemeye kadir olamayacak. O gün artık yalnızca O’nun dediği olacak. Dünyada iken yüksek dağları ben yarattım havasında kibirlenenler o gün zelil olacak. Artık inkâr, küfür kalmayacak, her şey dümdüz, herkes de İlah3i emre teslim olacak.

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir