Bitmeyen Hak Batıl Mücadelesi
قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمْ الْمُخْلَصِينَ
قَالَ فَالْحَقُّ وَالْحَقَّ أَقُولُ لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنْكَ وَمِمَّنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ أَجْمَعِينَ
İblis: Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım, dedi. Allah: Doğrudur; işte Ben hakikati söylüyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım, dedi.
Hak batıl mücadelesi, ilk insan ve ilk Peygamber Hz. Âdem ile İblis ile birlikte başlamış ve kıyamete kadar kesintisiz devam edecektir. İblis, Yüce Allah’ın secde emrini terk etmiş ve bunda ısrar ederek küfrünü ilan etmişti. Buna karşılık Yüce Allah, onu katından, kendisine bahşetmiş olduğu makam ve konumundan tart etmişti. İblis ise Yüce Yaratıcıdan kendisine fırsat verilmesini istemiş, O da imtihanın gereği olarak bunu kabul etmişti. Yüce Allah’tan söz alan İblis, bütün şeytanlığıyla Hz. Âdem’in zürriyetini saptıracağını açıkça deklare etmiştir. Bunu yaparken de yine yemin billah ederek şöyle demiştir: Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım…
İblis, hiçbir zaman Yüce Allah’ı inkâr etmemiştir. Secde sınavını kaybedip Huzurdan kovulduğunda bile her şeyin O’nda biteceğini çok iyi bildiğinden Rabbim diyerek O’na yalvarmış ve O’ndan kendisine fırsat verilmesini istemiştir. Evet, İblis, bunca azgınlığına rağmen Yüce Allah’ı bütünüyle inkâr etmemiş, O’ndan korktuğunu itiraf etmiştir. Ne hazin ki şeytanî okullarda yetişen münkirler, sonuçta şeytanı da geride bırakarak Yüce Allah’ı inkâr etmişlerdir:
Rabbin meleklere: Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın, demişti. Bunun üzerine, İblisin dışında bütün melekler hemen secde ettiler. O, secde edenlerle beraber olmaktan çekindi.
Allah: Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmaktan seni alıkoyan nedir? dedi.
O: Balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattığın insana secde edemem, dedi.
Öyleyse defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır, dedi.
Rabbim! Beni hiç olmazsa, tekrar dirilecekleri güne kadar ertele, dedi.
Allah: Sen, bilinen gün gelene kadar bırakılanlardansın, dedi.
Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım, dedi.
Allah söyle dedi: Benim gerekli kıldığım dosdoğru yol budur; kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır. Ve Cehennem onların hepsinin toplanacağı yerdir.
Müşrikleri müminlerle savaşa kışkırtan, onları olmadık vaatlerle savaşın eşiğine getirdikten sonra onları yolda bırakan bir şeytandır bu düşman:
Şeytan onlara işlediklerini güzel gösterdi ve ‘Bugün insanlardan sizi yenecek kimse yoktur; doğrusu ben de size yardımcıyım’ dedi. İki ordu karşılaşınca da geri dönüp, ‘Benim sizinle ilgim yok; doğrusu sizin görmediğinizi ben görüyorum ve şüphesiz ben Allah’tan korkuyorum, Allah’ın azabı şiddetlidir’ dedi.
Şeytanın zorda kalınca yaptığı bu itirafları, Rabbim diye yakarışı asla kabul edilmemiş ve o kâfirlerden sayılmıştır: İblis’ten başka bütün melekler secde etmişlerdi. O, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştu.
Karşımızda davasına inanmış, batıl davası uğruna yapmayacağı şey olmayan azılı bir düşman var. Ona karşı biz de hak davamıza gönülden bağlanmalı, azim ve kararlılıkla istikamet üzere olacağımıza, düşmanın oyunlarına gelmeyeceğimize, düşmana geçit vermeyeceğimize ant içmeliyiz. Zaten bizler de söz vermişiz Elest Bezminde Rabbimize. O, bizlere sorduğunda, Ben, sizin Rabbiniz değil miyim diye. Hep birden cevap vermişiz, Elbette Sen bizim Rabbimizsin diye. Zaten O, bizim genlerimize/özümüze/fıtratımıza tevhidi yerleştirmiş. Yine her kelime-i şehadeti getirdiğimizde bu sözümüzü tekrarlıyoruz. O halde, O’nun düşmanı, atamızın düşmanı ve hepimizin düşmanı olan şeytan, attığı yemin doğrultusunda, batıl davası uğruna, gece gündüz durmadan dinlenmeden koşturup dururken; bizim hak davamız uğruna gevşeklik göstermemiz, ihmalkâr davranmamız yakışır mı?
İblis secde sınavını kaybetti, bizse bol secdeli müminler olarak o sınavı başarmak için gayret etmeliyiz. İblis, samimi olmadığı halde Rabbim dedi, bizse bütün kalbimizle Rabbim demeliyiz. İblis, batıl uğruna koşturacağım diye ant içti ve sözünü tuttu. Bizler de hak yolunda boş durmayıp koşturacağımıza ant içmeli ve bu andımızın gereğini yerine getirmeliyiz. Elbette biz, gücümüzü Rabbimizden, şevkimizi O’nun buyruklarından alacağız. Ama ata düşmanımız da bizim bu koşturmamıza ivme kazandıracak. Şairin dediği gibi: Ey düşmanım! Sen benim ifadem ve hızımsın/ Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın!.. Sonuçta bizim yardımcımız, erişilmez kudretin sahibi olan Yüce Allah olacaktır. Yüce Allah ise şeytana yardım etmeyecektir. Gücünü Allah’tan alan kimsenin karşısında ise, şeytanın gücü zayıf kalacak, tezgâhları boşa çıkacaktır.
Öyleyse bu yemin ayetlerinden çıkaracağımız derse odaklanalım:
Yemin eden: Yüce Allah ve insanlığın ezelî ve ebedî düşmanı İblis.
Kendisiyle Yemin Edilen: Yüce Allah’ın izzeti.
Üzerine Yemin Edilen: İnsanları azdırmaya yemin. İblisin yemini böyle olur. Bir taraftan Yüce Allah’ın izzetine yemin, diğer taraftan O’nun yolundan insanları alıkoyacağını söylemesi. Şeytanî çelişki ve tutarsızlık. Ancak şeytandan da tutarlılık beklenmez ki!
Alâka: Varlık âleminde her şey Yüce Allah’ın izni, emri ve yardımı sayesinde olur. O’nun izni ve onayı olmadan yaprak dalından düşmez, kıl yerinden oynamaz. O diledi mi her şey olur, olmazlar bile olur. O’nun gücü ve dilemesi karşısında hiç bir güç, hiçbir kimse ve hiçbir şey duramaz.
Aslında bu şeytanî yemin bize bunları hatırlatıyor. Şeytan iznini, gücünü Yüce Rabden almaya kalkıyor. Hem O’nu tanımıyor, emirlerine baş kaldırıyor, hem de O’ndan yardım dileniyor. Bizim şeytandan farkımız olmalı. Bizler içtenlikle O’na boyun eğmeli, O’na inanıp emirlerine baş koymalı, çatlatırcasına şeytanı secdeli müminler olmalı, samimiyetle O’nun yardımını istemeli, izzeti O’ndan istemeli ve kurtuluşu O’nun dininde aramalı.
Yüce Allah, imtihanın gereği şeytana sadece izin verdi. O’na bağlanan kullarına ise hem fırsat verdi hem yardım vadetti. Çünkü izzet bütünüyle Allah’ın, Rasülünün ve müminlerindir. İzzeti, asıl güç kaynağından alan, O’na sığınıp dayanan gerçek ve gözde müminlere şeytanlar ne yapabilir ki! Elbette şeytanın hileleri boştur, zayıftır. Şeytan onlara va’dediyor, onları kuruntulara düşürüyor, ancak aldatmak için vaatte bulunuyor. Allah: Haydi git! Onlardan sana kim uyarsa bil ki, cehennem hepinizin cezası olur, hem de tam bir ceza, dedi. Sesinle, gücünün yettiğini yerinden oynat, onlara karşı yaya ve atlılarınla haykırarak yürü, onların mallarına ve çocuklarına ortak ol, onlara va’tlerde bulun ama şeytan sadece onları aldatmak için va’deder. Doğrusu Benim mümin kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin olamaz. Rabbin vekil olarak yeter.
İnananlar Allah yolunda savaşırlar, inkâr edenler ise şeytan yolunda harbederler. Şeytanın dostlarıyla savaşın, esasen şeytanın hilesi zayıftır.
İş olup bitince, şeytan: Doğrusu Allah size gerçeği söz vermişti. Ben de size söz verdim ama, sonra caydım; esasen sizi zorlayacak bir nüfuzum yoktu; sadece çağırdım, siz de geldiniz. O halde, beni değil kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Beni Allah’a ortak koşmanızı daha önce kabul etmemiştim; doğrusu zalimlere can yakan bir azap vardır, der.
O halde, karşımızdaki ezelî düşmanı hafife almadan, onun tarihî tecrübeleriyle bize gelebilecek pek çok çeşitli salvolarına karşı uyanık olmalı; karşımızda tecrübeli ve kararlı bir düşman varsa; O’nda büyük Rabbimizin yardımının yanımızda olduğunu düşünmeli ve yılmadan yola devam etmeli. O tecrübeliyse bizim de önümüzde Hz. Âdem atamızdan itibaren devam edegelen bir şeytan ve adamlarıyla mücadele taktiğimiz, tedbirimiz ve birikimimiz var.
Unutmayalım ki ne yaparsa yapsın, ne kadar koşturursa koştursun, ne kadar kibre kapılırsa kapılsın, ne kadar kişiyi yoldan çıkarırsa çıkarsın sonuçta şeytan ve yandaşlarının gideceği yer cehennemdir. Eninde sonunda ise kazananlar ise Allah taraftarı müminler olacaktır: Şeytan onların başlarına dikilip Allah’ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın taraftarlarıdır. İyi bilin; şeytanın taraftarları elbette hüsrandadırlar. Şeytan şüphesiz sizin düşmanınızdır; siz de onu düşman tutun; o, kendi taraftarlarını, çılgın alevli cehennem yaranı olmaya çağırır. İşte bunlar da Allah’tan yana olanlardır. İyi bilin ki, kurtuluşa erecek olanlar, Allah’tan yana olanlardır.
