12 – Kur’ân’ın Toplumu İnşa ve İhyâ Etmesi
İnsan, sosyal bir varlıktır. Yüce Yaratıcının insan için seçip gönderdiği din de sosyaldir. Din, bireyin gönül, beyin, söylem ve eylem dünyasını inşa ettikten sonra toplumun temeli olan aile kurumunu en sağlam temeller üzerine inşa eder, ama dinin görevi burada bitmez. Zira din, bireyin içerisinde, bireysel hayatında kalmadığı gibi; aile yuvası içerisinde kalmaz, topluma taşar. Küçük bir sosyal yapı olan ailede, büyük toplumu inşa etmenin alıştırması yapılır adeta.
Evet, Kur’ân adamı bencil değildir, Kur’ân sistemi bireysel de değildir. O, kendini kurtardığı gibi, çevresini de kurtarmaya çalışır. Kendisini inşa ve ihya ettiği gibi, çevresindekileri de inşa ve ihya eder. Çünkü Kur’ân’ın ilkeleri cemaatle birlikte yaşanır. Kur’ân’ın dini dünyada cemaatle yaşanır, ona göre Ahirette hesap bireyseldir. Bu yüzden Kur’ân’ın hedefi, yetiştirdiği bireylerle, kurduğu ailelerle, ideal İslam toplumunu kurmaktır. Bunun için tüm insanlığa hitaben gelmiş olan Kur’ân’ın çoğu hitapları Ey insanlar, ey iman edenler şeklinde çoğuldur.
“Allah’ın ipine/Kur’ân’a toptan sımsıkı sarılın..”
“İçinizden hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülüklerden sakındıran bir topluluk olsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.”
“Siz, insanlık için seçilip çıkarılan en hayırlı toplumsunuz..”
