34 – Atamızın Cennet Hatırası: Tesettür
Örtünme anlamına gelen tesettür, dinin kadın erkek her müslümana emrettiği bir farzdır. Genelde tesettür deyince kadınlar ön plana çıkar ve yalnızca kadınların örtünmesi gereği üzerine durulur. Oysa örtünme kadın erkek herkese farzdır. Evet, tesettürün sınırları konusunda kadın erkek arasında bazı farklar vardır. Ama erkekler de örtünmek zorundadır, onlar için de çıplaklık haramdır.
Kur’ân-ı Kerim’de giyinmenin insanî bir meziyet ve giyinme ihtiyacını karşılayan şeylerin nimet oluşunu hatırlatan ayet de ey kadınlar diye değil, ey Âdemoğulları diye başlar:
Ey Âdemoğulları, size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Takva giysisi, en iyisidir. İşte bunlar, Allah’ın ayetlerindendir, belki düşünüp öğüt alırlar.
Yine kitabımızda yer alan Ey âdemoğulları, her mescide çıktığınızda zinetlerinizi alınız ayeti, Âdemoğullarından güzel güzel giyinmelerini ister. Zira bu ayet, kadın erkek Ka’be’yi çıplak tavaf eden ve bunu bir meziyet olarak gören Mekke müşriklerine bir reddiye olarak gelmiştir.
Yasağı çiğnedikten sonra cennetten çıkarılırken hem Âdem’in ve hem Havva’nın üzerindeki cennet elbiseleri çıkarılmış ve her ikisi de utanarak ağaç yapraklarıyla örtünmeye çalışmışlardır. Böylece şeytan onların yanılmalarını sağladı. Ağaçtan meyve tattıklarında kendilerine ayıp yerleri göründü, cennet yapraklarından oralarına örtmeye koyuldular. Rableri onlara, “Ben sizi o ağaçtan menetmemiş miydim, şeytanın size apaçık bir düşman olduğunu söylememiş miydim” diye seslendi.
Atalarının cennet elbiselerini/üniformalarını kaybedip zor duruma düşmelerini hatırlatan Yüce Rabbimiz, evlatlarını şöyle uyarmaktadır:
Ey Âdemoğulları, şeytan, ana babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de şaşırtıp bir belâya düşürmesin! Çünkü o ve kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz şeytanları, inanmayanların dostları yaptık.
Demek ki insanı çıplaklaştırma şeytanın emelidir ve şeytan pek çok arzusuna insanı soyarak yahut onu kendi arzuları doğrultusunda giydirerek (!) ulaşmaktadır. Bu, ilk insanın hayatında da böyledir, onun evlatları için de değişmemiştir. Şeytan için giyim kuşam konusu Âdem’in evlatlarını kaydırma, azdırma alanı olmaya devam etmiştir. Günümüzde de giyim kuşam konusu, şeytanın en fazla at koşturduğu ve insanların en fazla savruldukları bir alan olmuştur.
İlk insanın eşiyle beraber yaşadığı bu ibretlik olaydan anlıyoruz ki örtünme, Hz. Âdem ve Hz Havva’nın cennette yaşadığı ve cennetten kovulup elbisesiz kaldıktan sonra da şiddetle istedikleri insanî bir ihtiyaç ve değerdir. Dünyada kendilerinden başka hiç kimse olmadığı halde Âdem atamız ve Havva anamız, örtünmek için çırpınmışlardır. Çünkü giyinmek onlar için ve evlatları için insanî bir erdemdir, edeptir, zinettir/süstür, cennet hatırasıdır.
Bu hatırlatmalardan sonra Müslüman bir hanımın örtünmesinde gözetmesi gereken şu maddeler üzerinde kısaca duralım:
Muteber bir tesettür için kadın şunlara dikkat etmelidir:
Adı ve şekli ne olursa olsun kadının giydiği elbise el-yüz ve ayaklarının dışında bütün vücudunu örtmelidir.
Elbise vücut hatlarını belli etmemelidir.
Altını gösterecek şekilde çok ince olmamalıdır.
Karşı cinsi cezp edici özellikte olmamalıdır.
Erkek giysisine benzememelidir.
Aslında sayılan bu maddeler, erkekler için de geçerlidir. Şöyle ki erkeğin giydiği elbise de, örtünmesi gereken yerleri örtmelidir, vücut hatlarını belli etmemelidir, altını gösterecek şekilde çok ince olmamalıdır, karşı cinsi tahrik edici özellikte olmamalıdır, kadınların giysilerine benzememelidir. Kadın olsun erkek olsun müslümanın giyim kuşamı ile ilgili belirtilen bu maddeler, aslında İslamî giyim kuşamın özgünlüğünü de ortaya koymaktadır.
Namazın dışındaki farzlardan biri olan setr-i avret/avret sayılan mahallin örtünmesi kadın erkek her mümin için farzdır. Elbette namazda asgarî örtünecek yerler, kadın ve erkeklere göre farklıdır, bu farklılık da cinslerin fiziksel durumlarından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla setr-i avret şartını yerine getirmeyen kadının da erkeğin de namazı olmaz.
Hac ibadetinde, dünyevî giysilerden sıyrılma ve kendine bir kısım şeyleri haram kılma demek olan ihram ruknü yerine getirilirken kadınlar normal elbiseleriyle ihrama girerken; erkekler de tamamen soyunmamakta ve iki peştamalla vücutlarını örtmektedirler. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, tavafta çıplaklığı dinî bir gerekmiş gibi türeten müşrikler kınanmış ve benzer yanılgıya düşmemeleri için Müslümanlar uyarılmıştır.
Durum böyle iken ne hikmetse tesettür denince öncelikle kadınlar akla gelir, hep kadınların örtünmesi üzerinde durulur da erkeklerin örtünmesi pek gündeme getirilmez. Tesettürün yalnızca kadınlara yönelik bir emir olduğu izlenimi verilir. Hâlbuki örtünme insanî bir tutku, ihtiyaç ve kadın erkek herkese farzdır. Nitekim cinsler arasındaki ilişkileri düzenleyen ayetlerde önce erkeklere, daha sonra kadınlara hitap edilerek şöyle buyurulur:
İnanan erkeklere söyle: Bakışlarını kıssınlar, ırzlarını korusunlar. Bu, onlar için daha temizdir. Şüphesiz Allah, onların her yaptıklarını haber almaktadır.
İnanan kadınlara da söyle: Bakışlarını kıssınlar, ırzlarını korusunlar. Süslerini göstermesinler. Ancak kendiliğinden görünenler hariç… Ey müminler, topluca Allah’a tevbe edin ki felâha eresiniz.
Nitekim Peygamberimiz de öncelikle erkeklere hitap ederek şöyle buyurmuştur: Yollarda oturmaktan mümkün mertebe kaçının. İşi icabı yollarda oturmak durumunda olanlar da yolun hakkını versin. Yolun hakkı gözü harama bakmaktan korumak, eziyet veren şeyleri ortadan kaldırmak, selamlaşmak, bir de iyiliği emredip kötülüklere engel olmaktır.
Bana şu altı şeyi garanti edin, ben de size cenneti garanti edeyim: Yalan söylemeyin, emanete hıyanet etmeyin, sözünüzden caymayın, gözlerinizi harama bakmaktan koruyun, ellerinizi kötülüklerden alıkoyun ve namuslarınızı muhafaza edin.
Hz. Ali’ye hitap ederek şöyle buyurmuştur: Ey Ali, yabancı bir kadına peşpeşe bakıp durma. Zira zaruri olan ilk bakış sana helaldir, ancak sonraki değil!
Ayetin son cümlesi Ey müminler, topluca Allah’a tevbe edin ki felâha eresiniz de oldukça dikkat çekicidir. Kadın erkek ey müminler, hepiniz Allah’a tevbe ediniz. Yapmanız gerekip de yapmadıklarınız konusunda, eksik yahut yanlış yaptıklarız konusunda O’ndan af dileyiniz ki dünya ve ahirette kurtuluşa eresiniz. Demek ki kurtuluş, kadın erkek herkesin Allah’a dönmesi ile mümkün olacaktır. Kurtuluş için, toplumu oluşturan cinslerden birinin kurallara uyması yetmemektedir. Her iki cins de bu konuda da birbirlerine destek olmalı, birbirlerini tamamlamalıdır.
Aynı şekilde İslam tesettür denilince rastgele bir giyim kuşam anlaşılmamalı, müslümana yakışan bir giyim kuşam tarzı anlaşılmalıdır. Erkek ve kadınlar için baş giysisi (sarık-takke-şapka, başörtüsü vb) tarih boyunca ideolojik sistemlerin dayattığı bir konu olmuştur. Hal böyle iken hayat dini olan İslam’ın giyim kuşam tarzının, İslamî bir şiar olması yadırganmamalıdır.
Tekrar etmemiz gerekirse, sınırları farklı olsa da insanî bir gereksinim olan örtünme kadınlara da farzdır, erkeklere de! Kadın olsun erkek olsun taraflar, harama bakmama konusunda uyarılmıştır. Elbette cinslerin helali olmayanlara şehvet nazarıyla bakması haramdır. Ancak kişilerin, insanları harama baktıracak şekilde açık saçık giyinmesi/çıplaklaşması da haramdır.
İslam toplumu, sosyal yaşantısı ile kendine özgün tarzı olan bir toplumdur. Giyim kuşam konusunda da bu böyledir. Müslümanlar, başkalarını körü körüne taklit eden değil, özgünlükleriyle izlenen kimseler olmalıdır. Dolayısıyla müminler, günü birlik değişen ve rantiyenin güdümünde olan modanın esiri olan kişiliksiz kimseler değildir. Onlar asırlardır insanlığa medeniyet örnekleri sunan izzetli toplum olarak her konuda olduğu gibi, bu konuda da kendi özgün örnekliklerini sunan kimseler olmalıdırlar. Bu örnekliklerini sunarken de dinî hassasiyetlerine özen göstermelidirler. Kadın olsun erkek olsun inanan insanlar, ne için ve kim için giyinip kuşandıklarını bilmelidirler.
Madem ki tesettür Allah’ın emri, o halde öncelikle O’nun emrini yerine getirerek O’nun rızasını kazanmayı öncelemelidirler. Giyim kuşamda yegane gaye, birilerine şirin görünmek, karşı cinsin dikkatini çekmek, aklını çelmek olmamalıdır. Allah’ın emrini yerine getirmek, insan için ibadettir. Her ibadet gibi, bu ibadetin de hakkıyla ifası için bir kısım kurallar vardır. O kuralları da din belirlemiştir. Buna göre hiç kimse kendini tatmin eden şekliyle herhangi bir ibadeti yerine getiremez. Ancak dinin sahibinin kuralları doğrultusunda o ibadet yerine getirilebilir.
O halde giyinip kuşananlar, örtünenler, tesettür emrini yerine getirdiğini düşünenler bu hatırlatmalar ışığında kendilerini bir kez daha gözden geçirmelidirler.
7 A’râf 26.
7 A’râf 31.
Bkz. İbn Kesîr, Tefsîr, II, 210.
7 A’râf 22. Ayrıca bkz. 20 Tahâ 121..
7 A’râf 27.
24 Nûr 30-31.
Bkz. İbn Kesîr,Tefsîr, III, 281-282.
