Ayet: Aile Ayeti
Kaynaşmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun ayetlerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır.
İnsanlığın hayatı cennette aile ile başlamıştır. Hz. Âdem, cennette eşi ile birlikte yaşadı. Onlar, insanlığın ilk çekirdek ailesi olarak cennet nimetlerinden istifade etmişler, yasağı birlikte çiğnemişler, sonunda birlikte dünyaya indirilmişler, birlikte tevbe etmişler ve tevbeleri birlikte kabul edilmiştir. Onların dünya hayatı aile olarak devam etmiştir.
Aile hayatı, cennette de devam edecek olan bir kurumdur. Cennette kurulan ve cennette de devam edecek olan bir kurum. Konuyla ilgili olarak Kur’ân’da şöyle buyrulur:
O yurt Adn cennetleridir; oraya babalarından, eşlerinden ve çocuklarından sâlih olanlarla beraber girecekler, melekler de her kapıdan onların yanına varacaklardır. Onlar ve eşleri, cennette gölgeler altında tahtlara kurulurlar. Ey ayetlerimize inanan ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur. Sizler üzülmeyeceksiniz de. Siz ve eşleriniz, ağırlanmış olarak cennete giriniz!
Yüce Allah’ın bir ayeti olan aile, Kur’ân ilkelerine göre Allah’ın emri ve Peygamberin kavliyle kurulur. Aile bu sağlam temelle kurulur ve bu ilkelere göre varlığını sürdürürse, aile hayatı cennet olur. Cennet huzur ve mutluluk diyarıdır. Bu ilkelere göre varlığını sürdüren aile de huzur ve mutluluk yuvası olur. Bugün kimi aile yuvaları adeta birer zindana ve cehenneme dönüyorsa bunun sebebi, o ailelerin sağlam temele dayanmayışı yahut bu ilke doğrultusunda varlığına sürdüremeyişidir.
Peygamberimiz, nikâhı mescidlerde ilan ediniz buyurmuştur. Bu hem nikâhın ilanı içindir, hem de nikâhın ibadet ruhuyla islamî usullere uygun olarak kıyılması içindir. Çünkü mescidler, müminlerin mümince yaşam tatbikatı yapmak için buluştukları merkezlerdir.
Kur’ân, yüze yakın ayetinde ailenin nasıl ve kimlerle kurulacağını, aile hayatının huzurlu bir şekilde nasıl sürdürüleceğini, problemler zuhur ettiğinde nasıl çözülüp üstesinden gelineceğini bize öğretir. Ve nihayet aile, sürdürülemez hale gelirse, sorunların çözümü için tüm çareler tükenirse, ailenin kardeşlik hukukuna göre sonlandırılması için ilkeler belirler. Pek çok ayet talak/boşa(n)ma üzerinde durur. Kur’ân’a göre boşama ile, hısımlar hasım olmadan yollarına devam ederler. Zira karı koca birbirinden ayrılmış olsalar da mahremiyetler-hısımlıklar devam eder. Sözgelimi erkeğin kayınvalidesi yahut kadının kayınpederi ile evlenmesi, boşanma gerçekleştikten sonra da haram olmaya devam eder. Yıkılan ailenin çocukları varsa, kadın erkek onların anne babası olmaya devam ederler.
Aile bir ayettir. Ona saygı duyulmalı, saygınlığı korunmalıdır. Nasıl ki bir ayet ayaklar altına alınamazsa, aile de yerlerde süründürülmemelidir. Ailenin saygınlığını koruma konusunda nikâh merasimine hazır olan şahitlerden, iki tarafın tüm akrabalarına görevler düşmektedir. Elbette asıl görev ailenin temelini oluşturan karı kocanındır. Ancak, onlar sorunları içerisinde diğer akrabalar tarafından yalnız bırakılmamalıdır.
Aile bir ayettir. Her ayet gibi o da okunmalı, üzerinde derin düşünmeli ve ondaki hikmetler fark edilip korunmalıdır. Aile hukuku ile ilgili Yüce Allah’ın koyduğu ölçülerdeki hikmetler görülmeli ve o hikmetler doğrultusunda hareket edilmelidir. Yüce Rabbimiz, kadın erkek ilişkilerinde belli ölçüler koymuştur. Aile bu ölçülerle kurulur ve onlarla varlığını sürdürür. Kadın erkeğin yalnız başlarına bir arada bulunmasını, birbirine bakmasını bile yasaklayan Rabbimiz, karı koca olduklarında onların her bakımdan birbirlerinden istifade etmesine izin vermiştir. Meşru olmayan beraberlik olan zinayı yasaklayan dinimiz, karı kocanın birlikteliğini ibadet saymıştır.
Hayat Kitabımız Kur’ân, kimlerle evlenebileceğine dair ayetlerle doludur. Buna göre, Müslüman bir kadın ancak Müslüman bir erkekle evlenebilir. Müslüman bir erkek de ancak Müslüman bir kadınla evlenebilir. İhtiyaç olursa Müslüman bir erkek, Kitap Ehline mensup bir kadınla evlenebilir. Kur’ân’ın, sizin için adalete/doğru yoldan sapmamanıza en uygun olandır diye nitelediği tek eşlilik tavsiye edilendir. Erkeklerin birden fazla kadınla evlenmesi, ihtiyaç duyulduğunda ve şartlar oluştuğunda baş vurulan ilahî bir ruhsattır.
Nikâh bir ibadettir, bu ibadetin öncesinde ve sonrasında yerine getirilmesi gereken şartlar, erkân ve âdâp vardır. Bunları belirleyen nefislerimiz ve çevre olamaz. Bunları Dinin koyucusu/Allah ve Rasülü belirler.
Evlilik, yalnızca karı koca (iki kişi) arasında kurulan bir birliktelik değildir. Mutluluğu, onlardan başka pek çok insanı (çocuklar, anne babalar ve diğer akrabalar) mutlu eden, mutsuzluğu da onlardan başka pek çok insanı mutsuz eden bir kurumdur.
Nikâh öncesi fertler ilmen, bedenen, zihnen evliliğe hazırlanmalı, sorumluluklarını öğrenmeli ve onları yerine getirmeye hazır olmalıdır. Onun için bazıları için evlenme farz olurken, bazıları için haram bile olabilmektedir. Sözgelimi şartları oluştuğu halde evlenmediği için zinaya/fuhşa düşme ihtimali olan kimseye evlenme farzdır. Evlendiği zaman taşıdığı hastalık mikrobunu eşine bulaştıracak olan yahut eşine zulmedecek olan kimsenin evlenmesi helal değildir. Nikâhtan sonra da aile hayatı Allah ve Rasülünün ölçüleri doğrultusunda devam etmelidir. Herhangi bir sorunla karşılaşıldığında yine bu ölçüler çerçevesinde çözümler aranmalıdır.
Aile içerisinde karı koca ve diğer bireyler, dini yaşamada birbirlerine yardımcı olan, bu konuda birbirlerini tamamlayan kişilerdir. Onlar birbirlerine dinî hükümleri hatırlatırlar ve bu hükümlerin hayata geçirilmesinde birbirlerine yardımcı olurlar. Aile bireyleri, birbirlerinin günahlarına seyirci kalamazlar, duyarsız olamazlar. Ailede herkes birbirinden ve birbirine karşı sorumludur. Bu konuda Rabbimizin uyarısı açıktır: Ey inananlar, kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan tarifsiz bir ateşten koruyun.
Yazımızın başına aldığımız ayette şu hususlar dikkatlerimizi çekmektedir:
Aile Yüce Rabbimizin ayetlerinden bir ayettir. Bu ayet iki temel üzere kurulur ve bu iki temelle varlığını sürdürür. Meveddet/sevgi ve rahmet, kadın ve erkeği birlikte tutan iki cazibe sebebidir. Meveddet, eşler arasındaki sevgi; rahmet gönül meyvesi çocuktur. Kâinatın cazibe yasası ile ayakta durduğu gibi, aile yuvası da bu iki cazibe ile ayakta durur. Ailede cinsellikle ilgili olan meveddet azalsa bile, merhamet hiç azalmaz, tam tersine rahmet artar/artmalıdır. Aile bireyleri yaşlandıkça birbirlerine daha fazla merhamet ederler. Mevedde ve merhametin kaynağı el-Vedûd ve er-Rahman olan Yüce Allah’tır. O’nunla irtibatlı olan, sevgi ve merhamet dolar. O’ndan uzak olan ise, sevgi ve merhametten yoksun kalır.
Aile gücünü O’ndan alır, O’nun ölçülerine uymakta bulur. Cenab-ı Hakkın dininde her hak sahibine hakkı verilir. Yüce Allah, asla kullarına haksızlık etmez. Aile fertleri sorumluluklarını bilmeli ve yerine getirmelidir. Her fert kendi vazifesini yerine getirirse, diğerinin hakkını ödemiş olur. Kadın sorumluluklarını yerine getirirse koca hakkını almış olur; koca sorumluluklarını yerine getirirse kadın hakkını almış olur. Sorumluluğunu yerine getirmeyen başkasının hakkını gasp etmiş olur. Onun için İslam ailesi, sorumluluk temeli üzere kurulur. Ailede fertlere düşen öncelikle sorumluluklarını yerine getirmektir. Haklar, sorumlulukların yerine getirilmesiyle hak edilir.
Karı koca, birbirlerine yâd yabancı iken, Allah’ın izni ile yâr ve akraba olurlar. Ömürlerinin en çok, en güzel günlerini birlikte geçirirler. Aralarında ülfet, ünsiyet, şefkat ve merhamet oluşur. Onların yakınlık ve dostlukları diğer dost ve yakınların dostluğundan çok farklı ve özgündür. İnsan anne babasına yakın olduğundan daha fazla eşine yakın olur ve onunla beraber olur.
Aile de karı koca birbirine emanettir. Ailede koca için karısı, her şeyden önce Din kardeşidir, aralarında kardeşlik hukuku vardır. Onun akrabası olmuştur, akrabalık hukuku vardır. Evinin misafiridir, misafir hukuku vardır. Yakın komşusudur, komşuluk hukuku vardır. Kadın anne babasını bırakıp geldiği için öksüz-yetim konumundadır, yetim hakkı vardır. Eşler birbirlerine böyle bakmalı, böyle görmelidirler.
Karı koca ailede birbiriyle manen ve madden huzur bulur. Bu, birbirlerine güvenip dayanmaları, birbirlerine anlayış, sevgi ve merhametle yaklaşmaları, birlerini hoş görmeleri ve affetmeleri, sürur ve hüzünlerini paylaşmaları ile gerçekleşecektir.
Kısaca ibadet temeli üzere Allah’ın emri, Peygamberin kavliyle kurulan aile bir ayettir. Ayet olarak görülmeli, tefekkürle okunmalı, nefis ve harici ins-cin şer odaklarından gelebilecek tehlikelere karşı saygınlığı korunmalıdır. Bunun için de karı koca başta olmak üzere herkes üzerine düşeni yerine getirmelidir.
