İlk ve Son Emir

İlk emir: Yaradan Rabbin adıyla oku!

Efendimize, peygamberlik görevi ilk emirle verildi. Oku, yaradan Rabbinin adıyla oku! Bu ilahî emri alan Peygamberimiz, vahiy meleğinin rehberliğinde okumaya başladı. Hayatı boyunca okudu. Namazlarda okudu, sohbetlerinde okudu, davetlerinde okudu. Gece kalkışlarında okudu, gündüz koşturmalarında okudu. Ömrünün son günlerine, son anlarına kadar okudu. Çünkü okumakla emrolunmuştu O. Yaradan Rabbinin adıyla okudu, hep O’nunla irtibatlı okudu. Okumaları onu, hep O’na yaklaştırdı.

Ona, onun şahsında hepimize oku emri ikra’ kalıbıyla geldi. Sonra ütlü kalıbıyla, sonra rattil kalıbıyla geldi. Üç kalıp da oku anlamına geliyordu. Ama ikra’ kalıbı daha çok anlayarak anlamayarak her türlü okumayı kapsıyordu. Ütlü kalıbında anlamı öne çıkaran okuma vardı. Rattil kalıbında hem düzgün okuma, hem anlayarak, hem de yaşayarak okuma vardı. Allah Rasülü hem okuyordu, hem anlıyordu, hem de yaşıyordu. Bize düşen de her üçünü birden gerçekleştiren bir okumaydı. Kıraat, tilavet ve tertîl üzere okuma emriydi.

Yaratan Rabbinin adıyla oku/ikra’! O, insanı alakdan yarattı. Oku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir.

Rabbinin Kitabından sana vahyolunanı oku/ütlü; O’nun sözlerini değiştirecek yoktur. O’ndan başka bir sığınılacak da bulamazsın.

Kitaptan sana vahyolunanı oku/ütlü; namaz kıl; muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve fenalıktan alıkoyar; Allah’ı anmak en büyük şeydir! Allah yaptıklarınızı bilir.

Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku/rattil.

Din okuma emri ile başlamış, okuma emri üzerine kurulmuştu. Çünkü bu din ilim temelli bir dindi. Neye nasıl inanacağını bilmeyen, doğru bir imana sahip olamazdı. Kime nasıl kulluk edeceğini bilmeyen, gerçek ibadetin adamı olamazdı. Neyi, ne kadar zamanda ve miktarda, kimlere vereceğini bilmeyen yardımlaşmanın güzel örneklerini ortaya koyamazdı. Onun için önce okumak gerekti. Okumada devamlı olmak gerekti. Müminin okuma ameliyesi beşikten mezara kadar sürmeliydi. Çünkü mümin, cennet yolcusu idi. İlim yolu ise cennet yoluydu. İlim yolunda ilerleyen, cennet yolunda ilerlerdi. Ama ilim öğrenmekteki asıl amaç ise sadece malumat sahibi olmak değil, Rabbin Rızasına mazhar olmaktı. Bu ise öğrendiği doğru bilgilerle amel etmekle mümkündü. İlmiyle amel etmeyenin üstünde öğrendikleri bir yüktü. İlmiyle âmil olmak ise gerçek büyüklüktü. Elbette bilenler, bilmeyenlerle bir olmayacaktı. Zira ilmiyle âmil olana Yüce Allah, bilmediklerini öğretecekti. Ona bilmediklerini öğreneceği yeni kapılar açacak, yeni fırsatlar lutfedecekti.

Son emir: Kitabını oku!

Kitabını oku, bugün, hesap görücü olarak sen kendine yetersin.

Şu sınav dünyasında Yüce Yaratıcının takdir ettiği sürece yaşayacağız ve belirlenen vakit tamam olunca öleceğiz. Ölmek yok olup gitmek değildir, bir gün gelecek dirileceğiz ve hesap için Rabbin huzuruna dizileceğiz. İşte o hesap gününde bir emir daha gelecek, tıpkı ilk emir gibi, her birimize yöneltilecek bu emir de Oku, kitabını oku emri olacak.

Okumamız istenen bu kitap, kendi amel defterimiz, kendi kitabımız. Onu biz yazmadık ama bize nispet edildi. Çünkü o amel defterlerini, görevli saygın melekler yazdı. Biz söyledik onlar yazdı, biz eyledik onlar yazdı, sonuçta o kitapların yazarı biz olduk. Ve kendi kitaplarımızı okuyacağız o gün. O kitaplardaki kayıtlara göre sonumuz belirlenecek, o kitapların satır aralarında sonumuzu göreceğiz, cennetlik mi yoksa cehennemlik mi olduğumuzu bileceğiz. Hesabımızı görmek üzere o kitaplar yetecek bize, söyleyecek hiçbir mazeretimiz kalmayacak Rabbimize. Ne bir eksik, ne bir fazla. Büyük küçük ne varsa, hepsi hazır olacak o kitaplarda.

Bir gün bütün insanları önderleriyle beraber çağırırız. O gün kitabı sağından verilenler, işte onlar kitaplarını okurlar. Onlara kıl kadar haksızlık edilmez.

Kimilerine sol ve arka taraflarından verilecek kitapları. Onlar cehennemliklerdir. Kitaplarını kimseye göstermek istemeyecektir onlar. Çünkü kitapları, yüz karasıdır onlar için. Kimilerine ise amel defterleri ön ve sağ tarafından verilecektir. Onlar cennetliklerdir. Kitapları, onlar için göz aydınlığıdır, yüz ağartan kitaplardır. Onun için onlar kitaplarını herkese göstermek ve okutmak isteyeceklerdir.

Kitabın ilk emrini yerine getiren ve o emir doğrultusunda hareket edenler, o gün son emri de yüz akıyla yerine getirecek olanlardır. Kitabın ilk emrini duymazdan gelip umursamayanlar için ise son emir, ahiret hayatlarını zindana çevirecek ve onları cehenneme devirecek emirdir.

Amel defteri ortaya konunca, suçluların, onda yazılı olanlardan korktuklarını görürsün, Vah bize, eyvah bize! Bu kitap nasıl olmuş da küçük büyük bir şey bırakmadan hepsini saymış, derler. İşlediklerini hazır bulurlar. Rabbin kimseye haksızlık etmez.

Kitabı sağından verilen «Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum» der.

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: «Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı» der.

Gelmesinde hiç şüphe olmayan o güne yüz akıyla çıkmak için ilk emir doğrultusunda okumalı ve okuyup öğrendiklerimizin gereğini yerine getirmeliyiz. Unutmayalım ki üzerimizdeki en büyük emir sahibi Yüce Allah’tır. Bilin ki yaratma da emir de O’nundur. Âlemlerin Rabbi olan Allah Yüce’dir.

Emir ferman O’nundur, bizler de O’nun emrine amade kullarıyız. O’nun emirleri bizim hep hayrımızadır. Hem dünyada hem ahirette yararımızadır. Başkalarının emir eri olmamak için, öncelikle O’nun emirlerine uymalıyız. Başkalarının istek ve emirlerini ise, O’nun emir ve isteklerine uygunsa yerine getirmeliyiz. Zira Allah’a isyan konusunda hiç kimseye itaat yoktur. İtaat ancak hakta ve hayırda/maruftadır.

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir