Karanlığa, Aydınlığa ve Yüce Yaratıcıya Gündüze And Olsun Ki!

AMELLERİNİZ DE SONUÇLARI DA FARKLI FARKLIDIR!

وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى وَالنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّى وَمَا خَلَقَ الذَّكَرَ وَالْأُنْثَى إِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتَّى

Kararıp ortalığı bürüdüğü zaman geceye and olsun. Açılıp aydınlattığı zaman gündüze and olsun. Erkeği ve dişiyi yaratana/yaratışına and olsun ki: Doğrusu sizin çalışmalarınız çeşitlidir.

Gece ve gündüz, insanın say ü gayret zamanı. İnsan, genellikle gündüz çalışır, koşturur, gece de dinlenir. Gece istirahati olmazsa, gündüz koşturamaz. Bunun için gece de gündüz kadar önemli ve gereklidir. Geceleyin çalışıp gündüz istirahat edenler de vardır. Gece de yolculuklar sürer. Pek çok insan ve canlı uyurken, geceleri uyanık olan pek çok varlık vardır. Sözgelimi geceleyin yeryüzünde pek çok varlık uyurken, göklerde hareketlilik yoğun bir şekilde kendini gösterir. Bir güneş batmıştır, ama sayısız yıldız ve ay hareket halinde gökyüzünü süslemektedir. Yeryüzünde de benzeri durumlar söz konusudur.

Güneşin batışıyla başlayıp doğuşuna kadar süren gecenin her bir dilimi, ayrı özellik ve güzelliktedir. Akşam, yatsı, gece, gece yarısı, gece sonu, fecr, şafak ve gündüz… Alaca karanlıkla başlayan gecenin her saatinin karanlık tonları farklıdır. Gündüz de öyledir. Fecri, şafağı, sabahı, kuşluğu, öğlesi, ikindisi, akşamı ile her biri ayrı bir güzelliktedir. Gece ayeti en başta ay ve yıldızlardır, ama gecenin kendisi de ayettir. Gündüz ayeti en başta güneştir, ama gündüzün kendisi de ayettir.

Yüce Rabbimiz, bütün anları ve halleriyle gece ve gündüze yemin ediyor. Ama özellikle iyice kararıp her şeyi kuşattığı andaki geceye… İyice aydınlanıp her yerde ve her şartta kendini gösteren gündüze yemin ediyor.

Gece için muzari kalıp, gündüz için mazi kalıp kullanıyor. Çünkü gece, aşama aşama gerçekleşiyor ve onda bir devamlılık söz konusudur. Gündüz ise güneşin doğuşuyla birlikte birden geliveriyor, her şey bir anda olup bitiyor, ortalık aydınlanıveriyor. Öte yandan bu anlatımla güneşin doğuşuyla karanlıkların yerini aydınlığa bıraktığı gibi, vahyin gelişiyle birlikte cahiliyye karanlıklarının son bulduğuna da işaret edilmiştir. İnsanlığın hayatında tevhid aydınlığı asıl ve öncedir; cahiliye karanlığı sonradır. İnsanlar, fıtratlarında var olan tevhiidden cahiliye karanlığına aşama aşama düşerler. Vahyin aydınlığı ise net ve güçlüdür. Güneş gibi doğar doğmaz her yanı aydınlatır.

Gece-gündüz dünya ve semadaki varlıkların hareketliliği ile oluşuyor. Maddi dünyadaki bu hareketlilik ve oluşumlar, manevî dünyadaki hareketlilik ve oluşumların aynası mesabesindedir. Gece ve karanlık, vahiyden uzak cahiliye hayatı ve şirk-küfür-nifak karanlıklarında işlenen günahlara karşılık. Gündüz ve aydınlık ise vahyin gelişi ve iman-İslam nurunda işlenen sâlih amellere karşılık.

Ardından her varlığı çifter çifter yaratana yahut yaratma gerçeğine yemin geliyor. Erkeği ve dişiyi yaratana/yaratışına and olsun Zira Yüce Rabbimizin şanı yücedir. O’nun Hallâk sıfatının tecellisi olarak enva i çeşit varlığı yaratması da muhteşemdir. O hem gece ve gündüzün Rabbidir, hem de gece ve gündüzde koşturan varlıkların Rabbidir. İnsan, cin, hayvanlar, bitkiler ve cansız varlıklarda var olan çifter çifter oluş, dişili ve erkekli var oluşa karşılık gece ve gündüz. İşte bu yüzden gece ve gündüze yemini erkeği ve dişiyi yaratana yemin izliyor. Zira erkek ve dişiyi yaratana yeminle, tüm varlıklarda var olan ilahî yasaya işaret ediliyor.

Yerin yetiştirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmediklerinden çift çift yaratan Allah yüceler yücesidir.

Göklerin ve yerin Yaratanı, size içinizden eşler, çift çift hayvanlar var etmiştir. Bu suretle, çoğalmanızı sağlamıştır. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, işitendir, görendir.

İbret alasınız diye her şeyi çift çift yaratmışızdır.

Gece ve gündüzün birbirini tamamlaması gibi, erkek ve kadın da birbirini tamamlıyor. Varlık dünyasındaki hayat er ve dişi çiftlerle devam ediyor. Bu insan, hayvanlar da böyle olduğu gibi, bitkilerde ve cansız dediğimiz varlıklarda da böyledir. Maddenin özü olan atom çekirdeğinin etrafında dönüp duran nötron proton, eksi ve artı kutuplar benzer şekilde birbirini tamamlayarak varlıklarını sürdürmektedirler. Atom çekirdeğindeki çiftlilik, son yıllarda keşfedilmiştir. Kur’ân bu gerçeği asırlar önce haber vermiştir.

Doğrusu sizin çalışmalarınız çeşitlidir. Gece ve gündüz, aydınlık ve karanlık farkı gibi varlıkların ve özellikle insanların koşturmaları sonucu yaptıkları da farklılaşıyor. Burada önemli olan kadın olmak yahut erkek olmak değil, kadın olsun erkek olsun insanın yaptıklarının iyi ya da kötü olmasıdır. Zira kadın yahut erkek olarak yaratılmak Yüce Allah’ın belirlediği bir durumdur. Amellerini ise insan kendisi tayin eder. Onun için insanın iradesi dışında sahip olduğu şeyler tek başına övgü yahut yergi sebebi değildir. Ama insanın iradesiyle işlediği ameller övgü ve yergi, ödül ve ceza sebebidir.

Karanlık geceler gibi küfür, inkâr, şirk, nifak ve günah koşturmaları… Karanlığın tonları gibi farklı farklıdır. Öte yandan gündüz aydınlığı gibi, iman, ihlas, sâlih amel koşturmaları. Aydınlığın tonlarının farklı olduğu gibi onlar da yapılış niyet ve sonuçları bakımından farklı farklıdır. Karanlık ve aydınlığın birbirine zıt olduğu gibi inkâr ve iman da birbirine zıttır.

Surenin devamındaki bu gerçeğe paralel ayetlerde de açıklamalar geliyor. Takva ve infak için koşturan aydınlık/ışık adamları… Cimrilik ve yalanlama uğruna koşturan karanlık/gece adamları… Gece karanlıklarına yeminle başlayan sure Rabbin rızası ile sona eriyor. Aslında bu insana hedefini göstermedir. Ey insan, koşturmana devam et, ama unutma ki tüm koşturmalarında hedefin Rabbinin Rızasını kazanmak olmalıdır. O arınmak isteyen cömert kişi yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnutluğunu gözeterek yapmıştır. Elbette kendisi de hoşnut olacaktır. Sonuçta Rab razı, kul razı olacaktır. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah’tan hoşnut olmuşlardır, bu büyük kurtuluştur.

Doğrusu sizin çalışmalarınız çeşitlidir ifadesi bir gerçeği dile getirdiği gibi, insanların yaratılış gayelerine uygun olarak doğru hedefe ulaşmak için istikamet çizgisinde davranışlar yapmalarının gereğine de vurgu yapılmaktadır. Ey insanlık, size yakışan farklı farklı, tutarsız ve yakışıksız davranışlar değil; tutarlı ve size yakışan davranışlar yapmanızdır. Zira dünyada izzet, ahirette cennete nail olmanız tutarlı davranmanıza bağlıdır. Peygamberlerin gideceği cennete, peygamberlerin izinde, onlar gibi müminler olarak ve onlar gibi sâlih amellerin adamı olarak gidilecektir. Dine bağlı kalın, onda ayrılığa düşmeyin. O halde hepiniz toptan Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, parçalanıp ayrılmayın. Kendilerine belgeler geldikten sonra ayrılan ve ayrılığa düşenler gibi olmayın. Bu, dosdoğru olan yoluma uyun. Sizi Allah yolundan ayrı düşürecek yollara uymayın. Allah size bunları sakınasınız diye buyurmaktadır. Allah’a ve peygamberine itaat edin; çekişmeyin, yoksa korkar başarısızlığa düşersiniz ve kuvvetiniz gider. Artık, namaz kılın, zekât verin, Allah’a sarılın. O sizin sahibinizdir. Ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!

Aslında iman ve küfür ehlinin amellerinin farklı oluşu açıktır, buna rağmen bu gerçek üzere niçin yemin edilmiştir, diye bir soru akla gelebilir. Buna şöyle cevap verebiliriz: İnsanın işlediği farklı farklı amellerin ahirette sonuçları da farklı farklı olacaktır. Dünyada insan, sergilediği tavır ve davranışlarıyla çevresindekileri yanıltabilir, ama ahirette her şey bütün netliği ile ortaya çıkacaktır. Nifakla namaz kılan, infâk eden, cihad eden kimse de yaptıklarının karşılığını görecek, ihlâsla bunları yapan da. Allah için ilim öğrenip-öğreten de bunu dünyalık elde etmek için yapan da yaptığının karşılığını görecektir. Gerçek anlamda mümin olan da küfür üzere ölen de yaptıklarının karşılığını görecektir. Sözgelimi aynı safta, aynı imamın ardında, aynı süre içerisinde aynı namazı kılanlar, namaza kendilerini verişlerine göre mükafatlarını alacaklardır. Aynı kişilere aynı miktarda infâkta bulunanlar da ihlâs ve samimiyetlerine göre ödüllerine nâil olacaklardır. İman ehli için bu böyle olacağı gibi, küfür-şirk ve nifâk ehli için de bu böyle olacaktır. İyilik olsun kötülük olsun insanlar yaptıklarının karşılığını kısmen yahut tamamen dünyada alabilirler yahut almayabilirler. Ahiretteâa ise her hak eden hak ettiğini alacaktır. Hiç kimsenin yaptığı yanına kalmayacaktır. Şu hadis bu hususu ne güzel açıklar:

Kıyamet günü hesabı ilk görülecek kişi, şehid düşmüş bir kimse olup huzura getirilir. Allah Teâlâ, ona verdiği nimetleri hatırlatır, o da hatırlar ve bunlara kavuştuğunu itiraf eder. Cenâb-ı Hak, Peki bunlara karşı ne yaptın, diye sorar. O kişi, şehidşünceye kadar Sen’in uğrunda cihâd ettim, der. Yüce Allah, Yalan söyyorsun. Sen, ne kahraman adam desinler diye savaştın, o da denildi, buyurur. Sonra emrolunur da o kişi yüzüstü cehenneme atılır.

Bu defa ilim öğrenmiş, öğretmiş ve Kur’ân okumuş bir kişi huzura getirilir. Allah Teâlâ ona da verdiği nimetleri hatırlatır. O da hatırlar ve itiraf eder. Ona da Peki bu nimetlere karşılık ne yaptın, diye sorar. O da İlim öğrendim, öğrettim ve Senin rızan için Kur’ân okudum, der. Cenâb-ı Hak, Yalan söyyorsun. Sen, âlim desinler diye ilim öğrendin, ne güzel okuyor desinler diye Kur’ân okudun. Bunlar da senin hakkında söylendi der. Sonra emrolunur, o da yüzüstü cehenneme atılır.

Sonra Allah’ın kendisine her çeşit mal ve imkân verdiği bir kişi getirilir. Allah Teâlâ verdiği nimetleri ona da hatırlatır. O da verilen nimetleri hatırlar ve itiraf eder. Cenâb-ı Hak, Peki ya sen bu nimetlere karşılık ne yaptın, der. O da Verilmesini sevdiğin, razı olduğun hiçbir yerden esirgemedim, sadece senin rızanı kazanmak için verdim, harcadım, der. Yüce Allah, Yalan söyyorsun. Hâlbuki sen, bütün yaptıklanı ne cömert adam desinler diye yaptın. Bu da senin için zaten söylendi, der. Emrolunur, bu da yüzüstü cehenneme atılır. O halde karar verelim, bizi hesap gününde yüzümüzü ağartacak, bize Rabbin rızasını ve cennetin âlî mertebelerini kazandıracak amellerin adamı olalım.

Yemin eden: Yüce Allah.

Kendisiyle Yemin Edilen: Karardığı zaman gece, aydınlandığında gündüz, erkek ve dişiyi yaratan Yüce Yaratıcı.

Üzerine Yemin Edilen: Amellerin çeşit çeşit olması.

Alâka: Şu sınav dünyasındaki insan, gece ve gündüz demlerinde yaşar ve koşturur. Kadın olsun erkek olsun insanın bu koşturmaları onları yaratan Yüce Rabbin kontrolünde gerçekleşir. Gece ve gündüzün farklı tonlarında farklı ameller sergilenir. Gece ve karanlık gibi insanoğlunun işlediği farklı tonlardaki ameller de iki grupta değerlendirilir. Küfür ve iman, kötülükler ve iyilikler. Küfür ve imanın tonları da farklıdır, kötülük ve iyiliklerin de. Herkes, niyetine göre yaptığının karşılığını görecek ve bulacaktır. Amellerin farklılığı, sonuçları da farklı kılacaktır. Gece karanlığı gibi küfür, inkâr ve cürümlere karşılık ateş, duman ve karanlıklar yurdu cehennem. İman, ihlas ve sâlih amellere karşılık nur, aydınlık ve huzur yurdu cennet. Elbette cehennemin de katmanları vardır, cennetin de dereceleri. Zaman bütün dilimleriyle insanda emanettir ve akıllı insana düşen gecesiyle gündüzüyle zamanın tüm dilimlerini, zamanın sahibinin emrinde kullanmasıdır. Gündüzün aydınlığını hidayet yolunda yürüyerek daha da aydınlatmalı, gece karanlığını da nurlu amellerle aydınlık hale getirmelidir.

Bu içeriği sosyal medyada paylaşın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir